Posts Tagged 15 Temmuz
AKP Asırlık Gece’de neyi kararttı?
Posted by Mehmet Ali Güller in Cumhuriyet Gazetesi, Politika Yazıları on 27/07/2026
TRT, Asırlık Gece isimli bir belgesel dizi hazırladı. Amaç 15 Temmuz darbe girişimini tarihe not etmek.
Amaç güzel ama ilk dört bölümde sergilenenler, belgeselin FETÖ’nin iç ve dış işbirliklerini aklamayı hedeflediğini ortaya koyuyor. Ne ABD’nin rolü var ne de AKP’nin FETÖ’ye “ne istediyse vermesi…”
Daha da ötesi, darbe girişimini getirip laikliğe bağladılar!
Bilal Erdoğan’un FETÖ analizi!
Asırlık Gece’nin dördüncü bölümünde konuşan Bilal Erdoğan şöyle diyor: “FETÖ’yü doğuran o katı laikliğin ta kendisi olmuştur.”
Bu büyük çarpıtmanın bir önceki versiyonu da şuydu: “FETÖ Kemalistlerin dindarlara baskısı nedeniyle ortaya çıktı.”
Evet, birkaç yıl önce kimi AKP’liler FETÖ’nün varlığını Kemalistlerin baskısına dayandırıyordu, şimdi de Bilal Erdoğan ebe olarak laikliği işaret etti.
Oysa gerçek tersidir.
FETÖ’nün sahibi kim?
FETÖ’nün anası NATO, babası ABD emperyalizmidir; ebesi de CIA-Gladyo’dur.
Bu gerçeği atlayan her analiz hem ABD’nin 15 Temmuz’daki rolünü perdelemiş olur hem de FETÖ ve benzeri örgütlerin NATO-Gladyo ilişkisini karartmış olur.
AKP, 15 Temmuz’dan sonra Fethullah Gülen’in CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek’le ilişkisini öne çıkarıp, suçu CHP’ye atarak, FETÖ’nün “paralel devlet” olmasındaki kendi rolünü gizlemeye çalışıyor.
Gülen’in Gladyo bağları
Fethullah Gülen’in Kasım Gülek ilişkisi, FETÖ’nün Kemalistlerle ilişkisine işaret etmez, ABD’yle ilişkisine işaret eder.
FETÖ, iktidar sözcülerinin iddia ettiği gibi Kemalistlerin dindarlara baskısı nedeniyle ya da laiklik nedeniyle oluşmadı; ABD tarafından komünizme, sola, sol Kemalizme karşı kullanılmak için oluşturuldu!
Gülen’in Komünizmle Mücadele Derneklerine uzanan sicili de, Kasım Gülek’le ilişkisi de, (Alparslan Türkeş aracılığıyla CIA şeflerinden Ruzi Nazar’la tanışan ve o ilişkiler üzerinden MİT’in başına geçen) Fuat Doğu’yla irtibatı da, o irtibatta görev yapan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Yaşar Tunagür’le bağı da tek bir şeye işaret eder: Gladyo’ya!
15 Temmuz’da neyi unuttular?
Gerçek şudur: Sadece iç politik nedenlerle değil, aynı zamanda ABD’nin, NATO’nun, Gladyo’nun rolünü örtmek için FETÖ’yü Kemalizme ve laikliğe bağlamaya çalışıyorlar.
15 Temmuz’un yıldönümünde söylenenler, 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılan NATO zirvesindeki derinliştirilen ilişkilerin gereğiydi. O nedenle 15 Temmuz darbe girişimine tepki gösterirken, FETÖ’nün sponsorlarına laf edemediler.
FETÖ’yü kuran, kollayan, büyümesini sağlayan, ona içeride ve dışarıda operasyonlar yaptıran, darbeye teşvik eden ABD’dir, NATO’dur, Gladyo’dur.
FETÖ liderine ev sahipliği yapan, onu ve diğer FETÖ liserlerini Türkiye’ye teslim etmeyen, FETÖ’cülerin hâlâ çeşitli ülkelerden Türkiye’ye operasyon yapmasını sağlayan ABD’dir, NATO’dur, Gladyo’dur
FETÖ’cülükle mücadele meselesi
15 Temmuz darbe girişiminin üstünden 10 yıl geçti. FETÖ’yle iyi mücadele edildi mi? Büyük oranda evet. Peki FETÖ’cülükle iyi mücadele edilebildi mi? Hayır.
FETÖ’yle mücadele başka, FETÖ’cülükle mücadele başkadır. FETÖ’nün devletteki boşluğunu başka tarikatlarla doldurmaya çalışanlar, FETÖ’yle mücadele ediyordur ama FETÖ’cülükle mücadele etmiyordur.
Ve en önemlisi: ABD-NATO-Gladyo üçgeni içinde kalınarak FETÖ’cülükle mücadele edilemez.
FETÖ’cülükle gerçekten mücadele etmek isteyenler, ABD emperyalizmiyle karşı konumlanmalıdır ve NATO üyeliğini değil bağımsızlığı savunmalıdır.
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
27 Temmuz 2026
15 Temmuz’un yanıt bekleyen o sorusu
Posted by Mehmet Ali Güller in Cumhuriyet Gazetesi, Politika Yazıları on 15/07/2024
Milli Savunma Bakanı, eski Genelkurmay Başkanı ve 15 Temmuz darbe girşimi sırasında Genelkurmay II. Başkanı olan Yaşar Güler’in Sabah gazetesinde bir söyleşisi yayımlandı. Okan Müderrisoğlu’nun sorularını yanıtlayan Güler, ilginç şeyler söylüyor.
Darbecilerle Genelkurmay karargâhındaki ve sonra götürüldüğü Akıncı üssündeki mücadelesini anlatan Güler aynen şöyle diyor: “Onlar için problem bendim. Bunların asıl yüzünü, her şeyi bilen tek bir adam var. O da benim.” (Sabah, 10.7.2024).
Her şeyi bilen tek adam
Bu satırları okuyan Güler’den önceki Milli Savunma Bakanı, Güler’den önceki Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ne düşünmüştür acaba?
Her şeyi bilen tek adam var ve o dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar değil, dönemin Genelkurmay II. Başkanı Yaşar Güler yani…
Nitekim yine Sabah’taki söyleşiye göre, Akar ne yapacağını da Güler’e soruyor: “Genelkurmay Başkanı’na durumu anlattım. ‘Ne yapalım’ dedi. MİT Müsteşarı’nı Genelkurmay’a çağıralım’ dedim.” (Sabah, 10.7.2024).
15 Temmuz darbe girişiminin ardından yanıtı hâlâ ortada olmayan ve benim ısrarla üzerinde durduğum o sorunun yanıtını bu durumda “her şeyi bilen tek adam”a sormalıyız:
Aksakallı’nın sorusu
TBMM Araştırma Komisyonu’nun 15 Temmuz raporu, Komisyon Başkanı Reşat Petek’in kendi kişisel internet sitesinde yayınlanmıştı. 667 sayfalık rapor da ortaya koyuyor ki, Genelkurmay Karargâhı ve MİT Müsteşarlığı darbe girişiminin olacağını “en az” 12 saat öncesinden biliyordu. Yine rapordan anlaşıldığı kadarıyla, bildikleri bilindiği için de FETÖ’cüler darbeyi öne çekmiş, 16 Temmuz saat 03.00 yerine, 6 saat önceden, 15 Temmuz saat 21.00’de harekete geçmişlerdi.
Bu öne çekilme olayının önemi şurada. Dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, “aldıkları tedbirler nedeniyle FETÖ’cülerin paniğe kapıldığını, erken harekete geçmek zorunda kaldıklarını ve bunun da darbe girişiminin akamete uğramasında önemli bir faktör olduğunu” belirtmişti (TBMM Raporu, s.335).
Gelelim o soruya: Peki en az 12 saat önceden bilinen ve bu nedenle tedbirler alınarak akamete uğratılması sağlanan darbe girişimi önlenemez miydi?
Bakın bu sorunun asıl sahibi, 15 Temmuz darbe girişimine karşı en kritik mücadeleyi yürüten isimdir; dönemin Özel Kuvvetler Komutanı Korg. Zekai Aksakallı’dır ve aynen şöyle demiştir: “TSK’de kriz ve olağanüstü durumlarda personel kışlayı terk etmesin emri verilir. Bu emir 15 Temmuz’da verilseydi darbe girişimi ortaya çıkardı.” (Hürriyet, 20.3.2017).
Hulusi Akar’ın bu soruya yanıtı olmadı… Madem FETÖ için asıl problem kendisi, madem FETÖ konusunda her şeyi bilen tek adam kendisi, o zaman bu sorunun yanıtını Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler vermelidir: 15 Temmuz’da Genelkurmay I. ve II. Başkanları, Akar ve Güler, neden “personel kışlayı terk etmesin” emrini vermedi?
Akar-Güler o makamda olabilir miydi?
Yaşar Güler 15 Temmuz söyleşisinde şunları da söylüyor: “Ergenekon kumpasında çok kıymetli, özel yetişmiş personelimizi kaybettik ve bunun acısını daha sonra çok çektik. Onları kaybettiğimiz için FETÖ’cü alçak ve hainler yönetimde kendilerine alan açarak şans bulmaya başladılar. Hepsi, yüzde yüz FETÖ operasyonuydu.” (Sabah, 10.7.2024).
Güzel, o zaman şu soruları da ekleyelim: Ergenekon kumpaslarıyla en kıymetli kadrolar tasfiye edilirken, sadece FETÖ’cüler mi kendilerine yer açmış oldu? Ergenekon kumpasları olmasa, Akar ve Güler Genelkurmay Başkanı olabilecek miydi? Akar ve Güler yerine asıl sahipleri o makamlarda oturuyor olsa, FETÖ 15 Temmuz’da darbe girişimine soyunabilir miydi?
Ve yanıtı ortada olan şu soruyu da soralım: AKP’nin siyasi desteği olmasa, FETÖ o destek üzerinden Ergenekon kumpaslarıyla TSK’nin en kıymetli kadrolarını tasfiye etmese, 15 Temmuz darbe girişimi olur muydu?
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
15 Temmuz 2024