Posts Tagged BAE
ABD-İsrail-BAE ekseni
Posted by Mehmet Ali Güller in Cumhuriyet Gazetesi, Politika Yazıları on 02/05/2026
Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) OPEC ve OPEC+ grubundan ayrılması ne anlama geliyor? BAE’nin kararı Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü OPEC’i nasıl etkiler?
Bugün bu sorulara yanıt arayacağız ve BAE’nin kararının ekonomi-politik, petropolitik ve jeopolitik düzeylerdeki anlamını ve etkisini inceleyeceğiz.
Ekonomi-politik anlamı
ABD/İsrail’in İran’a saldırısının sonuçlarından en fazla etkilenen ülkelerin başında BAE geliyor. BAE borsaları savaşta 120 milyar dolar değer kaybetti. BAE’nin ekonomideki payı yüzde 13 olan turizm sektörü çöktü; uçuşlar, otel rezervasyonları iptal oldu. Dubai, finans merkezi olarak kaçışlara sahne oldu. Rafinerisi vuruldu.
BAE’nin bu kayıpları telafi edebilmesi için daha çok petrol satması gerekiyor. OPEC kotaları nedeniyle günlük 3.2 milyon varil üreten ama üretim kapasitesini günlük 5 milyon varile çıkaran BAE, 1.5 milyon varil sevkiyat kapasiteli Habşan-Füceyre (Abu Dhabi Crude Oil Pipeline) boru hattını kullanarak, Hürmüz Boğazı’na takılmadan, ek petrolünü Umman Denizi’ne ulaştırıp satmak istiyor.
Petropolitik anlamı
BAE, OPEC’in üçüncü, OPEC+’ın dördüncü büyük petrol üreticisi. OPEC+’da Suudi Arabistan günlük 10 milyon varil üretimle birinci, Rusya 9,5 milyon varille ikinci, Irak 4.3 milyon varille üçüncü ve BAE 3,2 milyon varille dördüncü sırada.
OPEC+’nın toplam günlük üretimi 45 milyon varil. Dünya toplamı ise 105 milyon varil. Dolayısıyla OPEC+’nın toplam petrol üretimindeki payı yüzde 43. Yani OPEC ve OPEC+ için tam bir kartel diyebilmek bir süredir mümkün değil. Ama yine de Rusya ve Suudi Arabistan ikilisinin işbirliği ile üretimi ve fiyatları belli ölçülerde kontrol edebiliyor.
Bundan en çok rahatsız olan ülke ABD. OPEC+ grubu dışı petrol üreticisi olan ABD, uzun süredir OPEC+ grubundan petrol üretimini artırmasını istiyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ise fiyatların düşmemesi için üretimi artırmıyor. Bu konuda geçen yıllarda ortaya çıkan çelişme, ABD Kongresi’nde Suudi Arabistan’la güvenlik ilişkilerini gözden geçirme baskısı talebine kadar derinleşmişti.
BAE’nin üretim fazlası var ama OPEC kotası nedeniyle satamıyor, depoluyor. İşte BAE OPEC’ten ayrılarak istediği kadar üretme ve satma olanağına kavuşmak istiyor.
Jeopolitik anlamı
BAE’nin kararının bir de jeopolitik anlamı var. BAE bölgedeki en ABD/İsrail yanlısı ülke durumunda:
– BAE, İsrail’le İbrahim Anlaşmalarını ilk imzalayan ülkelerin başında geldi. İki ülke gittikçe Ortadoğu’da bir eksene dönüşüyor.
– BAE, İsrail dışında Somali’den çıkan Somaliland’a destek veren ikinci ülke.
– BAE Sudan’daki iç savaşta İsrail yönetimiyle paralel politika izledi.
– BAE ile Suudi Arabistan arasındaki çelişmeler gittikçe artıyor. İki ülkenin Yemen’de farklı vekilleri var ve bu nedenle karşı karşıya geldiler.
– BAE ile Suudi Arabistan, ayrıca Ortadoğu’da finansa ve petrole dayalı merkez olma rekabeti içinde.
Özetle BAE, Ortadoğu’da ABD/İsrail politikalarına en yanaşık ülke durumunda ve ABD’nin İsrail hegemonyasında yeni Ortadoğu düzeninde etkili bir pozisyon almak istiyor.
Önemli olan Moskova-Riyad işbirliği
Petrol üretimindeki yüzde 43’lük payı nedeniyle OPEC+, geçmiş yıllardaki gibi etkili değil. Kaldı ki OPEC’in 2016’da OPEC+ olarak genişleme kararı da yeni petrol üreticilerinin ortaya çıkmasıyla etkisinin azalmasındandı.
OPEC 1973’te İsrail’e destek veren ABD başta bazı ülkelere uyguladığı petrol ihraç etmeme kararıyla oyun değiştirme gücüne sahipti ama artık o çapta bir gücü yok. Ancak yüzde 43 üretim hâlâ oyunun en etkili aktörü olmasını sağlıyor.
BAE’nin OPEC’ten ayrılması elbette örgütün bu gücünü olumsuz etkiledi ama buradan hareketle OPEC’in dağılması şu koşullarda söz konusu değil. Dahası, Rusya ve Suudi Arabistan işbirliği sürdükçe, örgütün ABD baskısına karşı manevra alanının genişlemesi sürer.
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
2 Mayıs 2026
Somali-Yemen hattı
Posted by Mehmet Ali Güller in Cumhuriyet Gazetesi, Politika Yazıları on 01/01/2026
İsrail Başbakanı Netanyahu, 34 yıl önce Somali’den ayrılan Somaliland’ı “demokratik ve ılımlı Müslüman ülke” olduğu ve “İbrahim Anlaşmalarına katılma isteği” gösterdiği için ilk tanıyan ülke olduklarını açıkladı.
Somaliland’ın İbrahim Anlaşmasına katılma isteği elbette nedenlerdendir ama ötesinde başka çıkarlar var.
İsrail Afrika Boynuzunda üs peşinde
1) 6 milyon nüfuslu “Ilımlı Müslüman” Somaliland, İsrail’in Gazze’den sürmek istediği 1 milyon Filistinliyi almayı kabul etti.
2) “Demokratik” Somaliland, topraklarında İsrail’e askeri üsler verecek. Babül Mendeb Boğazını tutan ve Aden Körfezi’ni kontrol eden bu topraklardaki İsrail üsleri; a) karşı kıyıdaki Yemen’e saldırı üssü olacak, b) Kızıldeniz ve Süveyş Kanalına uzanan hat üzerinden Mısır’ı baskılayacak, c) Kızıldeniz’den geçen ticaret filolarını denetim altında tutacak.
3) İsrail’in Afrika Boynuzunun bu en kritik coğrafyasına yerleşmesi; a) Körfez’den çıkan petrol gemileri üzerinde etkinlik, b) Umman ve Hint Okyanusuna açıklık ve c) İran’a güneyden saldırı rotası sağlayacak.
Türk ve Çin üslerinden rahatsızlık
4) Türkiye’nin Somali’de askeri üssü var ve bu ülkeyle eğitimden enerjiye işbirliği yapıyor. İsrail Somaliland üzerinden “Türkiye’nin Doğu Afrika’daki etkisini snırlandırmayı” da amaçlıyor aynı zamanda.
5) Somaliland’a komşu Cibuti’deki Çin üssü de ABD için büyük rahatsızlık kaynağı. ABD Başkanı Trump’ın “Somaliland’ı tanıma konusuna çalışıyoruz” sözlerinin bu yanı da var.
Yemen’de Suudi-BAE çarpışması
Tüm bu nedenler içinde Yemen konusu, İsrail açısından en yakın ve sıcak gerekçeyi oluşturuyor. Zira Husiler’in İsrail’e askeri baskısı sürüyor.
Yemen’de ise bir süredir Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) karşı karşıya. İki ülke İran destekli Husilere karşı ortaklar ama iki ayrı yapıyı destekliyorlar. 3 Aralık’ta BAE destekli Güney Geçiş Konseyi güçleri Yemen’in doğusunda Suudi Arabistan ve Umman’a sınır olan bölgede önemli yerleri ele geçirdi. Riyad bu durumdan rahatsız. Suudi Arabistan, Güney Geçiş Konseyi’ne silah taşıyan iki BAE gemisini 27-28 Aralık’ta vurdu ve BAE’den Yemen’deki askerlerini çekmesini istedi.
Suudi Arabistan’ın karşı kıyıdaki Somaliland’ı tanıyan İsrail’e tepki göstermesi ama BAE’nin sessizliği meseleyi daha da önemli kılıyor. Lübnanlı deneyimli Dürzi lider Velid Canbolat, Somaliland ile Yemen’deki gelişmeleri, İsrail-BAE müttefikliği ile açıklıyor: “Artık gizli değil. Bir Arap ülkesi, İsrail’le özel ilişkiler kurarak Suudi Arabistan’ı çevrelemeyi, Sudan’da kaos yaratmayı ve Mısır’ın güney sınırlarına baskı kurmayı hedefliyor.”
ABD’nin yeni düzen çabası
Görüldüğü üzere Somali-Yemen hattında, Afrika Boynuzu çevresinde kapsamlı bir güç mücadelesi var.
Ancak daha geniş planda, tüm bunları, ABD’nin İsrail hegemonyasında yeni Ortadoğu düzeni kurma çabalarından bağımsız değerlendiremeyiz. Coğrafyamızdaki gelişmeleri birlikte analiz ettiğimizde, Hazar’dan Doğu Akdeniz’e, Süveyş’ten Aden Körfezi’ne, Umman Denizi’nden Arap-Fars Körfezi’ne dönen dörtte üçlük bir daire göreceksiniz. Kalan dörtte birde İran var.
İşte ABD bu dairenin içinde ve çevresinde İsrail hegemonyasında bir düzen kurmaya çalışıyor ve bu ülkemizi yakından ilgilendiriyor.
Ülkemiz ise iktidarın iktidarını sürdürebilmek için ana muhalefete uyguladığı hukuk dışı siyasi operasyonlarla meşgul ne yazık ki.
2025’in hatalarından dersler çıkararak 2026’da bağımsızlık, aydınlanma ve emek mücadelesi bayrağını daha fazla yükseltebilmemiz dileğiyle, yeni yılınızı kutluyorum.
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
1 Ocak 2026