İHVAN’A KARŞI TAHRİR-TAKSİM

Çok değil üç yıl önce Tahrir’e selam duran Erdoğan iktidarının bugün Tahrir’e karşı çıkması ve halk hareketini “darbe provası” diye yaftalaması derslerle doludur:

REJİMİ KURTARMA HAMLESİ

Mısır halkı 25 Ocak 2011’de ayaklandı ve Hüsnü Mübarek’in devrilmesi için günlerce Tahrir meydanında eylem yaptı. Tıpkı bugün Taksim için söylendiği gibi o gün de Tahrir’de toplananların “dış mihrakların düğmeye basmasıyla” ayağa kalktığı iddia edildi.

Oysa gerçek değildi. Tahrir 2006’dan itibaren adım adım yükselen halk hareketine sahne oluyordu ve arkasında Süveyş Kanal işçilerinin etkili grevleri de vardı…

Tahrir’in yıkmak istediği Mübarek bölgedeki en önemli Amerikancı liderdi. Mübarek’in 30 yıllık iktidarı, her şeyden önce İsrail’in güvenliğinin dayanağıydı. ABD bu nedenle önce Tahrir’e karşı çıktı. Ancak halk hareketini engelleyemeyeceğini görünce mecrasını değiştirmeye yöneldi, “Mübarek’i feda edip, rejimi kurtarmaya” soyundu.

Zbigniew Brzezinski ABD’nin Tunus ve Mısır halk hareketlerine dair pozisyonunu şu sözlerle özetliyordu: “Olayın arkasında değilsek de önüne geçmeliyiz.

ERDOĞAN’IN KARDEŞLERİ

ABD’nin Mübarek’ten vazgeçmek zorunda kalması Erdoğan hükümetini de Tahrir’e selam durmaya itti. Ayrınca Washington’un “Mübarek’i verip, rejimi kurtarmaya” soyunacağı operasyonda dayanacağı kuvvet İhvan (Müslüman Kardeşler) olacaktı ve bu durum Erdoğan’a Ortadoğu’da yeni bir müttefik kazandırabilirdi.

Erdoğan İhvan’a dayalı iktidarların kurulmasını zaten hep istiyordu. Örneğin henüz köprüleri atmadan önce Beşar Esad’dan kabinenin dörtte birini İhvan üyelerinden seçmesini isteyen Erdoğan’dı. Hatta Suriye’nin Ankara Büyükelçisi Nidal Kabalan’ın açıklamasına göre Erdoğan 2009’da Gazi Mısırlı’yı Esad’la tanıştırmış ve ondan yakın arkadaşının faaliyetlerine yardımcı olmasını istemişti. Gazi Mısırlı İhvan’ın Türkiye’deki lideriydi, MÜSİAD Yüksek İstişare Heyeti üyesiydi.

Erdoğan’ın İhvan’la ilişkisi geçmişe dayanıyordu. Örneğin İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişleri raporunda ve DGM hazırlık soruşturması raporunda, İhvan’ın Ürdün sorumlusu Mohammed Ashmawey ile Mısır sorumlusu Hasan Huvaydi’nin bir otelde gizlice Tayyip Erdoğan’la görüştüğü bilgisi vardı.

Ayrıca Erdoğan 70’li yıllarda İhvan’ın kolu olan Dünya Müslüman Gençlik Birliği WAMY üyesiydi.  İhvan’ın sözcüsü Kemal Helbavi, 90’larda yaptığı bir söyleşide, Erdoğan, Rabbani, Enver İbrahim gibi isimlerle bu örgütte tanıştığını söylüyor ve “Hepimiz işe WAMY’de başladık” diyordu!

ERDOĞAN’IN ORTADOĞU’DAKİ MİSYONU

Neticede ABD, üç parçalı İhvan’ın merkezinde yer alan Mursi’nin Mübarek’in koltuğuna oturmasını “rejimi kurtarmak” adına yararlı buldu. Zaten Ordu da sistemin içinde kalınmasını istiyordu. (İlginçtir, bugün Mısır Ordusu’nun verdiği “48 saat” ültimatomuna takılanlar, o gün Mübarek’in yetkilerinin Askeri Konsey’e devredilmesinden hiç rahatsız değillerdi.)

ABD bu krizi Mursi’de uzlaşarak atlatmıştı fakat Ortadoğu’daki halk hareketlerinin bir an önce bastırılması ve barikat oluşturması için ABD karşıtı ülkelerde kalkışma başlatılması acil ihtiyaçtı! Zira Mısır’dan sonra Yemen ve Bahreyn gibi ABD nüfuzu altındaki ülkelerde de halk ayağa kalkıyordu.

İşte o günlerde ABD, İstanbul’da “Değişim Liderleri Zirvesi”ni topladı. 14 Mart 2011 tarihli bu zirvede Erdoğan misyonlarını şu sözlerle açıklıyordu: “Değişime yardımcı olmak, istikamet tavsiyelerinde bulunmakla mükellefiz.”

Ahmet Davutoğlu ise değişime yön veremezlerse ne olacağını ortaya koyuyordu: “Eğer aktif bir öncülükle değişim liderliği yürütemezsek, biz bu coğrafyada bu gelişmelerden en olumsuz etkilenen ülke oluruz.”

Ve sonrasında Libya ve Suriye kalkışmaları başladı…

AYAKLANMAYA BULAŞAN ABD LEKESİ

Peki, bugün halk neden yine Tahrir’de?

Çünkü Mursi, ABD ile Ordu’nun üzerinde uzlaştığı bir isimdi. Çünkü bu uzlaşmayla halk hareketi soğutulacak ve rejim kurtulacaktı.

Ancak halk hareketleri inişli çıkışlı olurdu ve halk, 30 Haziran 2013’te koltuktaki birinci yılını dolduran Mursi’yi yıkıp, ayaklanmayı artık daha ileri bir noktaya taşımak istiyordu. 2011’deki ayaklanmaya bulaşan ABD lekesini temizlemek istiyordu!

Bu durum Taksim ile Tahrir arasında bir ilişki oluşturdu. Taksim için Erdoğan neyse, bugün Tahrir için de Mursi o anlama geliyor.

İhvan Erdoğan ile Mursi’yi, devrim ise Taksim ile Tahrir’i birleştiriyor!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
3 Temmuz 2013

Reklamlar

, , , , , , , , , , , , , , ,

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: