Posts Tagged Abbas Arakçi
Münih sirki
Posted by Mehmet Ali Güller in Cumhuriyet Gazetesi, Politika Yazıları on 16/02/2026
Başlıktaki benzetme İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’ye ait: “Genellikle ciddi bir etkinlik olan Münih Güvenlik Konferansı’nın, İran söz konusu olduğunda Münih Sirki’ne dönüşmesini görmek üzücü.”
Neden mi? Çünkü ABD desteğiyle İran’da yeniden Şah rejimini kurmak isteyen Rıza Pehlevi’yi “İran’ın yeni umudu” diye Münih Güvenlik Konferansı’na davet ettiler. Pehlevi Münih’te, ABD ve İsrail’in sponsorluğunda “rejim karşıtlarıyla” bir miting düzenledi. ABD’li Senatör Lindsey Graham kürsüden Şah dönemindeki İran bayrağını salladı. ABD ve İsrail bayrakları, miting alanındaki Şah bayraklarına eşlik etti.
Kısacası Almanya, Münih Güvenlik Konferansı’nı İran karşıtı bir platforma dönüştürerek, İsrail’e bir destek daha verdi.
Liberal tezin sakatlığı
Siyasi liberallerin tezi şu: “ABD İran’ı vurmalı, çünkü İran’da demokrasi yok, molla rejimi var.”
Bu tez baştan aşağı sakat. Birincisi İran’da demokrasinin olup olmaması, bir başka ülkeye saldırma hakkı vermez. Bir ülkenin bir başka ülkeye rejimini “beğenmemesi” nedeniyle savaş açabilmesi, “devletlerin egemenlik” haklarının yok sayılarak ortaçağa dönülmesi anlamına gelir.
İkincisi demokrasinin ölçütü ne? Demokrasi ABD merkezli “liberal demokrasi”den mi ibaret? Ayrıca mesele gerçekten demokrasi ise ABD neden Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi monarşilere dost ama İran’a düşman? Geçiniz…
Mesele rejim değil
ABD’nin İran’ı hedef alıyor olmasının nedeni ne demokrasi eksikliğidir ne de molla rejimidir. İran ABD’nin çıkarlarına uyum gösterse, Washington molla rejimiyle pekala kol kola yürür. ABD İran’ı molla rejimiyle yönetildiği için değil, kendisine karşı olduğu için vurmak istiyor.
ABD molla rejimine alternatif diye son Şah’ın oğlu Rıza Pehlevi’yi sahaya sürüyor. Peki şah rejimi molla rejiminin alternatifi mi? Ülkenin topraklarıyla ve insanlarıyla bir aileye “tapulanması”, siyasal liberallerin demokrasi ölçüsüne uyuyor mu?
ABD için mesele ne molla rejimidir ne de şah rejimi. ABD çıkarlarıyla uyumlu her türlü rejimi destekler, çıkarlarına uyumsuz en demokratik ülkeye bile cephe alır.
Örneği İran zaten. 1953’te molla rejimi yoktu ve ABD ile İngltere, İran Başbakanı Muhammed Musaddık’ı darbeyle devirdi. Neden? Çünkü Başbakan Musaddık BP’nin kontrolündeki İran petrolünü millileştirmişti.
Yani mesele ne rejim ne de demokrasi, mesele emperyalizmin çıkarı.
Washington BM’yi hedef alıyor
Sirk demişken…
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio Münih Güvenlik Konferansı’nda şöyle dedi: “BM dünyada iyilik için hâlâ muazzam bir potansiyele sahip ancak baskı gerektiren konularda rol oynayamıyor. Gazze’deki savaşı çözemediler. Kırılgan da olsa ateşkesi sağlayan ABD oldu.” (Kaynak: AA, 14.2.2026)
İnanılır gibi değil! ABD’nin Dışişleri Bakanı Gazze’de savaşı durduramadı diye BM’yi eleştiriyor!
ABD Dışişleri Bakanı Rubio, İsrail’in Gazze’deki soykırımını durdurmaya yönelik bir çok BM girişimini bizzat ülkesinin veto ettiğini bilmiyor olabilir mi? Elbette biliyor!
Buradaki asıl üçkağıt şu: Trump yönetimi BM düzenine fiilen cephe almış durumda. Trump başkanlık kararnamesiyle ABD’yi onlarca BM kurumundan çekti. Hatta Gazze için kurulan Barış Kurulu’nu “alternatif BM” yapmayı hedeflediler ama neyse ki davet ettikleri ülkelerin çoğu teklifi reddetti.
Bugün iyi kötü BM düzeni devam edebiliyorsa, bu BM Güvenlik Konseyindeki Çin ve Rusya’nın tutumu nedeniyledir. Ama BM’nin önümüzdeki dönemde daha sert çarpışmalara sahne olacağı anlaşılıyor.
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
16 Şubat 2026