ABD İÇİN İSRAİL’İN ANLAMI

ABD’nin Suriye konusunda daha ileri gidemeyerek Rusya’nın çözümüne mecbur kalması, İran’la “yakınlaşmasını” da doğurdu.

İsrail’in salonu terk etmesine rağmen ABD heyeti BM Genel Kurulu’nda ilk kez İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yi dinledi. Ardından ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile İran Dışişleri Bakanı Cevat Zarif 30 yıl sonra bir ilki gerçekleştirdi ve New York’ta baş başa görüştü.

Bu görüşmeyi, daha önce İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile mektuplaştığını açıklayan Obama’nın, bu kez de telefonlaştıklarını açıklaması izledi!

İSRAİL RAHATSIZ

Kuşkusuz bu “yakınlaşma” en çok İsrail’i rahatsız etti. İsrail bir numaralı müttefikinin, bir numaralı düşmanıyla yakınlaşmasını, güvenliğine tehdit olarak algılıyor.

Nitekim İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail’in tek başına kalsa bile İran’ın nükleer silah geliştirmesine izin vermeyeceğini açıkladı. “Tek başına” vurgusuyla Washington’u eleştiren Netanyahu, Obama’ya da çarpıcı bir göndermede bulundu: “Ahmedinejad kurt postu içindeki kurttu ama Ruhani, kuzu postuna bürünmüş kurt.”

İSRAİL ABD’YE YÜK OLMAYA BAŞLADI

Bu durum değişikliği, elbette emperyalist ABD’nin zorunlulukları ile çıkarlarının kesişmesinden doğan bir sonuçtur ve ABD’nin stratejik savunmada olmasıyla ilgilidir.

Ayrıca bu sonuç, Türkiye’deki kimi ulusalcı ve İslamcı çevrelerde hâkim olan “ABD’yi İsrail yönetiyor” algısının düzelmesi bakımından da fırsattır.

MOSSAD’a ve Yahudi Lobisi’ne fazlasıyla önem atfeden bu görüşler için İsrail, dünyanın efendisidir ve Washington’u parmağında oynatmaktadır.

Oysa gerçeğin böyle olmadığı ortadadır. Hatta ABD hâkim sınıfları içinde İsrail’in bir yük olmaya başladığı görüşleri son yıllarda ağırlık kazanmaktadır. Örneğin ABD eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Zbigniew Brezezinski’nin İsrail’in İran’a saldırma olasılığının konuşulduğu günlerde yaptığı şu çok çarpıcı açıklama öğreticidir: “Eğer İsrail savaş uçakları, Irak hava sahasını kullanıp İran’a saldırırsa ABD savaş uçakları havalanıp onlarla savaşmalı. İsrail’in uçakları tepemizde uçarken oturup seyredecek miyiz, onlara bu hakkı vermeme konusunda ciddi olmalıyız” (Milliyet, 24 Eylül 2009).

ABD’NİN ÜÇ İSRAİL PLANI

Daha anlamlısını ise ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden dile getirdi: “Eğer bir İsrail olmasaydı çıkarlarımızın korunabildiğinden emin olmak için bir tane İsrail icat etmek zorunda kalabilirdik” (Bloomberg HT, 1 Ekim 2013).

Biden bu veciz ifadesiyle, bizim yıllardır İsrail için kullandığımız “karakol devlet” kavramını açmış ve berraklaştırmış oldu!

Evet, ABD için İsrail’in anlamı budur!

İkinci dünya savaşının ardından Ortadoğu’nun kontrolünü İngilizlerden devralan ABD için, yeni kurulan İsrail, bir karakol devleti olarak çok değerliydi. ABD o karakol devletini kullanarak nüfuz etmek istediği bölgelerde sorunlar çıkartacak ve o karakol devleti üzerinden bölgeyi karıştıracaktı. Böylece bölgeyi denetleyebilecekti.

Hatta ABD, ilerleyen yıllarda Ortadoğu’da tek bir karakol devletinin yetmediğini gördü ve ikinci, hatta üçüncü İsrail devleti icat etmek istedi!

2000’e Doğru ve Aydınlık 30 yıldır ABD’nin üç İsrail Planı’nı vurguluyor:

1. Biden’ın ifadesiyle ABD’nin hazır bulduğu İsrail, birinci İsrail.

2. ABD’nin kurmaya çalıştığı Kürdistan, ikinci İsrail.

3. Kürdistan kurulunca küçülecek olan Türkiye. Küçük Türkiye, artık “ABD’ye bağımlı Türkiye” olmaktan çıkacak ve “ABD için Türkiye” olarak İsrailleşecektir!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
3 Ekim 2013

Reklamlar

,

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: