ORG. YALMAN VE ORG. ERUYGUR NEDEN HEDEF ALINIYOR?
Posted by Mehmet Ali Güller in Aydınlık Gazetesi Yazıları on 11/01/2003
Mehmet Ali Güller
Aydınlık Dergisi
11 Ocak 2003
ABD’nin maşaları aracılığıyla cunta.org üzerinden Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Aytaç Yalman ve Jandarma Genel Komutanı Org. Şener Eruygur şahsında kuvvet komutasını hedef almasının nedenleri neler? Komutanlar, son devir-teslimden bu yana neler yaptılar, neler söylediler?
ORG. DOĞAN: “ORDU, MİLLETİN YANINDARIR”
2003 Ağustos’unda yapılan devir teslim törenleri sırasında, bazı komutanların açıklamaları toplumda “çok önemli mesajlar” olarak algılandı.
1. Ordu Komutanlığı’ndan emekli olan Org. Çetin Doğan, devir-teslim töreninde yaptığı konuşmada, Cumhuriyet güçlerine şöyle seslendi: “Kuşkusuz bugün ulusal güvenliğimizin korunmasında öne çıkan en temel görev, laik, demokratik Cumhuriyet’in aşındırılmasına geçit verilmemesidir. Laik Cumhuriyete sinsice, mütareke yıllarını anımsatan aymazlık ve hatta ihanetlerin sergilendiği bu dönemde, Cumhuriyet’e gönülden bağlı bütün güçlerin el ve gönül birliği yapması, birbirleriyle daha fazla kenetlenmesi gerektiğine inanıyorum. Ulusumuz aydınlık yarınlar için bir savaşım verirken, O’nun Ordusu elbette onun yanında olacaktır”
Silah arkadaşlarına da seslenen Org. Doğan, “Cumhuriyet’e sahip çıkan Aydınlık güçlere her zaman destek olacağınızdan eminim” dedi. Org. Doğan’ın bir de uyarısı vardı: “Mehmetçiğimiz, ‘Green Card’ peşinde koşarak ABD güçlerine kişisel çıkarlar için katılanlara benzemesin.”
Org. Çetin Doğan’ın tarihi mesajları, komutanlarca da paylaşıldı.
20 Ağustos 2003 tarihinde Balıkesir’de devir-teslim törenine katılan Ege Ordu Komutanı Org. Hurşit Tolon da, sinsice yürütülen laiklik karşıtı faaliyetler olduğunu belirterek, “Bu faaliyetleri görmezden ya da anlamazlıktan geldiğimizi sananlar, ya aldanmakta ya da aldatılmaktadırlar” dedi.
Org. Tolon, ABD ve Batı’yı hedef alan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan ulu önderimizin ilke ve inkilaplarına karşı, 80 yıldan beri içten ve dıştan çok yönlü saldırılar olmaktadır. Bazı dış güçler, yabancılar, ülkemizdeki birtakım aymazlar, Batı Kulübü ve doğu tarikatlarına bağımlı gericiler, Atatürk’e saldırmaktadırlar ya da yok saymaktadırlar. Aynı çevrelerin saldırılarına, son zamanlarda yoğun bir tarzda sahip çıkanlar ya da koruyanlar var. Bilindiği gibi bölücülüğün de, irticanın da panzehiri, Atatürk ilke ve inkilaplarıdır.”
20 Ağustos’ta 3. Ordu Komutanlığı’nı devralan Org. Oktar Ataman da, “TSK’nın etkinliğini azaltma çabaları hüsranla sonuçlanacak” mesajı verdi.
ORG. ÖZKÖK: “TSK ADINA ÜÇ KİŞİ AÇIKLAMA YAPAR”
Gazeteciler, Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök’e, MGK Genel Sekreterliği’ndeki devir teslim töreninde, Org. Çetin Doğan’ın 1. Ordu Komutanlığı görevini devir ettiği törende Irak’a asker göndermeyi eleştirmesini anımsatarak “TSK’da görüş ayrılığı mı var?” diye sordular. Org. Özkök, şu yanıtı verdi: “Hayır. TSK adına açıklama yapmaya üç kişi yetkilidir. Bunlar Genelkurmay Başkanı, Genelkurmay İkinci Başkanı ve Genelkurmay Genel Sekreterliği’dir. Ama bu sözlerim, Çetin Doğan’a katıldığım ya da katılmadığım anlamına gelmez.”
ORG. ÖZKÖK: “ABD’NİN IRAK’TA BAŞARISIZLIĞI BİZİM İÇİN KÖTÜ”
Genelkurmay Başkanı Org. Özkök, 30 Ağustos 2003 resepsiyonunda yaptığı açıklamada, “Irak’a asker gönderme” konusuna değindi. Org. Özkök şöyle konuştu: “Irak’taki istikrarsızlık bizim için çok kötü. Yani orada başarılı olamamış bir Amerika. Ama başarısızlığa uğrar da orada büyük bir istikrarsızlık olursa; bu Türkiye’yi de çok yakından ilgilendirecek. Gitmenin ve gitmemenin hesaplarını yapacağız. Gecikme bazen iyi, bazen kötü olabilir.”
Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Aytaç Yalman ise resepsiyonda yaptığı açıklamada TSK’nın önemine değindi: “TSK demokratikleşmenin önünde engel değil, bizatihi demokratikleşmenin önünü açan bir kurumdur. Yoluna böyle devam edecektir.”
Jandarma Genel Komutanı Org. Şener Eruygur da, irtica ile mücadelede en büyük sorunun dini siyasete alet edenlerin takiyyesi olduğunu söyledi. Eruygur, “Halkımızın sömürülen yönü var. Dini duyguları yüksek. Birileri de ortaya çıkıyor. Cebinizdeki parayı alıyor, kendi siyasi yönünde kullanıyor. Bununla mücadele etmeye kalkıştığınız zaman dinle uğraştığınızı söylüyor. Bu böyle olmaz. Ancak bu tehlikeler, Türkiye’yi yıkamaz. İrticai faaliyetler hız kazandı. Buna karşı, aydın kafaların ortak hareket etmesi gerekiyor” dedi.
4 KUVVET KOMUTANI VE 308 GENERAL’DEN VAKİT’E ORTAK DAVA
Vakit Gazetesi yazarı Asım Yenihaber, 25 Ağustos 2003 tarihli “Onbaşı bile olamayacakların general olduğu ülke” başlıklı yazısında, iki generali hedef aldı. Yenihaber’in makalesinde “…Adam meğerse generalmiş. Resmi kıyafetinde omzuna takılmış yıldızlardan başka hiçbir belirtisi hissedilmiyor halbuki… Bir ülkede asıl general olacaklar, YAŞ yerlere yatırılıyor… Hele Yemen’i bilmeyen, Yemen türküsünü makamıyla hatasız okuyamayan üniformalılar, onların değil orduda, bu yurtta yeri yok… Bu marka generalin bir iç mücadele generali olduğundan şüphe yok… Onların gerçek düşman karşısında hiçbir güçleri olmaz, esamileri bile okunmaz… Bunlar orduevi, ordu pazarı, lojman subayı olmayacak, gerçek asker olacak” denilerek, TSK hedef alındı.
Asım Yenihaber, “klasik müzik tutkusu”ndan hareketle, Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Aytaç Yalman’ı hedef aldı… “Huzurlarınızda general Mussorgski” diyen Vakit yazarı Asım Yenihaber, “Elin damatlık kıyafetiyle gerdeğe girilmeyeceği gibi başkalarının musiki duyarlılığıyla da savaşılmaz” diyor ve Org. Yalman’ın Mussorgski’yi misyonerce yaydığını iddia ediyordu…
Org. Yalman’ın hedef alınması üzerine Türk Silahlı Kuvvetleri harekete geçti. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İbrahim Fırtına, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur’un da aralarında bulunduğu toplam 312 general, 31 Ekim 2003 tarihinde Vakit Gazetesi ve Asım Yenihaber hakkında 624 milyar liralık manevi tazminat davası açtı.
Vakit, TSK karşıtı bazı şahısların açıklamalarına yer vererek, Genelkurmay Başkanı dışındaki tüm generallerin açtığı bu davayla ilgili günlerce yayınını sürdürdü.
ORG. YALMAN’DAN AKP’Lİ KUTLU’YA SERT YANIT
31 Aralık tarihli Hürriyet, Milliyet ve Cumhuriyet gazeteleri aracılığıyla kamuoyuna açıklama yapan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman, tarikatçı Mahmut Osmanoğlu’nun kızının cenaze törenindeki sarıklı-cüppeli görüntülere ve AKP Adıyaman Milletvekili Hüsrev Kutlu’nun TBMM’deki mareşal üniformalı Atatürk resminden rahatsızlık duymasına sert tepki gösterdi.
Org. Yalman’ın Hüsrev Kutlu’nun açıklamalarına yanıtı şöyle: “Bugünkü varlığını ulu önder Atatürk’e borçlu olan TBMM çatısı altında büyük Atatürk’ün mareşal üniformalı resminin bulunmasına dahi tahammülü olmayan, bir taraftan ‘Asker ocağı peygamber ocağıdır’ derken diğer taraftan TBMM’de görevli askerlerin varlığından ve onların yemek duasında bu aziz milletin kendilerine nimetlere şükran ifadesi olarak hep bir ağızdan söylediği ‘sağ ol’ nidasıyla zaman zaman söylenen marşlardan dahi rahatsızlığını ifade eden AKP milletvekili Hüsrev Kutlu’nun talihsiz açıklamalarını teessürle karşıladığımı özellikle belirtmek isterim. Unutulmamalıdır ki Atatürk’e mareşallik rütbesini veren TBMM’dir”
Org. Yalman’ın sarıklı-cüppeli görüntülere tepkisi ise şöyle oldu: “Yaşadığımız bilim ve teknoloji çağında bir yandan Avrupa Birliği’ne girme iddiasında olan çağdaş bir Türkiye’yi savunurken diğer yandan bir cemaat liderinin sakalını ve arabasının camlarını öpmenin muazzez dinimizle alakası olmayan hurafeler olduğunu aziz milletimizin takdirlerine sunuyorum. Bütün bunlara rağmen hala Atatürk ilke ve devrimlerini devam ettirdiği iddiasında bulunan bu zihniyeti esefle karşılıyorum ve kınıyorum. Şurası açıklıkla bilinmelidir ki, bütün bu talihsiz açıklama ve uygulamalara rağmen Cumhuriyet’in temel nitelikleriyle Atatürk ilke ve devrimleri sonsuza kadar savunulacak ve yaşatılacaktır.”
“ORG. YALMAN’IN AÇIKLAMASI GENELKURMAY’IN BİLGİSİ DAHİLİNDE”
Org. Yalman’ın açıklamalarının gazetelerde yayımlandığı gün Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliğinden bir açıklama geldi. Açıklamada, Org. Yalman’ın açıklamasına atıfta bulunularak, “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin görüşü, Genelkurmay Başkanlığı’nın bilgisi dahilinde kamuoyuna yansıtılmıştır.” denildi. Açıklamada, Genelkurmay Başkanı’nın, Meclis Dokunulmazlıkları Araştırma Komisyonu Başkanı Hüsrev Kutlu’nun sözlerinden derin endişe duyduğu; Kutlu’nun sorumsuzca sarfettiği sözlerin Fatih Camii’nde görülen çağdışı manzaralara zemin hazırladığı belirtildi.
DİKKAT ÇEKEN ÜÇ YORUM
Bu iki açıklamanın ardından yapılan yorumlarda 3 nokta dikkat çekti: Genelkurmay Başkanı’nın daha önceki açıklamasını hatırlatan kimi çevreler, TSK adına Genelkurmay Başkanı, Genelkurmay 2. Başkanı ve Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği’nin açıklama yapabileceğini belirttiler. Bazı çevreler ise, TSK’nın iki numaralı ismi olan Kara Kuvvetleri Komutanı’nın TSK adına açıklama yapabileceğini yazdılar. Kimi yorumlarda ise, Org. Yalman’ın, Hüsrev Kutlu’nun AKP’li kimliğine vurgu yapmasıyla, Org. Özkök’in, Hüsrev Kutlu’nun, TBMM Dokunulmazlıkları Araştırma Komisyonu Başkanı kimliğine vurgu yapması arasındaki nüansa dikkat çekildi.
“ASKERDEN ÇEKİNCE” MANŞETİ
Annan planı konusunda Genelkurmay’la AKP hükümetinin iki farklı yaklaşıma sahip olduğu bilgileri Ulusal Kanal’da birkaç gün boyunca yayınlandı. Ardından, bu farklılık Cumhuriyet gazetesinin manşetine yansıdı.
5 Ocak tarihli Cumhuriyet gazetesi, “Askerden çekince” manşetiyle, genelkurmay’ın, hükümete de ilettiği, Anan Planı’na yönelik itirazlarını özetledi. Anan Planı’ndaki temel yaklaşımın teslimiyete götüreceği vurgulanan itirazlarda, planın bu haliyle Türkiye’yi adadan atmaya yarayacağı; garantörlük konusunda, AB hukuku benimsendikten sonra yapılacak eklemelerin anlamını yitireceği; planın felsefesinin değişmesi gerektiği; Türk askeri sayısının sıfırlanmaması gerektiği; İngiltere’nin üslere istediği gibi bir başka gücü getirememesi gerektiği belirtildi.
ÖNCE YALANLANDI… SONRA?
Haberi önce Dışişleri Bakanlığı yalanladı. Açıklamada, “Genelkurmay Başkanlığımızla gerekli istişareler ve değerlendirmeler zamanlıca ve düzenli olarak yapılagelerek sürdürülmüştür” denildi. Birkaç saat sonra da Genelkurmay Başkanlığı’ndan bir açıklama geldi. Haberin gerçeği yansıtmadığı belirtilen açıklamada, “ilgili kurumlar arasında, görüşlerin uyumlaştırılması ve somutlaştırılması maksadıyla, çalışmalar ve görüşmeler, demokratik ve modern bir ülkede olması gereken şekilde bir süreç içerisinde devam ettirilmektedir” denildi. Ancak, “görüşlerin uyumlulaştırılmaya çalışması” ifadesi, “Genelkurmay ile Dışişleri arasında görüş farkı var” yorumlarını güçlendirdi.
Cumhuriyet gazetesi, 7 Ocak tarihinde, Genelkurmay’dan gelen “yalanlama” üzerine, kaynaklarında izin alarak, “Askerin çekincesi”ni belgelerle açıkladı. Bu kez, herhangi bir yalanlama yapılmadı. Cumhuriyet gazetesi, 8 Ocak tarihinde de, “uyum aranıyor” manşetiyle, “Dışişleri ve Genelkurmay, Kıbrıs tutum belgesi üzerinde ‘uyuşmazlık’ yaşandığını doğruladılar” denildi. Bu manşete de herhangi bir yalanlama gelmedi.
BEŞAR ESAD ZİYARETİNİN EKONOMİK YANSIMALARI – TÜRK İŞADAMLARININ SURİYE BAYRAMI
Posted by Mehmet Ali Güller in Aydınlık Gazetesi Yazıları on 11/01/2003
BEŞAR ESAD ZİYARETİNİN EKONOMİK YANSIMALARI
Türk işadamlarının Suriye Bayramı
Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Türkiye ziyareti, iş kesimlerini de memnun etti. Türkiye-Suriye ticari ilişkilerindeki en önemli gelişme, “Suriye devlet ihalelerinde Türk firmalarına öncelik tanınması” oldu. Gaziantep’te açılacak Suriye Konsolosluğu, dört ilde kurulacak Sınır Ticaret Merkezi, iş adamlarımızın yüzlerini güldürürken; 600 km’lik Türkiye-Suriye sınırındaki mayınların temizlenerek bölgenin organik tarıma açılması tarım kesimini memnun etti. Güneydoğulu işadamları, bir önceki yıla göre yüzde 70 artan ihracatın, iki yılda 10 kat daha artacağını düşünüyor…
Mehmet Ali Güller
Aydınlık Dergisi
11 Ocak 2003
Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Ankara’daki resmi temaslarının ardından, 8 Ocak’ta da İstanbul’da iş çevreleriyle bir araya geldi. Esad’ın DEİK Yönetim Kurulu üyeleri ve Türk işadamlarıyla birlikte yaptığı toplantının ardından gazetecilere açıklama yapan TOBB ve DEİK Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıkloğlu, önemli bir müjde verdi: “Suriye devlet ihalelerinde Türk firmalarına öncelik verilecek!”
Gelişmiş ülkelerin komşularıyla ekonomik ilişkilerinin yüzde 50’ler seviyesinde olduğunu, Türkiye’nin ise komşularıyla ilişkilerinin yüzde 6’larda olduğuna dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti: “Türkiye eğer çevresinde güvenlik çemberi oluşturacaksa, muhakkak komşuluk ilişkilerini yukarıya doğru çekmek durumunda. Bu, komşuları için de geçerli. Bu, Sayın Suriye Devlet Başkanı’nın genel anlayışı çerçevesinde toplantıda ifade edildi. Kendisi, Türk yatırımcılarına, Türk ihracatçılarına her türlü desteğin verilmesi noktasında, bütün sıkıntıların aşılması noktasında, yanımızda bizzat talimat vererek bunu gösterdi. Aynı zamanda Türk yatırımcılarının bir merkezden bütün bürokratik engellerin aşılması noktasında da her türlü desteğin verileceğine ifade etmesi bizler açısından sevindirici.”
Rifat Hisarcıklıoğlu, Suriye’nin açtığı ihalelerde Türk firmalarına öncelik vermesinin kendileri açısından sevindirici olduğunu dile getirerek, Esad’ın Türkiye ziyaretinde siyasi ilişkilerin pekişmesinin yanı sıra iki ülke arasındaki ilişkilerin ekonomik bacağının da sağlam gideceği noktasında görüşler aktarıldığını kaydetti.
SURİYE, GAZİANTEP’E KONSOLOSLUK AÇACAK
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen de, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ve beraberindeki resmi heyetle yapılan temaslar sonucu Suriye’nin Gaziantep’e konsolosluk açması ve yaklaşık bir yıldır iki ülke arasında müzakereleri sürdürülen Sınır Ticaret Merkezlerinin kurulmasının kararlaştırıldığını bildirdi.
Şam ve Halep’e gidip gelen vatandaşlarımızın vize için Ankara’ya gitmesine artık gerek kalmayacağını belirten Tüzmen, Konsolosluğun açılmasıyla sınır ticaretinin artacağını ve bölge ekonomisine büyük katkı sağlayacağını belirtti.
4 İLDE SINIR TİCARET MERKEZİ
Suriye’ye olan ihracatın geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 70 arttığına dikkat çeken Bakan Tüzmen, Suriye sınırında yer alan Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa ve Kilis’te kurulacak Sınır Ticaret Merkezleri ile ekonominin daha da olumlu yönde gelişeceğini vurguladı.
MAYINLI ARAZİ TEMİZLENECEK, ORGANİK TARIM YAPILACAK
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Türkiye ile Suriye arasındaki mayınlı arazilerin temizlenerek organik tarıma açılması konusunda da, Suriye ile görüş birliğine varıldığını belirterek şöyle konuştu: “Burada organik tarım üretiminin yapılması, ilgili sanayi kollarının yer alması ve yurtdışına ihracatın yine ortak şirketlerce yapılması düşünülüyor. Türkiye ile Suriye sınırında yaklaşık Kıbrıs’ın alanı kadar mayınlı saha var. Bu projeyi inşallah serbest ticaret bölgesi kapsamında da düşünebiliriz.”
Tüzmen, karşılıklı yatırımların teşviki ve korunması, çifte vergilendirmenin önlenmesi ve turizm işbirliği anlaşmaları yapıldığını da anımsatarak, “Bunlar Türkiye ile Suriye arasında ekonomik ve hukuki platformun altyapısını hızlandıracaktır. Bunun üstüne işadamlarımız çok daha rahat hareket edecektir” diye konuştu.
GÜNEYDOĞULU İŞADAMLARI BAYRAM YAPIYOR
Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Derneği (GÜNSİAD) Başkanı Bedrettin Karaboğa, 57 yıl aradan sonra Suriye devlet başkanını Türkiye’yi ziyaret etmesinin önemli bir gelişme olduğunu belirterek, Suriye heyeti ile imzalanan anlaşmaların bunun göstergesi olduğunu söyledi. Karaboğa, şöyle konuştu: “Suriye’ye yıllık ihracatımız yıllık 500 milyon dolar civarındadır. 2 yıl içerisinde bunu 5 milyar dolara yükseltebiliriz. Suriye’nin sanayi teknolojisi çok eskidir. Her türlü malı bu ülkeye satabiliriz. Suriye ile ticaretin gelişmesi bölgede işsizliğin azalmasına ve sanayinin gelişmesine katkı yapacaktır.”
TİCARET RAKAMLARI REKOR ARTIYOR
Türkiye’nin Suriye’ye ihracatı 1997 yılında 268 milyon dolar iken,1998 yılında 308 milyon dolara çıktığını ve 2003 yılında ise bu rakamın 1 milyar dolara yakın olduğunu kaydeden Karaboğa, Suriye’ye açılan Öncüpınar, Karkamış ,Nusaybin Sınır kapılarının çok yetersiz kaldığını ve yeni kapıların açılması, eski kapıların ise modern hale getirilmesi gerektiğini bildirdi. Karaboğa, şöyle devam etti: “Ortadoğu pazarı Türkiye için ve bölgemiz için çok önemlidir. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Ankara ziyareti ve atılan dostluk adımları çok iyi değerlendirilmelidir. AB ülkelerine baktığımızda komşuları ile ticaretlerinde Almanya yüzde 55, Fransa yüzde 52 gibi rakamlardadır. Bunları çoğaltabiliriz. Bizim komşularla geçtiğimiz yıllarda yüzde 11’lere çıkan ticaretimiz bu yıl yüzde 7 civarındadır. Ortadoğu pazarı 80 milyar dolar büyüklüğündedir. Ülke olarak çıkarlarımızı korumak zorundayız, başkaları bu bakir pazarı ele geçirdiğinde dizlerimize vurmaktan ve birbirimizi suçlamaktan başka bir şey yapamayacak duruma geliriz.”
SURİYE ÜZERİNDEN ORTADOĞU TİCARETİ
Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İsmail Demirkol da Suriye üzerinden diğer Arap ülkelerine ihracat yapılabileceğini söyledi. İki ülke arasında çifte vergilendirmenin önlenmesi ve yatırımların teşvikine ilişkin anlaşmaların imzalanmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Demirkol, şunları kaydetti: “Irak’taki belirsizliğin devam ettiği bu süreçte Suriye ile olumlu yönde seyir kazanan ilişkilerimizi ticari anlaşmalar ile daha da geliştirmeliyiz. Esad’ın ziyareti ile iki ülke arasındaki müspet ilişkiler ivme kazanacaktır. Suriye pazarını iyi değerlendirmeliyiz. Bu pazar ile dış ticaret hacmini daha da büyütebiliriz.”
BİR MÜJDE DE, ŞAM’DAKİ TÜRK HEYETİNDEN
Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Türkiye ziyareti sırasında, Türkiye’den önemli bir heyet temaslarda bulunuyordu… Türk işadamlarının gerçekleştirdiği “II. Türk Makine ve Aksamları Fuarı”na katılmak için Şam’a giden Dış Ticaret Müsteşarı Tuncer Kayalar Başkanlığı’ndaki heyet, Suriye Başbakanı Naci Otri ve Sanayi Bakanı Muhammed Safi Abu Dan ile yaptığı görüşmelerden sonra Türkiye’ye müjdeli haberi gönderdi: “Heyetler, Türkiye-Suriye-Irak demiryolu hattının daha etkin bir şekilde çalıştırılması konusunda görüş birliğine vardılar”
Suriye Başbakan Otri ve Sanayi Bakanı Muhammed Safi Abu Dan da, Türkiye ve Suriye arasındaki işbirliğinin kaçınılmaz olduğu ve iki ülke arasında ekonomik ortaklığın diğer Ortadoğu ülkelerine de yansıyacağını vurguladılar. Suriye Sanayi Bakanı, başta tekstil olmak üzere, sanayi sektöründe Türk firmalarının Suriye’ye yatırımlarını beklediklerini kaydetti.
TÜRKİYE, RUSYA VE BÖLGE ÜLKELERİ KARARLI TAVIR ALINCA
Posted by Mehmet Ali Güller in Aydınlık Gazetesi Yazıları on 26/11/2002
TÜRKİYE, RUSYA VE BÖLGE ÜLKELERİ KARARLI TAVIR ALINCA…
Bush, ilk kez “savaşsız çözüm” dedi
ABD önce tasarısını değiştirdi. Ardından Bush, “Saddam Hüseyin’in, BM taleplerini yerine getirmesi, zaten o rejimin değiştiğine işarettir” dedi. Birleşmiş Milletler’de son durum şöyle: ABD’nin verdiği ikinci karar tasarısı da kabul görmedi… NATO harekât için BM’nin vereceği kararın esas alınacağını açıkladı. ABD, Katar’daki tatbikatını erteledi.
MEHMET ALİ GÜLLER
Aydınlık Dergisi
26 Kasım 2002
ABD Başkanı George Bush ilk kez “savaşsız çözümden” söz etti. Bush, “Irak’ın kitle imha silahlarından arınması için bir kez daha diplomasiyi deniyoruz. Irak lideri Saddam Hüseyin’in, BM’nin taleplerini yerine getirmesi, zaten o rejimin değişmiş olduğuna dair bir işarettir” dedi.
ABD Başkanı Bush’un geri adım atması; başta Türkiye olmak üzere, Rusya ve bölge ülkelerinin kararlı tavrı ile BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyeleri Rusya, Fransa ve Çin’in, ABD tasarısını “kabul edilemez” bulması sonucu oldu.
ABD TASARISI,
“KABUL EDİLEMEZ” BULUNDU
ABD, geri çektiği tasarısını, gözden geçirerek, bir “uzlaştırma metnine” dönüştürdü ve 21 Ekim’de BM Güvenlik Konseyi’nin Daimi Üyeleri’ne sundu.
Rusya’nın BM nezdindeki Daimi Temsilcisi Sergey Lavrov, tasarıdaki “otomatik güç kullanımı ve BM silah denetçilerinin yerine getiremeyecekleri görevlerle yüklenmeleri” maddelerinin, ülkesi için endişe kaynağı olduğunu belirterek, Rusya’nın ABD planını reddettiğini açıkladı.
ABD’nin tasarısının “kabul edilemez” olduğunu söyleyen Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Aleksandır Yakovenko, “var olan kararlar, yeterli zemini sağlıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Rusya Dışişleri Bakanı İgor İvanov da, ABD tasarısının, “kendi kriterleriyle bağdaşmadığını” söyledi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Ortadoğu Dairesi Başkanı Mihail Bogdanov, Rusya’nın, “Irak’ın da kabul edebileceği bir BM Güvenlik Konseyi kararı istediğini” bildirdi.
Fransa Dışişleri Bakanı Dominique de Villepin, “Güvenlik Konseyi’nde ABD taslağı üzerinde anlaşma sağlanabilmesi için yapılacak çok iş var” diyerek, taslağı benimsemediğini ifade etti.
Rusya, Fransa ve Çin, özellikle, ABD tasarısındaki, “Irak’ın BM kararlarında ‘maddi ihmali’ bulunduğu ve ihlallerini sürdürürse ‘ciddi sonuçlarla’ karşı karşıya kalacağı” ifadelerinin, askeri harekât için açık kapı bıraktığını düşünüyor.
NATO BİLE TOPU BM’YE ATTI
ABD’nin Irak’a saldırmasına karşı çıkan her devlet ve her kuruluş, topu BM Güvenlik Konseyi’ne atıyor. NATO da, aynı yolu seçti. NATO Genel Sekreteri George Robertson, 23 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Irak konusunda BM Güvenlik Konseyi’nin alacağa karara göre hareket edeceklerini” söyledi.
Bush’un geri adım atması, dünya basınında, “savaş ertelendi” yorumlarına yol açtı. Pentagon, Suudi Arabistan’daki askerlerinin bir bölümünü geri çekti. 22 Ekim’de, Katar’daki ABD tatbikatının da ertelendiğinin açıklanmasıyla, ABD CBS televizyonu, “harekât en erken 2003 baharında başlar” değerlendirmesinde bulundu.
SURİYE:
YENİ BİR KARARA KARŞIYIZ
ABD, 24 Ekim’de, tasarısını, Daimi Üyeler’in ardından, BM Güvenlik Konseyi’nin daimi olmayan 10 üyesine de dağıttı. BM Güvenlik Konseyi’nin daimi olmayan etkin üyelerinden Suriye de, yeni bir karara karşı olduğunu açıkladı.
“ABD tasarısının amacının, BM’nin saygınlığına gölge düşürmek olduğunu belirten” Irak Dışişleri Bakanı Naci Sabri, “ABD taslağı yalnızca Irak’a karşı değil, aynı zamanda BM’ye karşı da savaş ilanıdır” dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell da, 24 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Temel ilkelere sırt çeviremeyiz. Bu, hiçbir anlamı olmayan, Irak’a ortada sorun olmadığını düşündürecek bir BM kararı olamaz. Böyle bir şeyi kabul etmeyiz” dedi.