Mehmet Ali Güller
Posts Tagged Sevres
Barrack’ın önerisinin asıl amacı
Posted by Mehmet Ali Güller in Cumhuriyet Gazetesi, Politika Yazıları on 05/07/2025
ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın bölgemiz için Osmanlı millet sistemini önermesi çeşitli açılardan tartışılıyor.
ABD’nin Suriye’de HTŞ ile SDG’yi uzlaştırdığı, Suriye’nin İsrail ile normalleşme sürecini başlattığı ve PKK’nin silah bırakmasının görüşmelerinin yapıldığı süreçte, Osmanlı millet sisteminin gündeme gelmesi elbette dikkat çekiciydi.
Ama Barrack’ın önerisinin altında, aslında çok daha ileri bir amaç var.
Dinsel örgütlenme modeli
Öncelikle belirtelim: Osmanlı millet sistemindeki millet, bugün kullandığımız anlamında, yani ulus anlamında değildir. Millet, Aramca kökenli bir kelimedir, İbraniceye, oradan da Arapçaya geçmiştir. Tanrı’nın kelamı ve kelam etrafında toplanan cemaati ifade eder.
Yani millet, dinsel topluluk demektir. (Necmettin Erbakan’ın “milli görüşü”ndeki, milli, işte o eski anlamını taşıyordu.)
Osmanlı Devleti’nin egemenliği altındaki topraklarda yaşayanların, din ya da mezhep esasına göre örgütlenip yönetilmesine “millet sistemi” denilmiştir.
Sistem, II. Mehmet’in İstanbul’un fethinden sonra Ortodoks Patriği “millet başı” olarak atayarak, Ortodoksların içişlerinde ve dini konularda çok geniş bir özerklik kazanmasıyla başlayan bir sistemdir.
Dört milletli sistem
Osmanlı millet sisteminde, dört millet vardı: Müslüman milleti (millet-i erbia), Rum milleti, Ermeni milleti (millet-i sadıka) ve Yahudi milleti.
Türkler, Kürtler ve diğer Müslüman gruplar, tek bir milletti, yani tek bir dini topluluktu.
Osmanlı millet sisteminde yatay bir eşitlik yoktu. Herkes kendi milletinin içinde, ayrı bir hiyerarşinin parçasıydı.
Osmanlı’da devlet-toplum ilişkisi özetle şöyleydi: Genel yönetim, güvenlik, maliye ve askeriye gibi konuların yürütmesinden devlet; eğitim, sosyal güvenlik, dini işler ve vakıf hizmetleri gibi konuların yürütmesinden ise millet teşkilatı sorumluydu. Hatta miras ve aile hukuku gibi kişisel alana ait hukuk bile ayrıydı.
Millet sisteminin çözülmesi
Millet sistemi, feodal düzenin ve imparatorlukların sistemiydi. 1789 Fransız devrimi, sanayi devrimi ve kapitalizm, ulusal-devletler dönemini başlattı.
Haliyle Osmanlı millet sistemi de bu dönüşümden etkilendi. 1829 Yunan bağımsızlığı ile sistem çözülmeye başladı. 1839 Tanzimat Fermanı ve 1856 Islahat Fermanı ile sistemdeki çözülme ilerledi; Müslümanlar ile gayrimüslimler arasındaki farklar azaldı.
Sistemin yaşaması mümkün değildi ve 1876 Anayasasının “Devlet-i Osmaniye tabiiyetinde bulunan efradın cümlesine, hangi din ve mezhepten olursa olsun, bilâ istisna Osmanlı tabir olunur” maddesiyle, sistem fiilen sona erdi.
ABD barışı değil savaşı planlıyor
ABD Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın bölge için “Osmanlı millet sistemi”ni önermesinin asıl amacı, bu köşede dört ayrı yazıda işaret ettiğim amaçlarının toplamıdır: Washington bölgede bir Türk-Kürt-Arap ittifakı istiyor.
Kime karşı? İran’a karşı…
İşte ABD’nin Suriye’de Arap-Kürt (daha doğrusu HTŞ-SDG/PYD), Türkiye’de Türk-Kürt (daha doğrusu devlet-PKK) barışı hedeflemesinin asıl amacı budur. Ve emperyalist ABD elbette gerçekte barışı değil, savaşı hazırlamaya çalışmaktadır.
Ama asıl sorun şudur: İktidar sözcülerinin bu süreçte sık sık “Türk, Kürt, Arap Müslüman ümmeti” vurgulu açıklamalar yapması, ABD’nin planlarını kolaylaştırmaktadır.
Barrack’ın Lozan’ı Sykes-Picot ve Sevres ile birlikte ele alarak “haritaların yanlış çizildiğine”, dolayısıyla “yeniden çizilmesi gerektiğine” işaret etmesi ne ne yazık ki Ankara’nın buna sessizliği, işte bu “ümmet” açıklamalarıyla birlikte okunmalıdır.
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
5 Temmuz 2025
ABD, Lozan, Osmanlı Millet Sistemi, Sevres, Sykes-Picot, Tom Barrack
Barrack, Lozan, Erdoğan
Posted by Mehmet Ali Güller in Cumhuriyet Gazetesi, Politika Yazıları on 05/06/2025
Yeni Dünya Araştırmaları Merkezi Direktörü Prof. Dr. Hasan Ünal aradı dün. ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın Sykes-Picot ve Sevres ile birlikte Lozan’ı da aynı pakette vurgulamasına işaret etti.
NTV’den Deniz Kilislioğlu’nun Barrack’la yaptığı söyleşiyi, internetten okumuştum ve Lozan ifadesi yoktu. Prof. Dr. Hasan Ünal ise ısrarla başka kaynaklarda Lozan ifadesinin olduğunu söyledi. O kaynaklar mı acaba pakete yanlışlıkla Lozan’ı eklemişti?
Prof. Dr. Ünal bunun üzerine söyleşinin orijinalini bulup izledi.
Ve ortaya vahim bir sonuç çıktı…
Lozan metinden çıkarıldı
Evet, ABD Büyükelçisi Tom Barrack, söyleşinin 11. dakikasından itibaren, yüz yıl önceki anlaşmaların Kürtlere haklarını vermediğini söylediği bölümde, o anlaşmaları bir paket halinde sıralarken Sykes-Picot ve Sevres ile birlikte Lozan’ı da saymıştı.
Hatta söyleşiyi yapan Deniz Kilislioğlu, Prof. Dr. Hasan Ünal’ın ifadesiyle, Barrack’a “kibarca uyarıda” bulunmuştu.
Netice olarak ABD Büyükelçisi Tom Barrack Lozan’a işaret etmiş ama NTV söyleşiyi yazılı servis ettiği metinden Lozan’ı çıkarmıştı. Ama Barzanilerin Rudaw’ı gibi yayın organları ise metinde olmasa da, söyleşide yer alan Lozan ifadesini kendi haberlerine eklemişti.
Ünal: Barrack uyarılmalı
NTV’nin Lozan’ı kendi inisiyatifiyle metinden çıkarması haberciliğin doğasına aykırı. Kuvvetle muhtemel, söyleşinin ardından ABD büyükelçiliğinin profesyonel diplomatları, işadamı olan büyükelçinin sözünü düzeltti…
Ama ne olursa olsun, Prof. Dr. Hasan Ünal’ın da sosyal medyada vurguladığı gibi, Ankara’nın bunu yanıtsız bırakmaması gerekiyor. Prof. Dr. Ünal aynen şöyle dedi:
“ABD Büyükelçisi Lozan konusunda Dışişleri Bakanlığına çağrılarak uyarılmalı ve kendisinden derhal izahat istenmelidir. Lozan konusunun Sykes-Picot antlaşmaları veya Sevr ile aynı pakette değerlendirilerek ’Kürtlerle’ ilgili aksilikler oldu gibi laflar Ankara’daki resmi sıfatlı bir kişinin söyleyeceği şeyler değildir.”
Prof. Dr. Hasan Ünal haklı ancak ya Dışişleri Bakanlığına çağrılan ABD Büyükelçisi Tom Barrack “Ama cumhurbaşkanınız ’zafer diye yutturulmaya çalışıldığına’ işaret ederek Lozan’ı hezimet kabul ediyor” derse?
İnönü Lozan’a Mudanya’dan gitti
ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın bu anlaşmalara işaret etmesi, Batı emperyalizminin yanlışına işaret etmekten çok, haritaların Kürdistan için yeniden düzeltilmesini istemesinden kaynaklı.
Kaldı ki Barrack’ın Lozan’ı bir paket halinde Sykes-Picot ve Sevres ile birlikte değerlendirmesi, büyük bir yanlıştır. Zira Sykes-Picot ve Sevres, emperyalizmin bölgemizi paylaşma ve sömürme anlaşmalarıdır. Lozan ise emperyalizme karşı bağımsızlık savaşı kazanarak cumhuriyeti kurmanın anlaşmasıdır.
Yani Lozan Sevres’in panzehridir, Sevres’e yanıttır. İsmet İnönü’nün Lozan’da Mondros göndermesi yapan Lord Curzon’a tarihi yanıtıdır: “Ben buraya Mudanya’dan geldim!”
Tarih odur: Mondros Mütarekesi’nin yolu Sevres’e açılmıştır ama Kurtuluş Savaşı’nın zaferiyle imzalanan Mudanya’dan varılacak yer Lozan’dır!
Lozan karşıtı cephe
Asıl sorun ise şudur:
1) İktidar Lozan’ı hezimet görmektedir.
2) İktidarın açılım partneri PKK fesih kongresinde sorunun kaynağı olarak Lozan’ı gördüğünü belirtmektedir.
3) ABD açısından ise Lozan zaten BOP’un hedefidir.
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
5 Haziran 2025
ABD, Barrack, Erdoğan, Hasan Ünal, Lozan, Mondros, Mudanya, Sevres, Sykes-Picot
- Diğer 1.456 aboneye katılın
Kategoriler
- ABC Yazıları (23)
- Aydınlık Gazetesi Yazıları (1.402)
- CGTN Türk (260)
- Cumhuriyet Gazetesi (995)
- Film Yazıları (1)
- Kitap-Film Yazıları (14)
- Mesleki Yazılar (5)
- Odatv Yazıları (216)
- Politika Yazıları (3.020)
- Radikal Kitap Yazıları (1)
- Teori Dergisi Yazıları (6)
- Uncategorized (10)
Arşivler
İstatistikler
- 1.148.651 hits