Posts Tagged Güney Kıbrıs
Türkiye test mi ediliyor?
Posted by Mehmet Ali Güller in Cumhuriyet Gazetesi, Politika Yazıları on 25/12/2025
Libya Genelkurmay Başkanı Haddad ve ekibini taşıyan uçağın Ankara’da düşmesi, son dönemdeki soru işaretli gelişmelerin üzerine yeni ve daha büyük bir soru işareti ekledi.
Anımsayalım: Azerbaycan’dan dönen askeri uçağımız Gürcistan’da düştü ve 20 askerimiz şehit oldu. Bir haftadır sınırlarımızı aşarak çeşitli illerimize kadar gelen İHA’lar sorunu var. Karadeniz’de ticari gemilerimiz hedef alındı. Hatta ticari gemilerimiz Afrika kıyılarında bile hedef alındı. Vurulan geminin sahibi, Rusya’yla ticareti durdurduklarını açıkladı. Ve şimdi de Libya Genelkurmay Başkanı Haddad ile Kara Kuvvetleri Komutanı dahil askeri ekibini taşıyan “özel jet” Ankara’da düştü.
Barrack’ın S400 mesajının anlamı
Tüm bunlar tesadüf mü? Ve bu kadar tesadüf fazla değil mi? Belki bazıları tesadüf ama bazılarının “test” amacı taşıdığı yüksek olasılık.
Özellikle hava sahasını ilgilendiren konuların, ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın “S400’ler dört ile altı ay içinde çözülecek” açıklamasının işaret ettiği zeminden bağımsız olabilmesi pek olası değil. Çünkü sorun S400 olunca, haliyle konu Türkiye’nin hava savunma meselesi oluyor.
Bir haftada birkaç İHA olayının birden yaşanması, Türkiye’nin hava savunmasının test edilmesi olasılığını akla getiriyor. Peki bu testi kim yapıyor olabilir? İHA’ların menşei yanıltıcı olabilir, hele de resmi İHA’da olmayan yıldızın kullanılması, adres şaşırtma anlamına gelebilir.
Harmony Jets’in sicili
Libya Genelkurmay Başkanı Haddad’ın uçağıyla ilgili Ankara’dan “elektrik arızası” açıklaması geldi. Kara kutu çözüldüğünde netleşir ama yine de bazı ilginçlikler var. Şöyle ki uçak resmi bir uçak değil, askeri uçak değil, Harmony Jets isimli bir şirketten kiralanmış özel bir jet.
Ancak bu şirketin sicili sorunlu görünüyor. İngiliz gazeteci Hannah Lucinda Smith’in yazdığına göre bu şirket, Ağustos 2023 ile Eylül 2024 arasında Avrupa’dan Halife Hafter’in kontrolündeki Bingazi’ye onlarca uçuşta İrlandalı paralı askerler taşımış. BM’nin 2701 sayılı kararını ihlal eden bu uçuşlar, BM uzmanlar heyetinin raporuyla da resmileştirilmiş. (Harici, 24.12.2026)
Türkiye’yi hedef alan cepheler
Tek tek incelenmesi gereken tüm bu olayların, şu kritik siyasal gelişmeler zemininde yaşanması önemli:
– Doğu Akdeniz’de İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Türkiye’ye karşı askeri ve güvenlik işbirliğini derinleştirme kararı alıyor. Üç ülkenin Doğu Akdeniz için “Ortak Müdahale Gücü” kurması gündemde.
– İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs, rafa kaldırılan iki projeyi ABD’nin desteğiyle yeniden hayata geçirmek istiyor: 1) İsrail gazını Kıbrıs, Girit ve Yunanistan üzerinden Avrupa’ya taşıyacak East-Med projesi. 2) Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Koridoru IMEC.
– ABD-İsrail ikilisi Güney Kafkasya’nın jeopolitiğine müdahale ediyor: İsrail Azerbaycan’la askeri ilişkilerini geliştiriyor, ABD Zengezur Koridoru’nu Trump Koridoru’na dönüştürüyor.
– ABD-İsrail destekli SDG’nin Şam’la entegrasyonu Suriye’de Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor.
– İsrail Golan’da genişlettiği işgali sürdürüyor ve kurduğu askeri üslerle bunu kalıcılaştırmaya çalışıyor. İlginçtir, Suriye Dışişleri Bakanlığı ilk kez bu süreçte Golan Tepelerini içermeyen Suriye haritası yayınladı. (Serbestiyet, 21.12.2024)
– Ve tüm bunların bağlandığı en önemli konu: ABD, İsrail hegemonyasında yeni Ortadoğu düzeni kurmaya çalışıyor.
Hedef Türkiye-Rusya ilişkileri mi?
Türkiye’yi ilgilendiren tüm bu stratejik ve taktik gelişmelerin yaşandığı süreçte de uçaklar düşüyor, İHA’lar sınırları deliyor, gemiler hedef alınıyor…
Açık ki bu siyasi gelişmelerin aktörleri, öncelikle Türkiye-Rusya ilişkilerini hedef alıyor. Türkiye, Rusya ve İran’ın oluşturduğu Astana Platformu’nun işlevsiz hale gelmesiyle yetinmeyen ABD-Tel Aviv ikilisi, Türkiye-Rusya ilişkilerini tümden sabote etmek istiyor.
Ve asıl acısı da şu: Türkiye bu çok boyutlu güvenlik problemlerine odaklanmak yerine, ne yazık ki enerjisini içeride, iç politik güç mücadelesine harcıyor.
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
25 Aralık 2025
Güney Kıbrıs’ın NATO üyeliği için Türkiye’ye AB havucu
Posted by Mehmet Ali Güller in CGTN Türk, Politika Yazıları on 27/11/2024
Yunan Kathimerini gazetesi, “Kıbrıs’ın NATO’ya Katılımı Planı” başlıklı özel haberiyle duyurdu: Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, 30 Ekim’de Washington’a yaptığı ziyarette, ABD Başkanı Joe Biden ile Beyaz Saray’da “NATO üyeliği” planını el aldı.
Peki böylesi bir konu, Türkiye’nin vetosunu aşarak nasıl hayata geçirilebilecek? Planın ayrıntılarına bakılırsa, Türkiye’nin önüne yine AB havucu uzatılacak.
İnceleyelim:
ABD’den üç stratejik hedef talebi
Kathimerini’nin haberine göre plan şu:
Güney Kıbrıs’ın öncelikle “NATO’ya üyeliğin başlangıcı sayılan önemli bir organizasyona katılımı” sağlanacak. Böylece NATO-Güney Kıbrıs ilişkisinin kurumsallaşması amaçlanacak.
Bu süreçte Türkiye’nin vetosunu önlemek için a) Kıbrıs konusunda olumlu gelişmeler başlatılacak, b) Türkiye-AB ilişkilerinde ilerleme sağlanacak, Güney Kıbrıs bazı veto ettiği süreçlerin önünü açacak.
Güney Kıbrıs bu süreçte ABD’den “üç stratejik hedef”i yerine getirmesini talep edecek:
1) ABD’den savunma donanımı: Güney Kıbrıs bu amaçla yıllık silah ambargosu muafiyetinin beş ya da en azından üç yıla uzatılmasını istiyor.
2) Rum Milli Muhafız Ordusu askerlerinin ABD’de eğitilmesi: ABD ile Güney Kıbrıs arasında daha önce yapılan anlaşmaya göre zaten milli muhafızlar ABD’deki iki akademide dört yıllık programlara katılabiliyordu. Rumlar bunun artırılmasını istiyor. ABD olumlu bakıyor.
3) ABD’nin, Güney Kıbrıs’ın askeri tesislerini NATO standartlarında modernize etmesi: Bu konuda adımlar atılmış durumda zaten. Örneğin yakın zamanda ABD helikopter üssü açıldı. Ayrıca Baf’taki Andreas Papandreu Üssü’nün modernize edilerek ABD için kalıcı üsse dönüştürülmesi gündeme geldi.
Planın asıl sahibi kim?
Her ne kadar plan Güney Kıbrıs’ın diye sunuluyorsa da, son bir kaç yıllık gelişmeler dikkate alınırsa, planının asıl sahibinin Washington olduğu görülecektir.
Nitekim Yunan gazetesi Kathimerini plandan bahsederken, “Washington tarafından zaten kabul edilmiş, birbirine bağlı birçok aşamadan oluşan” demektedir.
Zaten plan ilk kez 30 Ekim’de Biden-Hristodulidis arasında görüşülmüş değil. Planın ABD Dışişleri Bakanlığındaki görevinden ayrılmadan önce Victoria Nuland’la ele alındığı bilgisi var. ABD’nin turuncu darbelerinde aktif rol alan “operasyonel diplomat” Nuland, 9 ay önce görevinden ayrılmıştı.
Kaldı ki ABD’nin son iki yıldır Güney Kıbrıs’la yaptığı savunma ve güvenlik anlaşmaları da aslında bu planın parçalarıdır.
Bu arada planın yeni NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’ye de hızla aktarıldığı bilgisi var.
ABD’nin yeni demir perde stratejisi
Güney Kıbrıs’ın NATO üyeliği, Güney Kıbrıs’ın ya da Yunanistan’ın talebinden çok, ABD’nin stratejisinin gereğidir.
Çünkü ABD Avrupa ile Asya’nın arasına “yeni demir perde” indirmeye çalışıyor. Arktik Okyanusu’ndan Doğu Akdeniz’e inen bu demir perdede Yunanistan ve Kıbrıs önemli bir konumda. ABD’nin son yıllarda Yunan anakarası ile adalarına çok sayıda üs açmasının nedeni bu…
Perde Arktik Okyanusu’ndan başlıyor, zira bu okyanus, buzulların erimesiyle yeni küresel güç mücadelesinin önemli merkezlerinden biri olacak. İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği esas olarak bu nedenleydi.
Perde Arktik Okyanusu’ndan sonra Baltık Denizi’ne iniyor. ABD burayı bir NATO gölü yapmaya ve Rusya’nın çıkış alanını daraltmaya çalışıyor.
Ardından Ukrayna merkezli Doğu Avrupa geliyor: Daha Ukrayna savaşından önce İngiltere, Ukrayna ve Polonya arasında kurulan “üçlü ittifak”ı anımsayın.
Perde daha sonra Batı Karadeniz’e iniyor. ABD ve NATO’nun son yıllarda Bulgaristan ve Romanya’ya ağırlık vermesi, Karadeniz’de yeni üsler açmalarını sağlaması bu nedenledir. Ayrıca ABD Montrö Sözleşmesi’ni delerek Karadeniz’e sınırsız girmeyi ve Ukrayna ile Gürcistan’ın NATO üyeliğini sağlayarak, Karadeniz’i bir NATO gölü yapmayı hedefliyor.
Yeni demir perde ardından Yunanistan topraklarını, Ege’yi, Girit’i içererek Kıbrıs’a uzanıyor.
Ve en önemlisi, perde Kıbrıs’tan İsrail’e bağlanıyor!
Ankara yeniden taviz verir mi?
Başta da işaret ettiğimiz gibi Türkiye’nin vetosunu önlemek için yine AB havucu uzatılıyor. AB’yle müzakerelerde tıkanan bazı başlıkların açılması, Güney Kıbrıs’ın bazı vetolarının kaldırılması ve Kıbrıs için yine bir “çözüm” sürecinin başlatılması gibi konular var.
Peki Ankara bu havucu yine yer mi?
Tam bu noktada soralım: Ne oldu da Türkiye ile Yunanistan arasında yine bir bahar havası başlatıldı? Ne oldu da “benim için Miçotakis bitmiştir, bir daha görüşmem” diyen Erdoğan Atina’ya gidip Miçotakis’le görüştü? Hangi sorun çözüldü de Ankara Atina ile “iyi dostluk ve komşuluk bildirisi” imzaladı?
Çünkü ABD 11-12 Temmuz 2023’te, NATO’nun Vilnius Zirvesi sırasında, Erdoğan’a Miçotakis’le “normalleşme kapısı” açtı. Ve anımsayın, Erdoğan Vilnius’tan kısa bir süre sonra aynen şöyle dedi: “Samimiyetimizi Annan planı dahil, şimdiye kadarki tüm süreçlerde gösterdik, gerekirse yine gösteririz” (AA, 24.7.2023). Bunun “gerekirse yine taviz verilebileceği” anlamına geldiği açık!
Ve bitirirken önemle anımsatalım: Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, birkaç gün önce geniş bir gazeteci grubuyla basın toplantısı yaparak, Türk dış politikasının hedeflerini ortaya koydu. Yunanistan konusunda söylediği ise ilginçti, Anadolu Ajansı metninden aktarıyorum: “Fidan, Türkiye-Yunanistan ilişkilerine dair, tüm sorunları bir paket olarak kamuoyundan uzakta ele almayı tercih ettiklerini dile getirerek, meselelerin aşırı politize edilmesini doğru bulmadıklarını…” (AA, 23.11.2024).
Dolayısıyla önümüzdeki soru(n) şudur: Daha önce Güney Kıbrıs’ın AB üyeliğinin önünü açan Ankara, şimdi de NATO üyeliğinin önünü açar mı?
Mehmet Ali Güller
CGTN Türk
26 Kasım 2024
ABD’nin Kıbrıs-İsrail ekseni
Posted by Mehmet Ali Güller in Cumhuriyet Gazetesi, Politika Yazıları on 14/09/2024
ABD Güney Kıbrıs ile beş yıllık savunma işbirliğinin yol haritasını belirleyen bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşma ABD’nin Güney Kıbrıs’ı adım adım İsrail’le birlikte Avrupa-Kuzey Afrika-Ortadoğu üçgeninde eksen yapma çalışmasının son halkası oldu.
ABD Güney Kıbrıs ile 2018’de Savunma İşbirliği Niyet Beyanı imzladı; 2021’de Güvenlik Diyalogu İşbirliği Mekanizması kurdu; Güney Kıbrıs’a 1987’den beri uyguladığı silah ambargosunu Eylül 2022’de kaldırdı; Rum Ulusal Muhafız Ordusu’nu New Jersey Eyaleti Ulusal Muhafızı ile eşleştirerek Devlet Ortaklığı Programı başlattı; 17 Haziran 2024’te stratejik diyalog anlaşması yaptı ve şimdi de “İkili Savunma İşbirliği Yol Haritası” anlaşmasını imzaladı.
ABD için Kıbrıs’ın anlamı
Peki ABD Güney Kıbrıs’a neden böylesi bir askeri yığınaklanma içinde?
Güney Kıbrıs Savunma Bakanı Vassilis Palmas ile “İkili Savunma İşbirliği Yol Haritası” anlaşmasını imzalayan ABD Savunma Bakan Yardımcısı Celeste Wallender “adayı Avrupa, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’nun kesişme alanında güvenli bir liman” olarak niteledi ve Güney Kıbrıs’ın kilit role sahip olduğunu belirtti.
ABD Savunma Bakanlığı Pentagon da anlaşma sonrası yayınladığı açıklamada “Avrupa ve Doğu Akdeniz’in istikrar ve güvenliği ABD ve Güney Kıbrıs için hayati önem taşıyor” dedi.
Dedeağaç-Girit-Kıbrıs zinciri
Evet, başta da belirttiğimiz gibi ABD Doğu Akdeniz merkezli, Avrupa-Kuzey Afrika-Ortadoğu üçgeninde Kıbrıs-İsrail ekseni oluşturmaya çalışıyor.
Bu ABD’nin Avrupa ile Asya arasına inşa etmeye çalıştığı “yeni demir perde” hedefinin bir gereği. ABD’nin Ukrayna’da “uzun savaş” stratejisini incelediğim makalelerde işaret etmiştim. ABD Arktik Okyanusu’ndan Doğu Akdeniz’e yeni bir demir perde indirmeye çalışıyor. ABD’nin İsveç ve Finlandiya’yı NATO üyesi yapmaya çalışmasının nedenlerinden biri buydu. Böylece Arktik Okyanusu, Baltık Denizi, Ukrayna merkezli Doğu Avrupa, Batı Karadeniz, Batı Trakya ve Ege’den Doğu Akdeniz ile Kıbrıs-İsrail’e bağlanan bir perde…
ABD’nin Batı Trakya’da Dedeağaç, Ege’nin ağzında Girit-Suda ve Güney Kıbrıs’ta askeri varlık gösteren zinciri de işte bu demir perdenin gereği…
ABD’nin dört amacı
ABD böylece şu amaçlara ulaşmak istiyor:
1) İsrail’i Güney Kıbrıs’tan da koruyarak güvenliğini artırmak.
2) Güney Kıbrıs’tan Süveyş Kanalı’nın girişini tutmak.
3) Güney Kıbrıs’tan İskenderun Körfezi – Levanten Kıyıları hattını tutmak.
4) İsrail’i Körfez ile Doğu Akdeniz arasında enerji ve ulaşım hatlarının merkezi yapmak.
Güney Kıbrıs sırf Türkiye ve KKTC’ye karşı destek bulmak adına bu projeleri kabulleniyor ancak aynı zamanda güvenliğini de riske atıyor. Çünkü ABD’nin İngiltere’yle birlikte İsrail’i Güney Kıbrıs’tan askeri olarak desteklemesi, adayı İsrail karşıtı kuvvetlerin hedefi haline getiriyor. (Nasrallah’ın “vururuz” açıklaması bu bağlamda anımsanmalıdır.)
NATO üyeliği sorunu
Asıl soru şu: ABD aslında adım adım Güney Kıbrıs’ı NATO üyeliğine mi hazırlıyor?
Ankara’nın AB kapısında Annan Planı savunma hataları Güney Kıbrıs’ı AB üyesi yaptı. Ankara’nın “stratejik hedefimiz AB üyeliği” körlüğü Güney Kıbrıs’ı Doğu Akdeniz’de önemli bir aktör haline getirdi. Ankara’nın 2018’den beri izleyici konumunda kalması, ABD’nin Güney Kıbrıs ile adım adım ilişkilerini derinleştirmesine neden oldu.
Ankara böyle devam ederse, ABD’nin Güney Kıbrıs’ı NATO üyesi yapma baskısıyla da karşılacaktır.
Peki bu süreç karşısında ne yapılmalı? Üzerinde duracağız ama bugünlük “elbette bir bütünlüklü strateji belirlenmeli” demekle yetinelim….
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
14 Eylül 2024