Posts Tagged MI6
Epstein meselesi
Posted by Mehmet Ali Güller in Cumhuriyet Gazetesi, Politika Yazıları on 07/02/2026
Dünyanın da Türkiye’nin de gündeminin en üst sıralarında Epstein meselesi var. Muhafakârlar için konu öncelikle fuhuş, pedofili, sapkınlık, insan kaçakçılığı demek. Solcular açısından ise “burjuvazinin çürümüşlüğü” olarak kapitalizmin ta kendisi.
Elbette tüm bunlar doğru. Ama Epstein meselesi, adasından ya da dosyasından öte bir meseledir.
Epstein bir Mossad ürünüdür
Epstein büyük burjuvazinin temsilcilerinden, ABD başkanlarından, Avrupa ve Körfez prenslerinden pek çok yakın arkadaşı olan bir isim. Ama buraya sıfır sermaye ve sıradan diplomalarla gelmiş. Peki nasıl gelmiş?
Epstein bir Mossad çalışmasıdır, bir Mossad ürünüdür!
Epstein’in ilişkiler ağından, onun 17 Aralık 2018’de eski İsrail Başbakanı Barak’a attığı gülücük emojili “Mossad için çalışmadığımı açıkça belirtmelisin :)” mesajına, Mossad ajanlarıyla mesajlaşmalarından Mossad ajanlarıyla birlikte Libyalı yetkililere operasyon yaparak bu ülkenin varlıklarına çökmeye çalışmasına kadar pek çok kanıt var dosyada…
Ama Epstein meselesi, sadece bir Mossad meselesi de değildir; aynı zamanda Mossad’la paralel CIA ve MI6 meselesidir!
Hedef hegemonya, sapkınlık araç
Epstein ağı, sadece zenginlerin çürümüş zevklerinin yerine getirilmesinin organizasyonu değildir. Epstein ağı, ABD-İngiltere-İsrail eksenli dünya hegemonyasının sürdürülmesinin ağıdır; fuhuş, pedofili ve sapkınlık o hedefin sağlanması yolunda bir sistem kurulmasının aracıdır.
Dosyalar incelendiğinde, çürümüş burjuvazinin seks hayatının üstünde, bir dünya inşası çabası içinde olduklarını görürsünüz. Kaddafi sonrasında Libya’nın zenginliklerini ele geçirmekten Suriye’de yönetimi deiştirmeye kadar pek çok küresel mesele var dosyada.
Ve en önemlisi, Epstein ağının temel hedefi Çin’dir. Evet, dosyalarda açık açık Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’e darbe yapılabilmesinin ele alındığını görüyoruz. Hatta bunun başarılmasını “ABD hegemonyasının 100 yıl daha garanti olması” diye yorumluyorlar…
Yani mesele fuhuştan, pedofiliden, sapkınlıktan, insan kaçakçılığından fazlasıdır.
ABD içinde güç mücadelesi
Epstein’a yönelik suçlamalar 2003’te başladı, 2005’te somutlaştı, sonra dosyayı FBI ele aldı. Uzun yıllar ABD iç politik güç mücadelesinin bir öznesi oldu Epstein. 2019’da yeniden suçlandı, tutuklandı ve bir kaç ay sonra hapishanede öldü.
Epstein’in dosyası büyük hacimliyli, 6 milyon sayfa, belge, görüntü vs.
Trump 2024 seçim kampanyasında konuyu gündeme getirdi, dosyanın açılmasını istedi. Sonrasında Elon Musk’un da işaret ettiği gibi ucu doğrudan Trump’a dokundu. Bu kez Demokratlar dosyanın açılmasını istedi, bazı Cumhuriyetçiler de destek verdi.
18 Kasım 2025’te Temsilciler Meclisi “Epstein Dosyası Şeffaflık Yasası”nı kabul etti, Senato oybirliğiyle onayladı, Trump imzaladı. Ancak Adalet Bakanlığı, yasanın belirlediği son tarih olan 19 Aralık 2025’e kadar çok az belgeyi açtı. Bu kez Demokratların ve bazı Cumhuriyetçilerin girişimiyle 30 Ocak 2026’da 3 milyon sayfalık belgenin daha açılması sağlandı. İşte bugün konuşulanlar o sayfalardan. Ama hâlâ açılmayan bir bu kadar belge var!
İsrail yükünü hafifletme operasyonu
Epstein dosyalarının bu kısa özeti bile konunun aslında ABD içinde bir güç çatışmasının yansıması olduğunu ortaya koyuyor.
ABD içinde bir kanat Epstein dosyasını açtırarak biri iç biri dış iki hedefe ulaşmaya çalışıyor. İç hedef Trump’ın zayıflatılması ve düşürülmesi. (Trump’ın ICE’ı seçimde kullanma kartını sürmesi de bu hamleye yanıt niteliği taşıyor.) Dış hedef ise ABD üzerindeki İsrail yükünün hafifletilmesini içeriyor. İsrail’in ABD devlet aygıtı ve Mossad’ın CIA içindeki etkilerinin azaltılması amaçlanıyor.
Dolayısıyla mesele dünya açısından artık şudur: Trump bu hamleyi savuşturabilir mi? Savuşturabilmek için hangi yollara sapabilir, ne tür yöntemler izleyebilir?
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
7 Şubat 2026
CIA-MI6’nın ortak mesajı kimlere?
Posted by Mehmet Ali Güller in Cumhuriyet Gazetesi, Politika Yazıları on 12/09/2024
Eski ABD Başkanı Donald Trump, ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris ile seçim yarışında yaptığı canlı yayın tartışmasında tekrarladı: “Seçildiğimde 24 saat içerisinde Ukrayna’daki savaşı durduracağım.”
Trump’ın bunu gerçekleştirebilmesi için Amerikan mali sermaye sınıfını hem seçimde hem de seçim sonrasındaki iç mücadelede yenebilmesi gerekiyor. Zira Ukrayna’da son Ukraynalı kalana kadar “uzun savaş” isteyen asıl kesim mali sermayedir, finans kapitaldir…
Burns ve Moore’un ortak mesajı
CIA-MI6 şeflerinin ortak deklarasyonu da aslında bir yönüyle Trump’a ve onu destekleyen sermaye kesimlerine, bir yönüyle de Avrupa’ya mesajdır.
CIA Direktörü William J. Burns ile MI6 Başkanı Richard Moore’un ortak kaleme aldıkları ve 7 Eylül’de Financial Times’ta yayınlanan makale, üç temel mesaj veriyor:
1) Artık çekişmeli bir uluslararası sistem var ve CIA ile MI6 birlikte direniyor ama bu işbirliğini özel sektörle olan ortaklık ağıyla güçlendirmeliyiz.
2) ABD ve İngiltere, Ukrayna’yı savunmaktan vazgeçemez.
3) CIA ve MI6 için asıl zorluk Çin’dir; buna göre hazırlanıyoruz. Çin’i Rusya, Ortadoğu ve ekonomi alanındaki mücadele izliyor.
Scholz’un çıkışı
Ukrayna’nın Kursk saldırısı 5 Kasım seçimi öncesinde ABD’yi “uzun savaş” stratejisinde tutmak için CIA ve Pentagon tarafından planlanmış bir saldırıydı. Ukrayna Batı’nın büyük desteğiyle bin kilometrekarelik alanı köprü başı yapmaya çalışırken, Rusya bu süreçte Donetsk’in batısında bunun bir kaç katı alanı ele geçirdi.
Kurks’teki durum, ABD mali sermaye sınıfını memnun edemese de, Alman sanayi sınıfı için yeni bir hamle yapma fırsatı doğurdu muhtemelen. Alman Şansölyesi Olaf Scholz’un şu çıkışı buna işaret olmalı: “Ukrayna’da barışla ilgili yeni bir konferans daha yapılmalı. Üstelik Rusya da müzakere masasında olmalı. Bu görevi şimdi yerine getirmeliyiz.”
Amerikan mali sermayesi, askeri endüstrisi, enerji şirketleri Ukrayna’da savaşın uzamasından memnun ama savaş uzadıkça bu Alman sanayisini zayıflatıyor. Geçen yıl binlerce şirket iflas etmişti, bu yıl sayı daha da arttı: Almanya’daki iflas eden şirket sayısı, bu yılın ilk yarısında, geçen yıla göre yüzde 24,9 artarak, 10 bin 702 şirketin iflasına ulaştı.
Draghi’nin raporu
Ukrayna krizi sadece Almana’yı değil, Avrupa’yı tümden olumsuz etkiledi. ABD’nin Avrupa’yı Rusya’ya karşı yaptırımlara zorlaması, Rusya-Avrupa ucuz enerji işbirliğini kesmesi Avrupa ülkelerinin ekonomilerini çok olumsuz etkiledi.
İşte Avrupa Komisyonu bu amaçla Eski Avrupa Merkez Bankası Başkanı ve Eski İtalya Başbakanı Mario Draghi’den “Avrupa sanayisi için yeni bir çıkış/çare stratejisi” hazırlamasını istemişti. Draghi raporunu bu hafta sundu. Özetle rapor AB’nin yılda ek 800 milyar avro yatırıma ihtiyacı olduğuna işaret ediyor! Rapor ayrıca “kamu desteği olmadan özel sektör finansmanının yetmeyeceğini” saptıyor ve AB düzeyinde yeni vergi çağrısı yapıyor.
İşin daha önemli yanı ise Draghi’nin Avrupa Parlamentosu üyelerine ve daha sonra üye ülke diplomatlarına yaptığı sunumlarda, hem Çin’den ama hem de ABD’den, “Avrupa’nın ekonomik rakipleri” diye bahsetmesi oldu.
Final değil başlangıç
Kısacası ABD’de Donald Trump ile mali sermaye, Avrupa’da stratejik özerkçilerle transatlantikçiler, Almanya içinde “iki Almanya” çarpışıyor.
5 Kasım ise final değil, yeni bir başlangıç olacak.
Peki Türkiye bu tablodan nasıl etkilenecek, bu çelişmelerden yararlanabilecek mi? Bizim için ise asıl mesele bu elbette…
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
12 Eylül 2024