Posts Tagged devrim

Cumhuriyet’in yeniden inşası sorunu

Katıldığım “Cumhuriyet” söyleşilerinde, özetle “korunacak bir Cumhuriyet kalmadı, yeniden inşa edilecek bir Cumhuriyet var” diyordum. Bu saptamam dinleyicilerin bir bölümü tarafından rahatsız edici bulunuyordu. Cumhuriyetçiydiler ve Cumhuriyet’in, Atatürk’ün Cumhuriyeti’nin fiilen yıkıldığını kabul edemiyorlardı.

Cumhuriyet’in yıkıldığını kabul etmeden, yeniden inşası ya da nasıl kazanılacağı gibi bir görev önümüze konamıyordu, asıl mesele de buydu. 

Üyesi olduğum Cumhuriyetçiler Kurultayı Danışma Kurulu, bir haftadır Türkiye’nin çeşitli yerlerinde “Cumhuriyet nasıl kazanılacak” söyleşileri yapıyor. Nihayet artık bu aşamadayız. 

Cumhuriyetin durumu 

1) Cumhuriyet, milletin egemenliğidir. Millet, egemenliğini vekillerini gönderdiği meclis ile uygular. Bugün meclisin yetkilerinin çoğu, başkanlık sistemi yoluyla saraya taşınmıştır.

2) Cumhuriyet, ümmetin devrimle millet olmasıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün ”Türkiye Cumhuriyetine kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” sözü, “devrim-milletleşme ilişkisi” formülüdür. Devrimle Cumhuriyet kuranlar, devrimle milletleşmiştir, uluslaşmıştır. Oysa günümüzde “etnik ve mezhepsel çözülme” içindeyiz. Milletin yerini etnisiteler almaya başladı. İktidar “milletin çeşitliliğini yansıtan yeni anayasa” hedefi ilan etmiş durumda.

3) Cumhuriyet, kulun yurttaş olmasıdır. Bugün yurttaşlığın yerini kulluk, müritlik almaya, kamusal ilişkilerde biat kültürü egemen olmaya başlamış durumda.

4) Cumhuriyet, ortaçağ/feodal ilişkilerin tasfiyesidir. Cumhuriyetin kapattığı tarikatlar, cemaatler bugün iktidardır; Cumhuriyetin yasakladığı şeyhler toplumun üzerinde otorite yapılmıştır.

Cumhuriyeti kim kaybetti?

Cumhuriyetin durumu özetle bu. Peki Cumhuriyeti kimler kaybetti? 

Cumhuriyetler, ulusal devletler, sınıfsal karakterleri bakımından “burjuva demokratik devrim”lerin ürünüdür ve bu nedenle burjuva sınıfın egemenliğindedirler. 

Ancak yukarıda kısaca özetlediğimiz “Cumhuriyet’in durumu”, Türk burjuvazisinin Cumhuriyet’e sahip çıkmadığını göstermektedir. Burjuvazi, Atlantik sürecinde, ABD merkezli küresel kapitalizme entegre edilen sınıfsal çıkarlarını gözeterek, Cumhuriyeti ortada bıraktı. Hatta teslim etti!

Cumhuriyeti kim kazanacak? 

Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir ama aynı zamanda Cumhuriyet kimsesizlerin mecburiyetidir; ezilenlerin, tüm alt ve orta sınıfların mecburiyetidir. 

Çünkü burjuva, sermayesini başka bir cumhuriyete taşıyarak orada yaşayabilir ama işçinin, emekçinin, hatta gün geçtikçe orta sınıfın bile başka cumhuriyetlere taşınma şansı yoktur. 

Emekçi, yurduna ve cumhuriyetine mecburdur ama burjuvanın böyle bir mecburiyeti yoktur. O nedenle Cumhuriyeti savunmak sınıfsal planda işçi sınıfına, emekçilere, orta sınıflara ve onların siyasal temsilcilerine kalmış durumda… 

Cumhuriyet nasıl kazanılacak?

Peki bizlere kalan bu görevi nasıl başaracağız?

Cumhuriyet’i kazanmanın ve yeniden inşa etmenin siyasal formülü “Kemalist-Sosyalist ittifakı”na dayanıyor. Bu siyasal formülün altındaki örgütsel formül, “Cumhuriyet Cephesi”dir. 

Bu formüller geride kalan üç üç önemli virajda görüldü, denendi ama ne yazık ki çeşitli nedenlerle başarılı olunamadı. 2007’de Cumhuriyet Mitingleri’nde, 2013’te Gezi’de ve 2025’te Saraçhane’de ortaya çıkan formül oydu.

Başarılı olamamasının çeşitli nedenleri var ama temel nedeni, bu halk hareketi dalgalarını siyasal bir menzile ulaştıracak bir “gemimizin” olmamasıydı. Bu büyüklükteki dalganın üzerinde durabilecek geminin rotası sorunlu, pusulası bozuktu; rotası ve pusulası daha sağlam olan gemiler ise bu dalgaların üzerinde duramayacak kadar küçüktü. 

O nedenle “Cumhuriyet nasıl kazanılacak” sorusunun yanıtı, öncelikle “devrimci sosyalist bir karargâh inşa etmek”tir. O karargâhın nasıl inşa edilebileceğine yoğunlaşılmalı birlikte… 

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
29 Ekim 2026

, , , , , , ,

Yorum bırakın

DARBE Mİ OLDU, DEVRİM Mİ?

Mısır halkı, önceki akşam Muahmmed Mursi’yi devirerek çalınmış devrimine sahip çıktı. Şöyle ki, halk 2011’de devrim yapmış fakat ABD “rejimi kurtarmak” adına hem Ordu’yla, hem de bir bölümüne yaslandığı Müslüman Kardeşler’le uzlaşarak, devrimi lekelemişti. Mursi, bu uzlaşmanın sonucunda 2012’de cumhurbaşkanı olmuştu. Ve halk hareketi, Ordu’yu da peşine takarak şimdi o lekeyi temizledi ve Mursi’yi yıktı!

Kuşkusuz Ordu içinde Amerikancı olanlar vardır fakat Ordu bir bütün olarak halkın yanında olmayı seçmiştir.

İki yıl önce Hüsnü Mübarek’in yıkılmasına “devrim” manşeti atanlar, Mursi’nin yıkılmasına ise “darbe” dediler. Peki, Mübarek’in yıkılması ile Mursi’nin yıkılması arasında ne fark var? Olanlar darbe mi, devrim mi? İnceleyelim:

ORDUSUZ DEVRİM OLMAZ

Mübarek’in yıkılması da, Mursi’nin yıkılması da devrimdir. Her ikisinde de asker somut vardır. Zaten ordusuz devrim yoktur. Amerikan devriminden Çin devrimine, Türk devriminden Rus devrimine kadar tüm devrimlerde ordu vardır.

İlkine devrim diyenlerin ikincisine darbe demesi, askerin varlığıyla değil fakat Mursi’ye yakınlıklarıyla, siyasal İslamcılık ortaklıklarıyla ilgilidir. Dolayısıyla halkın devrimini, darbe diyerek lekelemek peşindedirler.

Gelin en iyisi darbe ve devrim kavramlarını sorgulayalım. En basit tanımımız şu: Ordu ABD ile birlikte hareket ederse darbe, halkıyla birlikte hareket ederse devrim olur!

Daha pratikten gidersek; eğer ordu halk evindeyken iktidara el koyuyorsa bu darbedir fakat halk alanlarda ve eylem yapıyorken onlara destek veriyorsa, bu devrimdir.

Bizim tarihimizden 27 Mayıs 1960 bir devrimdir. Ordu ve millet el ele Amerikancı bir iktidarı yıkmıştır. Mısır’ın tarihinde ise Nasır’ın 1953’te krallığı yıkarak cumhuriyeti ilan etmesi, bir devrimdir! Fakat örneğin halka rağmen yapılan ve halk evindeyken yapılan 12 Eylül, tipik bir darbedir.

Diğer yandan darbe, ileride olanı durdurmak ve geriye bastırmaktır; yani karşı-devrimdir. Devrim ise ileriye doğru olmaktır. Dolayısıyla kralı indirip cumhuriyeti kurmak, feodalizmi yıkıp kapitalizmi kurmak ya da kapitalistleri devirip sosyalizme geçmek ileridir ve dolayısıyla devrimdir.

ABD-TÜRKİYE-KATAR TAHRİR’E KARŞI

Başta AKP olmak üzere kimi kesimlerin Mısır devrimini hem darbe diye lekelemeye çalışması, hem de ABD’nin icazetiyle yapıldığı yalanına sarılması öğreticidir. Mısır Genelkurmay Başkanı Sisi’nin ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel’le görüşmesini, bu icazete kanıt diye sunmaktadırlar.

Hatta Şamil Tayyar şöyle bir tablo çizmiştir: “Mısır darbesindeki ittifak; İsrail, İran, Suriye, Suudi Arabistan, BAE, ABD Neoconları. Bu fotoğraf yeni küresel oyunun acımasız yüzüdür.”

Tayyar’ın ABD ile Suriye’yi, İsrail ile İran’ı ve hepsini aynı cephede görmesi kuşkusuz çapsızlıktan değil, fakat çaresizliktendir. AKP’ye göre bütün dünya birleşmiş, Türkiye, Brezilya ve Mısır üçlüsüne operasyon yapıyor!

Bir bölümü de ABD’nin Mısır devrimine “darbe” dememesini ve Mursi’nin yıkılmasını engellememesini, teorilerine kanıt diye sunmaktadırlar. Bu ancak kuvvetle ilgilidir ve ABD’nin Mursi’yi kurtaracak kuvveti yoktur. ABD o nedenle Mursi’nin yıkılmaması için çabaladı fakat iktidar olanı da doğrudan karşısına almadı!

Bu gerçek için Irak örneği yeterince öğreticidir. ABD Allawi’yi başa geçirmek için uğraştı ve Türkiye’yi bu işe seferber etti. Ama olmadı ve Maliki kazandı. ABD ne yaptı? Maliki’yle de çalışmaya baktı!

ABD’nin Mısır’daki rolünün ne olduğunu anlamanın yolu basittir. Washington’a bölge dizaynında model ortaklık yapanlara bakılır. Kimdir onlar? Türkiye ve Katar yönetimleri. Her ikisi de olana darbe diyor,  Mursi’ye sahip çıkıyor ve Tahrir’deki halk iradesini yok sayıyor!

ESAD KAZANDI, MURSİ-EL TANİ-ERDOĞAN KAYBETTİ

Aslında tablo çok net. Gelin 30 Eylül 2012 gününe dönelim, AKP’nin 4. Genel Kongresi’ne… Hem Barzani, hem de Mursi Erdoğan’ın onur konuğu olarak kongredeydi. Erdoğan ve Mursi ikilisi, Esad’ı yıkma mesajlarıyla dolu konuşmalar yapmışlardı.

Peki, 9 ay sonra durum ne? Esad ayakta, El Tani çekildi, Mursi yıkıldı ve Erdoğan sallanıyor! AKP basınının dün neredeyse aynı manşetlerle çıkması da işte bu tablo nedeniyledir. Kahire’deki devrim olmuş, korkusu Ankara’da yaşanmıştır!

Peki, neden böyle bir tablo gerçekleşti? Çünkü Asya-Pasifik yükseliyor ve Atlantik çöküyor! ABD’nin BOP Projesi, Ortadoğu’yu dizayn etme hamlesi ve bölge ülkelerini ılımlı İslamcı hükümetlerle yönetme hedefi de çöküyor!

Suriye’de Esad’ın neden 2,5 yıldır yıkılamadığını ve Mursi’nin neden iktidarda 1 yıldan fazla tutunamadığını saptayamayanlar için yenilgi daha da büyük olacak!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
5 Temmuz 2013

, , , , , , , , , , ,

1 Yorum

WordPress.com'da ücretsiz olarak kendi web sitenizi oluşturun.Kendi web sitenizi oluşturun
Ücretsiz başlayın