Posts Tagged Somali

Somali-Yemen hattı

İsrail Başbakanı Netanyahu, 34 yıl önce Somali’den ayrılan Somaliland’ı “demokratik ve ılımlı Müslüman ülke” olduğu ve “İbrahim Anlaşmalarına katılma isteği” gösterdiği için ilk tanıyan ülke olduklarını açıkladı.

Somaliland’ın İbrahim Anlaşmasına katılma isteği elbette nedenlerdendir ama ötesinde başka çıkarlar var. 

İsrail Afrika Boynuzunda üs peşinde

1) 6 milyon nüfuslu “Ilımlı Müslüman” Somaliland, İsrail’in Gazze’den sürmek istediği 1 milyon Filistinliyi almayı kabul etti.

2) “Demokratik” Somaliland, topraklarında İsrail’e askeri üsler verecek. Babül Mendeb Boğazını tutan ve Aden Körfezi’ni kontrol eden bu topraklardaki İsrail üsleri; a) karşı kıyıdaki Yemen’e saldırı üssü olacak, b) Kızıldeniz ve Süveyş Kanalına uzanan hat üzerinden Mısır’ı baskılayacak, c) Kızıldeniz’den geçen ticaret filolarını denetim altında tutacak.

3) İsrail’in Afrika Boynuzunun bu en kritik coğrafyasına yerleşmesi; a) Körfez’den çıkan petrol gemileri üzerinde etkinlik, b) Umman ve Hint Okyanusuna açıklık ve c) İran’a güneyden saldırı rotası sağlayacak.

Türk ve Çin üslerinden rahatsızlık

4) Türkiye’nin Somali’de askeri üssü var ve bu ülkeyle eğitimden enerjiye işbirliği yapıyor. İsrail Somaliland üzerinden “Türkiye’nin Doğu Afrika’daki etkisini snırlandırmayı” da amaçlıyor aynı zamanda. 

5) Somaliland’a komşu Cibuti’deki Çin üssü de ABD için büyük rahatsızlık kaynağı. ABD Başkanı Trump’ın “Somaliland’ı tanıma konusuna çalışıyoruz” sözlerinin bu yanı da var.

Yemen’de Suudi-BAE çarpışması

Tüm bu nedenler içinde Yemen konusu, İsrail açısından en yakın ve sıcak gerekçeyi oluşturuyor. Zira Husiler’in İsrail’e askeri baskısı sürüyor.

Yemen’de ise bir süredir Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) karşı karşıya. İki ülke İran destekli Husilere karşı ortaklar ama iki ayrı yapıyı destekliyorlar. 3 Aralık’ta BAE destekli Güney Geçiş Konseyi güçleri Yemen’in doğusunda Suudi Arabistan ve Umman’a sınır olan bölgede önemli yerleri ele geçirdi. Riyad bu durumdan rahatsız. Suudi Arabistan, Güney Geçiş Konseyi’ne silah taşıyan iki BAE gemisini 27-28 Aralık’ta vurdu ve BAE’den Yemen’deki askerlerini çekmesini istedi.

Suudi Arabistan’ın karşı kıyıdaki Somaliland’ı tanıyan İsrail’e tepki göstermesi ama BAE’nin sessizliği meseleyi daha da önemli kılıyor. Lübnanlı deneyimli Dürzi lider Velid Canbolat, Somaliland ile Yemen’deki gelişmeleri, İsrail-BAE müttefikliği ile açıklıyor: “Artık gizli değil. Bir Arap ülkesi, İsrail’le özel ilişkiler kurarak Suudi Arabistan’ı çevrelemeyi, Sudan’da kaos yaratmayı ve Mısır’ın güney sınırlarına baskı kurmayı hedefliyor.”

ABD’nin yeni düzen çabası

Görüldüğü üzere Somali-Yemen hattında, Afrika Boynuzu çevresinde kapsamlı bir güç mücadelesi var. 

Ancak daha geniş planda, tüm bunları, ABD’nin İsrail hegemonyasında yeni Ortadoğu düzeni kurma çabalarından bağımsız değerlendiremeyiz. Coğrafyamızdaki gelişmeleri birlikte analiz ettiğimizde, Hazar’dan Doğu Akdeniz’e, Süveyş’ten Aden Körfezi’ne, Umman Denizi’nden Arap-Fars Körfezi’ne dönen dörtte üçlük bir daire göreceksiniz. Kalan dörtte birde İran var. 

İşte ABD bu dairenin içinde ve çevresinde İsrail hegemonyasında bir düzen kurmaya çalışıyor ve bu ülkemizi yakından ilgilendiriyor.

Ülkemiz ise iktidarın iktidarını sürdürebilmek için ana muhalefete uyguladığı hukuk dışı siyasi operasyonlarla meşgul ne yazık ki.

2025’in hatalarından dersler çıkararak 2026’da bağımsızlık, aydınlanma ve emek mücadelesi bayrağını daha fazla yükseltebilmemiz dileğiyle, yeni yılınızı kutluyorum.

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
1 Ocak 2026 

, , , , ,

Yorum bırakın

SOMALİ’DEKİ SALDIRININ ANLAMI

Somali’nin başkenti Mogadişu’daki Türk Büyükelçiliğimizin saldırıya uğraması, dış politikamız açısından mutlaka masaya yatırılmalıdır. Zira Özel Harekât polisimiz Sinan Yılmaz’ın ölmesi ve 3 polisimizin de yaralanmasıyla sonuçlanan bu saldırı, açık bir “siyasal saldırıdır.”

Saldırıyı El Kaide’ye bağlı El Şebab örgütü üstlendi.  El Şebab Twitter adresinden, Türkiye’yi “mürtet rejime destek veren ve şeriat düzenini yok etmeye çalışan ülkelerden biri” olmakla suçladı. İstanbul’dan AFP’ye konuşan bir diplomat da “Türkiye, Somali’de çok aktif. Bu kadar çok aktif olunca da kolaylıkla hedef haline geliyorsunuz” dedi. (Hürriyet, 28 Temmuz 2013)

O zaman şu soruyu sormalıyız: Türkiye neden Somali’de çok aktif? Hangi ulusal çıkarlarımız nedeniyle bu ülkede aktifiz?

SOMALİ’DE ÇEVİK BİR – ERDOĞAN ORTAKLIĞI

Somali Afrika’nın doğusunda,  Afrika boynuzu denilen ve Arabistan yarımadasının güneyinde kalan coğrafyadadır. Bu konumu nedeniyle de oldukça stratejiktir.

İtalyan işgalinin ardından 1941 yılında İngiliz askeri yönetimi altına giren bölge, 1960 yılında Somali Cumhuriyeti olarak ilan edildi. Ancak asıl bağımsızlığını 1969 yılında Mohamed Siad Barre’nin iktidarı ele geçirmesi ve Somali Demokratik Cumhuriyeti’ni kurmasıyla kazandı.

1991 yılında dış kaynaklı iç savaşla “Jaalle Siyaad” yani “Yoldaş Siad” hükümeti düştü. Sonrası, Somali için hep kayıplar dönemidir, federal geçiş hükümetleri dönemidir…

Somali, aynı zamanda Çevik Bir’le Recep Tayyip Erdoğan’ı buluşturan ülkedir. Şöyle ki, Çevik Bir, 1993-1994 yıllarında Somali BM Barış Gücü Komutanlığı yaptı ve 28 Şubat’ta Truva Atı olmasını sağlayan ününe ve konumuna orada kavuştu. Erdoğan ise 2011 yılında, 60 yıl sonra bu ülkeyi ziyaret eden ikinci Afrika dışı lider oldu!

İki hafta önce ülkemize gelen Somali İçişleri Bakanı Abdülkerim Hüseyin Guled, Erdoğan’ı Somali’nin fatihi ilan etti! (AA, 12 Temmuz 2013) Böylece Erdoğan Çevik Bir’le, Yahudi madalyası almak dışında, Somali fatihliğinde de birleşmiş oldu!

Bir’den Erdoğan’a uzanan 20 yıllık süreçte ortaya çıkan Türkiye’nin Somali ilgisi, maalesef ABD-İsrail’in Somali ilgisinin bir yansımasıdır ve ulusal çıkarlarımızla ilgili değildir. Çünkü emperyalizm, Süveyş Kanalı ve sonrasında Aden Körfezi’nin çıkış noktası olan ve aynı zamanda Arap yarımadasını güneyden kuşatan bu ülkenin denetim altında olmasını stratejik hedef olarak görmüştür. Mayıs 1991’de General Mohamed Farrah Aidid’in sosyalist Siad hükümetini düşüren saldırısının kökleri bu hedefin içindedir!

SOMALİ’DE EL ŞEBAB, SURİYE’DE EL NUSRA

Ancak Türk Büyükelçiliği’ne yapılan saldırının bir başka boyutu daha vardır. O da AKP’nin Suriye politikasıyla ilgilidir.

AKP hükümeti Suriye’de açık açık El Nusra cephesini destekledi. El Kaide’ye bağlı bu örgüt Bosna’dan, Çeçenistan’dan, Pakistan’dan gelen cihatçılarla son bir yılda büyüdü. Cihatçıların havayoluyla İstanbul’a geldikten sonra Hatay üzerinden Suriye’ye geçtiği artık herkesçe bilinmektedir.

El Nusra dışında 2003 yılında İstanbul’u kana bulayan Türk El Kaidesi’nin de bir şekilde adım adım serbest kalarak(!) Suriye’ye Esad’a karşı savaşa gittiğini ve öldüğünü daha önce bu köşede birkaç kez isim isim yazmıştık, tekrarlamayacağız.

El Nusra, son olarak Suriye’de PYD ile çatışmasıyla gündeme geldi.

Ancak, PYD lideri Salih Müslim’in Türkiye’ye gelmesi ve AKP ile yaptığı görüşmeler perdenin arkasını daha da netleştirdi. Buna göre, Öcalan ile Erdoğan’ın anlaşmasının esası aslında Suriye’ydi; PKK’nin Suriye’ye çekilmesiydi.

Bu anlaşmaya bağlı olarak Öcalan PKK’den Esad’a karşı savaşmasını ve Suriye’de özerklik ilan etmesini istiyordu. Nitekim Erdoğan da Kırgızistan’da yaptığı açıklamada, Suriyeli PKK’lilerin, Türkiye’den Suriye’ye geçtiğini açıklıyordu. (Hürriyet, 11 Nisan 2013)

Hal böyle olunca, El Nusra PYD’ye karşı bir pazarlık kartı gibi kullanılmış oldu. Suriye El Kaidesi boşa düşünce de Somali El Kaidesi Türkiye’nin bu ülkedeki varlığından rahatsız oldu!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
30 Temmuz 2013

, , , , , , , , , , , ,

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın