Posts Tagged Suriye Kürdistanı

AKP’NİN ‘SURİYE KÜRDİSTANI’ PLANI

PKK’ye bağlı PYD ile El Kaide’ye bağlı Nusra’nın Suriye’nin kuzeyinde ve AKP’nin yarattığı zeminde egemenlik mücadelesi vermesi, Erdoğan hükümetinin Kürt politikasını sonuçları ile birlikte toplu değerlendirmemizi gerektirir. İşte o sonuçlar:

1. Türkiye: Masaya oturarak PKK’yi meşrulaştırdı, siyasallaştırdı, büyümesini sağladı ve ülkenin doğusunda kısmen otorite yaptı.

2. Irak: Barzanistan’ı “Irak Kürdistanı” olarak tanıdı, yarı-resmi hale getirdi ve Bağdat’a karşı himaye etti.

3. Suriye: Esad’ı yıkmak üzere Suriye’ye terör ihraç ederek, PKK’ye “özerklik” kurabilmesi için otorite boşluğu yarattı!

Böylece Erdoğan toplamda Kürt meselesini “bölgeselleştirmiş” oldu!

Erdoğan’ın BOP Eş Başkanı olduktan sonra, “Diyarbakır’ı ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi içerisinde bir merkez yapacağım” demesi, umarız artık daha net anlaşılacaktır!

SURİYE’DE AKP-PKK İŞBİRLİĞİ

Bu saptamaları kuşkusuz olgulara dayandırıyoruz. İşte Suriye’deki gelişmelerle ilgili olan o olgular:

1. PYD Eş Başkanı Salih Müslim, Mayıs ayında Mısır’ın başkenti Kahire’de bir Türk heyetiyle görüştüğünü söyledi. Masadaki en önemli konu sınır güvenliğiydi. (Aydınlık, 21 Temmuz 2013)

2. Irak’ın Selahattin kentinde yapılan “Kürt Ulusal Kongresi hazırlık toplantısı” sırasında MİT, PKK’nin Avrupa sorumlularından Sabri Ok’la görüştü. Ok, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın Oslo’daki muhataplarındandı. (Ulusal Kanal, 25 Temmuz 2013)

3. Sabri Ok, MİT’le görüşmesinden sonra Öcalan’ın mesajını açıkladı: “Liderimiz Ankara 15 Ekim’e kadar adım atmazsa  ateşkesin bozulacağını söyledi.” (Milliyet, 26 Temmuz 2013)

4. PYD Eş Başkanı Salih Müslim önceki gün 16:30’da Erbil’den uçakla İstanbul’a geldi! MİT’in karşıladığı Müslim’in Türkiye’de iki gün kalacağı, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile görüşeceği basına yansıdı.

Ancak bir başka iddia daha vardı. O iddiaya göre Salih Müslim, bir BDP milletvekili ve PKK’nin Avrupa liderlerinden biri iftarı Bursa’da yaptıktan sonra İmralı’ya, Öcalan’la görüştürülmeye götürülmüştü!

Acaba o üçüncü isim Sabri Ok muydu? Ya da Mustafa Karasu mu? Zira MİT isterse her ikisini de İmralı’ya götürebileceğini Oslo’da özellikle belirtmişti! (İmralı Cezaevi Müdürü Ahmet Düzman’ın kaza yapmasını, içinde Öcalan’ın ses kaydının olduğu çantasını yaralı olduğu halde elinden bırakmamasını ve ancak MİT’e teslim etmesini de buraya not ediyoruz.)

5. PYD Eş Başkanı Salih Müslim İstanbul’a hareketinden önce Erbil’de yaptığı basın toplantısında “federal Suriye” mesajı verdi: “Suriye’deki bütün Kürt partileri ile birlikte geçici bir hükümet kurmak için anlaşmaya vardık. Esad rejimi sonrası federal yapıya gideceğiz.” (Taraf, 26 Temmuz 2013)

Müslim’in yaptığı anlaşmadan hemen sonra da Resulayn’daki PYD bayrağı indirildi, yerine Ulusal Kürt Konseyi bayrağı asıldı! (Vatan, 26 Temmuz 2013)

Böylece AKP ile PKK, hem Esad’ın yıkılmasında hem de Federal Suriye hedefinde buluşmuş oldu.

ÖCALAN İSTEDİ, ERDOĞAN SAĞLADI

Tüm bu olguları Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun radikal grupları Suriye devrimine ihanet etmekle suçladığı açıklamasıyla birlikte okumak lazım. Zira bu açıklamayla Nusra’nın bir “pazarlık kartı” olarak kullanıldığı belirginleşmiş oldu.

El Kaide’nin kolu olan Nusra’nın tasfiyesi şartıyla ABD’nin ÖSO’ya silah verebileceği gündeme gelmiş ve Nusra’nın tasfiyesi işi de PYD’ye kalmıştı! (Fehim Taştekin, Radikal, 22 Temmuz 2013) Böylece PYD Nusra’yı temizlediği yerlerde otorite olmuş ve özerklik için zemin yaratmıştı.

Peki, PYD’den özerklik isteyen kim? Öcalan! AKP’nin bilgisi dâhilinde PYD’ye iletilen Öcalan’ın mesajı şuydu: “6 ili ele geçirmekle sorun çözülmez, hedefiniz demokratik özerklik olsun.” (Hürriyet, 18 Kasım 2012)

Tamam, PYD’ye özerklik zeminini Esad’ı düşmanlık yaparak AKP yaratacaktı ama somut kuvvet nereden sağlanacaktı? Yanıt Öcalan’la “PKK’nin çekilmesi(!) anlaşması” yapan Erdoğan’ın şu sözlerinde: “Türkiye’den Suriyeli olan PKK’lilerin bir kısmı Suriye’deki gelişmeler artıkça geçmişlerdi.” (Hürriyet, 11 Nisan 2013)

Kaldı ki daha sonra hem Öcalan hem de Aysel Tuğluk, PKK’nin Suriye’de “görevi” olduğunu söyleyeceklerdi!

Daha vahimi, bizzat Öcalan’ın talimatıyla yapılan, yöneticilerini Öcalan’ın atadığı ve kararları Öcalan’ın aldığı 9. Genel Kongre’de “Suriye’de Kürt mahalli idare teşkilatının inşa edileceği” ilan ediliyordu üç hafta önce!

Peki, Öcalan’ın kararları nasıl ulaştı Kandil’e? Yanıtı tarih önünde önce Erdoğan, sonra da Hakan Fidan verecek!

KÜRT KORİDORU İÇİN ÖCALAN AÇILIMI

Tüm bu olgular gösteriyor ki, AKP Irak Kürdistanı’ndan sonra Suriye Kürdistanı kurulmasına soyunmuştur! Zira ABD, BOP Eş Başkanlığı’na Irak’ın kuzeyini, Suriye’nin kuzeyinden Akdeniz’e açarak bir Kürt Koridoru kurma görevi vermiştir.

Erdoğan’ın 2013’te başlattığı “Öcalan Açılımı” işte bu koridorun Suriye ayağı içindir!

Ancak ısrarla vurguluyoruz; “Büyük Kürdistan” dün büyük olsa da artık küçük bir hayaldir! Zira hayalin arkasındaki ABD artık “büyük” değildir!

ABD’nin Fars ve Arap’a karşı Türk-Kürt ittifakı kurma planı bu nedenle kâğıtta kalacaktır ve bölgede ABD’ye karşı Fars-Arap-Türk-Kürt cephesi kurulacaktır!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
27 Temmuz 2013

Reklamlar

, , , , , , , , ,

Yorum bırakın

AKP’NİN KÜRDİSTAN ÇARESİZLİĞİ!

Yanıtlanması gereken üç soru var:

1. Türkiye’yi yönetenler neden PKK karşısında çaresiz?

2. Beş yıldır bir türlü yapılamayan Kürt Ulusal Kongresi neden bu sefer toplanabiliyor?

3. Kürt sorununun bölgeselleşmesi nasıl sağlandı?

Bize bu soruları sordurtan, AKP’nin üç liderinden biri olan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’tır. Arınç, gazetelerin Ankara temsilcilerine verdiği iftarda önemli açıklamalar yapmış ve “çözüm” sürecine dair görüşlerini aktarırken aynen şöyle söylemiş: “Çok zor ve neticesinden yüzde yüz emin olmadığımız bu işe başka bir çaremiz kalmadığı için girdik.” (25 Temmuz gazeteleri)

AKP PKK’YE DEĞİL, ABD’YE ÇARESİZ

AKP hükümetinin “başka çaresi kalmadığı için PKK ile açılım” yaptığını itiraf etmesi çok önemlidir ve şu soru yerindedir:

AKP, PKK ile mücadele edecek kuvveti olmadığı için mi çaresiz kalmıştır ve masaya oturmuştur? Kuşkusuz yanıt hayırdır. Hatta AKP, PKK ile mücadele edebilecek tek kuvvetinin elini kolunu bağlamıştır: Oslo’da PKK’den zorluk çıkaran devlet görevlilerin ismini isteyen AKP, son olarak PKK’nin Lice şehitliğine engel olmak isteyen TSK’ye engel olmuştur! (Yalçın Doğan, Hürriyet, 25 Temmuz 2013)

Madem AKP’nin aslında PKK ile mücadele edebilecek bir ordusu var, neden o zaman çaresiz? İşte o çaresizliğin yanıtı ABD’dir!

AKP PKK’ye değil, ABD’ye karşı çaresizdir ve “deliğe süpürülme” sendromu iktidarın en temel hastalığıdır! Hastalığın tek ilacı da “deliğe süpürülmemek” için sık sık beyzbol sopasına selam durmaktır!

AKP, ABD’ye çaresiz olduğu için 2005’te Diyarbakır Açılımı’nı, 2009’da Kürt Açılımı’nı ve 2013’te Öcalan Açılımı’nı yapmıştır! Hatta denilebilir ki, AKP sırf bu açılımları yapsın diye 3 Kasım 2002’de sandıktan çıkarılmıştır! Kaldı ki, “AKP’nin varlık sebebi Kürt Açılımıdır” diyen Cemil Çiçek, bu gerçeği en somut şekilde itiraf etmiştir. (Hürriyet, 13 Kasım 2009)

AKP: KÜRTLERİN GELECEĞİ PKK’DE

Gelelim ikinci soruya: Beş yıldır bir türlü yapılamayan Kürt Ulusal Kongresi neden bu sefer toplanabiliyor?

Bu soruya ilk yanıtı Mümtazer Türköne vermiş: “Kürt Ulusal Kongresi, PKK şiddeti sürdüğü için bugüne kadar toplanamadı. Bugün mümkün olması, Türkiye’deki Barış Süreci’nin eseri.” (Zaman, 25 Temmuz 2013)

Yanıt sadece yanlış değil, üstelik operasyoneldir! Zira 6 aydır süren “PKK çekildi”, “PKK silah bıraktı” yalanları balon balon patlamışken, PKK’nin yüzde 15’inin çekildiği ve fakat çekilenlerin emekli olup yerlerine misliyle gençlerin takviye edildiği ortaya çıkmışken, Türköne’nin “PKK şiddeti bitti” diyebilmesi, psikolojik savaşın en profesyonel uygulamalarındandır.

Ancak Bülent Arınç’ın “PKK’ye katılımlar eylem için değil, gelecek kaygısından” demesi, bir yönüyle gerçekliktir! (Haber Türk, 25 Temmuz 2013) Kürt yurttaşlarımızın AKP’nin yönettiği Türkiye’de değil ama PKK’nin yönettiği dağlarda geleceği görmesi, bir beceriksizlik itirafıdır!

Ve hatta dolaylı olarak “Beş yıldır bir türlü yapılamayan Kürt Ulusal Kongresi’nin neden bu sefer toplanabildiğine” de yanıt içermektedir. Çünkü AKP’nin Açılım süreçleri Türkiye’ye çözülme fakat PKK’ye güçlenme olarak yansımıştır! PKK güçlendikçe ve Barzanistan meşrulaştıkça, Kürt Ulusal Kongresi ete kemiğe bürünmüştür!

TÜRK ORDUSU’NUN GÖREVİ VATANI SAVUNMAKTIR

Peki ya üçüncü soru? Yani Kürt sorunu nasıl bölgeselleşti? Daha da açarsak… Dört ülkenin Kürtleri, nasıl “Kürtlerin birliği” noktasına geldi? Pankürdizm, nasıl bölge ülkelerini bölme noktasına ulaştı?

Yanıt ortada: AKP’nin Kürt Açılımı’yla, Erdoğan-Barzani-Öcalan ittifakıyla, Suriye’ye terör ihracıyla…

Peki, tüm bunları AKP nasıl sağladı? Ergenekon operasyonuyla!

Bugün pek çok AKP’linin de açık açık itiraf ettiği gibi Ergenekon operasyonları olmasaydı, Kürt Açılımı olamazdı!

Yani mesele gelip Türk Silahlı Kuvvetleri’ne dayanmaktadır ve arkada kalan tablo özetle şöyledir: AKP, ABD üzerinden TSK’yi dize getirebildiği için Kürt Açılımı yapabildi, TSK’yi Kuzey Irak’tan çektiği için Barzanistan’ı pekiştirebildi, TSK’yi etkisizleştirdiği için Suriye sınırından terör ihraç edebildi ve TSK’ye engel olduğu için PKK’yi Güneydoğu’da otorite yapabildi!

Yani darbe diye diye Türk Ordusu’nu en asli vazifelerinden kopardılar! Nedir o vazifeler? Türk Ordusu’nun en temel görevi Türk milletinin vatanını savunmaktır; Türkiye’yi böldürtmemektir, parçalatmamaktır…

Türk milletini darbeyle korkutup, Türk subayını sahte belgelerle teslim almanın sonuçları artık geri dönüşü olamayacak boyuta ulaşmıştır!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
26 Temmuz 2013

, ,

Yorum bırakın

%d blogcu bunu beğendi: