Posts Tagged CFR

CFR, ABDULLAH GÜL’LE NE GÖRÜŞTÜ?

ABD Dış İlişkiler Konseyi CFR, 96 sayfalık yeni bir Türkiye raporu hazırladı. “ABD – Türkiye ilişkileri: Yeni bir ortaklık” başlıklı çalışma oldukça kapsamlı.

Rapor eski ABD Dışişleri Bakanı Madeleine K. Albright, eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen J. Hadley ve CFR’nin Ortadoğu uzmanı Steven A. Cook tarafından hazırlanmış.

CFR 6 AY ÖNCE ÇANKAYA’DAYDI

Raporu yazan üçlü, çok değil altı ay önce Çankaya Köşkü’nde Abdullah Gül’le görüşmüştü. 18 Aralık 2011 tarihli buluşmada Albright, Hadley ve Cook’un Cumhurbaşkanı Gül’le ne görüştüğü açıklanmamıştı. Bu raporla öğrenmiş oluyoruz!

Raporun sahibi CFR, Amerika’nın beyni diye tanımlanır. CFR, ABD’nin en elit kurumlarının başında gelir. ABD’ye yön veren en önemli isimler bu konseydedir. Bu konseyin ürettiği dış politikalar, Amerikan devletinin dış politikası olur!

GÜL’ÜN YUVARLAK MASA TOPLANTILARI

Abdullah Gül’ün CFR ile ilginç bir ilişkisi var. Cumhurbaşkanı Gül, değişik tarihlerde CFR’nin yuvarlak masa toplantılarına katıldı.

Bu toplantıların ne anlama geldiği, toplantının tarihlerinden ve konularından belli.

Gül’ün katıldığı ilk CFR toplantısının tarihi 1997 ve gündemi de Refah Partisi’ydi. O toplantıda “Erdoğan – Gül modeli” oluşturuluyordu!

Gül’ün katıldığı ikinci CFR toplantısı ise Nisan 2001 tarihliydi. 14 Ağustos 2001’de AKP kuruldu!

Gül’ün katıldığı 24 Eylül 2010 tarihli üçüncü CFR toplantısı ise Türkiye’nin tarihi bir dönemecinde yapıldı; yaşıyoruz. Kürt açılımı, demokratik özerklik, yeni Türkiye, yeni CHP, yeni anayasa…

ABD DIŞİŞLERİ: GÜL’Ü BİZ YETİŞTİRDİK

Abdullah Gül’ün ABD’yle ilişkileri oldukça derin. Arslan Bulut yazmıştı, anımsarsınız. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde de kaydı var: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ABD’nin “uluslararası ziyaretçi liderlik programı” ile yetiştirilmişti.

Yani ABD Dışişleri, “Gül’ü biz yetiştirdik” diyordu…

YENİ TÜRKİYE’YE YENİ ROL

Dün gazetelere yansıyan 96 sayfalık CFR raporunun üç mimarının, 6 ay önce heyet halinde Çankaya’da Gül’le görüşmesi pek çok bakımdan önemli…

En başta raporun ismi oldukça anlamlı: “ABD – Türkiye ilişkileri: yeni bir ortaklık”

Üç bölümden oluşan raporun bölüm başlıkları da öğretici: “Yeni Türkiye ile yeni bir ortaklık”, “Türkiye’nin dönüşümü: son reformlar”, “Türkiye’nin dönüşümü: önümüzdeki yol”, “Dış politika: Türkiye’nin yeni rolü.”

YENİ GÖREV ALANI: ORTA ASYA

Raporun ayrıntıları Aydınlık dâhil çeşitli gazetelerde yer aldı. O nedenle raporun içeriğine değinmeyeceğiz. Ancak vurgulayalım. Bize göre raporun ruhunu, aynı zamanda raporun direktörü de olan Steve A. Cook şu sözlerle ortaya koydu:

“ABD – Türkiye ilişkilerinde kurumsallaşma sağlandığı takdirde iki ülke yalnızca Ortadoğu ya da Afrika’da değil, Orta Asya’da da ciddi ortak girişimlerde bulunabilecek.

İşte raporun en önemli hedefi budur: ABD’nin Asya-Pasifik merkezli yeni stratejisinde Türkiye’ye rol biçmesidir!

Washington, tıpkı eski ABD Başkan Bill Clinton’un 1999 yılında söylediği gibi Türkiye’den ABD’ye Asya kapılarını açmasını istemektedir!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
11 Mayıs 2012

, , , , , ,

Yorum bırakın

STRATFOR: ABD İRAN’LA UZLAŞMA ARIYOR

ABD’nin en önemli araştırma merkezlerinden Stratfor, “haftalık jeopolitik” bülteninde “ABD ve Suudi Arabistan’ın ikilemi: İran Fars körfezini yeniden biçimlendiriyor” başlıklı önemli bir analiz yayımladı.

Stratfor analizinde, şu üç nokta öne çıkıyor:

1.) Washington, Tahran’la uzlaşma aşamasına girmek üzere.

2.) İran, yakın gelecekte Fars Körfezi’nde ABD’nin etkisini kırıp, yerini alarak bölgenin en güçlü askeri gücü olacak.

3.) Gelişmeler nedeniyle Suudi Arabistan ABD’ye güvenemiyor. Riyad bu nedenle, muhalefeti ezmek için Bahreyn’e soktuğu asker sayısını düşürmeye ve Tahran’la sıcak ilişki aramaya başladı.

Bahreyn ve Körfez eksenli bu çatışma alanına dair saptama, aslında diğer alanlar için de geçerli.

CFR: İNİSİYATİF TAHRAN’DA

Örneğin Irak’ta inisiyatif İran’a geçti. Council on Foreign Relations’tan Micah Zenko, “Irak’tan çekilmek kolay değil” başlıklı analizinde bu duruma dikkat çekiyor. Zenko Irak’taki mevcut 47 bin ABD askerin yılsonunda çekileceğini, Washington’un İran’ın yeni pozisyonu nedeniyle en azında askerlerin bir bölümünü ( 4 bin ile 10 bin arasında) Irak’ta bırakmaya çalıştığını, fakat bu konuda Maliki yönetiminden olumlu bir yanıt alınamadığını özetliyor. Ancak analiz şu saptamayla bitiyor: 47 bin ABD askeriyle engellenemeyen İran etkisi, yeni bir anlaşmayla bölgede bırakılacak 10 bin asker tarafından kırılabilir mi?

Bağdat, Washington’un ısrarlarına prim vermiyor. Görünen o ki, aslında İran’ın Kuzey Irak operasyonu, en çok Bağdat’ın elini güçlendirdi!

TİM: TÜRKİYE-İRAN-MISIR EKSENİ

Washington ile Tahran’ın bir diğer çatışma alanı ise Mısır. Mübarek’in devrilmesi, sonuçları bakımında en çok Tahran’ı memnun etti. Tahran Kahire’yle kesilmiş diplomatik ilişkilerine başladı, Süveyş’ten savaş gemisi geçirme izni kopardı, Gazze’deki Mısır ablukasını kaldırttı, Mısır’la birlikte El Fetih – Hamas barışını geliştirdi.

Artık Tahran, Mısır’ı “ABD-İsrail-Türkiye-Suudi Arabistan” ekseninden çıkardığını yorumluyor. Mübarek sonrası Mısır yönetiminin İsrail’le mesafeli uygulamaları, Kahire’nin İsrail’i devre dışı bırakarak Arap yarımadasıyla köprü bağlantısı kurması gibi pek çok örnek Tahran’ın yorumunu kuvvetlendiriyor.

Keza İranlı bazı analistler, bölgeye ilişkin yeni bir eksenin “izlerinin” de oluştuğu görüşündeler: TİM. Yani, “Türkiye-İran-Mısır” ekseni…

Washington ise ancak ABD-İsrail-Türkiye ekseni kurarak bölgede varlık gösterebileceğinin farkında.

ZAMAN OBAMA’YA DEĞİL, ESAD’A ÇALIŞIYOR

Tahran’ın şu anda en önemli cephesini Lübnan-Suriye hattı oluşturuyor. ABD’nin AKP üzerinden Türkiye’yi de içine katarak Şam’a uyguladığı baskılar netice vermedi. Zaman Obama’nın değil, Beşar Esad’ın lehine çalışıyor.

Moskova’nın Libya için geliştirdiği ve İngiltere ile Fransa’nın da bir ölçüde desteğini aldığı “silahsız çözüm” çalışması, Suriye’yi rahatlattı. Ki Moskova, Suriye’ye açıkça “sonuna kadar diren” mesajı veriyor!

Rusya Jeopolitik Bilimler Akademisi Başkanı Leonid Ivashov, Suriye’nin tek çıkış yolunun “dış baskı, dayatma ve müdahalelere karşı sonuna kadar mücadele etmek” olduğunu belirtiyor.

ABD’NİN AGRATUR İHTİYACI YAKICI

ABD – İran savaşına dair özetlediğimiz yukarıdaki tablo, Washington açısından Türkiye ve Kıbrıs’ı vazgeçilmez kılıyor.

Artık ABD’nin Agratur ve Dikelya üslerine ihtiyacı daha yakıcı. ABD bu nedenle Kıbrıs konusunda bastırıyor. Rumların Agratur çekincesi maalesef Türkiye’den daha fazla… Mühimmat patlamasıyla başlayan ve Rum hükümetinin istifasıyla sonuçlanan süreç, acaba Rumların Agratur inadını kıracak mı?

ABD’nin bunca zorluğunu dengeleyen en önemli kozu ise AKP! Doğuya doru giden Türkiye’nin batıya çapalı hükümeti, Atlantik projesi içerisinde hem ülkeyi hem de bölgeyi zora sokuyor!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi / s:7
1 Ağustos 2011

Odatv.com

, , ,

Yorum bırakın

%d blogcu bunu beğendi: