Posts Tagged İran
ABD NÜKLLER ZİRVE’DEN ‘İRAN’A YAPTIRIM’ UZLAŞISI ÇIKARAMADI
Posted by Mehmet Ali Güller in Odatv Yazıları, Politika Yazıları on 14/04/2010
ABD Başkanı Obama, 47 ülke liderinin katıldığı Washington’daki Nükleer Güvenlik Zirvesi’nden istediği sonucu alamadı.
2010’u gayrı resmi olarak “nükleer politik yıl” ilan eden Washington, 12-13 Nisan’da ev sahipliği yaptığı zirveden hemen önce 6 Nisan’da yayımladığı “Nükleer Duruş Değerlendirmesi” adını taşıyan bir raporla nükleer stratejisini yenilemişti. Yine ABD 8 Nisan günü de Rusya ile “Nükleer Silahların Azaltılması Antlaşması”nı imzalamıştı.
Washington Nükleer Zirvesi Çalışma Planı
Washington’daki Güvenlik Zirvesi’nin ana konusu İran’dı. Obama’nın hedefi ise Çin’in desteğini almaktı. Hatta Obama zirveden birkaç gün önce yaptığı açıklamada oldukça umutlu olduğunu, zirvenin ortak bildirisinde gelecek 4 yıl içindeki hedef ve uygulamaların açıkça ifade edileceğini duyurmuştu! Ancak Obama ne zirveden ne de Çin Cumhurbaşkanı Başkanı Hu Jintao ile yaptığı ikili görüşmeden istediği sonucu alamadı!
Bu durum zirve bitiminde yayımlanan “Washington Nükleer Zirvesi Çalışma Planı” başlıklı ortak bildiriye de yansıdı. Bildiride, “dünya ülkelerinin ortak sorumluluk taşıması, etkin uluslararası işbirliğini geliştirmesi ve güçlü güvenlik önlemleri almasıyla” nükleer terörizm tehdidinin azalacağı belirtildi! Genel geçer ifadelerin yer aldığı bildiride ayrıca nükleer güvenliği korunması için yüksek seviyede zenginleştirilmiş uranyum ve plütonyum stokları için 4 yıl içinde sıkı koruma önlemleri alınması istendi!
Hu’dan Obama’ya şart gibi 5 öneri
ABD Başkanı Obama, Çin Cumhurbaşkanı Hu Jintao ile yaptığı ikili görüşmeden de eli boş ayrıldı. Hu Obama’ya Çin-ABD ilişkilerinin daha da geliştirilebilmesi için şart gibi 5 öneri yaptı: Birincisi, ikili ilişkileri doğru yönde kararlılıkla geliştirmede ısrar etmek ve ilişkileri somut adımlarla istikrarlı bir şekilde korumak. İkincisi, birbirlerinin temel çıkarlarına ve hassasiyetlerine saygı göstermek. Bu kapsamda Çin, ABD’nin sözünü tutarak Tayvan ve Tibet sorunlarına titizlikle yaklaşmasını istedi. Üçüncüsü, çeşitli düzeylerdeki temasları korumak. Dördüncüsü, yapıcı işbirliğinin derinleştirilmesi. Beşincisi de, önemli uluslararası ve bölgesel sıcak sorunlar hakkındaki temas ve koordinasyonu güçlendirmek.
Obama’dan “Tek Çin” sözü
Obama da, ikili görüşmede, ülkesinin “Tek Çin” politikasını devamlı izleyeceğini, Çin’in egemenliği ile toprak bütünlüğü ve temel çıkarlarına saygı göstererek, hassas konulara titizlikle yaklaşacağını söyledi.
Çin’den ABD ve İran’a “diyalog ve müzakere” önerisi
Obama karşılık olarak Hu’dan, İran konusunda Çin’le işbirliğini güçlendirmeyi istediklerini belirtti. Çin Cumhurbaşkanı Hu Jintao ise, Pekin’in tarafların diplomatik çabaları sürdürerek, İran nükleer sorununun etkili çözümünü “diyalog ve müzakere” yoluyla aramalarını beklediğini vurguladı.
Rusya: İran’a yaptırım uzlaşısı yok
Rusya Devlet Başkanı Medvedev ise Zirveye katılmak üzere Moskova’dan hareketi sırasında yaptığı açıklamayla ABD ve İsrail’i uyardı. Medvedev, İsrail’in İran’a herhangi bir saldırısının nükleer savaşı tetikleyeceğini ve tam bir küresel felaket olacağını söyledi.
ABD’nin İran’a “yaptırım” talebine de değinen Medvedev, “yaptırımlar ülkeyi felç etmemeli. Bir kez daha tekrarlıyorum, yaptırımlar akıllı olmalı. Aksi durumda sıfır sonuç alma riski var” dedi. Medvedev’in, Çin’in özellikle enerji alanındaki yaptırımlara karşı olacağı şeklindeki soruya yanıtı da ilginç oldu. Rusya lideri, başka ülkelerin de bu konuda uzlaşı sağlayamayacağına dikkat çekti!
Rus Genelkurmay Başkanı’ndan ABD’ye uyarı
Washington’daki zirve sırasında Moskova’da basın toplantısı düzenleyen Rusya Genelkurmay Başkanı General Nikolay Makarov da, ABD’nin İran’a karşı nükleer tehdidinin, mantık dışı olduğunu belirtti. “Kimsenin böyle bir girişimde bulunmaya hakkı yok” diyen General Makarov, bu tehdidin gerçekleşmesinin çok zayıf bir ihtimal olduğunu savundu. General Makarov, dünya toplumlarından İran’ın görüşlerine dikkat etmelerini isterken, İran’dan da Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı UAEA ile işbirliğine devam etmesini istedi.
Obama İsrail’i açığa düşürmek zorunda kaldı
Öte yandan ABD Başkanı Obama’nın, Zirve sonrası düzenlediği basın toplantısında İsrail’i, “Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması”nı imzalamaya çağırması oldukça önemliydi! İsrail bugüne kadar resmi olarak nükleer silah bulundurduğunu açıklamıyor ve NPT’yi imzalamıyordu. Obama’nın daha önce “Ortadoğu’da nükleer silah sahibi olduğunu açıklayan ilk ülke olmayacağız” diyen İsrail’i açık pozisyona düşürmek zorunda kalması, Çin ve Rusya’nın İran politikalarının sonucu olarak değerlendirilmeli.
FT: Beyaz Saray ve ABD Kongresi karşı karşıya
Diğer yandan İngiliz Financial Times gazetesi, İran’a yaptırımlar konusunun Beyaz Saray ile ABD Kongresi arasında anlaşmazlığa neden olduğunu yazdı. Gazeteye göre Kongre üyeleri, Obama’nın İran’a yaptırımlar konusundaki tasarının hafifletilmesi girişimlerine sert bir şekilde karşı çıkıyorlar! Kongre üyelerinin önümüzdeki günlerde yasa tasarısına son şeklini vereceğini hatırlatan Financial Times’a göre Obama yönetimi “tasarının Dünya Ticaret Örgütü kurallarına ters düştüğünü ve Obama’nın BM içinde yaptırımlara destek koalisyonu kurma çabalarına zarar vereceğini” söyledi.
Fransa: Nükleer Silahlardan vazgeçmeyiz!
Washington’daki zirve sırasında CBS televizyonuna açıklamalar yapan Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ise ülkesinin “güvenliğinin garantisi olan” nükleer silahlardan vazgeçmeyeceğini açıkladı. Sarkozy, “bu silahtan ancak, dünyanın istikrarlı ve güvenli olduğuna emin olduğum ölçüde bir gün vazgeçebilirim” dedi.
Nükleerden vazgeçmek istemeyen Sarkozy’nin “İran’a yaptırıma hemen başlanmalı” şeklindeki çağrısı ise Rusya Devlet Başkanı Medvedev’le tartışmasına neden oldu. İki liderin “İran kapışması” Zirve’de tansiyonu yükseltti.
Türkiye’nin arabuluculuk talebi
Başbakan Erdoğan’ın Washignton’da CNN’ye verdiği demeci haber yapan Anadolu Ajansı’na göre ise Başbakan Erdoğan, ABD Başkanı Barack Obama’nın “İran’a yeni sıkı yaptırımlar getirilmesi gayretini” desteklemeyi reddetti. Erdoğan, Türkiye’nin “İran’ın nükleer heveslerinden kaynaklanan diplomatik çıkmazda” arabuluculuk yapmaya istekli olduğunu kaydetti.
MEHMET ALİ GÜLLER
AKP’NİN URANYUM İLGİSİNİN PERDE ARKASI
Posted by Mehmet Ali Güller in Odatv Yazıları, Politika Yazıları on 16/11/2009
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı UAEA Başkanı Muhammed El Baradey’in “İran uranyumu Türkiye’de depolansın” önerisinin üzerinden 10 gün geçti ancak Tahran’dan henüz “olumlu” bir yanıt gelmedi. Tahran ABD’nin de açık destek verdiği teklife kuşkuyla bakıyor. (1)
Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun “bir nevi yediemin olacağız” dediği sürece nasıl gelindi? İran, atom reaktörü için gerekli olan yüzde 20 zenginleştirilmiş uranyumu UAEA’dan almak istiyor ancak UAEA ise Tahran’dan, öncelikle İranlı uzmanların geliştirdiği yüzde 3.5 oranındaki düşük ölçekli uranyumu istiyor. Bir üçüncü ülkenin depo olması fikri işte bu pazarlıkların neticesinde oluşmuştu. Gündeme Fransa ya da Rusya’nın depo olması geldi. Ancak Tahran öneriyi reddetti. Kimin önce uranyumu teslim edeceği pazarlığında araya giren Davutoğlu ise UAEA Başkanı El Baradey’e, “biz depo oluruz” önerisi götürdü. Baradey de, resmi olarak Türkiye önerisi yapmış oldu!
“10 gündür bütün nükleer pazarlık bizim üzerimizden yürüyor” diyen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Tahran’ın tutumunu ise şu sözlerle değerlendirdi: “İranlılar bize güveniyorlar ve bunu söylüyorlar ancak İran içinde büyük muhalefet var. Bize ‘Mesele Türkiye değil, uranyumun yurtdışına çıkarılacak olması’ diyorlar” (2)
Peki AKP, İran uranyumuna neden depo olmak konusunda bu kadar hevesli? AKP, bazı kesimlerin iddia ettiği gibi İran’a el mi uzatıyor?
Sorumuzun yanıtını belirleyen olguları sıralayalım:
1.. Yeni dönemde AKP’nin Tahran politikasının ne olacağını en açık biçimde Cengiz Çandar yazmıştı. Çandar Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Tahran ziyaretini şu başlıkla taşımıştı köşesine: “Obama’nın ‘barışçıl öncü kuvveti’ olarak Tahran’da…” (3) Gül’ün uçağında bulunan Çandar, Cumhurbaşkanı’nın Tahran’a, “Obama dönemiyle açılan fırsat penceresini İran’ın kullanması gerektiğini” mesajını götürdüğünü yazdı.
2.. Gül Tahran’dayken 10 günlüğüne “Obama ekibiyle tanışma” ziyaretine giden Davutoğlu ise “barışçıl öncü kuvvet”in ne olduğunu açıkladı! Türkiye’nin Rusya ve Müslüman dünya ile ilişkilerinin, ABD ile olan stratejik ilişkilerinin alternatifi olmadığının altını çizen Davutoğlu şu mesajı verdi: “ABD ile Ortadoğu, Kaskasya, Balkanlar, enerji güvenliği konularına ilişkin yaklaşımımız ve ilkelerimiz neredeyse aynıdır. O yüzden ABD ile ilişkilerimizde önümüzde altın bir işbirliği dönemi var. Türkiye, küresel yeni düzene, çevresinde alt bölgesel düzenleri yeniden kurarak katkıda bulunacak ve bu da Soğuk Savaş sonrasının yeni dünya düzeni olacaktır.” (4) ABD Başkanı bu politik teslimiyetin ardından 6-7 Nisan 2009 ziyareti sırasında Türkiye’yi “model ortak” ilan etti; Davutoğlu da 1 Mayıs 2009’da Dışişleri Bakanlığı’na atandı!
3.. BOP’u revize eden Washington yönetimi “düşman İslam” yerine “ortak İslam” söylemi seçti. ABD askeri, ekonomik ve siyasi nedenlerle saldıramayacağı İran’a karşı politika değişikliğine gitti. ABD İran ile üçüncü ülkelerde yarı-resmi görüşmeler yaptı; Obama İran halkının Nevruz Bayramı’nı kutladı; Obama 4 Temmuz ABD Bağımsızlık Bayramı öncesi Dışişleri Bakanlığı’na talimat verdi ve tüm büyükelçiliklerde kutlanacak bayramın resepsiyonuna İran büyükelçilerinin de davet edilmesini istedi. Obama döneminde yeniden zirveye yerleşen ABD eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Zbigniew Brzezinski İsrail’in İran’a saldırı olasılığının konuşulduğu günlerde şu açıklamayı yaptı: “Eğer İsrail savaş uçakları, Irak hava sahasını kullanıp İran’a saldırırsa ABD savaş uçakları havalanıp onlarla savaşmalı. İsrail’in uçakları tepemizde uçarken oturup seyredecek miyiz, onlara bu hakkı vermeme konusunda ciddi olmalıyız. Kimse bunu istemez ama Liberty vakasının tersi olabilir”. (5)
İran politikasını değiştiren Washington, AKP’yi “barışçıl öncü kuvveti” olarak devreye soktu: AKP, “model ortaklık kapsamında, Obama’nın ‘barışçıl öncü kuvveti’ olarak, çevresinde alt bölgesel düzenleri yeniden kurma” görevi gereği, öncelikle İran’ı izole eden ittifaklara soyundu. Irak ve Suriye ile ittifak bu projenin gereğidir. AKP, Ortadoğu’da “Şii hilalini kuşatan Sünni eksen” projesine Lübnan’a asker göndermekle başlamıştı!
AKP’nin İran’ın uranyumuna depo olma talebi de yine bu, “model ortaklık kapsamında, Obama’nın ‘barışçıl öncü kuvveti’ olarak, çevresinde alt bölgesel düzenleri yeniden kurma” görevinin gereğidir!
MEHMET ALİ GÜLLER
Kaynaklar:
(1) (ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ian Kelly UAEA’nın İran’ın uranyumunu Türkiye’ye göndermesi teklifini desteklediğini açıkladı. Hürriyet, 10 Kasım 2009) (ABD Dışişleri Bakanılığı’nın Avrupa ve Avrasya’dan sorumlu müsteşar yardımcısı Philip Gordon: “Bizim için önemli olan uranyumun İran’dan dışarı emniyetli ve güvenli bir yere çıkarılması. İran Türkiye’ye göndermeye hazırsa üzerinde çalışabiliriz. Türkiye’nin güvenli ve emniyetli olacağına inanıyoruz.”, Akşam, Utku Çakırözer, 13 Kasım 2009)
(2) (Hürriyet Daily News, 15 Kasım 2009)
(3) (Referans, 11 Mart 2009)
(4) (Hürriyet, Anadolu Ajansı, 21 Mart 2009)
(5) (Milliyet, 24 Eylül 2009)
ANAPOLİS’TE BOP TOPLANTISI VE AKP’YE İRAN ROLÜ: ‘FİLİSTİN KİMİN UMURUNDA? HEDEF İRAN’
Posted by Mehmet Ali Güller in Aydınlık Gazetesi Yazıları on 31/12/2007
ABD’nin sözde İsrail-Filistin barışı adına topladığı Anapolis zirvesinden İran düşmanlığı çıktı. İran’a karşı Sünni bloku oluşturmaya çalışan Washington yönetimi, AKP’ye “PKK’ya karşı ortak mücadele” karşılığında İran rolü verdi. İran zirve esnasında yeni füzesini dünyaya ilan ederken, Rusya da alternatif toplantı çağrısı yaptı.
MEHMET ALİ GÜLLER
“Ortadoğu barışı” adına Anapolis’te yapılan İsrail-Filistin sorununa çözüm zirvesinden, İran’a düşmanlık çıktı! Washington’un apar topar organize ettiği zirve, içeriği, katılımcıları ve sonucu açısından tam bir BOP toplantısıydı. ABD’nin Irak işgali ardından tezgaha koyduğu İran’a karşı sünni ittifağı niteliğindeki zirve, AKP’nin Washington adına daha önce düzenlediği İstanbul zirvesinin de devamı niteliğindeydi. Anapolis zirvesi sonucu itibariyle, Filistin’i de ikiye böldü.
GAZETECİLERİN NOBEL MERAKI
ABD’nin 27 Kasım’da Anapolis’de organize ettiği İsrail-Filistin zirvesinin ciddiyeti, katılan ülkelerin ertesi günkü gazete yorumlarında ortaya çıktı! Nobel ödülünü ABD Başkanı Bush mu, İsrail Başbakanı Olmert mi, yoksa Filistin Devlet Başkanı Abas mı alacaktı?
ABD’nin apar topar organize ettiği, ilgili ilgisiz 49 ülkenin katıldığı zirvenin sonucunda ilan edilen çözüm takvimi, Washington’un İran konusunda acelesi olduğu şeklinde yorumlandı.
HIZLANDIRILMIŞ BOP TAKVİMİ
“Ayakları havada” şeklinde yorumlanan çözüm paketine göre taraflar – İsrail ve Filistin- 2008 yılı bitmeden bir anlaşmaya varmak için “ellerinden geleni” yapacaklar. Ortak Komite ortak bir çalışma oluşturacak. İsrail Dışişleri Bakanı Livni ile Filistinli başmüzakereci Ahmed Kurey arasında müzakereler başlayacak. ABD’nin denetleyeceği müzakerelerin ilki 12 Aralık 2007’de yapılacak. Mücakerelere yardımcı olmak için ayrıca, Olmert ve Abbas da her hafta toplanacak. 17 Aralık 2007’de Paris’de Uluslararası izleme konferansı yapılacak. Konferansta bağışçı ülkeler biraraya gelecek.
ARAPLARA İSRAİL’İ TANITMA GAYRETİ
Bush yaptığı açılış konuşmasında zirvenin hedefini 3 maddede özetledi. Filistin terörün altyapısını ortadan kaldıracak, İsrail daha fazla genişlemeyecek, Filistin Devleti kurulacak.
Filistin Devleti kurulmasının karşılığının ne olacağını da İsrail Başbakanı açıkladı. Arapların İsrail’e yönelik tecritinin kaldırılması ve tanınması!
AKP’YE İRAN ROLÜ
ABD’nin Anapolis zirvesiyle hedeflediği ise BOP Planı’nın yeni aşamasının hayata geçmesi. Yani, İran’ın öncelikle yalnızlaştırılıp, sünni ittifak tarafından bloke edilmesi. Irak’ın kuzeyine uzun vadeli yerleşme hesapları yapan Washington, bir yandan İsrail’in konumunu güçlendirmeyi, bir yandan da Irak’ta uyguladığı Sünni-Şii kutuplaşmasını bölgeye yaymayı hedefliyor. Bush yönetimi bu plan çerçevesinde daha önce AKP iktidarına İstanbul’da, İran’ı tecrit etmeye yönelik Sünni Blok toplantısı organize ettirmişti. Yine Bush, 5 Kasım’da Tayyip Erdoğan’a PKK’ya karşı “ortak mücadele” karşılığında Irak’ın kuzeyindeki yönetimi tanımak ve İran konusunda rol almak görevini vermişti. 5 Kasım’dan sonraki gelişmelere bakılırsa, BOP eşbaşkanı sıfatı da taşıyan Tayyip Erdoğan bu görevi kabul etmiş görünüyor. Aydınlık okurları, bir saati aşan 5 Kasım toplantısının ana gündeminin İran olduğunu hatırlayacaklardır.
İRAN’A KARŞI HAVA SAHASI AÇTIRMA TUZAĞI
Aydınlık’a değerlendirme yapan çevreler, ABD’nin Irak’ın kuzeyinden Türkiye’ye yönelik tehdidinin Genelkurmay tarafından doğru algılandığına dikkat çekiyorlar. Bu nedenle Türkiye’nin ABD’nin İran planında yer alamayacağını belirten kaynaklar, Washington’un AKP’ye en azından İran’a operasyon sırasında hava sahası açtırarak durumu bir oldu bittiye getirmeyi hedeflediğini söylüyorlar. Washington’a göre bu durum, Ankara-Tahran arasında geri dönüşü olmayan bir süreci başlatacak ve TSK da gidişatın önüne geçemeyecek! Ancak aynı çevreler Washington’un bu planının tutmayacağının altını çiziyorlar.
RUSYA’DAN ALTERNATİF ZİRVE ATAĞI
İran ise Anapolis zirvesi esnasında yeni füze denemesini dünyaya ilan etti. ABD’nin her tehdidine somut yanıtlar veren Tahran yönetimi, Anapolis zirvesinin Filistin adına barış getirmeyeceğine dikkat çekti.
Öte yandan ABD’in İran karşıtı ataklarından ciddi rahatsızlık duyan Rusya da, sürece aktif müdahale için, Moskova’nın ev sahipliğinde alternatif bir toplantı önerdi. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un konferans talebi İsrail Başbakanı Olmert tarafından yalanlanırken, Fransa Dışişleri Bakanı Kouchner, toplantının ocak ayında yapılabileceğini açıkladı.