Posts Tagged Xinjiang

ABD Uygur meselesini neden kışkırtıyor?

Uygurların özerk bölgesi var: Xinjiang-Uygur Özerk Bölgesi.

Uygur dili, Xinjiang-Uygur Özerk Bölgesindeki iki resmi dilden biridir. Bölgede yol tabelalarından dükkan tabelalarına kadar her yerde iki dil görürsünüz. Özerk bölge içi uçuşlarda, Çince ve İngilizce dışında Uygurca anons da yapılıyor örneğin. Bölgede Uygurca yayın yapan bir çok gazete ve TV var. Hepsi bir yana, Çin’in ulusal parasında, sağ üst köşede, paranın sayısal göstergesinin altındaki paranın değerinin yazılı olduğu bölümde, Çince dışında Uygurca da var. 

Uygurlar ibadetlerini özgürce yapıyor: Xinjiang-Uygur Özerk Bölgesinde camiler var, üstelik çok bakımlı ve estetikler. Günde beş vakit namaz kılınıyor. İslam Enstitüsünde bu camilerde görev alacak gençler eğitiliyor. Eğitimlerini Uygurca, Çince ve Arapça üç dilde yapıyorlar. 

Özetle Uygurlar, modern çağda, bir ülkede etnik bir grubun sahip olacağı hakların azamisine sahipler.

Peki buna rağmen Türkiye’de ve bazı özel Uygurların mesken edindiği ABD’de neden “Uygur meselesi” var? Daha doğrusu ABD neden Uygur meselesini kışkırtıyor?

ABD’nin Çin’i istikrarsızlaştırma amacı

1) SSCB’nin dağılmasından sonra emperyalist ABD’nin neoliberal yeni dünya düzeni için planladığı yol haritası, ulusal devletlerin etnik ve mezhepsel temelde bölünmesiydi. Bunu geride kalan 35 yılda Yugoslavya’da, Irak’ta, Suriye’de hayata geçirdiler. Bu ülkelere demokrasi, özgürlük, insan hakları maskesiyle saldırıp, etnik ve mezhepsel temelde böldüler, federasyonlaştırdılar.

ABD bu hedefini Türkiye’de, İran’da, Rusya’da, Çin’de de gerçekleştirmek istoyor. Kuşkusuz Türkiye Suriye değil, İran Irak değil, Rusya ve Çin Yugoslavya değil. ABD’nin bu ülkeleri bölebilmesi, parçalayabilmesi mümkün değil. Ama aynı yöntemi uygulayarak bu ülkeleri zayıflatmaya, istikrarsızlaştırmaya çalışıyor. 

Dolayısıyla ABD açısından Türkiye’de Kürt meselesi neyse, Rusya’da Çeçen meselesi odur, Çin’de Uygur meselesi odur… 

ABD açısından etnik grubun çıkarı değil, kendi emperyalist çıkarı esastır. Öyle olduğu için de Uygur Türklerinin Çin’den ayrı yaşamasını ister ama zaten ayrı yaşamakta olan Kıbrıs Türklerini ise Rumlarla birlikte yaşamaya zorlar. ABD’nin Çin’deki Türkler için ayrılıkçı ama Kıbrıs’taki Türkler için birlikçi olması, çıkarlarının gereğidir.

Öncelikle ABD Uygur meselesini, Çin’i zayıflatyama ve istikrarsızlaştırmaya çalışmak için kışkırtıyor.

ABD’nin Kuşak ve Yol’u düğümleme amacı

2) Xinjiang-Uygur Özerk Bölgesi, Çin’in batı kapısı, Orta Asya’yla komşuluk bölgesi ve Kuşak ve Yol’un kritik bir merkezidir. ABD burayı karıştırarak, Kuşak ve Yol’u kesmeye, düğümlemeye çalışıyor. 

3) Xinjiang-Uygur Özerk Bölgesi, Çin-Pakistan ekonomik koridoru ve Gwadar-Kaşgar boru hattı açısından kritik önemde. Körfez’den petrol yükleyen Çin tankerleri, ABD’nin denetimindeki Malaka Boğazı’nı kullanmadan, Körfez’e komşu Pakistan’ın Gwadar Limanı’na yük boşaltıyor. Petrol buradan boru hattıyla Kaşgar’a, yani Xinjiang-Uygur Özerk Bölgesinin kalbine akıyor. İşte ABD bu enerji hattını satobe etmek istiyor.

4) Xinjiang-Uygur Özerk Bölgesi, değerli maden ve nadir element zengini bir bölgedir. ABD, Çin’le teknoloji rekabetinde, Çin’in elini zayıflatmak istiyor.

ABD’nin Türkiye-Çin ilişkilerini sabote etme amacı

5) ABD Uygur Türklerini kışkırtarak, Orta Asya’daki diğer Türk devletleri ile Çin’in arasını açmak istemektedir. Çünkü bu Türk devletleri, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Şanghay İşbirliği Örgütü’nde Çin’in ortağıdırlar. 

6) ABD Uygur Türklerini kışkırtarak ve Türkiye’deki Gladyo’ya bağlı yapılar üzerinden Uygurculuk yaptırarak, Türkiye ile Çin’in gelişmekte olan ilişkilerini sabote etmeye çalışmaktadır. 

ABD’nin, SSCB dağıldıktan sonra uygulamaya soktuğu Türkiye üzerinden Kafkasya ve Orta Asya’ya uzanma stratejisi, önemli oranda önlenebildiyse de inişli çıkışlı sürmektedir. ABD’nin Fethullah Gülen örgütüyle Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde yapmaya çalıştığı faaliyetler, Şanghay İşbirliği Örgütü’nün terörle mücadele işbirliğinin de katkısıyla önlendi ama ABD başka araçlarla hamle yapmaya çalışıyor. İşte Güney Kafkasya’daki Zengezur Koridoru’nu Trump Koridoru olarak 99 yıllığına işletmek istemesi o hamlelerden biridir. İşte Trump’ın Bagram Üssü’nü Çin’e karşı kullanmak için Afganistan’dan istemesi o hamlelerden biridir.

Öte yandan Pakistan’da zaman zaman ortaya çıkan terör eylemleri, bazı terör terör örgütlerinin İran ile Pakistan’ı karşı karşıya getirme potansiyeli taşıyan eylemleri, Afganistan ile Pakistan arasındaki sıcak gerilim, tüm bunlar bölgeyi istikrarsızlaştırmayı amaçlayan eylemlerdir.

ABD’nin Uygur kartını elinden almak 

Uygur meselesi, ABD’nin elinde Türkiye ile Çin’in ilişkilerini sabote etmeyi hedefleyen bir karttır. O nedenle Ankara ve Beijing o kartı ABD’nin elinden alarak, tersine Uygur meselesini Türkiye ile Çin’in işbirliğini geliştirebilmenin konusu yapmalıdır. 

Türkiye-Çin ilişkilerinin geliştirilmesi Uygurların, Xinjiang-Uygur Özerk Bölgesinin gelişmesi de Türkiye-Çin işbirliğinin büyümesinin kaldıracı yapılabilir. 

Mehmet Ali Güller
CGTN Türk
28 Ekim 2025

, , , , ,

Yorum bırakın

2 yalan, 2 gerçek

Çin’de Uygurca yasak mı? Çinliler Uygur Türklerinin ibadet etmesini mi engelliyor? Bu iki temel sorunun yanıtı için Çin’deydik. 

Bu ziyaret, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesi için Çin’e giden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretiyle denk geldiği için, kimileri sosyal medyadan özel spekülasyon üretti, yalan söyledi, baştan yanıtlayayım: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçağıyla gitmedik, tarifeli uçakla gittik. Zaten Erdoğan’ın gittiği yer ile bizim gittiğimiz yerler, bambaşka coğrafyalar.

Davet, Çin’in İstanbul Başkonsolosluğu aracılığıyla bizzat Xinjiang-Uygur Özerk Bölgesi hükümetinden geldi. Heyeti, koordinatörlüğünü yaptığım Yeni Dünya Araştırmaları Merkezi oluşturdu ve heyetin ziyareti Türkiye-Çin Dostluk Vakfı’nın desteğiyle gerçekleşti.

Yine bir başka yalana da baştan yanıt vereyim: Heyette bulunanlar hiçbir Çinli yetkiliden hiçbir hediye almadılar, kendi paralarıyla eşlerine dostlarına Uygur işi küçük hediyeler aldılar. 

Türk heyeti

Heyette alfabetik sırayla Aydemir Güler, Ceyda Karan, Erkin Öncan, Nur Batur, Merdan Yanardağ, Tuba Emlek, Uğur Pideci, Ümit Zileli, Yavuz Alogan, Yavuz Selim Demirağ, Zeynep Gürcanlı ile yayıncı Haluk Hepkon ve Türk Halk Müziği sanatçısı Muharrem Temiz vardı. Heyete Türkiye-Çin Dostluk Vakfı’nın başkan ve yardımcısı Hasan Çapan ile Eda Lermi ve Yeni Dünya Araştırmaları Merkezi Koordinatörü olarak ben eşlik ettim.

Xinjiang-Uygur Özerk Bölgesi’nde Urumçi, Turfan ve Kaşgar’ı gezdik. Hem resmi program sırasında, hem de program dışı şehirde, çarşıda küçük gruplar halinde gezerken başta belirttiğim iki temel soruya yanıt aradık. 

Gerçek 1: Uygurca yasak değil

Uygurca yasak değil. Uygur dili, Xinjiang-Uygur Özerk Bölgesindeki iki resmi dilden biridir.

Çin paralarında, sağ üst köşede, paranın sayısal göstergesinin altındaki paranın değerinin yazılı olduğu bölümde, Çince dışında Uygurca da vardır. Resmi parasında Uygurca kullanan bir devletin, Uygurcayı yasaklaması zaten eşyanın tabiatına aykırı.

Xinjiang-Uygur Özerk Bölgesine indiğiniz andan başlayarak, bölgede yol tabelalarından dükkan tabelalarına kadar her yerde iki dil görürsünüz.

Uygurlarla konuşmaya başladığınızda, bir süre sonra farklı söylense de ortak kelimeleri anlamaya başlarsınız. Örneğin Kaşgar’dan Urumçi’ye dönüşte, yanımda oturan öğrenci, uçak kalkmadan önce, muhtemelen ailesine bilgi veriyordu. Bagajının “19 kilo, 800 gram” tuttuğunu söyledi. En net sayılar anlaşılıyor zaten, çünkü aynı. Urumçi-Kaşgar arası uçuşlarda, üç dilde anons yapılıyor. Uygurca anonsu sosyal medyada paylaşmıştım ve gayet anlaşılır bulundu.

Bu arada bölgede Uygurca yayın yapan bir çok gazete ve TV var. Bunlardan Xinjiang Gazetesi’ne bir röportaj verdim. 

Parada, tabelada, yani kamusal ortamda var olan Uygurcayı göremeyen iyi niyetli Türk milliyetçileri, muhtemelen Uygurcanın Arap alfabesiyle yazıldığını bilmiyor!

Gerçek 2: Cami var, ibadet serbest

Camiler var, üstelik çok estetikler ve bakımlılar. Camilerde ibadet serbest. İslam Enstitüsünde derslere girdik, izledik, kitapları inceledik. Aslında zor bir eğitim, çünkü Çince ve Uygurcaya ek, Arapçayı da öğreniyorlar. Kuran, üç dille de mevcut. Camilerde imam olmak üzere eğitim gören bu gençlerin her ihtiyacı karşılanıyor, üstüne harçlık da alıyorlar. Kaldıkları yurtları, yemekhaneleri, spor salonları, derslikleri üst seviyede. 

Bu arada, Uygurların kullandığı isimlere bakılırsa, İslam etkisi Türk etkisinden daha fazla. Zira denk geldiğim isimlerin yüzde 99’u, din eksenli isimler; çoğu Arap, bir kısmı da Fars kökenli isimler. 

Peki heyetimizdeki gazetecilerden en çok hangisinin ismiyle karşılaştık Xinjiang’da? Akşamları program dışı gezerken uğradığımız dükkanlardaki esnafla, müşterileriyle, oturduğumuz mekanlarda yan masalarımızdaki insanlarla, çevirip yer, yol, fiyat sorduğumuz insanlarla sohbetlerimizden ortaya çıkan sonuç şu: Merdan!

Ziyaret 12’den vurdu

Gözlemlerini sosyal medyadan paylaşan Türk gazeteciler, Çin’in Uygurlara “zulmünü” perdelemekle suçlandı. Ancak diğer yandan şu iki “zıt” özel spekülasyon / yalan da sosyal medyadan servis edildi: Bazıları “Erdoğan’ın Türkiye’ye 3 milyon Uygur getirme operasyonu için Uygurları şirin gösterme görevimiz olduğunu” iddia etti. Bazıları da “Uygurlara verilen haklar üzerinden Türkiye’deki Kürt açılımını desteklemek amacıyla” Çin’de olduğumuzu iddia etti. 

Kısacası bu kadar birbirine zıt, bu kadar birbiriyle alakasız spekülasyon, yalan ve suçlama, çok önemli bir şeye işaret ediyor: Türk gazeteci heyetinin ziyareti çok etkili oldu ve amacını 12’den vurdu.

Peki bu ziyarete saldırılar neden yoğundu? Uygur ayrılıkçılığının kaynağı neresi? ABD bu meseleyi neden kaşıyor? Meselenin jeopolitikle ilgisi ne? Xinjiang’da yaşayan Uygurlar, bu kışkırtmalara nasıl bakıyor? Yazmayı sürdüreceğim.

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
8 Eylül 2025

, , , , , ,

1 Yorum

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın