Posts Tagged 8 Nisan

MAHKEMEDEN KAÇAN BAŞBAKAN

8 Nisan’da başlayan Ergenekon’dan çıkma süreci AKP hükümetini titretti!

Önce Başbakan Yardımcısı ve hükümet sözcüsü Bülent Arınç konuştu ve “yargı baskına uğradı” dedi. Bir diğer Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ on binleri “eşkıya”, Adalet Bakanı Sadullah Ergin ise “zorba” olarak niteledi.

Halkını eşkıya ve zorba diye niteleyen bir yönetim, biliyoruz ki aslında sallanıyordur!

AKP’NİN KARARTILMIŞ ANLAŞMALARI

Başbakan Erdoğan ise dünkü grup toplantısı konuşmasında Silivri’de toplanan on binleri hedef aldı. Erdoğan yargıyı göreve çağırdı ve CHP’li 41 vekille ilgili “bize düşeni yapacağız” diyerek dokunulmazlıklarını kaldırma tehdidi savurdu.

Erdoğan, CHP’li milletvekillerinin “karanlık bir örgütün” kuyruğuna takıldığını söyledi. Kuşkusuz Erdoğan’ın bu açıklamasına İşçi Partisi yetkilileri gerekli yanıtı verecektir ancak biz şu kadarını söylemeliyiz: Bir siyasi partiyi “karanlık bir örgüt” diye suçlamaya kalkacak bir hükümetin önce Bush’la, Obama’yla, Powell’la yaptığı ve kararttığı “gizli anlaşmaları” açıklaması gerekir!

ERDOĞAN’DAN HÂKİME HAKARET 

Başbakan Erdoğan’ın en çarpıcı ifadesi ise 8 Nisan için “bağımsız yargı saldırıya uğramıştır” demesiydi.

“Bağımsız yargıya” saldırı konusunda eline su dökülemeyen Erdoğan’ın “bağımsız yargı” savunmasına geçmesi, kuşkusuz en başta belirttiğimiz “titreme” nedeniyledir ve çaresizce söylenmiştir.

Gelin Erdoğan’ın “bağımsız yargıya” saldırılarından birkaçını anımsayalım:

1. Erdoğan, ilk hapis cezasını Hâkim’e hakaretten aldı. Erdoğan RP’den Beyoğlu Belediye Başkanı adayıyken 1989 yerel seçimlerini kaybetmesi üzerine sandık başkanı Eyüp 2. Asliye Ceza Mahkemesi hâkimi Nazmi Özcan’a hakaretten hapis yattı.

Hakaretin tanıklarından dönemin Beyoğlu Mal Müdürlüğü Memuru Ahmet Aslan olayı şöyle anlatıyor: “Seçim kurulu üyesiydim. 27 Mart 1989 günü saat 4 sıraları idi, sayım yapıyorduk. Ve bu sayım da itiraz üzerineydi. O sırada şahsen tanıdığım RP’den Tayyip Erdoğan bulunduğumuz yere geldi, seçim kurulu başkanı olan Nazmi Özcan’a hitaben ‘Şu haline bak sarhoş, şu adalete bak kimlere kalmış, seni yakacağım, seni adli tıbba sevk ettireceğim. Seni süründüreceğim’ şeklinde sözler sarf etti.”

Erdoğan’ın “yargıya saygısı” burada bitmiyor elbette. 4 gün sonra 31 Mart 1989’da savcılığa ifade vermeye giden Erdoğan, tutuklanması istemiyle Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi’ne sevk ediliyor. Erdoğan, mahkemenin verdiği yemek arasını fırsat bilerek ve muhafızlık eden polisleri atlatarak(!) bekleme salonundan kaçıyor!

Evet, yanlış okumadınız. “Yargıya saygı” diyen Erdoğan yargıdan kaçıyor! Sonra ne oluyorsa ve kimler araya giriyorsa artık, gıyabi tutuklu olarak aranan Erdoğan, 27 Nisan 1989 günü duruşmaya geliyor ve tutuklanarak Bayrampaşa Cezaevi’ne gönderiliyor.

Ancak Erdoğan’ın hapisliği kısa sürüyor. Yargının birden hızlanası geliyor ve bir hafta sonra 4 Mayıs 1989 günü duruşma oluyor. Ve Beyoğlu 1. Asliye Ceza Mahkemesi, Erdoğan’ı 500 lira kefaletle serbest bırakıyor.

Yargılama sonunda Erdoğan 6 ay hapis ve 20 lira para cezasına çarptırılıyor. Hapis cezası 920 lira paraya cezaya çevriliyor ve tecil ediliyor.

ASIL AKP YASADIŞIDIR!

2. Erdoğan, Meclis’e girecek milletvekillerini belirlerken de yargıya çok saygılıydı. 3 Kasım 2002’de, her beş AKP’li milletvekilinden 1’i, yani 78’i dokunulmazlık zırhına kavuşmuş ve kovuşturmalardan kurtulmuştu!

3. Hâkime rüşvetten tutuklanan parti yöneticilerine, kaçak villa yapan bakanlara, meclis sıralarından kameralara yansıyan torpil belgelerine, kayıp trilyon davasına, belediyeden milletvekiline yapılan toprak peşkeşine, gazetecilere rüşvet olarak dağıtılan cep telefonlarına, hülle ile TRT’ye geçen vekil damatlarına, asfalt yolsuzluğuna, deniz feneri yolsuzluğuna değinmiyoruz bile!

4. Başbakan Erdoğan, Yargıtay Başsavcısının açtığı ve Anayasa Mahkemesi’nde görülen partisinin kapatma davası sırasında da yargıya çokça saygılıydı! Erdoğan’ın yargıya söylediklerine gazete arşivlerinden ulaşılabilir.

Ancak daha önemlisi, bu dava sonucunda Anayasa Mahkemesi’nin AKP’yi “yasadışı” ilan etmesiydi! Değiştirdikleri yasayla kapanmaktan kurtulmuş ancak “laiklik karşıtı odak oldukları”, “Anayasaya aykırılıkları” ve “yasadışı” oldukları belgelenmişti!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
10 Nisan 2013

, , , , , ,

Yorum bırakın

JÖN TÜRKLER BARİKATLARI YIKTI

Bu yazıyı duruşma salonunun kapısında, x-ray cihazının hemen önünde, yerde kucağıma bilgisayarı alarak yazıyorum.

Yoğun basın ilgisi nedeniyle içeri giremiyorum…

Arada dışarı çıkıyor ve zalimin zulmüne direnenleri izliyorum…

Arada dönüp hâkimin bir türlü başlatamadığı duruşmanın bilgilerini dinliyorum…

CEMAAT HİYERARŞİSİ

Sabah “kanun benim” diyerek avukat ve gazetecileri içeri almayan iki çizgili uzman jandarma, komutanına “reis” diye hitap ederek ondan takdir bekliyor. “Reis” çaresizce “nasıl sokmadım ama içeri” diyen bu iki çizgili uzman jandarmayı onaylıyor.

Reis’in üç yıldızı olduğu düşünülürse, aralarında başka türden bir hiyerarşi olduğu anlaşılır…

Bu tablo davayı da, “hukuku” da açıklıyor. “Ergenekon olduktan sonra sinkaf ederim hâkimini de, savcısını da” diyen F tipi polislerin TSK içindeki eşdeğerleri bunlar…

SANKİ FİLİSTİN

Silivri bugün tarihi bir güne sahne oldu. Jandarma takviyeli polislerin Türk milletine yaptıklarına ancak İsrail’de rastlanır. Yüzlerce gaz fişeğinin yarattığı kimyasal gaz, havalandırmadan duruşma salonuna bile girdi. Tazyikli sular, 9 dereceye düşmüş havada insanlara don etkisi yarattı.

AKP sözcüsü Hüseyin Çelik’in günler önce milleti tehdit etmesini fırsat bilen amirleri, emrindeki polisleri acımasızca davranmaya yönlendiriyor. Gaz fişeklerini boşaltarak dönen polislerin yüzlerinden okunuyor bu…

Çoğu yapmak zorunda kaldığı zulümden pişman…

TARİHİ MİRASIN SAHİPLERİ

Gelelim sonuçlara…

Onca gaz, onca su, onca barikat “hepimiz Ergenekoncuyuz” diyen Türk milletini ne durdurabildi ne de kararlılıklarını engelleyebildi.

Jön Türklerin günümüzdeki temsilcileri olan Türkiye Gençlik Birliği TGB üyeleri, Namık Kemallerden, Mustafa Kemallerden, Deniz Gezmişlerden aldıkları tarihi mirası Silivri düzlüklerinde sürdürdü…

Atatürk’ün devrimciliği emanet ettiği genç Türkler, al bayraklarıyla, sloganlarıyla Türk milletinin Ergenekon’dan çıkmasına öncülük ettiler.

Silivri barikatlarını, Silivri zihniyetini, kafalardaki duvarları yıktılar!

ERGENEKON’DAN ÇIKIŞ BAŞLADI

On binlerce TGB’li “o duvar duvarınız, o duvar duvarınız, vız gelir bize vız” diyerek devirdiler barikatları…

İşçi Partililer, CHP’liler, ADD üyeleri “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diyerek haykırdılar saatlerce ve 8 Nisan’da, 13 Aralık’ı aştılar…

Polisleri, gazları, barikatları durdurmadı Türk milletini…

O yüzden 8 Nisan, arık yeni korku takvimleri!

Öyle ki, “güvenlik olmadığı” gerekçesiyle bir türlü başlatamadıkları davayı 11 Nisan’a ertelediler.

Gazları vardı, jandarmaları vardı, polisleri vardı, yetkileri vardı ama “güvenlikleri” yoktu!

Arkalarındaki Atlantik desteğine, hükümet güvencesine, cemaat olanaklarına rağmen yalnızdılar!

Dışarıda gaz yiyen, ıslanan yüz binler ise güvendeydiler!

Çünkü haklıydılar, güçlüydüler!

Ve bu nedenle de Ergenekon’dan çıkışı başlattılar.

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
9 Nisan 2013

, , , , ,

Yorum bırakın

HEPİMİZ AKİL ADAMIZ

Bugün 8 Nisan…

Emin olun bugünden sonra farklı bir Türkiye olacak.

Yıllar sonra süreçlere dair analizlerimizde 8 Nisan’ı eksen alacağız: 8 Nisan’dan önce (8NÖ) ya da 8 Nisan’dan sonra (8NS) diyerek başlayacak cümlelerimiz…

Çünkü 8 Nisan eylemi sadece Ergenekon tertiplerine değil; Türksüz yeni anayasa girişimine, bölme hamlelerine, Türk ile Kürt’ü ayrıştırmaya ve Ortadoğu’da kurşun yapmaya, Arap ile Fars’a düşman etmeye, Suriye’yi parçalamaya, başkanlık sistemine, açılıma ve akil adamlar heyetine bir yanıt olacak!

SİLİVRİ YOLUNDAKİ KAHRAMANLAR

Çoğunuz bu satırları şimdi Silivri yolunda, sabahın şu erken saatlerinde okuyorsunuzdur…

Bazılarınız İstanbul girişindeki bir benzin istasyonunda almışsınızdır Aydınlık’ı ve sıcak bir bardak çay içerken okuyorsunuzdur…

Bazılarınız da İstanbul’dan akın akın Silivri’ye akan otobüslerin içindedir; bir gözünüz yoldaki sıra sıra otobüslerin çokluğuna bakıyor, bir gözünüz de bu satırlara…

En güzel bayramlıklarınızı giyinmiş, yanınızda çocuklarınızla, sevdiklerinizle geleceğinize yürüyorsunuzdur…

İçiniz kıpır kıpırdır; az sonra Ergenekon’dan çıkış sürecini başlatacak büyük Türk milletinin bir neferi olarak Silivri’de olacaksınızdır…

Gelecektekiler düne baktığında, önce sizinle gurur duyacaktır!

HEPİMİZ ERGENEKONCUYUZ

Ben bu satırları sizlere dünden yazdım.

Akşamdan Silivri’yi gittim, şafak sökerken gelişinize tanıklık edeyim diye…

Tan ağarırken tarihe tanıklık edeyim diye…

Şu saatlerde aranızdayım…

9 Nisan’da yazmak üzere; özgürlüğünüze sahip çıkışınızı, tarihten bugüne taşıdığınız kahramanlıklarınızı, al bayrağı sıkı sıkı tutan elinizi izliyorum ve çakmak çakmak eden, ufkun ötesini arayan gözlerinize bakıyorum…

O büyük kalabalığın en önündeki pankartı okuyorum: “Hepimiz Akil Adamız”

Evet, onlar değil, siz akil adamsınız!

Hepiniz akil adamsınız, hepiniz Ergenekoncusunuz!

BÖRTEÇİNEYİZ, DEMİRCİ KAWAYIZ, CEMŞİDİZ

Ergenekon’dan çıkan akil adamlarsınız…

Topuğu ölümsüzlük suyuna değemeyen Akilus, sizin kahramanlığınızın önünde saygıyla eğilecek!

Çünkü İl Han’ın torunlarını, Nüküz ve Kıyan’ın çocuklarını Ergene Kon’dan çıkaracak Börteçine, sizsiniz!

Altay dağlarını eriten Türk demirci ustaları, sizsiniz!

Zahhak’a isyan eden Kürt Demirci Kawa, sizsiniz!

Nevruz’u, yeni günü başlatan Fars Cemşid, sizsiniz!

Biliyoruz; Ergene Kon, maden yeridir; ancak demir madeninin değil, insan madeninin, cevherinin yatağıdır…

Ergene Kon dün Altay’daki Beluça dağındaydı…

Bugün Batı Asya’da, Mezopotamya’da, Anadolu’da, Trakya’da ve de Silivri’dedir…

ERGENEKON’DAN ÇIKIYORUZ

Silivri Kalesi’ndekiler…

Sizler, bizler…

İzmir’den ve Diyarbakır’dan gelenler…

Beşparmak ve Toros dağlarından aşanlar…

Elmalı ve Ayder yaylasından inenle…

Kızılırmak ve Dicle’den geçenler…

Bakü’den ve Lefkoşa’dan el sallayanlar…

Halep’ten, Kerkük’ten ve Süleymaniye’den selam edenler…

Hepimiz Ergenekoncuyuz!

Yarın daha bir “gün aydın” diyeceğiz, daha bir “roj baş” diyeceğiz aydınlık geleceğimize…

Biliyoruz!

Çünkü biz, tarihe tanıklık ediyoruz!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
8 Nisan 2013

, ,

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın