Posts Tagged BM
ERDOĞAN BATI KARŞITI OLABİLİR Mİ?
Posted by Mehmet Ali Güller in Aydınlık Gazetesi Yazıları, Politika Yazıları on 04/10/2011
Başbakan Erdoğan Batı’ya dair iki önemli açıklama yaptı:
Erdoğan önce BM Genel Kurulu için bulunduğu New York’ta, BM’nin demokratik bir yapı olmadığını savunarak reform istedi: “Nedir bu Güvenlik Konseyi’ndeki kalıcı üyelerin olayı? Bu kaldırılmalı. Dünya bu beş ülkenin kölesi durumunda.”
Erdoğan ardından Makedonya’da emperyalizm eleştirisi yaptı: “Emperyalist güçler arzularından hiçbir zaman vazgeçmiyorlar, vazgeçmeyecekler. Yani ezen ve ezilenler muhakkak olacak. İlk insanla başladı, sonuna kadar devam edecek. Mesele, bunun farkında olmak suretiyle bunu minimize edebilmektir, bu mücadeleyi verebilmektir.”
ERDOĞAN’I BATI İCAT ETTİ
Erdoğan’ın sözlerindeki “ezen ve ezilenler hep olacak” şeklindeki yanlışı bir kenarda tutarak, çizilen Batı karşıtı görüntüyü inceleyelim. Zira daha şimdiden bazı kalemler yeni bir “eksen kayması” tartışması başlattı!
Erdoğan, gerçekten de Batı karşıtı olabilir mi? Erdoğan, ABD’nin sandığından çıktığını, Yahudi lobilerin vizesiyle iktidar olduğunu, Pentagon’un desteğiyle ve AB hayaliyle TSK’yi sindirdiğini, BM üzerinden Rauf Denktaş’ı devre dışı bıraktığını, bölgedeki ABD askeri varlığıyla iktidarını koruduğunu unutabilir mi?
Dokuz yıllık AKP iktidarının Batı’ya mecburiyetini özetlemeye yerimiz yok. Gelin sadece son dönemdeki üç önemli gelişmeye göz
atalım sadece:
ABD İSTEDİ, ERDOĞAN YAPTI
1.) AKP, ABD’nin isteği doğrultusunda Türkiye’de NATO füze radarı kurulmasını kabul etti. Radar, Batı’nın düşman kabul ettiği İran’ı hedef alıyor ve Batı’nın bölgedeki jandarması olan İsrail’i koruyor. Füze radarı dışında Predatör anlaşması, Süper Kobra helikopteri tedariki gibi gelişmelerle, askeri ilişkiler zirve noktasına ulaşıyor.
2.) AKP, ABD’nin isteği doğrultusunda Suriye’ye müdahale ediyor. AKP Suriye muhalefetini Antalya’da, İstanbul’da topluyor, birleştiriyor ve önlerine Beşar Esad’ı yıkma hedefi koyuyor. Başbakan Erdoğan, “Suriye bizim iç meselemiz” deyip, “Alevi – Sünni çatışması” işareti veriyor. Suriye, iç savaş ve NATO müdahalesiyle teslim alınmak isteniyor. BM Güvenlik Konseyi’nden bile Suriye’ye yaptırım kararı çıkamazken, Erdoğan, Obama ile görüşüp, tek başına Suriye’ye yaptırım kararı alıyor! AKP’nin Suriye politikası dünyada ABD’den sonra en çok İsrail’i memnun ediyor.
3.) AKP, Libya’ya NATO müdahalesine onay verdi hatta Türkiye’yi saldırıya karargâh yaptı, abluka için TBMM onayı beklemeden savaş gemilerini Libya karasularına gönderdi. ABD’nin isteğiyle Libya muhalefetini örgütledi, “elden” para verdi. Türk polisleri rejim karşıtlarına askeri eğitim verdi. (AKP’nin yine ABD’nin isteğiyle hâlâ Afganistan’da, Aden Körfezi’nde, Lübnan’da Türk askeri bulundurduğunu da belirtelim)
ERDOĞAN, EN NATO’CU BAŞBAKAN!
Bu üç örnekten de görüleceği gibi Erdoğan uygulama yönünden tam bir NATO’cu! Erdoğan BM’yi demokratik bulmuyor, emperyalizmi eleştiriyor ama uygulamada en NATO’cu lider oluyor.
Tek başına Ergenekon operasyonu örneği bile Erdoğan’ın NATO’culuğunun göstergesidir. Çünkü bu operasyonun hedefi Avrasyacı generalleri temizleyerek, TSK’de yeniden NATO’culuğu hâkim kılmaktır!
Peki, NATO’cu olan birinin, sistem anlamında, Batı karşıtı olması mümkün müdür? (Erdoğan’ın BM eleştirisi, Güvenlik Konseyi’ndeki Rusya ve Çin’i; emperyalizm eleştirisi de Libya’ya saldırıda öne atlayan Fransa’yı mı hedef alıyor yoksa?)
TÜRKİYE PARÇALANIRKEN…
İşin esası başka… Erdoğan emperyalizm ve BM eleştirisi yaptı, bir süre daha da yapacak. Çünkü yeni hedefinin gerçekleşmesi için kendisine oy vermeyen ve temelde Batı karşıtı olan yüzde 50’nin desteğine, en azından itiraz etmemesine ihtiyacı var! Çünkü sırada “bölünme anayasası”, “Öcalan’ı serbest bırakma”, “özerkliği hayata geçirme”, “başkanlık sistemini uygulama” ve “Türk-Kürt federe devletini ilan etme” görevleri var!
Batı sistemi, kendi alt sistemini böyle koruyor. 90’ların ortasından itibaren anımsarsak, Batı; Türkiye’nin milli gümrük duvarını “milliyetçi” parti ile “kurucu” partiye yıktırdı, İsrail’le ilişkileri “muhafazakâr” partiyle geliştirdi, AB’ye adaylık anlaşmasını “ulusalcı” partiye imzalattı, Öcalan’ın idamını “milliyetçi” partiyle engelledi, Müslüman ülkelere saldırıları “muhafazakâr” parti desteğiyle yaptı. Özetlersek, Batı her işi, karşıt görüntülü kuvvetle kotardı.
Ve şimdi Türkiye parçalanırken, Batı karşıtı ve milliyetçi sözlere daha çok ihtiyaç var!
Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
4 Ekim 2011
ABD NÜKLLER ZİRVE’DEN ‘İRAN’A YAPTIRIM’ UZLAŞISI ÇIKARAMADI
Posted by Mehmet Ali Güller in Odatv Yazıları, Politika Yazıları on 14/04/2010
ABD Başkanı Obama, 47 ülke liderinin katıldığı Washington’daki Nükleer Güvenlik Zirvesi’nden istediği sonucu alamadı.
2010’u gayrı resmi olarak “nükleer politik yıl” ilan eden Washington, 12-13 Nisan’da ev sahipliği yaptığı zirveden hemen önce 6 Nisan’da yayımladığı “Nükleer Duruş Değerlendirmesi” adını taşıyan bir raporla nükleer stratejisini yenilemişti. Yine ABD 8 Nisan günü de Rusya ile “Nükleer Silahların Azaltılması Antlaşması”nı imzalamıştı.
Washington Nükleer Zirvesi Çalışma Planı
Washington’daki Güvenlik Zirvesi’nin ana konusu İran’dı. Obama’nın hedefi ise Çin’in desteğini almaktı. Hatta Obama zirveden birkaç gün önce yaptığı açıklamada oldukça umutlu olduğunu, zirvenin ortak bildirisinde gelecek 4 yıl içindeki hedef ve uygulamaların açıkça ifade edileceğini duyurmuştu! Ancak Obama ne zirveden ne de Çin Cumhurbaşkanı Başkanı Hu Jintao ile yaptığı ikili görüşmeden istediği sonucu alamadı!
Bu durum zirve bitiminde yayımlanan “Washington Nükleer Zirvesi Çalışma Planı” başlıklı ortak bildiriye de yansıdı. Bildiride, “dünya ülkelerinin ortak sorumluluk taşıması, etkin uluslararası işbirliğini geliştirmesi ve güçlü güvenlik önlemleri almasıyla” nükleer terörizm tehdidinin azalacağı belirtildi! Genel geçer ifadelerin yer aldığı bildiride ayrıca nükleer güvenliği korunması için yüksek seviyede zenginleştirilmiş uranyum ve plütonyum stokları için 4 yıl içinde sıkı koruma önlemleri alınması istendi!
Hu’dan Obama’ya şart gibi 5 öneri
ABD Başkanı Obama, Çin Cumhurbaşkanı Hu Jintao ile yaptığı ikili görüşmeden de eli boş ayrıldı. Hu Obama’ya Çin-ABD ilişkilerinin daha da geliştirilebilmesi için şart gibi 5 öneri yaptı: Birincisi, ikili ilişkileri doğru yönde kararlılıkla geliştirmede ısrar etmek ve ilişkileri somut adımlarla istikrarlı bir şekilde korumak. İkincisi, birbirlerinin temel çıkarlarına ve hassasiyetlerine saygı göstermek. Bu kapsamda Çin, ABD’nin sözünü tutarak Tayvan ve Tibet sorunlarına titizlikle yaklaşmasını istedi. Üçüncüsü, çeşitli düzeylerdeki temasları korumak. Dördüncüsü, yapıcı işbirliğinin derinleştirilmesi. Beşincisi de, önemli uluslararası ve bölgesel sıcak sorunlar hakkındaki temas ve koordinasyonu güçlendirmek.
Obama’dan “Tek Çin” sözü
Obama da, ikili görüşmede, ülkesinin “Tek Çin” politikasını devamlı izleyeceğini, Çin’in egemenliği ile toprak bütünlüğü ve temel çıkarlarına saygı göstererek, hassas konulara titizlikle yaklaşacağını söyledi.
Çin’den ABD ve İran’a “diyalog ve müzakere” önerisi
Obama karşılık olarak Hu’dan, İran konusunda Çin’le işbirliğini güçlendirmeyi istediklerini belirtti. Çin Cumhurbaşkanı Hu Jintao ise, Pekin’in tarafların diplomatik çabaları sürdürerek, İran nükleer sorununun etkili çözümünü “diyalog ve müzakere” yoluyla aramalarını beklediğini vurguladı.
Rusya: İran’a yaptırım uzlaşısı yok
Rusya Devlet Başkanı Medvedev ise Zirveye katılmak üzere Moskova’dan hareketi sırasında yaptığı açıklamayla ABD ve İsrail’i uyardı. Medvedev, İsrail’in İran’a herhangi bir saldırısının nükleer savaşı tetikleyeceğini ve tam bir küresel felaket olacağını söyledi.
ABD’nin İran’a “yaptırım” talebine de değinen Medvedev, “yaptırımlar ülkeyi felç etmemeli. Bir kez daha tekrarlıyorum, yaptırımlar akıllı olmalı. Aksi durumda sıfır sonuç alma riski var” dedi. Medvedev’in, Çin’in özellikle enerji alanındaki yaptırımlara karşı olacağı şeklindeki soruya yanıtı da ilginç oldu. Rusya lideri, başka ülkelerin de bu konuda uzlaşı sağlayamayacağına dikkat çekti!
Rus Genelkurmay Başkanı’ndan ABD’ye uyarı
Washington’daki zirve sırasında Moskova’da basın toplantısı düzenleyen Rusya Genelkurmay Başkanı General Nikolay Makarov da, ABD’nin İran’a karşı nükleer tehdidinin, mantık dışı olduğunu belirtti. “Kimsenin böyle bir girişimde bulunmaya hakkı yok” diyen General Makarov, bu tehdidin gerçekleşmesinin çok zayıf bir ihtimal olduğunu savundu. General Makarov, dünya toplumlarından İran’ın görüşlerine dikkat etmelerini isterken, İran’dan da Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı UAEA ile işbirliğine devam etmesini istedi.
Obama İsrail’i açığa düşürmek zorunda kaldı
Öte yandan ABD Başkanı Obama’nın, Zirve sonrası düzenlediği basın toplantısında İsrail’i, “Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması”nı imzalamaya çağırması oldukça önemliydi! İsrail bugüne kadar resmi olarak nükleer silah bulundurduğunu açıklamıyor ve NPT’yi imzalamıyordu. Obama’nın daha önce “Ortadoğu’da nükleer silah sahibi olduğunu açıklayan ilk ülke olmayacağız” diyen İsrail’i açık pozisyona düşürmek zorunda kalması, Çin ve Rusya’nın İran politikalarının sonucu olarak değerlendirilmeli.
FT: Beyaz Saray ve ABD Kongresi karşı karşıya
Diğer yandan İngiliz Financial Times gazetesi, İran’a yaptırımlar konusunun Beyaz Saray ile ABD Kongresi arasında anlaşmazlığa neden olduğunu yazdı. Gazeteye göre Kongre üyeleri, Obama’nın İran’a yaptırımlar konusundaki tasarının hafifletilmesi girişimlerine sert bir şekilde karşı çıkıyorlar! Kongre üyelerinin önümüzdeki günlerde yasa tasarısına son şeklini vereceğini hatırlatan Financial Times’a göre Obama yönetimi “tasarının Dünya Ticaret Örgütü kurallarına ters düştüğünü ve Obama’nın BM içinde yaptırımlara destek koalisyonu kurma çabalarına zarar vereceğini” söyledi.
Fransa: Nükleer Silahlardan vazgeçmeyiz!
Washington’daki zirve sırasında CBS televizyonuna açıklamalar yapan Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ise ülkesinin “güvenliğinin garantisi olan” nükleer silahlardan vazgeçmeyeceğini açıkladı. Sarkozy, “bu silahtan ancak, dünyanın istikrarlı ve güvenli olduğuna emin olduğum ölçüde bir gün vazgeçebilirim” dedi.
Nükleerden vazgeçmek istemeyen Sarkozy’nin “İran’a yaptırıma hemen başlanmalı” şeklindeki çağrısı ise Rusya Devlet Başkanı Medvedev’le tartışmasına neden oldu. İki liderin “İran kapışması” Zirve’de tansiyonu yükseltti.
Türkiye’nin arabuluculuk talebi
Başbakan Erdoğan’ın Washignton’da CNN’ye verdiği demeci haber yapan Anadolu Ajansı’na göre ise Başbakan Erdoğan, ABD Başkanı Barack Obama’nın “İran’a yeni sıkı yaptırımlar getirilmesi gayretini” desteklemeyi reddetti. Erdoğan, Türkiye’nin “İran’ın nükleer heveslerinden kaynaklanan diplomatik çıkmazda” arabuluculuk yapmaya istekli olduğunu kaydetti.
MEHMET ALİ GÜLLER