Posts Tagged Yapay Zeka
Yapay zekanın gözünden AK-Yargı
Posted by Mehmet Ali Güller in Cumhuriyet Gazetesi, Politika Yazıları on 07/09/2026
Emekli Tuğamiral Türker Ertürk 20 gündür tutuklu. Yarın hâkim karşısına çıkacak. Neden tutuklu? 3.5 yıl önce yaptığı bir siyasi değerlendirme nedeniyle!
Tarih 20 Mart 2023. Türkiye 14 Mayıs seçimlerine gidiyor. Seçim güvenliği ve Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tartışılıyor. Ertürk, TELE1 yayınında şöyle diyor: “Bakın artık iktidar değişecek. Ama acılı ama acısız, iktidar değişecek. Onun için herkes aklını başına devşirmeli.”
Ardından “siz de, ben de, tabii ki herkes” diyerek kendisini de bu uyarının içine katıyor ve YSK üyelerinin “vicdanlarına ve hukuka göre” karar vermelerini beklediğini söylüyor.
Şimdi bu sözlerden “halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit” suçu çıkarılıyor.
Neden 3.5 yıl sonra?
Burada çok önemli bir ayrıntı var. Ertürk’ün sözleri üç buçuk yıl sonra keşfedilmiş değil!
A Haber, daha 20 Mart 2023 günü saat 17.50’de şu başlıkla haber yaptı: “CHP’li emekli amiral Türker Ertürk yine tehdit etti: Ama acılı ama acısız bu iktidar değişecek.”
Takvim aynı gün saat 17.07’de şu başlığı kullandı: “CHP’li emekli Amiral Türker Ertürk’ten skandal tehdit! ‘Ama acılı ama acısız, bu iktidar değişecek’.”
Yani Ertürk’ün sözleri gizli değildi, gözden kaçmamıştı, yeni ortaya çıkmadı. Tam tersine iktidar medyası daha o gün sözleri “tehdit” diye manşete çıkarmıştı. Öyleyse soralım: Neden 3.5 yıl sonra?
3.5 yıldır kim korkuyor?
Suçlama “halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit” ise ortada yanıtlanması gereken basit sorular var: 3.5 yıldır kim korkuyor? Kim paniğe kapıldı? Bu sözler nedeniyle hangi toplumsal olay yaşandı?
Nitekim Ertürk de hâkimlik sorgusunda aynı çelişkiye işaret etti: “3,5 yıldır kimse sokağa çıkmadı.”
Dahası, sözlerin tamamına bakıldığında ortada bir siyasi değerlendirme olduğu açık. Ertürk, iktidarın değişeceğini öngörüyor; seçim güvenliğini tartışıyor; YSK’ye hukuka uygun davranma çağrısı yapıyor ve aksi durumda ülkenin sorun yaşayacağını savunuyor.
Katılırsınız, katılmazsınız. Öngörüsünü doğru ya da yanlış bulursunuz. Ama siyasi öngörü başka şeydir, tehdit başka şey.
‘Onaylama şeklinde tepki’
İddianamede daha da ilginç bir değerlendirme var. Program sunucusu, “Elbette bedelini biliyorlardır değil mi efendim?” diyor. Ertürk’ün buna verdiği “onaylama şeklindeki tepki” de suçlamanın unsurları arasında değerlendiriliyor.
Sözden suç çıkarma aşılmış, “tepki”den suç çıkarılıyor artık!
Asıl sorun da burada. Çünkü Türkiye’de tutuklama giderek bir tedbir olmaktan çıkarılıp cezalandırma aracına dönüştürülüyor. Önce tutukla, sonra yargıla…
Neden şimdi?
Gelelim asıl soruya…
20 Mart 2023’te söylenen sözleri iktidar medyası aynı gün görmüş, hatta “tehdit” diye haberlere taşımış. Aradan 3.5 yıl geçmiş. Sonra o görüntüler yeniden dolaşıma sokulmuş, savcılık resen soruşturma başlatmış ve Ertürk tutuklanmış. Peki neden şimdi?
Türker Ertürk, iktidarın başlattığı yeni açılım sürecine en açık biçimde karşı çıkan isimlerden biri. Öyleyse sorulması gereken bir soru daha var: Yoksa bu tutuklama, iktidarın başlattığı yeni açılım sürecine karşı çıkanlara bir gözdağı mı?
Çünkü 3.5 yıl önce herkesin bildiği, iktidar medyasının o gün “tehdit” diye haberleştirdiği sözlerin tam da bugün raftan indirilmesi, ister istemez tutuklamanın zamanlamasını siyasi açıdan sorgulatıyor.
Mesele Ertürk değil
Türker Ertürk’ün görüşlerine katılırsınız ya da katılmazsınız. Mesele bu değildir. Mesele, siyasi değerlendirmenin suç haline getirilmesidir. Mesele, yıllar önce söylenmiş sözlerin gerektiğinde raftan indirilip soruşturma dosyasına dönüştürülebilmesidir. Ve mesele, iktidarın politikalarına karşı çıkanlara yargı eliyle sınır çizilip çizilmediğidir.
Yarın Bakırköy’de yalnız Türker Ertürk yargılanmayacak. Siyasi eleştiri hakkı da yargılanacak.
Ve mahkemenin önündeki soruyla kamuoyunun önündeki soru birbirinden farklı: Mahkemenin yanıtlaması gereken soru, Ertürk’ün 3.5 yıl önceki sözlerinin nasıl olup da “halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit” oluşturduğu. Kamuoyunun yanıtını araması gereken soru ise şudur: Neden üç buçuk yıl sonra ve neden tam şimdi?
Hukuku kurtarmak
Değerli Cumhuriyet okurları, yukarıdaki yazıyı başlık dışında ben yazmadım. Türker Ertürk dosyasını incelemesini istediğim ve o incelemeden hareketle sorular sorduğum yapay zekâ yazdı. Ertürk’ün sözlerinin 3.5 yıl önce iktidara yakın medyada nasıl haberleştirildiğini de yapay zeka anımsattı.
Yapay zekânın gözünden bile Türkiye’de yargının siyasallaştırılmasının geldiği aşama ne yazık ki acı bir şekilde görülüyor. Hukuku bu tablodan kurtarmak hepimizin görevi.
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
7 Eylül 2026
Demokratik yapay zeka
Posted by Mehmet Ali Güller in CGTN Türk, Politika Yazıları on 28/01/2025
Çinli yapay zeka uygulaması DeepSeek, küresel piyasaları altüst etti. Bloomberg’in haberine göre DeepSeek, ABD ve Avrupa teknoloji hisselerinde yaklaşık 1 trilyon dolarlık bir düşüşe yol açtı. ABD’li çip firması Nvidia, yüzde 17’lik büyük bir kayıp yaşadı.
DeepSeek 20 Ocak’ta piyasaya çıktı ve hızla ilgi gördü. Örneğin ABD’de AppStore’de en çok indirilen yapay zeka oldu. Peki neden?
Ucuz alternatif
DeepSeek’in en önemli avantajı “ucuz alternatif” oluşu. Gelişim maliyeti, diğer yapay zeka uygulamalarına göre yüzde 94 daha ucuz. DeepSeek’in R1 modeli 5,6 milyon dolara maloldu. ChatGPT’de bu maliyet 100 milyon dolardı. Çünkü DeepSeek çok daha az çiple, açık kaynak kodlarıyla ve kısa sürede yazıldı. Ayrıca DeepSeek’in enerji tüketimi de daha düşük.
İşte bu özellikleri “ABD’li teknoloji devlerinin fiyatlandırma gücünü” tartışmalı hale getirdi ve bu da piyasalara yansıyarak teknoloji şirketlerinin değer kaybına yol açtı.
Trump: DeepSeek uyandırma çağrısı olmalı
DeepSeek’in ucuzluğu ABD Başkanı Donald Trump’ın da konuya eğilmesine yol açtı. Trump DeepSeek’in ABD şirketleri için bir “uyandırma çağrısı” olması gerektiğini söyledi.
Trump’ın DeepSeek’in ucuzluğuyla ilgili yorumu şöyle: “Bunu olumlu birşey olarak görüyorum, çünkü siz de bunu yapacaksınız. Böylece çok fazla harcama yapmayacaksınız ve umarım aynı sonucu alacaksınız. Çinli bir şirketin DeepSeek’i piyasaya sürmesi, kazanmak için rekabet etmeye odaklanmamız gerektiği konusunda bizim endüstrilerimiz için bir uyandıurma çağrısı olmalı.”
Uzmanlara göre DeepSeek etkileyici
ABD’li ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI şirketinin üst yöneticisi (CEO) Sam Altman, Çinli DeepSeek hakkında sosyal medyada değerlendirmelerde bulundu: “DeepSeek’in R1’i etkileyici bir model. Elbette çok daha iyi modeller sunacağız ve ayrıca yeni bir rakibimizin olması gerçekten enerji verici.”
Teknoloji uzmanlarının genel değerlendirmesi de Altman’ın değerlendirmesiyle örtüşüyor: DeepSeek R1, kullanıcı dostu ve çok etkileyici olarak değerlendiriliyor.
İlk deneyimim olumlu
Konunun uzmanı değilim, hatta yapay zeka uygulamalarını pek kullandığım da söylenmez. Ama çıkan her yapay zeka uygulamasını mutlaka deneyen, sonrasında seyrek de olsa kullanan biri olarak söyleyebilirim ki DeepSeek gerçekten de diğer uygulamalardan daha iyi. Bir kere kullanımı kolay, o nedenle kullanıcı dostu tanımlaması yapılıyor. Diğer yandan performansı da diğerlerinden daha iyi izlenimi verdi.
DeepSeek’in ücretsiz sunulan uygulaması, ABD’li yapay zekaların ücretsiz uygulamalarından çok daha iyi ve uzmanların belirttiğine göre ücretli uygulamalarıyla da yarışır.
Yapay zekanın demokratikleşmesi mümkün mü?
Böylesi önemli bir konu hakkında yazan var mı, kim ne yazmış, diye bakarken başlığıyla bir yazı ilgilimi çekti: “Yapay zeka dünyasında bir ‘sputnik anı’: DeepSeek.”
Serbestiyet’ten Senai Bilir’in yazısına attığı bu başlık çok şey anlatıyor. Ama daha dikkat çekeni ise yazısının sonunda: “DeepSeek’in yükselişi bize iki önemli şey söylüyor. Birincisi, yapay zekanın demokratikleşmesi mümkün, herkesin erişebileceği açık kaynaklı modellerle bu teknoloji daha geniş kitlelere ulaşabilir. İkincisi ise rekabetin giderek kızıştığı bu alanda maliyet etkinliği ve şeffaflık büyük avantaj sağlayabilir.”
Peki DeepSeek ne diyor?
Senai Bilir’in “yapay zekanın demokratikleşmesi”ne dikkat çekmesini çok önemsedim. Peki acaba bir yapay zeka olan DeepSeek, yapay zekanın demokratikleşmesi hakkında ne düşünüyordu? Örneğin DeepSeek kendisini diğer yapay zeka uygulamalarından daha demokratik buluyor muydu? Doğrudan kendisine sordum.
DeepSeek’in soruma yanıtı şöyle oldu:
“DeepSeek’in ‘daha demokratik’ olup olmadığı, kullanım senaryolarına, erişilebilirlik politikalarına ve sunduğu hizmetlerin kapsamına bağlıdır. DeepSeek, yapay zeka ve büyük veri alanlarında gelişmiş çözümler sunarken, kullanıcı dostu arayüzler ve entegrasyon kolaylığı gibi özelliklerle erişilebilirliği artırmayı hedefler. Ancak, ‘demokratik’ bir yapay zeka uygulaması olarak nitelendirilmesi için şu faktörler göz önünde bulundurulmalıdır:
1. Erişilebilirlik: DeepSeek’in ürün ve hizmetlerinin geniş bir kullanıcı kitlesine açık olup olmadığı.
2. Fiyatlandırma: Uygun fiyatlandırma modelleriyle küçük işletmeler ve bireysel kullanıcılar için erişilebilir olması.
3. Şeffaflık: Algoritmaların ve veri kullanımının şeffaf olması, kullanıcıların nasıl çalıştığını anlayabilmesi.
4. Kapsayıcılık: Farklı dil, kültür ve ihtiyaçlara uygun çözümler sunması.
5. Topluluk Katılımı: Açık kaynak projeler veya topluluk destekli inisiyatiflerle kullanıcıların katılımına imkan tanıması.
DeepSeek’in bu kriterleri ne ölçüde karşıladığı, sunduğu hizmetlerin detaylarına ve kullanıcı deneyimlerine bağlıdır.”
Evet, DeepSeek, yapay zekanın demokratikliği konusunda bu kriterleri ortaya koyuyor ve kararı bize bırakıyor 🙂
Mehmet Ali Güller
CGTN Türk
28 Ocak 2025