Posts Tagged Tayvan

Trump’ın elinden düşen iki kart

ABD’nin iki stratejik kartı var: Kürt kartı ve Tayvan kartı. 

İlkini bölgemizde, Türkiye’de, İran’da, Irak’ta ve Suriye’de kullanıyor. İkincisini ise Çin’e karşı kışkırtıyor.

İran ve Çin, Trump’ın elindeki bu iki kartın koz değerini düşürdü. 

ABD basını: Trump Tayvan’ı sattı

ABD Başkanı Donald Trump, Çin’den dönerken uçakta gazetecilere şöyle dedi: “Çin çok büyük, çok güçlü bir ülke. Tayvan ise çok küçük bir ada. Düşünün, orası Çin’e sadece 59 mil uzaklıkta. Biz ise 9 bin 500 mil uzaktayız. Bu biraz zor bir problem.”

Bu yorum ABD basını tarafından “Trump Tayvan’ı sattı” diye yorumlandı. 

Peki Trump’ı bu değerlendirmeye mecbur eden neydi? Çin’in gücü ve önceki yazımızda da altını çizdiğimiz gibi Çin Halk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in ilk kez bu konuda ABD’ye “çatışma” uyarısı yapmasıydı. 

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ABD-Çin zirvesini değerlendirdiği ertesi günkü açıklamasında bunun altını bir kez daha kalın bir şekilde çizdi: “Tayvan sorunu uygun şekilde ele alınırsa ABD-Çin ilişkileri istikrarlı olacak. Aksi halde, iki ülke arasında gerginlikler ve hatta çatışmalar yaşanabilir, ilişkilerin geneli tehlikeye girebilir.”

İran Kürt kartını zayıflattı

Trump’ın elindeki Kürt kartını düşüren ise İran oldu. 

ABD’nin İran’a saldırısından önce İran’daki beş Kürt örgütü birleşerek rejimi yıkma hedefi ilan etmişti. Ancak İran ABD’ye direnirken ve ABD’nin müttefik ülkelerindeki üslerini vururken, bu beş örgüt harekete geçemedi bile. 

ABD ve İsrail bunun üzerine uzun yıllardır yatırım yaptıkları Kuzey Irak’taki Kürtleri devreye sokmaya çalıştı. Trump, savaşın ortasında bizzat Barzani ile Talabani’yi arayarak İran’da devreye girmelerini istedi. Ama onlar da genel gidişatı gördükleri için Washington’un çağrısını geçiştirdiler. 

Trump o günden beri bölgedeki Kürt örgütlerini suçluyor; “para verdik, silah verdik ama işlerini yapmadılar” diyor. 

Kürtlere ve Tayvan’a “hırsızlık” suçlaması

ABD Başkanı Donald Trump’ın elindeki Tayvan kartının Çin’in gücü ve Kürt kartının da İran’ın direnişi karşısında zayıflaması, bölgemizdeki Kürtler açısından da Tayvan Çinlileri açısından da derslerle doludur.

Bir kere Trump’ın Kürtlere ve Tayvan Çinlilerine yönelik yaptığı “hırsızlık” suçlaması bile yeterince ağır bir derstir. 

Trump İran’a karşı Kürtleri harekete geçiremediği günden bu yana neredeyse her gün en az bir kez Kürtleri “hırsızlıkla” suçluyor, “gönderdiğimiz silahları çaldılar” diyor, “verdiğimiz silahları isyancılara ulaştırmadılar” diyor. 

Trump Tayvan konusunda da “hırsızlık” suçlaması yaptı. Çin dönüşü uçakta gazetecilere açıklama yaparken “Tayvan bizim çip endüstrimizi çaldı” dedi. 

Bu tarz Trump’a özgüdür sanılmasın, genel emperyalist ABD liderliği tutumudur; kimi zaman kullanır atar, kimi zaman böyle suçlar. Kürtlerin de Tayvan Çinlilerinin de çıkaracağı bir başka ders işte budur.

ABD güvenlik şemsiyesi delik deşik

Dünya siyasi tarihi açısından çok önemli bir dönemi yaşıyoruz. Emperyalist ABD’nin hegemonyasının zayıfladığı ve küresel liderlik kapasitesinin erozyona uğradığı ve çok merkezli/kutuplu bir dünyanın inşa olduğu bir süreç. ABD’nin bu gidişatı frenleyebilmek için attığı askeri adım Hürmüz Boğazı’na takıldı. 

Bunun birçok sonucu ortaya çıkmaya başladı. İşaret ettiğimiz “koz kartları” meselesi zorunlu sonuçlardan biridir. 

Ama daha önemlisi ve bu türden koz kartlarını sıra sıra düşürecek olanı ise şu: ABD’nin müttefiklerine açtığı “güvenlik şemsiyesinin” işe yaramadığı Körfez’de çok net bir şekilde görüldü. 

Bunun yansımalarını görmeye daha yeni başlıyoruz… 

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
18 Mayıs 2026

, , , , ,

Yorum bırakın

İran’da askeri, Çin’de diplomatik yenilgi

ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ziyaretinden önce Ufuk Ötesi’nde yaptığımız analizde, “Trump’ın İran’da yenilerek, zayıf bir elle Çin’e gittiğini” belirtmiştik. 

Trump İran’da askeri yenilgi alarak gittiği Çin’de, bir de diplomatik yenilgi aldı. 

Atlantik’te şımarık, Çin’de saygılı Trump

Trump, iki ay öncesine kadar Çin’e karşı çatışmacı bir dil kullanıyordu. Bu ziyarette Trump’ın çatışmacı dilinin yerini, işbirliği arayan çok ölçülü bir dil aldı. Trump birçok meselede Çin ile birlikte hareket etmeye istekli görüntü verdi. 

Birçok uluslararası gözlemci, Trump’ın Pekin’deki konuşmasını, “ilk kez devlet adamlığı profiline yaklaştı” diye yorumladı. Trump’ın saldırgan, kibirli, şımarık, üsttenci, ölçüsüz dilinin yerine, Pekin’de muhatabına çok saygılı ve kibar bir dili vardı.

Özetle Atlantik ve Ortadoğu başkentlerindeki şımarık Trump’ın yerine, Çin’in başkenti Pekin’de çok saygılı ve ölçülü bir Trump gördük. 

İran’ın ABD’ye verdiği ders

Trump’ın ruh hali düzelmiş değil elbette. Onu Pekin’de saygılı olmaya zorlayan güçtür; birincisi Çin’in büyük gücü ve ikincisi de İran’ın verdiği ders. 

Bu köşede daha önce “Trump Hürmüz’de battı” başlıklı bir analiz yapmıştık. Evet, Trump İran’da boyunun ölçüsünü aldı ve o ölçünün de etkisiyle, başka ülkelere davrandığı gibi Çin’e davranamayacağını gördü. 

İran’a diz çöktüremeyen ABD’nin, Çin karşısında eşitliği ve dengeli ilişkiyi kabul etmek dışında bir çaresi yok artık. 

Tukidides Tuzağı kaçınılmaz değil

ABD’nin güç kullanımı seçeneği elbette var ama bu bir çözüm ya da çare değil. Çin Halk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Xi Jinping açık açık uyardı Trump’ı, “Tukidides Tuzağına” düşülmemesini, “o tuzağı aşarak büyük güç ilişkilerinde yeni bir paradigma oluşturulmasını” savundu. 

Nedir Tukidides Tuzağı? Antik Yunan tarihçi Thucydides, Atina ile Sparta arasında yaşanan Peloponez Savaşı’nın kaçınılmazlığını şu şekilde kaydetmişti: “Savaşı kaçınılmaz kılan şey, Sparta’nın yükselişi ve bunun Atina’da yarattığı korkuydu.”

ABD ve Çin aynı kaçınılmaz durumla karşı karşıya mı peki? Xi Jinping’in uyarısı bundan kaçınılabileceğine işaret ediyor. 

Tukidides Tuzağı, Batılı kodlara sahip ve hegemonik güç mücadelesi anlayışına dayanıyor. Bir ölçüde satranç gibi; rakibin şahı ele geçirilmeli.

Çin ise Batılı kodlara sahip değil, hegemonya karşıtı, hegemonik güç mücadelesini reddediyor. Diplomasisine satranç yerine go oyunu anlayışı yansıyor; yani rakibin hareket alanını daraltmayı esas alıyor. 

Buradan bakılınca, Çin’in geçiş sürecini savaşsız sağlamayı başarabileceği görülüyor. Çin yönetimi, zamana yayıyor, hareket alanını daraltıyor ve ABD’yi savaşı tercih edemeyecek duruma mecbur etmeye çalışıyor. 

İlk kez “çatışma” uyarısı

ABD’ye savaşı tercih etmemesi gerektiğini anlatmanın yollarından biri de savaşın maliyetini göstermektir. İran Küresel Güney adına, Asya adına iyi bir ders vermiş ve o maliyeti hissettirmiş oldu ABD’ye. Çin bunun üzerine “çatışma” uyarısı ekleyerek ABD’ye kesin bir sınır çizdi. 

Evet, Pekin’deki ABD-Çin zirvesinin en kritik konusu Tayvan’dı ve Xi Jinping ilk kez geleneksel Çin diplomasisini aşarak ABD’ye “çatışma” uyarısı yaptı. Xi Trump’a Tayvan konusu iyi yönetilmezse, iki ülke arasında çatışma yaşanabileceğini söyledi. 

Bu, bugüne kadar Çin’in ABD’ye Tayvan konusunda yaptığı en sert uyarıydı. 

Çünkü İran’da da görüldü ki ABD’nin en iyi anladığı dil, gücün dilidir!

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
16 Mayıs 2026

, , , , , ,

1 Yorum

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın