SAM AMCA’NIN PARMAĞI VAR MI?

Dünden beri pek çok okurdan ve sosyal medya takipçimden gelen “Bu eylemler CIA’nın marifetiymiş, doğru mu?” sorusunun kaynağının Banu Avar olduğunu üzülerek öğrendim.

Bu kadar ileri gitmiş olamaz diye umarak, Banu Avar’ın yazdıklarına baktım.

Evet, Avar açık bir şekilde gelişmelerin arkasında Occupy hareketinin ve OTPOR örgütünün olduğunu yazmıştı. Avar’a göre her ikisi de CIA imalatı örgütlerdi. Avar “turuncu Soros darbelerinin” yaşandığı ülkeleri görmüş biri olarak okurlarını uyarıyordu: “Batı basının ‘Çılgın Türkler’ diyerek neden gaz verdiğini düşünmenizi öneririm.”

HEM PARTİYE HEM DE ÖRGÜTSÜZ EYLEME KARŞI!

Anlaşılan Banu Avar’a bu yazdıklarından dolayı ciddi tepki gelmiş ki, Avar bu kez o tepkiler için de bir yanıt yazmış.

Örneğin “Erdoğan ABD’nin desteklediği adam, neden Batı tarafından devrilmek istensin?” sorusuna özetle şu yanıtı veriyor: “ABD, biriken gazdan kurtulmak için Erdoğan’ı deliğe süpürecek. Yerine Y-CHP ile BDP’den bir koalisyon kuracak. O sırada bölünme anayasası çıkacak. Federe Türk devletine yol alınacak.”

Yani ABD Tayyip Erdoğan üzerinden yapamadığını Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden yapabilecek!

Avar, “Peki evde mi oturalım! Sokağa çıkmayalım mı?” diyen okurlarına da yanıt veriyor ve şu “çözümü” gösteriyor: “Partiler üstü bir platform oluşturulsun. Örneğin herkes ‘Şehit Aileleri Dernekleri’ içinde örgütlensin. İl il, ilçe ilçe Şehit Aileleri Dernekleri etrafında birleşmiş örgütlü kitle ne yapacağını, nasıl yapacağını bilir!”

YENİ ŞAFAK DA BANU AVAR GİBİ DÜŞÜNÜYOR!

Önceleri Banu Avar’ın yaklaşımını kişisel özelliklerinin bir yansıması diye düşündüm hep. Örneğin “aydın mükemmeliyetçiliğinden” kaynaklanıyor olabilirdi bu sürekli beğenmeme hali…

Yüzbinlerin katıldığı bir eylemdeki beğenmediği bir afiş, on binlerin yaptığı bir eylemdeki hoşuna gitmeyen bir slogan, o eylemi Avar tarafından tu kaka ilan etmeye yeterli olurdu. Yani bir aydının “havuza düşmüş bir yaprak nedeniyle tüm havuzu kirli sanması” hastalığıyla karşı karşıyaydık…

Ama örneğin TGB’nin uluslararası örgütleri de davet ettiği 19 Mayıs eylemine, “pankarttaki “Viva 19 Mayıs” lafından dolayı destek vermekten çekilmesi, yetinmeyip alternatif bir 19 Mayıs düzenlemeye soyunması, ya da Diyarbakır TGB’nin Kürtçe “Türk-Kürt kardeştir” pankartından vahim anlamlar çıkarması, meselenin bir aydın hastalığı olmaktan daha ileri olduğunu gösteriyordu.

Her neyse…

AKP’nin bazı özel isimleri de başından beri Banu Avar gibi düşünüyor. Onlar da ısrarla “Türk ekonomisi çok iyi. Türkiye bölgesinde büyüyor. ABD bundan rahatsız olduğu için Türkiye’yi karıştırıyor.” diyorlar.

Avar acaba bu tezleri her gün yazan Yeni Şafak ve Star yazarlarını okuyor mu? Okuyorsa, “acaba neden benim gibi düşünüyorlar” diye hiç soruyor mu?

HATASIZ EYLEM, YAPILMAMIŞ EYLEMDİR

Banu Avar’dan farklı olarak bu eylemlere “örgütsüz, öndersiz, programsız” olduğu için dudak bükenler de var. Avar gibi “CIA parmağı” görmüyorlar ama “başarısız olacak” diyerek eylemden uzak duruyorlar. Yani yeniliriz diyerek maça çıkmıyorlar! Tabanlarının zorlamasıyla çıktıklarında da eylemin kenarında duruyorlar!

Oysa çok basit bir gerçek ortada duruyor: Katıl, eylemdeki yanlışlara karşı çık, eylemi doğruya sevk et, eyleme önderlik et, programını kitlelere benimset!

Unutulmamalı, doğru eylem çizgisinde aşırı hassasiyet, eylemsizliğe götürür. Zira en hatasız eylem, yapılmamış eylemdir.

ERDOĞAN’A CAN SİMİDİ ATMA!

Netice olarak şunları söylemeliyiz:

1. Bu eylemler, 11 yıllık AKP saltanatının insanlarda yarattığı birikmiş öfkenin patlamasıdır. Yaşam tarzına müdahale edilen, aşağılanan, hakarete uğrayan, her demokratik eylemine biber gazı sıkılan, sınavına kopya çetesi sokulan, üniversitesine polis dikilen, sevgilisinin elini tuttuğu için ‘ahlaksız’ ilan edilen, kendinden başarısız olanın kendisine baş tayin edilmesine kızan, değerlerine her gün küfredilen insanların başkaldırışıdır!

2. Kuşkusuz örgütsüz kitle hareketi olması nedeniyle başarısız olabilir. Ama şimdiden en önemli başarıyı kazanmıştır: Korku duvarını yıkmıştır!

3. İstihbarat servisleri halk hareketlerine sızar, yanlış eylemler yaparak eylemi geniş kitleler nezdinde itibarsızlaştırmaya çalışır. Bunun panzehri, örgütlü güçlerin de eylemlere ağırlığını koymasıdır.

4. ABD her şeye hâkim değildir! En son kanıtı da Irak’tır, Suriye’dir… Her olayda ABD’nin parmağını aramak, Washington’dan onaysız dünyanın dönmeyeceğini sanmak hem bir özgüvensizlik halidir hem de teslimiyete yol açar.

5. Emperyalizm önünü alamadığı eylemlerin yönünü değiştirmeye, yönünü değiştiremeyecekse de başına “kötünün iyisini ya da iyinin kötüsünü” geçirmeye gayret eder. Örneğin Mısır’daki gibi…

Ancak halk hareketleri böyledir; inişler çıkışlar olur, ilerlemeler geri çekilmeler olur… Diz bir çizgide sürekli ilerleyen ve pirüpak olan bir halk hareketi hayatta değil ancak laboratuvarda gerçekleşir!

6. Türk basınının bu eylemlere Erdoğan korkusuyla sessiz kalmasını sorgulamaktansa, Batı basınının neden ilgi gösterdiği üzerinden komplo teorileri üretmenin eyleme ve Türkiye’ye bir yararı yoktur.

7. ABD’deki güç kaybı, ekonomik sorunlar kuşkusuz devlet içinde bir bölünmeye ve tarafların çarpışmasına neden oluyor. Erdoğan’ın ve Fethullah Gülen’in pozisyonu, ABD’deki bu iç çarpışmadan bağımsız değildir.

Ancak Erdoğan hâlâ ABD’nin Türkiye’deki en önemli aktörüdür. Washington Erdoğan’dan vazgeçmiş değildir ancak hizadan çıkmaması için sürekli denetim altında tutmakta, zaman zaman da alternatifleriyle terbiye etmektedir.

Bu gerçeklikten atlayarak Erdoğan’ı zorlayan bu eylemleri CIA marifeti saymak ve gözden düşürmeye gayret etmek, Erdoğan’ın beklediği can simididir!

Banu Avar’ın buna hakkı yok!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
4 Haziran 2013 

Reklamlar

, , , , ,

  1. #1 by Yıldız Hacıoğlu on 06/06/2013 - 02:12

    Ben de Banu Avar gibi düşünüyorum. 40.000 şehidimize üzülmeyen, özerklik isteyerek vatanın bölünmesine, T.C. devletinin yıkılmasına aldırmayan ,içi de yanmayan BDP vekili Sırrı Süreyya Önder’in “ben başlattım” dediği “gezi parkı” olaylarında, nedendir bilinmez bir ağaç sevdası tutmuş, kendini dozerin önüne atar yaralanır. BDP’nin ve PKK nın eylemlerinde hiç bir şey yapmayan polis, karşısındakinin vekil olduğunu hem de BDP vekili olduğunu umursamaz devam eder işine ve yaralanır vekil.. Ve olayların ardından hep ABD elçileriyle ve Cumhurbaşkanıyla görüşen bizzat kendisi olur. Ağaç sevgisi ne kadar inandırıcı değil mi?
    Evet halkın biriken bir öfkesi vardır, tepkisi olacaktır , olmalıdır da. Önemli olan tepkinin burada kimin tarafından yönetildiğini bilmektir. Sizin dediğinize katılıyorum. Korku duvarını yıkmıştır. Büyük bir coşku ve beraberlik vardır. Bunlar olumlu şeyler. Yalnız bu eylemler süresince, bu birlikteliği yok edecek sinsi çalışmaların da yapıldığının görülmesi gerekir. Örneğin iletilerde nedense, hep Türk ve Kürt halkları, ya da halklar vurgusu yapılmaktadır. Gençlerimiz çok güzel ve iyi niyetli, ama yeterince kuşkuları yok . Sizin aydın hastalığı dediğiniz kuşkuculuk, bilimsel düşüncedir. Sizin görüşünüz bu yönde de olabilir. TGB ve İ.P zaman zaman bu konuda açık veriyorlar. Belki bilgisizlik, belki de gerçeğin gizlenememesi. 19 mayıs daki pankart ve 8 nisan Silivri eyleminde, Ulusal Kanal akşam üzeri görüntüleri “Türkiyelim” parçası eşliğinde gösterdi. Ulusal Kanal’da zaman zaman gene çıkıveriyor buna benzer şeyler.

    “Kuklacıların en önemli taktiklerinden biri kukla değiştirmektir.” Oktay Sinanoğlu.
    “ABD’nin kuklası olan hiçbir lider yoktur ki normal yollarla iktidarını kaybetsin.”Cengiz Özakıncı

    Teoman Alili den izlemiştim. Yugoslavya’nın parçalanma sürecinde; bölünmeden önce paşaların hapse atıldığını, zalim bir yönetimden sonra başa zayıf bir sol parti geldi, ardından parçalanmıştır demişti.

    Varsayalım ki Sam amcanın parmağı var, bu direnişten sonra AKP düştü. CHP-BDP koalisyonlu hükümet geldi. Napolyon “Benim en büyük korkum zafer anımdır” der. Başarıyı ve coşkuyu yakalayan halk gayet güvenli ve bir o kadar da rahat.
    Sokrates” iyi niyetli ve pasif yöneticiler zorba ve kötülerden daha fazla zarar verir,halka diyor. Çünkü halkın var olan direncini yok ederler” diyor. (Kılıçdaroğlu’nun ülkenin bütünlüğü konusunda çok iyi niyetli olduğunu da düşünmüyorum) bu sözden sonra halkın olup biteni anlaması, gerçekleri görüp tekrar direncini kazanıp olaya el koyuncaya kadar atı alan Üsküdar’ı geçmiş olmaz mı?

    ABD politikasında Aristo ve Sokrates’in düşünceleri hakimdir.

    İskender,felsefenin ustası sayılan Aristo’ya bir mektup yazar.
    ”Zapttettiğim topraklardaki insanları tahakküm altında tutabilmek için neler yapmalıyım?” diye görüşünü sorar;
    1- Ülkenin ileri gelen insanlarını sürgüne mi göndereyim?
    2- Ülkenin ileri gelen insanlarını hapse mi atayım?
    3- Ülkenin ileri gelen insanlarını kılıçtan mı geçireyim?
    Aristo’nun yanıtı:

    1- Sürgünde toplanıp sana başkaldırırlar,
    2- Hapishaneler militan yuvası olur, kontrolden çıkar
    3- Onlardan sonraki kuşak intikam hırsıyla büyür, tahtını sallar..
    Çözüm olarak şu görüşünü önerir
    ”İnsanların arasına ayrılık tohumları ekeceksin. Birbirleriyle savaşınca hakem olarak kendini kabul ettireceksin ama anlaşmaya giden bütün yolları tıkayacaksın”

    Yani millet AKP ve CHP arasında sıkıştırılmıştır.
    Başka bir yol yok mu? Elbette vardır. Atatürk her zaman bir yol bulmuştur. Şu anda bizim yapacağımız şey en azından düşmanın oyununu görmek!

  2. #2 by Gunes on 06/06/2013 - 13:03

    Bence bu bir nedenle OTPOR (Occupy) tarafından başlatılmış ama daha sonra tüm kesimlerden muhalif kitlelerin katıldığı öndersiz bir halk isyanına dönüşmüştür… Kanımca OTPOR’un hesabı Çarşı’ya uymamıştır…

  3. #3 by meltem aker on 07/06/2013 - 01:13

    Gezi parkı protestolarıyla başlayan ve bir halk hareketine dönüşmüş olsa da eylemler, akbabalarla çevrili olduğumuz gerçeği ile bu hareketin yoldan çıkarılıp, farklı amaç, çıkarlara yönlendirilmeye ne kadar açık olduğunu göz ardı etmek için bir çeşit polyanna olmak gerekir. Kaldı ki bu hareketin ciddi bir kısmı hayatının ilk eylemine katılmış çömezlerle doludur. Avar’ın altını çizdiği ‘örgütsüz, öndersiz, programsız’ yapının daha kolay manipüle edileceği açık değil midir? Burada nedir sizi bu kadar rahatsız eden? Bugune kadar hangi saf, temiz duygularla bir hareket başlamış ve bitebilmiştir bu ülkede? Her biri dış güçlerin elinde oyuncak olmuştur. Cumhuriyet tarihinin en entellektüel, akıllı kuşağı 68’liler bile bu oyunların içinde erimiştir. Bugun de bu tedirginliği yaşamak için işaretler belirmeye başlamıştır. Belki de en rahatsız edicisi bdp eş başkanının yaptığı ‘İnsanların isyanı baskıya ve zulme karşı gelmesi, son derece meşrudur, haklıdır. Biz elbette ki haklı direnişin yanındayız.’ şeklindeki açıklamadır. Bu cümleler pkk terör örgütünü desteklemekte kullanılan cümlelerin aynıdır. Bu ülkenin kurucu öğelerine, değerlerine, toprak bütünlüğüne karşı tehdit oluşturan grupların, bunu fırsata çevireceği, nemalanmaya çalışacakları gün gibi aşikardır.

    Banu Avar çocukluğumdan beri bildiğim, hiç bir hükümet vb. değişkene karşı renginin tonunu bile değiştirmemiş, duruşu belli ve tavrı keskin bir gazetecidir. Eğer Avar’ın ideolojisini iyi anlamış isek, bu ve benzeri eylemlerin, Avar’ın eleştireceği pek çok yan barındırdığını öngörmek bencağıza bile mümkündür. Şu halde, yıllardır Türkiye’deki en sağlam kafa ve kaleme sahip şahıslardan birinin son derece seviyeli eleştirini ‘haksız’ bulup da, siz, okurken oldukça küstah bulduğum bir üslupla yazdığınız bu ‘eleştiri’ ile haksızlık etmiş olmuyor musunuz acaba diye bir sorsanız kendinize?

    Müsadenizle, gitmem gereken bir Gezi var.

    Saygılar,

    meltem aker

    • #4 by Mehmet Ali Güller on 07/06/2013 - 07:35

      Meltem hanım
      1. Gezi’ye gitmenize sevindim. Ben bu eleştirileri, Gezi’ye gitmekten vazgeçilmesin diye yapıyorum zaten. Amaç hasıl olmuş.
      2. Selahhattin Demirtaş’ın açıklamalarının bütününü okuyun lütfen. BDP ve MHP önderliği Erdoğan’a can simidi atmış durumda. Demirtaş, “ulusalcılarla yay yana durmayız” diyerek eylemlere katılmama kararı aldı!
      3. Benim Banu Avar’ı eleştirmemi “küstahlık” saysanız da, sizin beni eleştirmenizi ben öyle değerlendirmeyeceğim, teşekkür edeceğim.
      4. ABD herşeye kadir değildir. ABD, ABD diye diye neredeyse eylemsizliğin savunulacağı bir noktaya gidiliyor. Sırf ABD’nin bu eylemlere burnunu sokma girişimlerini asgariye indirmek için bile “örgütlü-programlı” eylemleri savunan sizlerin, bizlerin daha fazla alanlarda olması gerekiyor zaten. Oradaki örgütsüz kitlelere, “örgüt ve program yoksa, eylem sapar” demek için bile eylemde olmak lazım, fildişi kulelerde değil! O gençler, kendilerine ahkam kesenleri sevmiyor! Haklılar da…
      Selam ve saygılarımla
      Mehmet Ali Güller

      • #5 by meltem aker on 07/06/2013 - 14:53

        Mehmet bey, yazılarınızın son ‘vurucu’ fikirleri bizzat içlerinde çürüyor. Ahkam kesenlerin sevilmediğini yazmışsınız ama cevabınızın başından sonuna teşekkür ederim ambalajıyla bana ahkam sunmuşsunuz.
        Bunları size öfkeyle değil üzüntüyle yazıyorum. Bunu yayınlamanızı da istemem.
        Sizin sayenizde gezi parkına gittiğimi nereden çıkardınız? Neyi okumam gerekip gerekmediğini de sormuyorum ki size. Eleştirilerinizin içinden bir üslup kullanıyorsunuz. Zihniniz fildişi kulelerden sesleniyor sanki.
        Ne Banu Avar fanatiği, ne de bir başkasına koşulsuz inanacak biriyim. Yollarımız farklı olsa da amacımızın aynı olduğuna inandığım için yazıyorum. Rahatsız edici bulduğun nokta, halkı alanda tutmanın yolu bir vatanseveri, örnek alınası birikime sahip bir fikir insanını yerden yere vurmaktan mı geçer? Kİtlelere seslenen biri olarak, motivasyonu birilerini kötüleyerek sağlamaya çalışmanın çok güçlü bir duruş olduğunu düşünmüyorum.
        Saygılar,
        meltem aker

      • #6 by Mehmet Ali Güller on 07/06/2013 - 16:42

        Kısa kısa yazınca böyle anlam düşmeleri oluyor. “Sayemde Gezi parkına gittiniz” demem söz konusu bile olamaz, ne haddime. İki duruş farkına işaret etmeye çalışmıştım sadece: Katılmamak yerine katılıp “doğru hattı” savunmak…
        Sizi Banu Avar fanatikliğiyle suçladığım yok, beni onu eleştirdiği için “küstah” bulan sissiniz. Kaldı ki Avar bile eleştirilerime “küstahlık” demedi, siz diyorsunuz. Canınız sağ olsun…
        Kelimeler üzerinde, yanlış anlamalar üzerinde duracak değilim… Olur, hepimiz birbirimizi her zaman yanlış anlayabiliriz…
        Meseleye odaklanalım; hep birlikte, yan yana, omuz omuza…
        Öndersiz, programsız bu eylemlerin doğru bir mecrada akması için birlikte çabalayalım…
        CIA parmağı diyerek eylemleri karalamaktansa, o parmakları bulup kıralım!
        Selamlar, sevgiler, saygılar
        Mehmet Ali Güller

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: