Posts Tagged Abdüllatif Şener

HERKES ERDOĞAN’A DÜŞMAN!

Başbakan Erdoğan dün isim vermeden Bülent Arınç’ı eleştirdi ve şöyle dedi: “Aramızdaki meseleleri kendi aramızda konuşacak ve çözüm yoluna koyarız. Pusuda bekleyenlere asla fırsat tanımayacağız. Ellerini ovuşturanlara fırsat vermeyeceğiz. Heveslerini kursaklarında bırakacağız. Her bir arkadaşımın böyle bir mesuliyetle hareket edeceğine, düşman sevindirmeyeceğine yürekten inanıyorum.” (12 Kasım tarihli ajanslar).

Erdoğan’a göre Arınç’ın kendisine tepki göstermesine sevinenler, bunu yazanlar, bunu konuşanlar, bunu siyaseten olumlu bulanlar, herkes düşman kategorisindedir!

ERDOĞAN’IN PSİKOLOJİSİ

11 yıllık iktidarı artık sevenleri tarafından da reddedilemeyecek şu gerçeği ortaya koymuştur: Erdoğan’a göre insanlar iki türlüdür; Kendisini sevenler ve sevmeyenler, kendisine biat edenler ve etmeyenler… Kendisini sevmeyenler ve biat etmeyenler, haliyle düşmandır!

Kuşkusuz bu durumu psikolojik olarak değerlendirecek yetkinlikte değiliz ama sağlıksız olduğunu net bir şekilde söyleyebiliriz.

Erdoğan’a, 23 Nisan törenlerinde koltuğuna oturttuğu çocuğa “artık başbakan sensin, ister asar, ister kesersin” demeyi sağlayan kültürel iklimin ne olduğu, sertliğinden bahsettiği babasıyla ilişkisinin boyutu bizi ilgilendirmiyor ama yansımaları milletimizin canını yakıyor!

DÖRT AYAKLI MASA DEVRİLİYOR

Erdoğan’ın düşünce dünyası, hem Nazi dünyasıyla hem de Neo-Con anlayışla maalesef paralellik taşıyor.

Her üçünün siyaset anlayışı da, dost ve düşman şeklindedir. Naziler de, Neo-Conlar da, Erdoğan da kendisine biat edenleri dost, etmeyenleri düşman olarak görmektedir.

Bu nedenle zaman hep aleyhlerinedir. Zira en küçük çelişmede, karşısındakini dost kategorisinden hızla düşman kategorisine oturturlar.

Zaman AKP’nin de aleyhine işliyor. Örneğin AKP 2001’de dört sütun üzerine inşa edilmişti. Sütunların temsilcileri sırasıyla Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç ve Abdüllatif Şener’di. Yani AKP dört ayaklı bir masaydı.

Önce Şener terk etti Erdoğan’ı. Adından Gül’le yolları ayrıldı. Şimdi de Arınç gemiden iniyor…

Nitekim Arınç dün Başbakan Erdoğan’ın konuştuğu grup toplantısına katılmadı ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nı ziyaret etti!

ANITKABİR’DE ORTAYA ÇIKAN İKTİDAR FORMÜLÜ

Erdoğan dün ayrıca vatandaşa “gavat” diyen Valisine de sahip çıktı. Hatta İçişleri Bakanına “usulen” inceleme yapmasını söylediğini, çünkü Valisini yedirtmeyeceğini belirtti!

Bu örnek de Erdoğan’ın siyaseti dost-düşman bağlamında yaptığının göstergesidir. Kendisine biat eden Vali, halka küfür de etse, koltuğunu korur!

Diğer yandan bu “yedirtmem” lafları, Erdoğan’ın yalnızlaşmaya doğru giden konumuyla da ilgilidir. Erdoğan önce “Dışişleri Bakanımı yedirtmem” dedi, ardından “MİT Müsteşarımı yedirtmem” ve son olarak da “Valimi yedirtmem” dedi!

Erdoğan birini “yedirtirse” bunun çığ etkisi yaratacağını ve inişe geçen gücünü koruyamayacağını düşünüyor. Haklıdır.

Haklıdır ama 10 Kasım’da Ata’sına koşan milyonlar daha da haklıdır. Erdoğan’ın düşman gördüğü milyonlar sadece Erdoğan’ın Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlığına bir yanıt vermiş olmuyor, aynı zamanda “nasıl iktidar” olunacağını da gösteriyor!

Anıtkabir’de 1 milyon 89 bin yurttaşın kırdığı rekor, bir iktidar olma formülüdür. O formül bugün Cumhuriyet’i, Atatürk’ü, Altı Ok programını esas alan örgütlerin önündedir!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
13 Kasım 2013

, , ,

Yorum bırakın

ÖCALAN OBAMA’YI KANDIRABİLİR Mİ?

Haftasonu Ankara’da “Yeni NATO ve Özelleştirilmiş Savaş: Suriye Örneği” adlı uluslararası bir sempozyum vardı. Kenan Çamurcu’nun hazırladığı sempozyumda eski bakanlar Abdüllatif Şener ile Namık Kemal Zeybek, CHP milletvekili Mehmet Ali Edipoğlu, Saadet Partisi’nden Oğuzhan Asiltürk, Caferi lideri Selahattin Özgündüz ve Arap Alevileri önderi Ali Yeral açılış konuşmaları yaptı.

Fatih Yaşlı’nın yönettiği ilk oturumun konuşmacıları, Suriye’den Cevdet Said, Mısır’dan El Ehram yazarı Usame el Delil, Türkiye’den Alptekin Dursunoğlu ve bizdik. Nurettin Şirin’in yönettiği ikinci oturumun konuşmacıları ise Lübnan’dan Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Hüccetilislam Hüseyin Gabrisi, Türkiye’den Doç. Dr. Erdem Denk, Ayhan Bilgen ve Aydın Çubukçu’ydu.

Ortadoğu basını sempozyuma oldukça büyük ilgi gösterdi.

ŞENER ERDOĞAN’I TOPA TUTTU

Sempozyumun açılışında konuşan eski Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, oldukça çarpıcı şeyler söyledi. Aydınlık dün bir bölümünü yayımladı. Ben Şener’in yayınlanmayan diğer vurgularına dikkat çekmek istiyorum.

Erdoğan’ın Suriye politikası, ne İslamidir, ne insanidir ne de millidir… Erdoğan 2004’te Sea Island’daki G-8 zirvesinde BOP eşbaşkanı ilan edildi… Erdoğan, İran’a karşı İsrail’e kalkan oluyor… Erdoğan, haçlı ordularını Suriye’ye saldırtmak istiyor… Suriye’deki silahlı muhaliflerin çoğu dışarıdan gelmiştir ve teröristtir… Erdoğan, Suriye’de 70 bin insanın ölmesinden sorumlu bir numaralı kişidir… Erdoğan, ülkemize El Kaide terör örgütünü soktu… Erdoğan, Türkiye’yi uluslararası silah kaçakçılarına açık pazar yaptı… Erdoğan’ın Suriye politikasından ‘Büyük İsrail’ çıkar. Erdoğan’ın Meşal’i Türkiye’ye getirmesinin altında İsrail’le anlaşması vardı…”

ÇUBUKÇU’NUN RAHATSIZLIĞI

Biz oturumdaki konuşmamızın bir bölümünde ABD’nin Kürt Koridoru planını anlattık. Ancak sonraki oturumun konuşmacılarından Aydın Çubukçu, bundan çok rahatsız oldu. Şaşırmadık, ne de olsa genel başkanı Levent Tüzel, BDP listesinden milletvekili!

Çubukçu konuşmasının sonunda ismimi vermeden özetle şunları söyledi: “Bugün burada Kürtlerin emperyalizme alet olduğu söylendi. Böyle bir ifade hoş değil. Özgürlük mücadelesini desteklemek solculuğun gereğidir. Her halk kendi kaderini istediği gibi tayin edebilmelidir. Halkların özgür olması asıl emperyalizmin hoşuna gitmez. Kürt halkı özgürleştikçe emperyalizm zorda kalacaktır.”

Oturumun sonunda söz hakkı isteyerek Çubukçu’ya şu soruyu yönelttim: “ABD’nin Kürt planından bahsettim, Kürtlerin emperyalizme bir halk olarak alet olduğundan değil. Siz halkların özgür olmasını, kendi kaderini tayin etmesini, yani ayrılma hakkını emperyalizmin zararına bir şey gibi anlattınız. Ancak emperyalizmin neo-liberalizm programının en başında ‘milli devletlerin yani milletlerin, milliyetlere bölünmesi hedefi’ var. Nitekim o programa göre Yugoslavya 8’e bölündü. Yani 8 halk birbirini boğazlayarak özgürleşti! Halkların özgürleşmesi tezinizi Yugoslavya örneği üzerinden nasıl değerlendirirsiniz?”

Çubukçu’nun soruma yanıt arayışı oldukça sıkıntılı geçti. Önce iki konunun birbirinden farklı olduğunu, zaten Tito’nun birliği sağlayamadığını vs. söyledi. Bir süre Yugoslavya analizi yapan Çubukçu ardından şu tuhaf açıklamayı yaptı: “Elbette özgürlük isteyen halkların bu talebinden emperyalizm yararlanmak ister. Zaten kirlenmemiş bağımsızlık mücadelesi yoktur. Ama işte halklar emperyalistlerin arasından (eliyle işaretler yaparak) böyle kayarak geçecek.”

Yani Çubukçu’ya bakılırsa Öcalan Obama’yı oyuna getirecek!

YUGOSLAVYA’NIN FEDERASYON DEZAVANTAJI

Çubukçu’nun sözlerine Namık Kemal Zeybek bir anekdotla yanıt vermek istedi ancak konuşmalar sarktığı ve yabancı konukların uçağa yetişmesi gerektiği için yeni bir soru alınmadan sempozyum kapatıldı.

Zeybek, çok önemli bu anekdotunu bizimle paylaştı: “Yugoslavya eski Kültür Bakanı ile yıllar sonra bir toplantıdaydık. Kendisine, ‘Tito neden Atatürk gibi üniter devlet kurmadı da federasyon kurdu? Federasyonların er geç dağılacağı ortada.’ dedim. Bakan ‘haklısın’ diyerek, ‘biz de federasyonu tercih etmedik ama Almanya’nın ağır baskısı nedeniyle federasyona mecbur kaldık, razı olduk’ dedi.”

Üniter devletin dışında bir modelin Kürt sorununa şu aşamada “çözüm” olacağını savunanlar, umarız bu anekdottan dersler çıkarır!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
12 Mart 2013

, , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum bırakın

YEŞİL GLADYO

Eren Erdem’le İbrahim Horuz’un Ulusal Kanal’daki Ezber Bozanlar programına konuktuk önceki gece… Eski Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek, Caferi Selahattin Özgündüz ve Yazar Kenan Çamurcu’yla 5 saat süren program boyunca ağırlıklı olarak Suriye eksenli gelişmeleri konuştuk.

Konukların AKP’nin Suriye politikasına yaptıkları eleştiriler hem çok önemliydi hem de emperyalizm ile İslamcı kesimlerin ilişkisi açısından oldukça dikkat çeken saptamalarla doluydu. Bu nedenle hem Aydınlık okurları için özetleyelim, hem de bu önemli saptamaları yazılı olarak kayda geçirelim istedik.

‘ERDOĞAN, KUDÜS’Ü İSRAİL’E BAŞKENT YAPACAK’

AKP hükümetinde Başbakan Yardımcısı olarak yer alan Abdüllatif Şener’in söyledikleri oldukça çarpıcıydı. Şener, Erdoğan’ın uyguladığı politikaların, fiilen İsrail’in Kudüs’ü başkent yapmasına yönelik olduğunu savundu.

AKP hükümetine seslenen Abdüllatif Şener, “Haçlı ordusuna Müslüman bir ülkeyi bombalatmak, hangi kitabın neresine uyar!?” dedi. Şener Suriye’deki “muhalefete” dikkat çekerek çetelerin yüzde 80’inin Suriyeli olmadığını da belirtti.

Şener’in şu saptaması ise İslamcı çevreler tarafından mutlaka sorgulanmalıdır: “NATO Patriotları, yabancı askerler Türkiye’ye geliyor, ses yok. Bu nasıl bir tablo? Patriotlar bu hükümetten önce, Ecevit hükümeti döneminde gelseydi, her Cuma eylem olurdu. Camilerden çıkan Müslümanlar Patroitları getireni de protesto ederdi.”

Eski Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’in şu saptaması ise AKP’ye oy verenler tarafından mutlaka üzerinde düşünülmelidir: “AKP’nin izlediği Suriye politikası ne insanidir, ne İslamidir, ne de millidir.

‘ABD, TÜRKİYE-İRAN SAVAŞI İSTİYOR’

Eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek, Abdüllatif Şener’in çarpıcı konuşmasına değinerek “sizin seslendiğiniz bu isimler, muhataplarınız, uluslararası bir tezgâhın parçası olmasalardı eğer, onlar da sizin gibi konuşabilirlerdi” dedi.

İran direnişin merkezidir” diyen Namık Kemal Zeybek, emperyalizmin Türkiye ile İran’ı çatıştırmak istediğine dikkat çekti. Zeybek’e göre Şii-Sünni eksenli bir savaşla bölge yeniden tanzim edilmek isteniyor.

Namık Kemal Zeybek, Kürecik Radarı ile Patriot füzelerinin de Şeytan’ın iki gözü olduğunu belirtti.

Zeybek, AKP hükümetinin Suriye için yaptığı “Alevi diktatörlüğü” suçlamasının doğru olmadığını, Esad ailesinin Alevi olduğunu fakat Suriye devlet yönetiminde Sünnilerin çoğunluk olduğunu belirtti. Zeybek Suriye’yi suçlayanlara şu soruyu yöneltti: “Türkiye’de bir tek Alevi Bakan var mı? Alevi Vali var mı? Alevi müsteşar var mı?”

Namık Kemal Zeybek’in şu saptaması ise İslamcılık ve emperyalizm ilişkisi bakımından oldukça çarpıcıydı: “Emperyalizme direnen Hugo Chavez, Allah’a, emperyalizme teslim olan Müslümanlardan daha yakındır.

‘SURİYE ÜZERİNDEN GLADYO İNŞA EDİLİYOR’

Hafta içi Hizbullah lideri Nasrallah’la görüşen Caferilerin lideri Selahattin Özgündüz ise Gazze direnişi örneğini vererek ABD ve İsrail’den korkulmaması gerektiğini belirtti.

Özgündüz, Tayyip Erdoğanların her ne kadar ecdat vurgusu yapsa da, gerçekte İngilizlerin piyonu olarak ecdadımızı arkadan hançerleyen Vahabi Suud ailesiyle işbirliği yaptığına dikkat çekti. Selahattin Özgündüz, Suriye’de Esad’a karşı silahlı eylem yapanların terörist olduğunu, çoluk çocuk demeden katliam yaptıklarını, ABD’nin piyonları olduklarını belirtti.

Yazar Kenan Çamurcu NATO patriotları konusunda oldukça dikkat çeken bir değerlendirme yaptı. Çamurcu, bugün Türkiye’de Suriye meselesi ve NATO faaliyetleri üzerinden “Yeşil Gladyo” inşa edildiğini belirtti!

BİR TEK AYDINLIK

Eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek program öncesi sohbetimizde Aydınlık gazetesini çok beğendiğini, eğer tek bir gazete alacaksa, Aydınlık’ı aldığını belirtti. Zeybek Aydınlık ve Ulusal Kanal’ın neden güçlü bir muhalefet yapabildiğini, diğer konuklara şöyle izah etti: “Çünkü tek bir ‘patronu’ yok, binlerce ‘sahibi’ var!”

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
7 Ocak 2012

, , , , , , , , , , ,

Yorum bırakın

%d blogcu bunu beğendi: