Posts Tagged Strateji
ABD’nin yükünü kim paylaşacak?
Posted by Mehmet Ali Güller in Cumhuriyet Gazetesi, Politika Yazıları on 02/02/2026
Beyaz Saray’ın Aralık 2025’te yayınladığı Ulusal Güvenlik Stratejisi ile Pentagon’un Ocak 2026’da yayınladığı Ulusal Savunma Stratejisi, ABD’nin önümüzdeki dönem boyunca izleyeceği stratejiyi ana hatlarıyla resmediyor.
Bir program olarak Ulusal Güvenlik Stratejisi ve onun harekat planı olarak Ulusal Savunma Stratejisi, “Önce Amerika” doktrininin işaret ettiği hedeflere, hangi araçlarla, hangi yoldan ulaşılacağının planlamasıdır.
Bu iki belgeyi de bir kaç yazıda inceledik. Bugün Ortadoğu bölümüne odaklanarak devam edeceğiz.
Ortakların sorumluluğu üstlenmesi
Beyaz Saray’ın Ulusal Güvenlik Stratejisi, ABD’nin müttefiklerinden “bölgelerinde birincil sorumluluğu almasını” istiyordu. Çünkü ABD’nin zayıfladığı kabul ediliyor ve buradan hareketle “ABD’nin dünya düzenini ayakta tutma görevinin sona erdiği” belirtiyor belgede.
Pentagon’un Ulusal Savunma Stratejisi ise müttefiklerden bekleneni daha da somutlaştırmış. Belgede doğrudan “ABD’nin müttefikleri ve ortaklarıyla yük paylaşımını artırması” başlıklı bir bölüm bile var.
O başlık altındaki en dikkat çeken cümle şu: “Savaş Bakanlığı (Pentagon), müttefiklerin ve ortakların Avrupa, Ortadoğu ve Kore Yarımadası’nda kendi savunmalarının birincil sorumluluğunu üstlenmeleri için teşviklerin güçlendirilmesine öncelik verecektir.”
ABD’nin “yük paylaşımı” politikası, Avrupa’da NATO düzleminde tartışma yarattı zaten. Bu durum ABD’nin Çin’e karşı konumlandırdığı Uzakdoğu müttefiklerini ve ortaklarını da tedirgin etmeye başlayacaktır.
ABD’nin ilişkilerde öncelik kıstası
Peki ABD’nin Ortadoğu’daki yüklerini kim ya da kimler paylaşacak?
Pentagon belgesinde açık açık “genel yanıtı” verilmiş bu sorunun: “Bölgelerindeki tehditlere karşı gözle görülür şekilde daha fazla çaba gösteren örnek müttefiklerle işbirliği ve ilişkilere öncelik vereceğiz. Bu işbirliği ve ilişkiler, silah satışı, savunma sanayi işbirliği, istihbarat paylaşımı ve ülkelerimizi daha iyi bir konuma getirecek diğer faaliyetler dahil olmak üzere, kritik ancak sınırlı ABD desteği ile sağlanacaktır.”
ABD yararına “en fazla çaba gösterenlerle ilişkilere öncelik verme” politikası, daha şimdiden Suriye’de etkisini gösterdi!
Bu yaklaşım, asıl ABD’nin Ortadoğu’daki esas işlerinde etkisini gösterecektir. O nedenle gelin önce Pentagon’un belgede o işleri nasıl tarif ettiğine bakalım.
ABD’nin Ortadoğu planlaması
Pentagon’un Ulusal Savunma Stratejisi belgesinde, ABD’nin Ortadoğu’daki işleri, ama birincil sorumluluk müttefiklerinde olmak üzere, şu şekilde sıralanmış:
“Savaş Bakanlığı, bölgesel müttefiklerimizi ve ortaklarımızı, İran ve onun vekillerini caydırma ve savunma konusunda birincil sorumluluk almaya teşvik edecek; İsrail’in kendini savunma çabalarını güçlü bir şekilde destekleyecek; Arap Körfezi ortaklarımızla işbirliğini derinleştirecek; ve Başkan Trump’ın tarihi girişimi olan Abraham Anlaşmaları’nı temel alarak, İsrail ile Arap Körfezi ortaklarımız arasında entegrasyonu sağlayacaktır.”
Buradan da görüleceği üzere ABD, Ortadoğu’daki hedeflerinin başına İran’ı koymuş durumda. Ancak dikkat ederseniz Pentagon, İran’ı tek başına ya da İsrail’le birlikte hedef alacağına işaret eden bir formülasyon kullanmıyor; İran’a karşı müttefiklerini ve ortaklarını birincil sorumluluk almaya teşvik edeceğini söylüyor.
İran’a savaş nasıl engellenir?
İşte bu uzun zamandır işaret ettiğimiz cephe anlamına geliyor: ABD, İsrail hegemonyasında yeni Ortadoğu düzeni inşa etmeye ve İran’a karşı bir cephe oluştumaya çalışıyor.
Dolayısıyla Türkiye, Suudi Arabistan, BAE gibi müttefik ve ortaklarının o cepheye girmemesi, ABD’nin İran’a doğrudan savaş açma olasılığını büyük oranda zayıflatacaktır. Başlıktaki soruya yanıtla söylersek, ABD’nin yükünü kimse paylaşmazsa, İran’a savaş açamaz. En fazla belli noktalara hava ve füze saldırısı yaparak durumu idare etmeye çalışır.
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
2 Şubat 2026
Pentagon’un yeni strateji belgesi
Posted by Mehmet Ali Güller in Cumhuriyet Gazetesi, Politika Yazıları on 28/01/2026
ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesinin ardından Pentagon’un Ulusal Savunma Stratejisi belgesi de yayımlandı.
Bugün Trump döneminde yayımlanan 2026 tarihli Ulusal Savunma Stratejisi belgesini, Biden döneminde yayınlanan 2022 tarihli Ulusal Savunma Stratejisi Belgesinden farkları üzerinden analiz edeceğiz.
Çin’le güçlü konumda müzakere arayışı
2022 tarihli belgede “Çin, ABD’nin ulusal güvenliğine yönelik en kapsamlı ve ciddi tehdit” olarak değerlendiriliyordu. ABD’nin Çin’i “baş rakip” gören o yaklaşımı, sonrasında NATO belgesine de girmişti.
2026 tarihli yeni belgede ise ABD’nin Çin’le çatışma istemediği, Çin’i güç ile caydırmayı esas aldığı vurgulanıyor. Belgede ABD Başkanı’nın “Çin ile istikrarlı bir barış, adil ticaret ve saygılı ilişkiler kurmak istediği” belirtiliyor ve “ABD’nin Çin ile güçlü bir konumdan müzakere etmesinin önemine” işaret ediyor. İşte Pentagon’un görevi de “Trump’ın uygun şartları müzakere edebileceği bir askeri güç konumu oluşturmak” diye ifade ediliyor.
Belgede Pentagon’un “Trump’ın yaklaşımıyla uyumlu olarak Çin’le stratejik istikrarı destekleyeceği, genel olarak çatışmaları önlemeye ve gerilimi azaltmaya odaklanacağı, bunun için de Çin Halk Kurtuluş Ordusu ile geniş bir askeri iletişim yelpazesi arayacağı” belirtiliyor.
Belgede “ABD’nin amacının Çin’i domine etmek olmadığı, tersine Çin’in ABD’yi domine etmesinin önlenmesi” olduğu vurgulanıyor. ABD’nin bu amaçla Hint-Pasifik bölgesinde “güç dengesi” sağlayacak şekilde askeri koşullar oluşturmaya çalışacağı belirtiliyor. Pentagon bunun için “Birinci Ada Zinciri” boyunca savunma kuracağını ve bölgedeki müttefiklerini kolektif savunma için çaba göstermeye teşvik edeceğini kaydediyor.
Bu arada iki belge arasındaki en kritik farklardan biri de Tayvan. 2022’deki belgede “Çin’in Tayvan’a yönelik zorlayıcı faaliyetleri artırdığı” iddia edilerek, Tayvan Boğazı’nın istikrarının savunulacağı belirtiliyordu. 2026’daki belgede Tayvan’dan hiç bahsedilmiyor.
Rusya ‘yönetilebilir tehdit’ durumunda
Biden döneminde yayınlanan 2022 tarihli Ulusal Savunma Stratejisi belgesinde, Rusya “akut tehdit” olarak değerlendiriliyordu. Pentagon, Rusya’nın “kilit alanlarda ciddi ve sürekli riskler” oluşturduğunu belirterek Moskova’nın nükleer, seyir füzesi, denizaltı savaşı gibi yollarla ABD ile müttefiklerini tehdit ettiğini kaydediyordu.
Trump döneminin yeni Ulusal Savunma Stratejisi belgesinde ise Rusya’nın, “NATO’nun doğu üyeleri için kalıcı ancak yönetilebilir bir tehdit olmaya devam edeceği” belirtiliyor. Böylece Rusya akut tehditten, yönetilebilir tehdide gerilemiş oluyor.
Bu arada yeni belgede önemli bir saptama da var: Rusya’nın Ukrayna’da savaşı sürdürebilmesi, “derin askeri ve endüstriyel güç rezervleri” ile “ulusal kararlılığa” sahip olduğunu gösteriyor.
Önceki Pentagon strateji belgesinin en önemli özelliği, Çin-Rusya ortaklığına vurgu ve ABD’nin bu “iki büyük gücü” caydırma zorluğuyla giderek daha fazla karşı karşıya kalacağı endişesiydi. Yeni belgede ise o endişe görünmüyor.
İran’a karşı bölgesel cephe
Belgede ABD’nin temel amacının İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemek olduğu belirtiliyor. “Geceyarısı Çekici” operasyonunun bu amaçla yapıldığı, ABD ve İsrail’in İran’ın nükleer programını yok ettiği kaydediliyor.
İran’ın 12 Gün Savaşı’yla zayıflatıldığı, “Direniş Ekseni”nin yıkıma uğratıldığı belirtilen belgede “Şimdi İran rejimi, on yıllardır olmadığı kadar zayıf ve savunmasız durumda” deniyor.
Belge, İran’ın bu durumuna rağmen “konvansiyonel askeri güçlerini yeniden yapılandırma” çabasında olduğu, “vekilleri ciddi şekilde zayıflatılmış olsa da yıkılan altyapı ve yeteneklerini yeniden inşa etmeye” çalışabileceği belirtiliyor.
Ulusal Savunma Stratejisi belgesinde ABD’nin İran’a karşı bir bölge cephesi inşa edeceğine işaret ediliyor. Bu cephenin merkezinde “örnek bir müttefik” diye nitelenen İsrail var. İsrail’in “ortak (ABD-İsrail) çıkarları destekleme gücünün” daha da artacağı belirtiliyor. ABD’nin Körfez’deki ortaklarının İran’a karşı “kendilerini savunmak için daha fazlasını yapmaya giderek daha istekli ve muktedir hale” geldiğine işaret ediliyor. Ve ABD “bölgesel ortaklar arasında entegrasyonu” teşvik ederek, “birlikte daha fazlasını yapabilmelerini” sağlayacağını belirtiyor.
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
26 Ocak 2026