Posts Tagged Al Antisar

AL ANTİSAR MUAMMASI

Japon Sankei Shimbun gazetesinin haberine göre, 2013 yılı başlarında mühimmat yüklü bir gemi Kuzey Kore’den yola çıkar. Gemide 1,400 makineli tüfek, 30,000 mermi ve gaz maskeleri ile kimyasal saldırıdan korunma araçları vardır.

Gemi Kuzey Kore’den çıktığı andan itibaren ABD tarafından adım adım izlenir. Gemi ve mühimmatları konusunda Ankara bilgilendirilir. 3 Nisan’da Çanakkale Boğazı’ndan geçtiği sırada da durdurulur ve kargosuna el konulur.

Mühimmat Kuzey Kore tarafından Esad’a gönderilmektedir. Türkiye bu nedenle kargoyu da gemiyi de bağlar.

Japon Sankei Shimbun gazetesinin kaynağı ABD’dir. Haber, Japonya üzerinden tüm dünyaya servis edilir.

Haberdeki gemi Libya bandıralıdır ve ismi de Al Antisar’dır!

CIA İSKENDERUN’A YÜK BOŞALTTI

Eminim bu gemi ismi size tanıdık gelmiştir. Zira Libya’dan Suriye’ye silah sevkiyatında kullanılan ve İskenderun Limanı’na gelip, cihatçı da indiren Al Antisar gemisini, bu köşede birkaç kez konu etmiştik.

Gelin yukarıdaki haberin muammasını çözebilmek için, önce bazı haberleri anımsayalım:

Hürriyet 25 Nisan 2013’te “Türkiye’den giden binlerce silah son anda yakalandı” diye bir haber yaptı. Buna göre Türkiye’den Libya’ya gönderilmek üzere yola çıkan bir gemide yapılan aramada 990 tüfek ve 410 tabanca ile binlerce mermi ele geçirildi. Al Antisar isimli geminin Libyalı kaptanı ve silahları tedarik eden bir Türk tutuklandı.

Ancak haber eksikti. Çünkü geminin sahibi CIA’ydı ve silahlar da Libya’ya değil, Suriye’ye gidecekti.

Çünkü Al Antisar aslında daha önce İskenderun’a gelmişti. Aydınlık 21 Ağustos 2012’de “İnsani yardım gemisiyle Libya’dan 24 militan getirdiler” diye ayrıntılı vermişti o olayı.

19 Kasım 2012 tarihli Ufuk Ötesi’nde ise Al Antisar’ın sadece militanları değil, Suriye’ye sevk edilecek uçaksavar, RPG ve MANAD tipi füzeleri de getirdiğini yazmıştık. Ancak İskenderun açıklarında demirleyen Al Antisar’ın İHH alıcılı “tıbbi malzeme” görüntülü 400 tonluk yükü, bazı yetkililerin çıkardığı “yasal izin” problemi nedeniyle bir türlü boşaltılamıyordu.

ÖLDÜRÜLEN BÜYÜKELÇİ’NİN OPERASYONDAKİ ROLÜ

Devreye, daha sonra üç diplomatla birlikte öldürülecek olan, yükün sahibi ABD’nin Bingazi Büyükelçisi Chris Stevens girdi. Sonra 2 Eylül’de CIA Başkanı David Petraeus Türkiye’ye geldi ve Al Antisar’daki yük 6 Eylül’de “yasallık” kazandı!

Konu, Chris Stevens’ın ölümü nedeniyle önce ABD Kongresi’ne geldi, ardından da TBMM’de soru önergesi oldu.

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in verdiği bilgilere göre, Libya bandıralı gemi, 14 Ağustos’ta İskenderun Limanı demir sahasına demirlemiş, 29 Ağustos günü İskenderun Limanı’na yanaşıp Bingazi’den getirdiği 353 ton yükü, İHH Vakfı için boşaltmıştı.

Geminin boş ve yolcusuz olarak 3 Eylül günü Türkiye’den ayrıldığını söyleyen Şahin, 24 Libyalının izni konusunda da topu Dışişleri Bakanlığı’na attı.

KİMYASAL KOMPLONUN İZLERİ

İşte tam da Suriye’de kimyasal komplo yapıldığı şu günlerde, Al Antisar yine gündeme geldi. Güya Kuzey Kore Esad’a silah ve gaz maskesi ile kimyasal saldırıdan korunmak için malzeme gönderiyordu. Kaynak da ABD’ydi.

Üstelik bir de harita yayınlamışlardı. Gemi Kuzey Kore’den kalkıyor, Hint okyanusunu geçiyor, Süveyş Kanalı’ndan geçip Çanakkale Boğazı’nda yakalanıyordu! Kuzey Kore Esad’a malzeme gönderdiyse, geminin Çanakkale’de ne işi vardı? Süveyş’i geçip kuzey doğuya yönelmesi gerekmiyor muydu?

Bu mantıksızlık dışında bir de arşivleri açınca, gerçeklerle karşılaşıyoruz: CIA kaynaklı haber hem esas operasyonu perdelemeye çalışıyor, hem de bunu yaparken Esad’ı zan altında bırakmaya çalışıyor. Gerçekte Al Antisar, Suriye’ye CIA yüklerini sevk ediyor! Gaz maskeleri ve kimyasal saldırılardan korunma malzemeleri ise, kimyasal silah kullanacak olan teröristlerin korunması için!

Şam’ın kenarındaki Doğu Guta bölgesinde Esad’ın yaptığı iddia edilen kimyasal saldırının ve olası yeni saldırıların altından bakalım daha neler çıkacak?

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
28 Ağustos 2013

, , , ,

1 Yorum

TUZLA’DA CIA GEMİSİNE OPERASYON

Önceki gün Hürriyet’te okudunuz: “Türkiye’den giden binlerce silah son anda yakalandı.”

Dinçer Gökçe’nin haberine göre Türkiye’den Libya’ya gönderilmek üzere yola çıkan bir gemide yapılan aramada 990 tüfek ve 410 tabanca ile binlerce mermi ele geçirildi. El İntizar (Al Antisar) isimli geminin Libyalı kaptanı ve silahları tedarik eden bir Türk tutuklandı.

Ancak haber eksikti. Çünkü geminin sahibi CIA’ydı ve silahlar da Libya’ya değil, Suriye’ye gidecekti.

Nereden mi biliyoruz? Gelin arşive başvuralım.

PETRAEUS DEVREYE GİRDİ

El İntizar gemisini Aydınlık okurları iyi anımsayacaktır:

21 Ağustos 2012’de “İnsani yardım gemisiyle Libya’dan militan getirdiler” haberinin konusuydu El İntizar…

19 Kasım 2012 tarihli Ufuk Ötesi’nde, El İntizar’ın sadece militanları değil, Suriye’ye sevk edilecek uçaksavar, RPG ve MANAD tipi füzeleri de getirdiğini yazdık. Ancak İskenderun açıklarında demirleyen El İntizar’ın İHH alıcılı “tıbbi malzeme” görüntülü 400 tonluk yükü, bazı yetkililerin çıkardığı “yasal izin” problemi nedeniyle bir türlü boşaltılamıyordu.

Devreye yükün sahibi ABD’nin Bingazi Büyükelçisi Chris Stevens girdi ve Bingazi Konsolosu Ali Sait Akın ile görüştü. Hatta o görüşme, Stevens’ın “son akşam yemeği” diye basına yansıdı. Zira Chris Stevens, ABD elçiliğine düzenlenen bir saldırıda üç diplomatla birlikte öldürüldü.

Sonra 2 Eylül’de CIA Başkanı David Petraeus Türkiye’ye geldi ve El İntizar’daki yük 6 Eylül’de “yasallık” kazandı!

AKP DOĞRULAMAK ZORUNDA KALDI

Konu TBMM’de gündeme gelince dönemin İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin açıklama yapmak durumunda kaldı.

Bakan Şahin, Libya bandıralı geminin, 14 Ağustos’ta İskenderun Limanı demir sahasına gelerek demirlediğini, 29 Ağustos günü İskenderun limanına yanaşıp, Bingazi’den getirdiği 353 ton yükü boşalttığını, alıcının da İHH Vakfı olduğunu açıkladı.

Geminin boş ve yolcusuz olarak 3 Eylül günü Türkiye’den ayrıldığını söyleyen Şahin, 24 Libyalının izni konusunda da topu Dışişleri Bakanlığı’na attı.

Bakan Şahin, ayrıca El İntizar’ı “balıkçı” gemisi olduğu için denetlemediklerini söyledi.

11 Aralık 2012 tarihli Ufuk Ötesi’nde İdris Naim Şahin’e El İntizar’ın fiilen “balıkçı” gemisi olamayacağını belirttik. Zira El İntizar, kendisinin de açıkladığı gibi yükünü boşalttıktan sonra yolcusuz olarak Türkiye’den ayrılmıştı.

Demek ki 24 kişi mürettebat değil yolcuydu ve El İntizar da Suriyelilere insani yardım diye avladığı balıkları getirmemişti!

AKP OPERASYONU BİLİYOR MU?

Şimdi artık şunları sormalıyız:

Daha önce Suriye’ye silah ve terörist götürmesine izin verilen El İntizar’ın bu kez yüküne neden el kondu? El İntizar neden deşifre edildi?

Geminin 14 Ağustos 2012’de yük boşaltmasına AKP’ye rağmen izin verilmemişti. Bugün de Tuzla operasyonu yine AKP’ye rağmen mi yapıldı?

Yoksa bu kez AKP hükümetinin bilgisi vardı ve operasyon başka pazarlıklar için mi yapıldı?

GEMİ SURİYELİ’NİN, YÜK TÜRK’ÜN, SİLAHLAR LİBYA’NIN

Bizi yanıtlara götürecek bir başka haberi anımsayarak bitirelim:

İstanbul’dan Libya’ya gittiği belirtilen bir gemi Ege’de fırtınaya yakalanmış ve Yunanistan’ın Volvos Limanı’na sığınmıştı. Ancak bu esnada gemide taarruz silahları olduğu ortaya çıktı!

İşin ilginç yanı şuydu: Resmi olarak geminin sahibi Suriyeli, yükün sahibi Türk ve yükün gideceği adres Libya’ydı!

Yükün sahibi Cenk Barçın silahları doğruluyor fakat “hepsi İçişleri Bakanlığı’ndan izinli. Bu bir resmi ihracat” diyordu. (Hürriyet, 30 Ocak 2013)

Sonra bu silahların Libya’ya değil de, aslında Yemen’e gideceği iddia edildi. Zira Yemen’de kısa aralıklarla tam üç kez Türkiye’den gelen silahlar yakalanmıştı.

Gerçi Libya, Yemen ya da Suriye olup olmadığı artık fark etmiyor. Zira ABD’nin “özel savaşında” kullanılan teröristler ve silahlar oradan oraya dolaştırılıyor; tabii ölene kadar…

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
27 Nisan 2013

, , , , , , , , ,

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın