Posts Tagged Tusaş
Mekke-Bedir’in iktisadi hedefi
Posted by Mehmet Ali Güller in Cumhuriyet Gazetesi, Politika Yazıları on 24/10/2026
Mekke Anlaşması’nın siyasi yönü dışında elbette iktisadi yönü de var. Üstüne imzalanan Bedir Mutabakatı, işte o yönü tamamladı.
Ankara’nın Katar, Pakistan ve Endonezya ile imzaladığı Bedir Mutabakatı, ağırlıkla “askeri savunma alışverişi” özelliği taşıyor. Zira Katar’a iha’lar, hücumbotlar, zırhlı araçlar satılıyor; Pakistan’a korvetler inşa ediliyor, Endonezya ile ortak tank üretimi yapılıyor.
Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzalanan Mekke Anlaşması’nın iktisadi hedefinin de Suudi Arabistan finansmanıyla Pakistan askerlerini Yemen’de Türk silahları ile donatmak olduğu anlaşılıyor.
Ekonomide yeni ayak
Türk ekonomisi uzunca süre inşaat, tekstil ve turizm ayakları üzerindeydi. Tekstil ayağı kırıldı, inşaat ve turizm ayakları da aksıyor. Ankara bir süredir ekonominin ana ayakları arasına “askeri sanayi”yi koymaya ve büyütmeye çalışıyor. 1990’lardaki “savunmayı ulusallaştırma” anlayışının ürünü olan MİLGEM projesini kucağında bulan ve bunu değerlendiren AKP hükümeti, insansız hava araçları (iha) gelişimiyle de “askeri sanayi”yi ekonominin önemli bir ayağı haline getirmiş oldu.
Kuşkusuz özeli (Bayraktar) kamusala (TUSAŞ) tercih ederek ve öne çıkararak yürütüyorlar bu çalışmayı. Suudi Arabistan’la ilişkileri düzelttikten sonra yaptıkları Riyad ziyareti sırasında Bayraktar grubunu öne çıkararak askeri anlaşmalar imzalamalarından tutun, Ukrayna’da Bayraktar’a fabrika açtırma girişimine kadar birçok örnek mevcut.
Türkiye’nin silah ihracatında sıçrama
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) verilerine göre Türkiye küresel silah ihracatında 11. sıraya çıktı ve payı yüzde 1.8’e yükseldi.
Bu pay kısa zamanda yüzde 0.9’dan yüzde 1.8’e çıktı; ihracatta yüzde 122’lik bir sıçrama yaşandı. Türkiye’den silah satın alanların başını yüzde 16 ile Pakistan, yüzde 12 ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve yüzde 8.4 ile Ukrayna çekiyor.
Bu sıçramayı en iyi gösteren çıktı şu: Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği (SSİ) verilerine göre, 2012-2026 döneminde 54 milyar dolarlık ihracat yapıldı. Bunun 30 milyar dolarlık kısmı, yani yüzde 55’i son dört yılda sağlandı. Yani son 4 yıldaki silah ihracatı, önceki 10 yıllık ihracattan fazla.
ABD-İsrail’in Mekke tuzağı
Özetle Ankara Mekke ve Bedir anlaşmalarıyla Suudi Arabistan, Katar, Pakistan ve Endonezya’yı uzun süreli silah ihracat pazarına çevirmeye çalışıyor. Üye ülkelerin Mekke Anlaşması’ndan “10 yıl boyunca çıkamayacağı” tuhaflığının 16 maddelik metne sokulmasının “mantığı” bu olsa gerek.
Mesele şu ki bu iktisadi kazancın elbette siyasi faturası var: Türkiye bu anlaşmalarla stratejik düzlemde ABD’nin Ortadoğu işlerini üstlenmiş oluyor, Washington’un Suudi Arabistan başta Körfez ülkelerine verdiği güvenlik garantisinin yüklenicisi oluyor. Türkiye bu anlaşmalarla taktik düzeyde ise kendisini Yemen tuzağına düşürüyor; Husileri hedef alarak İsrail’in çıkarına uygun şekilde konumlanmış oluyor ve genel saflaşmada da İran ve müttefiklerine karşı ABD-İsrail cephesinde yer almış oluyor.
Onay süreci 27 Ekim’de TBMM Dışişleri Komisyonu’ndaki görüşmelerle başlatılacak olan Mekke Anlaşması’na, milletvekillerinin, özellikle bu stratejik ve taktik düzlemlerden bakması gerekiyor.
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
24 Ekim 2026
Meloni’nin teşekkürü
Posted by Mehmet Ali Güller in Cumhuriyet Gazetesi, Politika Yazıları on 01/05/2025
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin, Türkiye-İtalya 4. Hükümetlerarası Zirvesi için Roma’da bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ettiği “teşekkür”, her yurttaşın içini acıtacak türdendi.
Meloni Erdoğan’a şöyle teşekkür etti: “Türkiye kaynaklı göç sayısı sıfıra indi. Teşekkür ediyorum. Şu ana kadar yaptıklarımızla gurur duyabiliriz. Sağlam dostluğumuzu daha ileri götüreceğiz.”
Bu teşekkürün açılımı şu: Erdoğan’a, Suriye ve Afganistan kaynaklı göçmenleri Türkiye’de tuttuğu, tekini bile İtalya ve Avrupa’ya bırakmadığı için teşekkür ediyorlar!
Avrupa’nın istilasını önleme misyonu!
AB şeflerinin sık sık dile getirdiği bu teşekkürler, AKP hükümetinin Türkiye’yi AB önlerinde bir göçmen deposu, bir tampon ülke yapmasınadır.
Bunu kendileri de itiraf ediyor zaten…
Örneğin 24 Kasım 2016’da TRT’de gazetecilerin karşısına çıkan Başbakan Binali Yıldırım, Avrupa’nın güvenliğini sağlayan bir ülkenin başbakanı olmakla övündü: “Düşünün, Türkiye olmasa ne olacak? Bütün bu Ortadoğu’dan, kargaşanın, savaşın yaşandığı bölgelerden akın akın mülteciler Avrupa’yı istila edecek ve çok büyük bir sorunla yaşamak zorunda kalacaklar.”
Gazetecilerden hiçbiri ne yazık ki Yıldırım’a “Peki Avrupa’nın istilasını önleyerek, Türkiye’nin istilasını sağlamış olmuyor musunuz bu durumda?” diye sormadı…
Avrupa’nın huzunu sağlama misyonu!
Sadece Başbakan Yıldırım mı? Cumhurbaşkanı Erdoğan da aynı duruma işaret ediyordu.
Erdoğan 3 Mayıs 2019’da şöyle diyordu: “Bugün Avrupa ülkeleri hâlâ huzur içinde yaşıyor olmalarını, Türkiye’nin 4 milyon sığınmacıyı kendi topraklarında misafir etmesine borçludur.”
Ve yine hiçbir gazeteci Erdoğan’a “peki Avrupa’nın huzur içinde yaşamasını sağlayarak, Türkiye’nin huzursuzluk içinde olmasını sağlamıyor musunuz bu durumda?” diye soran olmadı elbete…
Peki Türkiye neden Başbakan Yıldırım’ın ifadesiyle “Avrupa’nın istilasını” önlüyor, neden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesiyle “Avrupa’nın huzurunu” sağlıyor?”
Mesele Türkiye’nin AB ile 16 Aralık 2013’te imzaladığı “Geri Kabul Anlaşması” karşılığında alınacak üç beş milyar avroluk fon mu? Elbette etkisi vardır. Ama başka nedenlerin de olduğu anlaşılıyor.
Neden TUSAŞ yerine Baykar?
Roma’daki Türkiye-İtalya 4. Hükümetlerarası Zirvesi sırasında özel bir tören vardı. Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ile Leonardo Genel Müdürü Roberto Cingolani, Erdoğan ve Meloni’nin önünde, 6 Mart 2025’te imzaladıkları işbirliği mutabakat zaptını karşılıklı teslim ettiler.
Güzel. Bir Türk şirketinin uluslararası şirketlerle yararlı işbirlikleri yapması elbette önemli başarıdır. Ama ortada şöyle bir sorun var:
Neden kamu şirketi olan TUSAŞ değil de özel bir şirket olan Baykar bu tür işbirlikleri yapıyor? TUSAŞ Baykar’dan daha mı başarısız? Değil, en iyi 10 sıralamasında Baykar’dan da TUSAŞ’tan da ikişer İHA var.
Öte yandan Leonarda özel bir şirket değil. İtalya Ekonomi ve Maliye Bakanlığı, yüzde 30,2 ile şirketin en büyük hissedarı. Dolayısıyla İtalya’nın kamu şirketiyle Türkiye’nin kamu şirketinin anlaşma yapması, çok daha uygun olurdu.
Açık ki iktidar, halkın/kamunun şirketi olan TUSAŞ yerine, şahıs/aile şirketi Baykar’ı bu tip işbirlikleri için öne çıkarıyor. İtalya ilk değil, Cumhurbaşkanı Erdoğan Baykar’ı daha önce çeşitli ülke ziyaretlerinde de hep öne çıkarmıştı.
Batı batarken
Tekrar göçmen konusunu dönersek…
Batı’nın 500 yıldır uygarlığa yaptığı liderlik bitiyor; ilerici özelliklerini çoktan yitiren Batı batıyor. Göç konusu da Batı’nın ikiyüzlülüğünü resmediyor.
Suriye’den, Afganistan’dan göçlerin esas nedeni, emperyalist Batı’nın saldırganlığıdır. İşgal ettikleri, bombaladıkları yerlerden insanlar çaresizce yeni bir hayat için kaçıyor.
Ama AB hiçbir sorumluluk almıyor. Yoksul, ezilmiş, eğitimsiz kalmış göçmenlere sınırlarını kapatıyor ancak sırtından para kazanacağı göçmenlere kapılarını açıyor. Baksanıza, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “dünyanın dört bir yanından bilim insanlarının ve araştırmacılarının Avrupa’ya göç etmesini teşvik edeceklerini” söylüyor (AA, 29.4.2025). Bilim insanı ve araştırmacı olmayanlar ise Türkiye’nin sorunu!
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
1 Mayıs 2025