Gençler, Fransa’nın ardından İtalya’da da eyleme geçti. Eylemlerin gerekçesi burada da benzer şekilde dile getiriliyor: “Kamu hizmetlerindeki bütçe kesintilerine ve neoliberal yönelimli reformlara karşı taleplerde bulunuyorlar.”
Gençlerin bu haklı eylemlerine karşı ise “kara propaganda çarkları” döndürülüyor. Bir taraftan “gençlerin eylemlerinin faşist Le Pen’i iktidara taşıyacağı” iddia edilerek eylemler karalamaya çalışılırken, bir taraftan da “eylemci gençlerin Müslüman ve Afrikalı oldukları, Hristiyanların kurduğu Avrupa’yı yaktıkları” türünden ırkçılıklar sergileniyor.
Tam da emperyalizmin ideologlarından Samuel Huntington’un istediği türden bir Medeniyetler Çatışması yani! Ve tam da ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Yunanistan’da verdiği “Batı Medeniyetinin Savunmasında” mesajındaki gibi…
Hammadde ve emek sömürüsüne dayanan Avrupa
“Hıristiyanlar Avrupa’yı inşa etti. Müslümanlar ve Afrikalılar Avrupa’yı yok ediyor” diyen bir Avrupalı gazeteciye Gazete Bilim Genel Yayın Yönetmeni Emrah Maraşo’nun verdiği şu yanıt yeterince net: “Kapitalist Avrupanız sömürdüğünüz işçi sınıfının, sömürgeleştirdiğiniz Müslüman ve Afrikalı halkların emeğiyle inşa edildi.”
Gerçek budur: Avrupa önce Portekiz ve İspanya, sonra Hollanda, ardından Fransa ve İngiltere gemilerinin uzandığı coğrafyalardaki halkların kanlarının ve onlardan çalınanların üzerinde inşa oldu. Kimi zaman gümüşlerini ve altınlarını çalarak, kimi zaman bizzat kendilerini köle edip tarlalarında çalıştırarak, Batı kapitalizmini ortaya çıkaran birikimi sağladılar.
Gümüş, altın ve köle ile başlayan sömürü, petrol ve ucuz işçi emeğiyle, biçimi değişerek sürdü, azalarak da olsa hâlâ sürüyor. Emperyalist devletler, şirketleri aracılığıyla sömürmeye devam ediyorlar.
Göçlerin kaynağı kendileri
Avrupalıların ülkelerindeki Müslümanlardan ve Afrikalılardan şikayetçi olmaları tam bir ikiyüzlülük ve ahlaksızlık örneğidir. Avrupa’ya doğru hâlâ süren göç baskısı, bu toprakları uzun süre “yöneterek” sömürmelerinden ve bunun olumsuz ekonomik mirasından kaynaklanmaktadır.
Öte yandan emperyalist ABD ve Avrupalı müttefiklerinin Afganistan ve Irak işgalleri, Libya ve Suriye operasyonları da göç baskısı doğurmuştur. Dolayısıyla Avrupalı beyazlar, şehirlerine yerleşen siyah ya da Müslüman komşularına değil, kendi hükümetlerine kızmalıdırlar.
Diğer yandan Fransa’daki eylemleri Müslüman ve Afrika kökenlilere yıkmaya çalışmak da tam bir istihbarat operasyonudur. Onların da Fransa yurttaşı olduğu gerçeği bir kenara, eylemlerde çoğunluk beyaz Fransızlardır.
Ve ayağa kalkan Fransız gençler, yaptıkları açıklamalarda, meselenin esasına, kapitalizme, neoliberalizme, kamuculuğun adım adım tasfiye edilmesine işaret ederek, bu kara propagandaları boşa çıkarmaktadır.
Rubio’nun mesajının anlamı
Rubio’nun “Batı Medeniyetinin Savunmasında” başlıklı konuşmasına dönersek…
ABD Dışişleri Bakanı Rubio, “Atina’da doğan, Roma tarafından şekillendirilen, Hıristiyanlıkla vaftiz edilen, Orta Çağ Avrupası’nın fırınında güçlenen, İngiliz özgürlüğüyle donatılan ve ardından Atlantik’in öbür yakasına taşınan” bir Batı uygarlığı resmediyor. Ve Rubio, Batı uygarlığının inşa ettiği yaşam standartlarını kaybetmemek için bir dönüm noktasında olduklarını belirterek “topyekun savunma” öneriyor.
Yaşam standardı dediği, yukarıda özetlediğimiz Doğu’yu ve Güney’i sömürmelerine dayanan zenginlik. ABD’li ve Avrupalı sömürgen egemen sınıf, işte o zenginliğini korumak için dışarıda askeri saldırganlıklara, içeride kamu kaynaklarını kısmaya yöneliyor bir süredir. Gençler işte buna isyan ediyor.
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
19 Ekim 2026