Posts Tagged David Ignatius
PKK SİLAH BIRAKIR MI?
Posted by Mehmet Ali Güller in Aydınlık Gazetesi Yazıları, Politika Yazıları on 12/06/2012
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay‘ın, AKP’nin yeniden PKK’yle müzakere ettiğini ilk elden doğrulayan açıklaması, “Obama – Erdoğan dostluğu” rüzgarlarının neden estirildiğini de açıklıyor…
Gelin önce Açılım Koordinatörü de olan Beşir Atalay‘ın açıklamalarını anımsayalım: “Haziran ayı bir yandan ombudsmanlık, bir yandan insan hakları kurumu kurulması, yargı alanındaki 3. ve 4. paketlerin hepsi bu konularla ilgili. Anadille ilgili çalışmalarımızı Başbakan açıklayacak. Kuzey Irak’ta silahların teslimi için görüşmeler yapılıyor.”
Atalay‘ın bu müjdesi(!) Ankara’da heyecan yarattı; “PKK’nin silah bırakmaya hazırlandığı” bilgisi Irak ve Suriye merkezli Ortadoğu politikalarının merkezine oturdu. Talabani‘nin de çift taraflı ateşkes sağlanması için devrede olduğu iddia edildi.
ERDOĞAN’IN DEĞİL, OBAMA’NIN ÇIKARI
Peki PKK silah bırakır mı?
Sorumuza yanıtı, bir haftadır estirilen “Obama – Erdoğan dostluğu” rüzgarı üzerinden arayalım…
Önce Davos’taki “van münit” dramasının ünlü moderatörü David Ignatius yazdı… Washington Post‘taki “Obama’nın Türkiye’deki dostu” başlıklı makalede, Obama‘nın Erdoğan‘ı en yakın dostu gördüğü ilan edildi. Öyle ki Ignatius şu iddiayı bile dillendirdi: “Dünyada hiçbir liderin Obama’nın yeniden seçilmesinde Türkiye’nin başbakanı kadar çıkarı yok!”
Cengiz Çandar daha da ileri giderek, Türkiye – ABD ilişkisinin, çeşitli sorunlara rağmen Erdoğan – Obama dostluğu nedeniyle zirve yaptığını yazdı.
Ömer Taşpınar bu sağlam dostluk üzerinde yükselen Türkiye – ABD ilişkisini değerlendirmiş ve bu “altın döneme” rağmen Türkiye’de “anti-Amerikanizm”in sürmesini eleştirmiş!
DOSTLUK DEĞİL, ÖZEL İLİŞKİ
İki ülke ilişkisinin, iki ülke liderinin olağanüstü dostluğu nedeniyle geliştiğini varsaymak, kuşkusuz uluslararası ilişkiler ve siyaset biliminde yer almayan, dolayısıyla bilimsel bir değeri olmayan, bizim Amerikancılara özgü bir bakıştır… 20 yıl önce de “Bush – Özal dostluğu” derlerdi…
“Ülkelerin dostları olmaz, çıkarları olur” şeklindeki en basit gerçeği de bir kenara bırakarak söyleyelim: Ortada bir dostluk yoktur, özel türden bir ilişki vardır!
Bu öyle bir ilişkidir ki, bir ülke çıkarını, diğerinin çıkarı nedeniyle yok bile saymaktadır!
Ayrıca o ilişki, Erdoğan ile Obama arasında değil, Erdoğan ile ABD arasındadır! Dün Bush dosttu, bugün Obama…
RADARA BAĞLI DOSTLUK?!
Hadi geçtik son 9 yılı… Şu son bir yılda bile acaba Kürecik radarına evet denilmeseydi, acaba Suriye’de Atlantik taşeronluğuna soyunulmasaydı bir dostluktan, bir altın dönemden bahsedilebilecek miydi?
Elbette hayır!
Bugün Türkiye ile ABD arasında bir altın dönemden bahsediliyorsa, bu iki ülke çıkarlarının örtüşmesi nedeniyle değil, fakat AKP hükümeti ile ABD çıkarlarının örtüşmesi nedeniyledir. O çıkar da AKP’nin hükümet olabilmeyi sürdürmesidir!
PKK’NİN DEĞERİ SİLAHTADIR!
Türkiye ile ABD’nin neredeyse hiçbir konuda çıkarı örtüşmemektedir. Bugün “istihbarat paylaşımı” adı altında parlatılan “PKK’ye karşı ortak mücadele” diye pazarlanan meselede bile ABD’nin tek taraflı çıkarları söz konusudur!
Irak’ın kuzeyinden ve Suriye konusundan bağımsız bir PKK meselesi yoktur artık! Irak’ın kuzeyindeki yapının Türkiye tarafından himaye edilmesinde, Suriye’nin kuzeyinden Akdeniz’e açılmasında ve Türkiye’nin güneydoğusundan kuzeye büyütülmesinde, PKK tam merkezdedir!
Ve bu nedenle de ABD’nin stratejik piyonudur!
Ve bu piyon, yani PKK, Ortadoğu satranç tahtasındaki varlığını ve değerini silaha borçludur!
PKK bu nedenle silah bırakmaz, bırakamaz! BDP’nin açıkça ABD’den rol talep ettiği şu koşullarda, değil PKK’nin silahsızlandırılması, tersine daha da silahlandırılması gündemdedir!
Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
12 Haziran 2012
ABD’NİN DÜŞÜŞÜ VE BRZEZİNSKİ’NİN ÖNERİSİ
Posted by Mehmet Ali Güller in Aydınlık Gazetesi Yazıları, Politika Yazıları on 05/02/2012
“ABD geriliyor” diye tarif ettiğimiz süreç, Türkiye’de pek gerçekçi görülmese de, bu konu ABD Başkanlık seçiminin ana konusunu oluşturuyor. Üstelik daha keskin bir nitelemeyle, “ABD’nin düşüşü” diye…
Amerikan medyası ise hiçbir adayın “düşüşü” tersine çevirecek bir panzehire sahip olmadığı gerçeğini tartışıyor. Örneğin kıdemli gazetecilerden David Ignatius, Washington Post’daki makalesinde bu gerçeği şu sözlerle ifade ediyor:
“Bu sene başkanlık seçimi kampanyasına hükmetmesi gereken dış politika konusu ‘Amerikan yenilenişidir.’ Her aday, devletteki düşüşü durduracak bir stratejiye sahip olduğu iddiasındadır ama bunların birbirine ‘benzer’ sürümleri işe yaramayacaktır.” (David Ignatius, The coming debate over American ‘strength’ abroad, Washington Post, 26.01.2012)
BRZEZİNSKİ’NİN ÇARE ARAYIŞI
Ignatius, bu çaresizliğe çözüm arayan en önemli isim olarak Brzezinski’yi görüyor ve onun “ABD gücünün yeniden canlandırılmasının” yollarını aradığı “Stratejik Vizyon” isimli yeni kitabını öneriyor:
“Brzezinski’nin kitabında en dikkat çekici noktalar, bugünkü Amerika’yla çöküşünden hemen önceki Sovyetler Birliği arasında ‘alarm verici benzerlikler’ olduğudur. Buna ‘politikaları ciddi şekilde gözden geçiremeyecek, tıkanmış bir hükümet sistemi’, yıpratıcı askeri bütçe ve ’10 yıldır devam eden Afganistan’ı fetih teşebbüsünde’ başarısız olunması dâhil.”
Ancak Ignatius’un Brzesinki’nin kitabından aktardığı çözüm modelleri de pek “diriliş” umudu vermiyor. Brzezinski’nin ülkesi için çizdiği yeni stratejinin özü, Amerika’nın “yükselen ve giderek kendisini hissettiren Doğu’ya karşı sorumlu bir ortak gibi davranmak üzere yeterince kuvvetli olması gerektiği” şeklinde…
Brzezinski’nin Amerika için çizdiği müstakbel rol şöyle: “pis çekişmelerin içine girecek Asya ülkeleri arasında ‘dengeleyici’ ve ‘arabulucu’ olmak.”
Brzezinski’nin dünyayı tek başına yöneteceği iddia edilen ABD’ye, 10 yıl sonra Asya ülkeleri arasında arabuluculuk görevi önermesi, kuşkusuz onun geleneksel “gerçekçiliğinin” sonucudur.
ÇİN’E KARŞI ABD-RUSYA-TÜRKİYE ÜÇGENİ
Brzezinski, ABD dirilişinin başarısını, “daha büyük Batı” inşa edebilmesine bağlıyor. Daha büyük Batı’nın da ancak ABD’nin Rusya ve Türkiye’yle yakın bir şekilde çalışmasından geçtiğini belirtiyor.
Brzezinski, ABD’nin tek başına hareket etmesi ya da yükselen güçlerle uyum sağlamak konusunda yavaş davranması halinde büyük sıkıntıya düşeceğini vurguluyor.
“Gerçekçi” Brzezinski’nin Amerikan devlet aygıtına somut önerisi aslında şu: ABD, Çin’i dengelemeyebilmek için Rusya ve Türkiye ile ittifak yapmalı!
YENİ AMERİKAN GÜCÜ: DENGELERE UYUM
Daivd Ignatius, “Amerikan gücü”nün 21. yüzyılda ne anlama geldiğini soruyor ve Brzezinski’nin bu soruya yanıtına dikkat çekiyor:
“Bu güç, ABD’nin diyelim Reagan’lı senelerde sahip olduğu güç ve ayrıcalığın geri kazanımı mıdır? Yoksa bu, dünya dengelerindeki değişikliklere daha uyumlu bir şey midir? Brzezinski ikinciden yanadır.”
ADAYLARIN ÖNERİLERİ
Ignatius’un yazısına yarın da devam edeceğiz. ABD Başkanlık seçiminde yarışan adayların, “Amerikan gücünün yeniden tesis edilmesi” için neler önerdiklerini inceleyeceğiz.
Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
5 Şubat 2012