ABD-İsrail ilişkileri iki ülkede de tartışılıyor. Bu ilişki Washington’da, İsrail’in ABD’ye yükünün boyutu, Tel Aviv’de ise ABD desteğinin ne kadar sürebileceği üzerinden tartışılıyor.
Bu tartışmayı hızlandıran bir etken de Trump Doktrini oldu. Zira doktrin, ABD’nin Avrupa ve Ortadoğu’daki işlerini müttefiklerine dağıtmayı, yük paylaştırmayı esas alıyor.
Heyman’a göre doktrinin ana hatları
Konunun bir süredir Tel Aviv’de kapsamlı bir şekilde ele alındığını gösteren konulardan biri, İsrail’in yeni güvenlik doktrini. Gerçi 2023’te şekillenmeye başladıysa da, ABD gibi açık belgesi olmadığı için doktrinin içeriğini tam olarak bilmiyoruz. Neyseki İsrail seçim süreci ve sertleşen iç mücadele, bu yeni doktrine dair ipuçları edinmemizi sağladı: Eski İsrail Askeri İstihbarat Dairesi (AMAN) Başkanı Tamir Heyman, henüz resmi belgelere dökülmemiş yeni güvenlik doktrini hakkında, Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nde (INSS) bir analiz yayımladı.
Heyman’ın yeni güvenlik doktrinini nazıl değerlendirdiğine geçmeden önce, Anadolu Ajansı’nın derlemesinden hareketle, doktrinin içeriğini anlamamızı kolaylaştıran ana hatlarına bir göz atalım:
ABD ile yol ayrımı
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu hükümetinin uyguladığı yeni güvenlik doktrinine göre;
1) Yahudi kimliği demokratik sistemin önüne geçiriliyor.
2) Ortadoğu’da gerçek ve anlamlı bir barışın mümkün olmadığı ve Arap devletlerle varılacak mutabakatların geçici olduğu savunuluyor.
3) ABD ile yol ayrımı öngörülüyor. ABD “gerileyen bir güç” olarak niteleniyor ve bu durumun “İsrail’i terk etmesini” hızlandıracağı düşünülüyor. İsrail’in güvenliğinin sadece kendi askeri gücüne dayanması gerektiği belirtiliyor ve ABD ile bağları koparmanın yalnızca kaçınılmaz değil, ulusal kimliğin direnci açısından zorunlu olduğu savunuluyor.
Savunma yerine saldırı
4) Askeri stratejide savunma yerine saldırının mutlak öncelik kazandığı belirtilerek, baskın ve sürpriz önleyici darbelerin tek yol olduğu savunuluyor. Çatışmayı düşman sahasına taşımak ve derin hatlar kurmak amacıyla “ileri savunma alanları” oluşturulması gerektiği kaydediliyor.
5) İki devletli çözüm reddediliyor, Filistin topraklarına yerleştirilen İsrailliler, İsrail için “savunma kalkanı” olarak nitelendiriliyor.
6) Savunma sanayisinde, siber teknolojide ve yapay zekada tam yerlileşme ve uluslararası ortaklıklardan bağımsız bilimsel üretim hedefleniyor. (Muhammet Nazım Taşcı, AA, 14.10.2026)
Savunma açığı ve izolasyon riski
Peki eski AMAN Başkanı Heyman, ana hatları yukarıda özetlediğimiz bu yeni güvenlik doktrinini nasıl yorumluyor?
Heyman’a göre yeni güvenlik doktrininin üç temel zayıflığı var:
– Doktrinin, İsrail’in varoluşsal temellerini dinamitlediği savunuluyor.
– Doktrinin, İsrail’i uluslararası alanda derin bir izolasyona, ekonomik ve teknolojik durgunluğa, beyin göçüne ve sınırları belirsiz sürekli bir savaş döngüsüne sokacağı savunuluyor.
– ABD ile stratejik bağı koparmanın, savunma açığına ve diplomatik izolasyona yolaçağı savunuluyor.
ABD-İsrail yol ayrımı şu anda olası görünmüyor
Heyman’ın analizinin ve eleştirisinin temelini, “ABD ile stratejik bağı koparmanın doğuracağı sorunlar” oluşturuyor. Heyman haksız değil; ABD’nin askeri ve istihbarat desteğinin olmaması savunma sorununa, siyasi desteğinin olmaması diplomatik yalnızlığa yol açacaktır. Çünkü İsrail’in Araplar karşısında sağladığı askeri başarılarının kaynağı da ona uluslararası platformlarda dokunulmazlık sağlayan da ABD’dir.
Peki ABD, Ortadoğu’daki “ileri karakolu” gördüğü İsrail’den öyle kolayca vazgeçer mi? Son tahlilde ABD için İsrail, Ortadoğu dizaynında kullandığı değerli bir sopadır. Bu nedenle doktrinde belirtilen bir “yol ayrımının” yaşanması kısa ve orta vadede pek olası görünmüyor. Üstelik Netanyahu’suz bir İsrail ile Trump’sız bir ABD’nin, yolu birlikte yürümek için hâlâ geçerli nedenleri olacaktır.
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
17 Ekim 2026