Posts Tagged RTÜK
TELE1, RTÜK, AKP, NATO, ABD
Posted by Mehmet Ali Güller in Cumhuriyet Gazetesi, Politika Yazıları on 06/07/2026
Silivri’de, “dört kişilik casusluk örgütü” iddiasının duruşmasındayım. Bu kumpasın en önemli nedeninin TELE1’e el koymak olduğu süreç boyunca net şekilde görüldü. Merdan Yanardağ gözaltına alınır alınmaz TELE1’e kayyım atadılar. Oysa Merdan Yanardağ kanalın sahibi bile değildi. Ve Merdan Yanardağ daha mahkemeye çıkarılmadan, TELE1’i satmaya kalktılar.
Bakınız tüm bunların NATO zirvesi ve iktidarın yeni dönemde ABD’nin işlerine talip olmasıyla doğrudan ilgisi var. Anlatayım.
RTÜK’ün NATO uyarısı!
Yarın başlayacak NATO’nun Ankara Zirvesi için günlerdir Türkiye’nin çeşitli renklerdeki solcularına operasyon yapıyorlar. NATO karşıtı bir iklimden o kadar çok korkuyorlar ki NATO haberleri nedeniyle gazetecileri de gözaltına alıyorlar: “Odatv editörü Ceren Erdoğdu sabah saatlerinde evine yapılan hukuksuz baskınla gözaltına aldı. Erdoğdu son olarak, ‘AKP’ye muhalif Müslümanlardan NATO çıkışı: Zirve öncesi imza kampanyası’ başlıklı habere imza atmıştı.” (Cumhuriyet.com.tr, 5.7.2026)
Ve dün RTÜK bir “uyarı” yayınlayarak radyo ve televizyonlara “gözüm üzerinizde” dedi. Hiç abarttığımı sanmayın, aynen öyle dediler: “Yayıncı kuruluşlarımızın milli güvenlik perspektifimizi gözetmeleri büyük önem arz etmektedir. Tüm yayın akışlarının titizlikle takip edilmekte olduğunu önemle hatırlatıyoruz.”
RTÜK’ün “AKP’ye uygun yayıncılık” görevi!
RTÜK’ün açıklamasının özet anlamı şudur: AKP’nin güvenlik ve dış politikası, Türkiye’nin güvenlik ve dış politikasıdır ve karşı çıkılmamalıdır!
Bakınız biz bunu TELE1’de yaşadık. AKP’nin Suriye politikalarına karşı yaptığımız yayınlara RTÜK, “Türkiye’nin milli güvenlik ve dış politikasına aykırı yayın” diyerek ceza verdi!
TELE1 o cezalara rağmen, izleyicisinin de desteğiyle en zor şartlarda yayınlarını sürdürdü. İşte casusluk davası cezalarla engellenemeyen bir yayıncılık faaliyetini kayyımla durdurma kumpasıdır.
Milletin değil büyük sermayenin çıkarı
RTÜK’ün radyo ve televizyonlara yaptığı “NATO yayını” uyarısı, “kalemi dik” gazetecilerin, yazarların ve aydınların tutumunu milim değiştirmeyecek elbette. Biz Türkiye’nin ve Türk milletinin çıkarı gereği “Türkiye’nin NATO’dan ve NATO’nun Türkiye’den çıkması gerektiğini” anlatmaya devam edeceğiz. Zira Türkiye’nin gerçek çıkarı NATO’da olmasında değil, NATO’dan kurtulmasında, bağımsız ve bağlantısız olmasındadır.
Türkiye’nin NATO üyeliğini, Türkiye’nin ABD’yle işbirliğini, Türkiye’nin BOP gibi ABD projelerine eşbaşkanlık/taşeronluk yapmasını, Türkiye’nin Avrupa’nın güvenliğini sağlamaya gönüllü olmasını “Türkiye’nin çıkarı” diye propaganda ediyorlar yıllardır. Bu propaganda Türk milletinin değil, emperyalizmin, işbirlikçisi büyük sermayenin ve onların siyasetteki temsilcilerinin çıkarı içindir.
Fidan’dan görev talebi
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, NATO zirvesi bağlamında, 2 Temmuz akşamı CNN Türk’teydi. İki mesajı dikkat çekiciydi:
1) Fidan, “Türkiye ile Amerika arasında kötü olmayı gerektirecek hiçbir konu yok” dedi!
2) Fidan, Türkiye’nin Ukrayna, Suriye, İran, Körfez gibi bölgelerde oynadığı role işaret ederek şöyle dedi: “Bu rol aslında Amerika gibi gerçekten küresel manada kendisine gereğinden fazla yük alan bir ülkenin belli noktalarda Türkiye gibi ortaklara güvenmesi için birçok neden ortaya çıkıyor.” (AA, 3.7.2026)
Bu açık açık, iktidarın yeni dönemde ABD’nin bu coğrafyadaki bazı işlerini üstlenmeye hazır olduğu bildirimidir. Dolayısıyla asıl Türkiye’nin çıkarına aykırı olan politika, bizzat iktidarın politikasıdır.
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
6 Temmuz 2026
Siyaseti sertleştirme – CHP’yi yumuşatma
Posted by Mehmet Ali Güller in Cumhuriyet Gazetesi, Politika Yazıları on 25/05/2024
Aktörlerinin normalleşme ya da siyaseti yumuşatma dedikleri konu, daha önce de belirttiğim üzere, “partisi ikinciliğe gerileyen Erdoğan’ın konumunu sağlam tutabilmek üzere zaman kazanma” taktiğidir.
Kavala’nın bu sürecin anahtarı olmasına MHP’den gelen güçlü itiraz nedeniyle Erdoğan bir başka anahtarı devreye soktu: Siyasi rehin durumundaki beş generali “af” etti. Gerçi Çetin Doğan’ın da belirttiği gibi ortada bir af yok, cumhurbaşkanının anayasal yetkisini üstelik gecikmeli olarak yerine getirmesi var. Yani Özgür Özel’in olayı haber veren Erdoğan’ın özel kalem müdürüne teşekkür etmesini gerektiren bir durum yok.
Teşekkür, sarayın zaman kazanma taktiğinin tuttuğunu gösteriyor. O nedenle ikinci aşamaya geçmiş durumdalar:
Toplumsal eylemleri bastırma hamlesi
İktidar siyaseti sertleştirecek dört önemli hamle yaptı:
1) Kamuoyunda “etki ajanı yasası” diye bilinen tasarı,“devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda…” diye başlıyor ve içerdiği muğlaklık ile iktidarın aleyhine her yorumu “etki ajanlığı” kapsamına alabiliyor.
2) Seferberlik ve Savaş Hali Tüzüğü yürürlükten kaldırıldı, yerine Seferberlik ve Savaş Hali Yönetmeliği getirildi. İlan etme yetkisi artık Cumhurbaşkanında. İki dikkat çeken yönü var: a) “Kalkışma” halleri denilerek her türlü toplumsal eyleme karşı kullanılabilecek. b) 15 Temmuz sonrası OHAL KHK’leri ile TSK’den, kamu görevi veya meslekten ihraç edilenler “yedek er” olarak göreve çağrılabilecekler.
Muhalefeti susturma hamlesi
3) TSK Personel Kanunu teklifi TBMM Başkanlığına sunuldu. Teklif, emekli komutanların televizyon kanallarında yorum yapmasının düzenlenmesini de içeriyor. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler “teklif izin değil komutanlığa bilgi verilmesini içeriyor” dese de “Komutanlık olumsuz yanıtlarsa ne olacak” sorusuna verdiği “Bunun ikincil düzenlemeleri olacak” yanıtıyla asıl amacı ortaya koyuyor.
4) RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin yeni bir yönetmeliğin hazırlandığını ve Cumhurbaşkanlığına gönderildiğini açıkladı. Şahin yeni yönetmelik ile artık haberlere de bip uygulaması geleceğini belirtti. Bunu kendilerine “bir devlet büyüğünün tavsiye ettiğini” söyledi.
“Haberlere bip”, anayasaya aykırı olarak halkın haber alma hakkının sansürlenmesidir, RTÜK eliyle haber bültenlerinin otosansüre zorlanmasıdır.
Yenikapı Ruhu oltası
CHP, Cumhur İttifakı’nın üç partisiyle normalleşirken AKP bu hamleleriyle siyaseti sertleştiriyor. Zaten CHP’nin yumuşatılması AKP’nin siyaseti rahatça sertleştirebilmesi içindir. CHP yumuşadıkça, AKP’nin toplumu baskı altına alacak olan bu türden “siyasi sertlikleri” hayata geçirebilmesi kolaylaşacaktır.
Kuşkusuz Erdoğan’ın asıl hedefi ekim ayında detaylarını müzakere etmeye başlayacağı yeni anayasadır. CHP’yi asıl o süreç için yumuşatmak istemektedir. İşte son “Yenikapı Ruhu” mesajı da bunun içindir.
Erdoğan “CHP, Kılıçdaroğlu döneminde Yenikapı Ruhu’na iki üç hafta dayanabildi” diyerek Özgür Özel’e “Normalleşmemize tepki gösterenlere diren” mesajı vermektedir.
Özel (ve Özel’in normalleşme politikasını benimsediğini açıklayan İmamoğlu) “erken seçim” kartını hızla elinden çıkararak Erdoğan’ın oyun planını kolaylaştırmıştı. Oradan çıkıp kendi oyun planlarını oluşturabilmeleri için elbette geç değil.
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
25 Mayıs 2024