HALKÇI-MİLLİYETÇİ CEPHE

Cumhuriyet Gazetesi’nin Ankara Temsilcisi Utku Çakırözer yazdı: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İşçi Partisi Genel Başkanvekili Hasan Basri Özbey 3 Ağustos günü yanlarında yardımcıları da olduğu halde özel bir görüşme yapmışlar. Çakırözer’e göre Kılıçdaroğlu’nun makamında yapılan görüşmenin konusu seçim ittifakıydı…

Kılıçdaroğlu özetle “ortak mücadele şart ama ittifak olmaz” demiş. Ancak Çakırözer’e göre Kılıçdaroğlu’nun 3 çekincesi var:

1. “Cephe tipi bir bloklaşma AKP’yi alternatifsiz hale getirebilir.”

2. “MHP’nin bugünkü yönetimine bir ittifak konusunda güvenmek zor. AKP’ye can simidi, stepne oluyorlar.”

3. “Olası bir ittifak modelinin ‘Kürt sorunu’ konusuna çözüm önerisi sunamayacağı şeklinde bir kaygıya sahibiz.” (Cumhuriyet, 12 Ağustos 2013)

Her üç çekincenin de geçerli olmadığı ortada, şimdilik üzerinde durmuyoruz ama bu haber dolayısıyla esas konuya dair fikirlerimizi belirtmeliyiz.

TÜRKİYE AKP’DEN NASIL KURTULUR?

Nedir esas mesele? Türkiye’nin AKP hükümetinden nasıl kurtulacağıdır…

Bu sorunun yanıtı da, Türkiye’nin önüne bir hükümet seçeneği çıkarabilmekten geçmektedir ve üzerinde durulması gereken asıl konu artık budur.

Bir hükümet seçeneği yaratabilmek, şu gerçeklerden hareket etmeyi gerektirir:

1. AKP’yi devirecek bir hükümet seçeneği, en önemlisi, AKP’nin tabanından da oy alabilmelidir.

2. AKP’yi devirecek ve Türkiye’yi yeniden birleştirecek bir hükümet seçeneği Kürtlerden de oy alabilmelidir.

3. AKP’yi devirecek bir hükümet seçeneği, ancak mevcut partilerin bir ittifak, bir birliktelik, bir cephe oluşturabilmesine ya da ortak hareket edebilmesine bağlıdır. (Nasıl ve hangi modelle yapılacağının yanıtı, kuşkusuz ne yapılacağında birleştikten sonra verilebilecektir. Biz şimdilik “cephe” diyeceğiz.)

4. AKP’yi yıkacak ve Türkiye’yi birleştirecek bir cephe, ancak halkçı-milliyetçi ana çatısı altında olabilir.

AYNI KÖKTEN GELİYORUZ

Türkiye’nin AKP’yi yıkacak hükümet seçeneği halkçı-milliyetçi bir cepheden geçecekse, gelin o zaman önce o cephenin özelliklerine bakalım:

1. Türkiye’nin halkçıları ve milliyetçileri aslında aynı kökten gelmektedir ve 150 yıl öncenin devrimcileridir.

2. Halkçı çatısının altında fiilen sol sosyalistlerden sol Kemalistlere oradan da ulusalcılara kadar uzanan geniş bir yelpaze vardır.

3. Milliyetçi çatısı da ulusalcılardan başlayarak kendisini toplumcu Türkçü, sağ milliyetçi diye niteleyen kesimlere kadar uzanır.

4. Halkçı-milliyetçi cephe hem sol hem de sağ kesimlerden oy alır.

5. Halkçı-milliyetçi cephe muhafazakâr kesimleri de yanına çeker.

CHP-MHP-İP ORTAKLIĞI AKP’Yİ DEVİRİR

Peki AKP’nin karşısına bir hükümet seçeneği oluşturabilecek bu halkçı-milliyetçi cephe hangi siyasal dinamiklerden oluşmaktadır, hangi partiler bu cepheye dahil olabilir?

1. Halkçı-milliyetçi cepheyi oluşturacak asıl aktörüler CHP, MHP ve İşçi Partisi’dir.

2. Her üç partinin son seçimlerdeki oy toplamı yüzde 40’a yakındır. Ancak bu üç partinin oluşturacağı bir cephenin alacağı oy, tek tek aldıkları oyların toplamından çok daha fazladır.

3. CHP, MHP ve İşçi Partisi’nin kuracağı bir cephe, son anketlerde oranı oldukça yüksek çıkan kararsızların karar vereceği adres olacaktır.

4. Gezi dinamiğini sandığa kurban etmemenin ve sandıklara bölmemenin tek yolu, CHP-MHP-İP ittifakıdır.

5. Halkçı-milliyetçi cephe, aynı zamanda yurtsever bir cephedir. “Yurtsever cephe”, ayrılıkçı olmayan ve büyük çoğunluğu birlikten yana olan Kürt’ümüzün de esas adresi olacaktır.

CEPHE, TEK KURTULUŞ SEÇENEĞİ

Üstelik CHP, MHP ve İşçi Partisi’nin yan yana gelerek kuracağı bu halkçı-milliyetçi cephe, “demokrasinin sandıktan ibaret olmadığını” da sonbaharda gösterecek cephedir.

Haziran halk hareketinin sonbaharda yeniden dirileceğini işaret eden gelişmeler ortadadır. İşte o sonbahar halk hareketinin Türkiye adına daha somut başarılar elde etmesinin yolu da halkçı-milliyetçi bir cephe inşa etmekten geçmektedir.

Ne Kemal Kılıçdaroğlu’nun ne Devlet Bahçeli’nin ne de Doğu Perinçek’in başka seçeneği yoktur. Zira bir tek bu seçenek, yani bir tek halkçı-milliyetçi cephe, dışarıda komşularına düşmanlaştırılan ve içeride milleti ikiye bölünen bir Türkiye’yi yeniden düzlüğe çıkarır…

Her üç partinin tabanı da, partilerinin yönetimlerini bu cepheyi kurmaları için zorlamalıdır. Geç kalmadan ve iş işten geçmeden…

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
13 Ağustos 2013

Reklamlar

, , , , , , , ,

  1. #1 by Emine Bulut on 14/08/2013 - 12:33

    MHP olmadan çözüm yolu yok mu?

    iPad’imden gönderildi

  2. #2 by ENTEGRASYON KOMITESI ADINA: IREM HALOGLU on 01/12/2015 - 15:24

    AKP BARBARLIĞI VE AYDINLANMA ÇAĞININ SONU!

    Tek şef statüsünde ki Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP’nin önündeki engelleri yıkıp, yerine İslam dinine dayanan ve tüm gücün bir tek egemenin yani Erdoğan’ın elinde toplandığı bir otokrasi kurma süreci son noktalarına yaklaşıyor…!
    Erdoğan ve AKP, bütün bu icraatlarla, Suriye’deki Cihatçı örgütlere ve Libya’daki radikal islamcı guruplara silah, para ve lojistik destek vererek, küresel çapta terörü destekleyen bir konuma düşmüştür.

    Türkiye ve diğer Sunni islamcı devletlerin Cihadist terör örgütlerini desteklediği artık saklanamıyor. Bu arada Erdoğan’ın El Nusra merkezli Fethi Ordusu’nun alan kaybetmesini esasen Türkiye’nin kaybetmesi olarak gördüğü dünyanın büyük bir kısmının gözünden kaçmayan bir realite haline geldi. Bunun ışığında son günlerde yaşanan gelişmelere bağlı olarak AKP ile cihatçı teröristler arasında ki bağlar iyice su üstüne çıktı.
    Suriye’deki iç savaşı kışkırtmak ve daha büyük kitle katliamlarına yol açmak için terörizmi kullanan AKP iktidarının El Kaide kökenli radikal dinci örgütlerin en büyük destekçisi olduğu, TIR soruşturmaları sırasında zaten belgelenmişti.
    Suriye’de devam eden korkunç kıyım ve yıkımı iyice kızıştıran TC, İŞİD ve NUSRA’nın büyük paydaşı oldu.
    Suriye sınırı, siyasi bir kararla sonuna kadar boşuna açılmadı. On binlerce soyguncu ve suçlunun,  İŞİD ve El Kaidecilerin geçişi Erdoğan’ın emri ile MİT tarafından koordine edildi… İŞİD ve El Kaideciler dahil her türlü terör örgütüne bağlı eylemcilerin ellerini kollarını sallayarak Türkiye’ye den gelip katliamlar yapması için gerekli askeri lojistik desteği yine TC verdi..!

    TC, Uluslararası hukuk ve antlaşmaları çiğneyerek bütün bu başı bozuk çeteleri kendi sınırından, devlet kontrolünde Suriye’ye sokup sivil halkı katlettirmekle insanlık suçu işlemeye devam ediyor…

    El Kaide’nin arkasında, AKP’nin de sponsoru olan petrol zengini prensler var. El Kaide, tüm zamanların en güçlü örgütlerinden bir tanesidir. İslam’ın dünyayı ele geçirme doktrini üzerine kurulmuştur!! Örgütü kuranlar, büyük bir bölümü Arap- Müslüman milliyetçisidir. Bu örgüt netice itibariyle, Mülüman Kardeşler, AKP, Katar ve Suudlar’ın bölge stratejisine hizmet ediyor.
    İslamın dominant Vahabi ve Selefi ideoloji üzerinden, evrensel yayılma ve hakimiyeti amaçlayan bu doktirin, Türkiye’nin de tekrar Osmanlı’yı diriltmesini ve Mısır’da Müslüman Kardeşlerin diktatörlüğünün bölgeyi domine etmesini hedefliyor!

    AKP, İslamın temel hedefini gizlemek içim maskaralık yapıyor! El Kaide kökenli olan bu Cihatçı örgütlerden masum bir çeşit “muhalif” diye dünyaya yuturulması, AKP ve müteffiklerinin gerçek yüzünü gizleyemez..!
    Kaldı ki muhalif demekle neyi kast ediyorlar? Dünyanın her yerinden toplattırılıp getirilen bütün bu kelle avcıları neyin muhalefetidir? Bu terör gurupları kime muhalefet ediyorlar?
    Diğer yandan açıkça görülüyor ki, bütün saldırıların merkezindeki yönetici güc El Kaide’dir.
    Türkiye-Suriye sınırı açıkça cihatçı örgütlerin hakimiyeti altında. Ancak AKP rejiminin iddiasına bakılırsa sadece “ılımlı” gruplara destek söz konusu.

    AKP’nin desteklediği bu paralı askerler, ölümden kaçan çocukları, kadınları, yaşlıları köyün mezralarını gören tepelerden, tekbir sesleri eşliğinde uzun menzilli silahlarla tarıyorlar ve TC’den aldıkları füzeleri kullanarak öldürmeye sevdalı halleriyle, katliamlarını gerçekleştiriyorlar. Üst üst istiflenmiş çocuk ve kadın cesetlerini, Sunni değilse katli vaciptir” denilerek, “Tekbir” sesleriyle çiğneniyorlar. İnsanlıktan firar etmiş yaratıkların Ortadoğu’yu kan gölüne çeviriyorlar.
    El Kaide’nin Suriye’deki kolu olarak bilinen El Nusra cephesi içindeki Fetih Ordusu isimli cihatçı çeteleri ılımlı muhalif veya Türkmen diye destekleyen TC iktidarı bütün bu katliamlardan bizzat sorumludur.
    Biat ettiğini açıkladığı El Kaide’nin Suriye’deki resmi kolu olan Nusra Cephesi, Özgür Suriye Ordusu’na katılmayacak ölçüde radikal olan ve ÖSO’dan ayrılan cihatçılarla birlikte İslami Cephe adlı bir ittifak kuran El Kaide bağlantılı Ahrar Şam, Ensar Şam, Şam İslam Hareketi, Suudilerin kontrolündeki İslam Tugayı, IŞİD’e biat ettiği bilinen Sukur El İz Tugayı ve benzer çizgideki cihatçı birçok silahlı grup ile birlikte Bayır Bucak Türkmenlerinin kurduğu ve cihatçılarla beraber hareket eden çeşitli isimler altındaki birlikler toplu katliamların yapıldığı bütün saldırılarına katılmaya devam ediyor.

    Arap ultra milliyetçisi İŞİD, Kürtler’e karşı başarılı olamayınca, Türkmen kılığına soktukları El Kaideci çeteleri öne süren TC yöneticileri, Suriye ve Irak halklarına kan kusturan binlerce Cihatçı çete mensubunu komşu halkların sınırlarını ihlal ederek savaş alanına sokmaya devam ediyorlar…! Sınır ihlali bundan başka bir şey değildir!
    Sınır İhlali, Dünyanın 100 den fazla ülkesinden toplatılıp getirilen çeşitli Cihatçı Örgüt mensubunun, Türkiye’de örgütlendirilip silahlandırılarak, bütün uluslar arası antlaşmaları ihlal ederek, suriye ve Irak’a alenen sokulmasıdır.
    Uluslar arası hukuk kurallarını çiğneyen Türkiye kendisini maskelemek için ‘Türkmen’ yalanına sarıldı! Çoğu Çeçen, Afgan ve Arap olan on binlerce Cihatçı çete artık resmi Türk ordusunca yönetilerek Suriye halklarına saldırtılıyor…
    Uluslar arası anlaşma ve yasaları ayaklar altına alan bu saldırı, Ankara’daki İslamcı iktidarın zıvanadan çıktığına işaret ediyor. Başta Tayyip Erdoğan olmak üzere yolsuzluk, hırsızlık ve rüşvet batağına saplanan AKP şefleri, saldırıyı sevinçle karşıladılar. Paçalarını kurtarabilmek için cihatçı teröristlerle aynı safta savaşa katılacak noktaya gelen dinci-gerici şefler, uçak düşüren TSK’yi kutlayarak, savaş çığırtkanlığına devam ettiler.

    Fakat şimdi gelinen noktada bu paralı askerlerin sonu geliyor! Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’ın paralı askerleri olan Cihatçı Arap ve Türk Milliyetçileri, Kürt Gerilla mücadelesi karşısında zorlanıyor..!
    Suriye’den başlayarak bölgeyi ortaçağ karanlığında boğmak için 4 yıldan fazladır savaşan cihatçı teröristlere destek sunan Türk devleti, onlar başaramayınca kendisi fiilen çatışmalara katıldı…
    Paralı askerlerin gerilla mücadelesine dayanamayacağı, Kürt halkının Kobane, Sincar, Haseki ve Tel Abyad’ta verdiği kahramanca mücadele ile ispatlanmıştır! İşte şimdi, ayda 1800 Dolar maaşla Suriye’ye sokulan 27 çeşit Cihatçı örgüte mensup kelle avcısı katil sürüleri zoru görünce geri kaçmaya başladılar…!
    Nusra ve diğer çeteler, ılımlı Muhalefet yalanından sonra bu kez Türkmen kılığına girerek, TC’nin desteğini alarak kafa kesmeye devam ediyorlar.. TC sınırına doğru geri kaçan bu cihatçılar ‘Türkmen savaşçılar’ diye Türkiye kamuoyunun gözünde meşrulaştırılmaya çalışılsa da hepsi çeşitli El Kaide fraksiyonlarından oluşuyor…

    İçerden sarsılmaya başlayan feodal Osmanlı kalıntısı AKP iktidarı, kendi koyduğu yasalarını da ayaklar altına alarak, korkunun yarattığı histeriyle etrafa saldırıyor.

    AKP VE AYDINLANMA ÇAĞININ SONU!

    Musollini ve Hitler’in teklik-mutlaklık-yücelik sloganlarına sarılan AKP rejimi ve onun tek şefi, aydınlanma ve bilim adına ne varsa hepsini teker teker yok etmeye devam ediyor!
    İslam gibi fanatik yayılmacı ve baskıyı evrenselleştiren dinlerle desteklenen Osmanlıcı feodal yapının dogmatizmini her yere hakim kılmaya hız veren AKP, Aydınlanma Hareketini kökten ortadan kaldırmaya kararlı görünüyor… Dinin meşruiyet aracı olarak kullanılması, demokratik muhalefete tahammülsüzlük, yürütmenin merkezileştirilmesi, güçlerin tek adamın elinde toplanması (vs.) sadece monarşist rejimlerde görülmüyor. Tamamen farklı çağların ürünü olmalarına rağmen başka bir bağlamda İslamist diktatörlüklerde de tecessüm edebiliyor. Dinselleştirme yoluyla diktatörlüğün yeni bir renge boyanması, İslamcı yayılmanın yerli yerinde durduğunun en bariz kanıtıdır. AKP iktidarı dinle, din feodalizmle özdeşleştirilmekte ve üstyapı alanı üzerinden Osmanlı’ya bir geri dönüş kapısı görüp, dünyada ki diğer İslamcı feodal devletlerin desteğine başvurmaktadır. 12 Eylül 1980’den, özellikle de AKP iktidarından beri hızlanan dinselleşme-Osmanlılaşma adımlarıyla yapılan bunun alt yapısını kurmak oldu!

    Bugünkü AKP iktidarı, Osmanlı’dan gelen feodal kalıntıları yeniden diriltirken, aynı zamanda İslam’ın bilinen yağma talancı siyasal akımlarının sınır ötesi kollarını da örgütleyip yönetmede öncülüğünü koruyor…
    Cihatçı Akıncı İslamistlerin hükmettiği Türkiye’nin AKP iktidarıyla birlikte yeniden Osmanlı saltanatına doğru geri götürüldüğü artık inkar edilemez bir gerçek! Türkiye, böylece İslamcı gericilikle hesaplaşmasını 220 yıldır hala tamamlayamadan içinde debelendiği uçuruma geri dönmiş oldu!

    Sevgi ve Saygılarla
    Entegrasyon Komitesi İsviçre- Vevey
    ———————————————————————-
    Esin Duran,
    Selda Suner,
    N. Gök,
    Irem haloglu
    Ferdi koçkar
    Yeliz seren
    Vedat Konak
    S. Aktaş
    Pelin Moda,
    Bedri Engin,
    Hasan Sirtan
    M. Eskici
    Nazmi Dogan,
    Sevda Suner
    R. Adalı
    Sezer Aşkın,
    H. Datvan,
    Salih Demir,
    FERDİ KADER
    Erhan Vural
    Necmi Derinsu
    Ahmet Kaymaz
    Aslan IŞIK
    Nizamettin Duran
    A. Demir
    hasan kayısoğlu
    Melahat Baykara,
    ismail çekmez.
    Aydin Nizam
    Uğur Demir
    Ismail B. Cenk,
    Tekin Balkic
    Selma Altuntaş,
    Murat Koç
    Filiz Serin,
    Nedim Serin,
    Vedat Koçak,
    Salih Birdal,
    Erdal Cömert
    Ismail Bulak
    Ahmet Meriç
    Mustafa Gur,
    Hasan Zafer
    Bahar Ünsal
    Osman B.
    Ayse bahar
    Metin Maslak
    H. Maslak
    Dilek Solak
    zeynep içkaya
    Sevda maslak
    Sercan Gezmiş
    Aynur Balkaya
    İpek Doğan
    Nazım Doğan
    Murat Doğan
    esin erkan
    Beyhan erdem
    n. erdem
    İsmail Deniz
    Ayten BARAK
    Ugur Birdal
    Ahmet Tan
    İsmet Yelkenci
    Yıldırım Kongar
    Selma Kongar
    Birol Aytekin
    Hatice Gül
    Ibrahim Erkin
    Kemal erdem
    Rıza Akdemir
    Mehmet Coskun
    Hüseyin demir
    fethi killi
    Yeliz Ender
    Mustafa Ender
    Ugur Basak
    Kemal Dektaş
    Ayten Ilkdal
    Nuri Aktanır
    Metin Koc
    Sevgi Ender
    Burhan Kulakçı
    Oğuz Duran
    Burcu Kanter
    Aysel kanter
    Erol kanter
    Layla SOLGUN
    M. Oktay
    Kemal Aktas
    Yelda tekinoglu
    Orkun Keskin
    T. Vural
    Oğuz şen
    Nur Şen
    Ismail çaykara
    Burhan Orkal
    D. Kahan
    Seher Yıldız
    Esra akkaya
    Mehmet Uzan
    Yeliz IŞIK
    Murat Bakır
    O. Dem
    Salih Aktaş
    Seyhan İlknur
    Osman Çekiç
    esma yıldız
    Murat Çetindal
    Ali OkyarMusa Tekin
    Aslı Birdal
    Nazmi Doğan
    İnci Gür
    L. Okar
    Mustafa Karkaya
    Omer Aytac
    Mürsel Bozkır
    Zeynep Şengül
    Gülcan Iğsız
    Murat Nidar
    şemsi Kaya
    Ayten Ekşi,
    Eda leman
    nermin ışıl
    D. Polat
    Kadir Erdem
    Serdar OKTAY
    Mehmet Özdemir
    Mustafa Erkan
    Nuri AKTAS
    Emine AKTAS
    O. Kadir Ergun
    Metin Kurca
    Sedat Isiklar
    Filiz Bag
    Kadir Baskale
    Sevim Varlik
    Hasan Mesut Akkaya
    Necmi Guler
    Erhan Isguz
    Meral Okur
    Bilge Okyaz.
    Kemal Koç
    L. Mirakoğlu
    Oktay Kızılcık
    Mehmet Yavuzgil
    Erdal Polat
    Hüsnü oktay
    k. Sankay
    Ahmet tekin.
    Semra Kaya
    Mustafa Çiçek
    Kayhan Göçkaya
    Erdal Solgun
    Mehmet Solgun
    Esra Solgun
    N. Altik
    Oguz Karakış
    Leyla Mert
    Işık mert
    D. Öksüz
    Erdem Yılmaz
    Ayse Eltan
    S. Guner
    M. Deniz Ok
    Mehmet İnce
    Huseyin Cinar
    Meltem Cinar
    Berk Cinar
    L. Demirkaya
    Huseyin Çilek
    Ayten Irmak
    D. Okdere
    Ali Uskan
    İrem Haloğlu
    Berdan Temiz.
    H. Baskale
    Murat Gülay
    Esra Gülay
    Mustafa Akyol
    A. jale Kol
    M. Kol
    Tamer Oktay
    Aslan Burukoglu
    I. Demir
    Nurettin Akdal
    Uzan Kara
    ismail Igdır
    Ali Serin, Gül Akın, esra Serin
    Nuri Şen
    Hasan.Y. Balci
    Mehmet Yucel
    İsmet C. Koray
    Salih Söğütlü. H. Ali Erkan
    Nuri Akçay, Gül Akçay, Esra Akçay
    Ali Dem. Sarahoğlu
    Ayten Karaman, Mehmet Azal
    L. Uzan, Harun Tabaklı
    Ertekin Sancak, mehmet değerli.
    Kemal Güler, Zeynep Güler
    B. Urak.
    ADNAN Yörükoğlu
    Ismail Duygu, Erdem Duygu
    Hasan Incedemir.
    N. kayıkçı.
    Bayram Akçak
    İsmail Dilpek.
    Kemal Uzunyayla, Mehmet Gölek, Necip Kaplan
    Zeynep Olgun, Mustafa Gülay, Nuri gülay, Arzu Gülay
    Mehmet Gülçiçek. Seher Gülçiçek.Mustafa E. Sırat.
    Oktay Baykuş. Ezra Seren. Nuray Karaçay.Ali karaçay. Murat Karabel. Nedim Arslan. Haydar Erkin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: