Posts Tagged Şamil Tayyar
AKP ÖCALAN’I SERBEST BIRAKACAK
Posted by Mehmet Ali Güller in Aydınlık Gazetesi Yazıları, Odatv Yazıları on 02/11/2011
Recep Tayyip Erdoğan kontenjanından AKP Gaziantep Milletvekili olan Şamil Tayyar, yazdığı “Kürt Ergenekonu” kitabıyla gündemde. Ve Tayyar kitap satılsın diye, her gün bir gazetenin birinci sayfasında.
GÖZÜN AYDIN: PKK’Yİ MİT KURMUŞ!
Şamil Tayyar, PKK’yi MİT’in kurduğunu keşfetmiş! 31 Ekim tahrili Star gazetesinde böyle söylüyor. Doğrusu tebrik ediyoruz. Bu konuda Aydınlık’ın hacimli dosyalarını buradan hatırlatacak değiliz. Ancak Tayyar’ın ufkunu geliştirelim: MİT’e de ABD kurdurttu!
Bu keşfi yapan Şamil Tayyar, henüz oturduğu koltuğun anlamını kavrayamadı muhtemelen. Zira oturduğu makam haber yapma makamı değil, hesap sorma makamı. O nedenle bu keşfi yapan milletvekili Tayyar’ın, genel başkanına bağlı olan MİT’ten, PKK’nin kuruluşuna ilişkin bilgi sorması, dahası hesap sorması gerekir!
Biliyorum, mümkün değil diyeceksiniz. Ne de olsa Başbakan’ın özel temsilcisi olan MİT müsteşarı Hakan Fidan, zaten PKK ile pazarlık masasında!
Ancak Tayyar partisinin PKK ile pazarlıkta olduğunu atlayıp, yine PKK ile ilişkisi olduğu yalanını söyleyip, kurulmuş gibi, Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük’e saldırıyor. Bu yalanlardan ötürü Perinçek’e tazminat ödeme rekorları kıran gazetelerin, yine aynı yalanlara sayfa ayırması, görevlerinin gereğidir.
AKP İKTİDARI PKK’YLE PAYLAŞTI
Gelelim ikinci konuya. Şamil Tayyar yine milletvekili olduğunun farkında olmayarak şöyle konuşuyor: “Doğu ve güneydoğuda PKK vesayeti var, özgür düşünce, özgür ifade gelişmiyor. O nedenle orada diğer bölgelerdeki gibi bir uyanış olmuyor. Bu PKK vesayetinin kırılması lazım. Orada entelektüeli, siyasetçisi, aydını da vatandaşlarımız da maalesef özgür değil.”
İktidarın bir üyesi olan Tayyar, sizce de ülkenin bir bölümünde iktidar olmadıklarını itiraf etmiş olmuyor mu? Bu durumda AKP iktidarı PKK ile paylaşmış olmuyor mu? Daha da beteri, ülke paylaşılmış olmuyor mu?
PKK SİYASALLAŞACAK, ÖCALAN SERBEST KALACAK
Nitekim Şamil Tayyar, Öcalan’ı da zaman içinde serbest bırakacaklarını söylüyor: “Ben Abdullah Öcalan’ın kaderini PKK’nin belirleyeceğini düşünüyorum. Eğer PKK hesaplarını Türkiye’ye kan ve şiddet üzerinden ciro etmeye devam ederse Abdullah Öcalan oradan asla çıkamaz. Ama PKK tarihin akış yönünü iyi okur, iyi değerlendirir, barış sürecine katkıda bulunmak, silah bırakmak ve siyasallaşmak isterse ben buna zemin oluşturulacağını düşünüyorum. Oluşacak barış havasının Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki durumunu biraz daha netleştireceğini düşünüyorum. (…) Mandela 28 yıl hapishanede kaldı. Hayatı boyunca ırkçılığın çözümüyle ilgili talepleri kendi şahsına endekslemedi. Ama sorun çözüldüğünde o da dışarıdaydı. Eğer sorun çözülür, kan akmazsa o günün toplumsal şartları Türkiye’yi bu konuda bir yere taşır.”
Ülkenin bir bölümünün PKK kontrolünde olduğunu söyleyen bir AKP milletvekili, PKK’nin siyasallaşmasıyla, Öcalan’ın da serbest kalacağını söyleyebiliyor!
Kısmetse önce Diyarbakır’dan birinci sıra milletvekili yaparsınız! Sonra da…
Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
2 Kasım 2011
İKİ ABDULLAH MUTABAKATI
Posted by Mehmet Ali Güller in Aydınlık Gazetesi Yazıları, Politika Yazıları on 19/10/2011
AKP’nin sadece son dönemde değil, daha Abdullah Gül’ün başbakanlığı döneminde bile Öcalan’la müzakere yaptığı
ortaya çıktı! AKP Milletvekili olan gazeteci Şamil Tayyar, yakında çıkacak yeni kitabında Abdullah Gül’ün başbakanlığı döneminde Abdullah Öcalan’la vardığı mutabakatı yazıyor. Mutabakat, kitap çıkmadan dünkü Milliyet’te yer aldı. Oradan aktaralım:
Başbakan Abdullah Gül, Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök ve MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’u çağırarak, PKK’yi dağdan indirecek kapsamlı bir çalışma yapmalarını ister. Gül ikilinin Adalet Bakanı Cemil Çiçek’le birlikte çalışmasını söyler ve daha sonra yeniden bir araya gelirler.
Bu görüşmelerde PKK’nin dağdan indirilmesi kararının alt yapısı oluşturulur. İmralı’da Öcalan’la görüşülerek mutabakata varılır.
Gül ve Öcalan’ın vardığı mutabakat şöyledir: “PKK’nin dağda 250 civarında yöneticisi var. Bunları Irak, İran ve Suriye’de dağıtarak eritelim. Kalanların tamamını affedelim.”
ÖCALAN PAZARLIĞI AÇIKLADI
Öcalan 10 Eylül 2003’te avukatlarına mutabakat sürecinde yapılan görüşmeleri şu sözlerle aktarıyor:
“Ateşkes sürecinde de karşılıklı yazışmalar devam etti. Bir süre sonra ‘Sizinle de görüşeceğiz, af falan da gündeme gelebilir. Gücünüzü dağların uygun yerine alın. Biz saldırmayacağız. Kontrol edemediğimiz güçlerden doğru bir saldırı gelirse de, meşru savunmanızı yaparsınız’ dediler. ‘Güvence nedir‘ diye sordum. ‘Güvenceniz sizin siyasi gücünüzdür’ dediler.
‘Diğer sorunlarımızı da demokratikleşme süreci içinde çözeriz’ denildi. Ben de çatışmayı derinleştirme yerine barışı esas aldım.”
Şamil Tayyar, Öcalan’ın o dönemde MİT üzerinden Abdullah Gül’e bir de mektup yazdığını aktarır.
AKP – PKK GÖRÜŞMELERİ
Tayyar’ın eksiklerini biz de yeni çıkacak “Devlet – PKK Görüşmeleri” kitabımızdan tamamlayalım:
Öcalan 12 Mart 2003’te Başbakan Abdullah Gül’e MİT üzerinden 16 sayfalık bir mektup gönderdi. Gül – Özkök – Atasagun üçlüsü, aslında bu mektupla Öcalan’ın görüşlerini alıyor, müzakere ediyordu.
Öcalan, mektubunda Gül’e barışın şartlarını aktarıyordu. Öcalan’a göre “çözüm” atılacak iki adımla gelebilirdi. Birinci adım demokrasinin uygulanmasını, ikinci adım da hukuki düzenlemeler yapılmasını içeriyordu. TBMM silahsızlanma ortamının
sağlanması için gerekli düzenlemeleri hızla yapmalıydı.
Öcalan’ın Gül’e mektubunun çok daha geniş ayrıntıları, Cengiz Kapmaz’ın “Öcalan’ın İmralı Günleri” kitabında var.
SÜRGÜN PAZARLIĞI
İki Abdullah’ın mutabakat sürecinde aslında bir de “sürgün pazarlığı” var:
AKP 2003 yılında Topluma Kazandırma Yasası’nı hazırlamaktadır. ABD, yasanın kapsamının genişletilmesini, PKK’li yöneticilerin Norveç’e gönderilmesini, diğerlerinin de affedilmesini ister.
Öcalan, 23 Haziran 20003’te, avukatlarına sürgüne hazır olduğunu söyler: “Mesela benim çıkışıma kamuoyu hazır değil diyorlarsa, sürgün formülü de olur. Nasıl Arafat için sürgüne gönderelim diyorlarsa, bizim için de bu olabilir. Ben dâhil PKK yönetimi bu fedakârlığı da yapabiliriz. Eğer Türkiye kamuoyu bizi ve KADEK yönetimini kabul etmezse, biz gönüllü olarak geçici bir süre için ABD ve NATO’nun güvencesinde bir sürgüne razıyız. Geriye silahlı adamların adım adım gelmesi kalıyor. Cezaevindekiler çıkarılır. Bir cezaevinden 500 kişi çıkar, bir dağdan 500 kişi gelir. Böyle adım adım gelişir. Bu süreci 2005’e kadar yol haritası olarak ilan ediyorum.”
TÜRK ORDUSU’NU AŞAMADILAR
Ancak TSK, bu pazarlıklara izin vermez! Hem Abdullah Gül hem de ABD’nin Ankara Büyükelçiliği geri adım atar ve “bu yönde bir plan ve hazırlık olmadığını” açıklar.
AKP iktidarının PKK ile dikensiz gül bahçesinde pazarlık yapabilmesi için TSK’nin aşılması ve Ergenekon soruşturmasının
başlaması gerekecektir!
Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
19 Ekim 2011