Posts Tagged Berlusconi
Dezenformasyon ağı
Posted by Mehmet Ali Güller in Cumhuriyet Gazetesi, Politika Yazıları on 10/05/2026
Bir süredir iddiam şu: Atlantik dünyasında devlet adamı/insanı erozyonu yaşanıyor.
ABD’nin hali ortada: Psikiyatristler seçim sürecinde tam sayfa ilan vererek uyarmıştı, dünya şimdi yaşayarak görüyor Trump’ı.
Güney Amerika’daki liderlerde de erozyon yaşanıyor. Arjantin’in başındaki Javier Milei’nin ırkçılığı, nazi hayranlığı, soykırımcı İsrail’e desteği, bireysel silahlanmayı savunması yanında, devlet adamından ziyade bir TV şovmeni gibi hareket etmesi, en azından ülkesinin yarısı için büyük utanç oldu.
Atlantik sisteminin çürümesi
Atlantik’in Avrupa kanadı da aynı; belki de eski kıtadaki son devlet adamı/insanı Angela Merkel’di…
Tacizleri ve partileriyle ünlü İtalya Başbakanı Berlusconi, sahte fatura ve telekulak skandallarıyla Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, bağış karşılığı devlete bürokrat atayan ve eşine kıyak makamlar bağlayan İngiltere Başbakanı Boris Johnson, üstüne kanal kurulup tv şovlarıyla parlatılan Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski…
Katar’dan rüşvet alan Avrupalı vekiller, video skandalları ortalığa saçılan Avrupalı bakanlar, altın klozetleri ve yolsuzluklarıyla halklarına ihanet eden Ukraynalı bakanlar, uyuşturucu kullanan Avrupalı siyasetçiler…
Atlantik devlet adamlarının erozyonu, kuşkusuz Atlantik sisteminin çürümesiyle ilgili…
Teröristleşen liderler
Uzun bir giriş oldu ama aslında konumuz bu değil, ikinci iddiam: Atlantik dünyası liderleri teröristleşiyor.
ABD liderliği doğrudan terör eylemlerine imza atıyor. İranlı Ordu Komutanı Kasım Süleymani’ye suikastten Venezuela lideri Maduro’yu evinden kaçırmaya, tekne batırmaktan uçak kaçırmaya son dönemde onlarca terörist eylemin emrini verdi ABD başkanları…
İsrail liderlerinin ve emri uygulayanların yaptıklarına ise terör ve soykırım kelimesi eksik kalıyor. Binleri katlettiler, milyonları aç, susuz ve ilaçsız bıraktılar, yardıma giden teknelere saldırdılar, aktivistleri kaçırdılar, gazetecileri öldürdüler, resmi yetkililere suikast düzenlediler…
Zelenski’den dünya liderlerine tehdit
Washington-Brüksel’e piyonluk yapan ve İsrail Başbakanı Netanyahu’nun en sıkı destekçisi olan Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski de terör eylemlerine imza atan isimlerden biri. CIA ve MI6 işbirliği ile yapılan sabotajlar, Kuzey Akım ve Mavi Akım boru hatlarına saldırılar, elektrik santrallerine sabotajlar…
Zelenski şimdi de açıkça Moskova’ya gidecek ülke liderlerini tehdit ediyor!
9 Mayıs, SSCB’nin Nazi’lere karşı zaferinin yıldönümü ve SSCB dağıldıktan sonra da Rusya başta eski SSCB üyesi ülkelerde kutlanıyor.
Zelenski bu yıl Moskova’daki 9 Mayıs törenini kana bulamakla tehdit etti. Zelenski Moskova’ya gidecek dünya liderlerine “gitmenizi tavsiye etmiyorum” diye seslendi ve “Kızıl Meydan’a dron gönderebileceğini” söyledi.
Hondurasgate skandalı
Bakınız, aynılar aynı yerdeler…
ABD Başkanı Trump, İsrail Başbakanı Netanyahu ve Arjantin Cumhurbaşkanı Milei destekli “Latin Amerikan dezenformasyon ağı” ifşa oldu.
İspanyol gazetelerinin yayımladığı ve “Hondurasgate” adını verdikleri skandal, uyuşturucudan hapis yatan eski Honduras Devlet Başkanı Hernandez’in soruşturmasındaki ses kayıtlarına dayanıyor. Buna göre Hernandez, Trump, Netanyahu ve Milei’den destek alarak, Meksika ve Veneuzela’daki sol hükümetleri hedef alan bir dezenformasyon haber sitesi kurmaya çalışmış.
Konuyu Honduras Devlet Başkanı Asfura’ya anlatan Hernandez şöyle diyor: “Buradan, ABD’den yönetilecek bir hücre kuracağız. Böylece Honduras’tan izlenmeyeceğiz. Latin Amerika haber sitesi gibi görünecek.”
Hernandez devamında ABD yönetiminden nasıl destek aldıklarını anlatıyor, Milei’nin 350 bin dolarlık destek verdiğini söylüyor. Bunun üzerine Asfura da 150 bin dolar vereceğini belirtiyor. “Solun kanserini söküp atacağız” diye konuşuyorlar.
Ayrıntılar buraya sığmayacak kadar çok ve önemli. Şunu belirterek bitirelim: Soruşturmaya göre İsrail Başbakanı Netanyahu, Hernández’in serbest bırakılması sürecinde devreye giren uluslararası siyasi ilişkiler ağının parçasıydı!
Özetle, kimler kimleri nasıl da koruyor, kolluyor!
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
9 Mayıs 2026
BERLUSCONİ, SARKOZY, ERDOĞAN
Posted by Mehmet Ali Güller in Aydınlık Gazetesi Yazıları, Politika Yazıları on 30/12/2013
Son 10 yılda ABD nüfuzu altındaki ülkelerde tek tip liderler ortaya çıktı hep: Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan, İtalya’da Silvio Berlusconi, Fransa’da Nicolas Sarkozy…
ABD Başkanı Bush’u da dâhil ettiğinizde, 2000’lerin Batı tipi lider profili ortaya çıkıyordu.
Kendi aralarında başka tuhaf benzerlikler de taşıyorlardı. Örneğin Erdoğan ile Berlusconi futbol, Berlusconi ve Sarkozy ise kadın konusunda ortaklardı…
Bush ile Erdoğan’ın ortak benzer noktası ise düşmekti: Biri Amerikan hacıyatmazından, diğeri de attan düşmüştü.
Hepsinin ortak noktası ise siyasi hayatları ile kişisel servetleri arasındaki paralellikti…
1) SİLVİO BERLUSCONİ
İtalyan mafyokrasisinin en önemli temsilcisi olan Silvio Berlusconi, oğlunun nikâh şahidi olacak kadar Erdoğan’a yakın bir isimdi. İkiliyi uluslararası ilişkilerde bağlayan en önemli bağ ise petrol ve doğal gaz borularıydı…
Gücünü medya-futbol-enerji üçgeni üzerinde inşa eden Berlusconi, İtalyan siyaseti üzerindeki ağırlığını yolsuzluk iddiaları üzerine kaybetti.
Vergi kaçakçılığı ile yargılandığı davada 4 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Para karşılığı ilişkiye girmek ve gücünü kötüye kullanmaktan da 7 yıl hapis ve ömür boyu kamu hizmetinden men cezası aldı.
2) NİCOLAS SARKOZY
Amerikancı lider tipinin öne çıkan bir diğer figürü ise Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’ydi.
2010’da seçim kampanyasına yasa dışı yollardan maddi kaynak sağladığı iddiasıyla başlayan bir yolsuzluk operasyonu sonrasında siyasetin dışına düştü.
Sarkozy, L’Oreal’in sahibinin eski muhasebecisinin ortaya attığı iddiaları önce komplo ve karalama kampanyası olarak niteledi. Ancak gün geçtikçe Sarkozy’nin bakanlarının aldığı rüşvetler somut olarak ortaya çıkmaya başladı.
Sarkozy “karalama kampanyası” dedikten bir ay sonra iki bakanını feda etmek zorunda kaldı. Ancak bu feda Sarkozy’yi kurtaramadı. Sarkozy önce seçimleri kaybetti, sonra da dokunulmazlığını…
Ardından evine ve işyerine baskınlar düzenlendi, en yakın adamları tutuklandı.
3) RECEP TAYYİP ERDOĞAN
Erdoğan’la ilgili ilk ciddi finans iddiasının sahibi, ülkenin en zengini olan Rahmi Koç’tu. Koç, 2001’de Erdoğan’ın 1 milyar doları olduğunu iddia etti. Ancak Erdoğan’ın resmi malvarlığında pek bir şey görünmüyordu…
Bu büyüklükte bir para resmi malvarlığında hiç görünmediyse de, Erdoğan’ın malvarlığı iktidarının ilk yıllarında yine de ani bir artış gösterdi. Erdoğan’ın bu ani artışı “oğlumdan borç aldım” diyerek açıklamaya çalışması, kamuoyunu tatmin etmiyordu.
Oğlunun düğün altınlarını borç alarak malvarlığı artışını açıklayan Erdoğan, birkaç yıl sonra da oğlunun gemiciğini yine aralarındaki al-ver ilişkisine dayandırıyordu. Oğlan babaya, baba da oğlana borç veriyor, servetler karşılıklı büyüyordu…
Öte yandan Wikileaks’in açıkladığı ABD kriptolarında görüldü ki, CIA dosyasında Erdoğan’ın İsviçre’de 8 gizli hesabı olduğu bilgisi vardı.
Uzatmayalım. Erdoğan da artık siyasi benzerleri Berlusconi ve Sarkozy gibi yolsuzluk operasyonunun hedefinde…
Sonuç ne mi olur? Sarkozy’nin bakan fedası yöntemini izleyen Erdoğan’ın da, aynı sonu yaşayacağı görülüyor!
Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
30 Aralık 2013
İKİ CÜZDAN, İKİ LİDER
Posted by Mehmet Ali Güller in Aydınlık Gazetesi Yazıları, Politika Yazıları on 15/03/2013
ABD’nin siyasal bir güç olarak gerileme sürecine girdiğinin en önemli işaretlerinden biri de yönetememe sorunu olarak ortaya çıkıyor.
Şöyle ki, ABD, 10 yıllık “ulus inşa etme” dönemi içinde işgal ettiği Afganistan ve Irak’ta başta olan her iki isimle de sorunlu bir ilişki yaşıyor. Ancak diğer yanda da Türkiye örneği var…
Gelin bunu iki model olarak inceleyelim:
1. MODEL LİDERLER
ABD’nin işgal ettiği Afganistan’da Taliban’ın yerine başa getirdiği Hamid Karzai, 2004 yılından beri devlet başkanı…
Ancak Hamid Karzai, ABD’nin atadığı devlet başkanı olmasına rağmen, gittikçe Washington’un çıkarlarına mesafe koyan bir yönelime girdi. Hatta işin ironik tarafı, Karzai son günlerde Washington’u, Taliban’la işbirliği yapmakla suçluyor!
Kuşkusuz bunda ABD’nin siyasi geri çekiliş süreci ve Asya’nın yükselişi önemli yer tutuyor.
Benzer durum Irak’ta da geçerli. ABD işgali altında Allavi, Caferi ve Maliki yönetimlerinin sırasıyla hüküm sürdüğü bu ülke, artık Washington’dan değil, Bağdat’tan yönetiliyor. Öyle ki, ABD’nin Irak’ı işgal etmesinin bir numaralı gerekçesi olan “Kürdistan” konusunda bile Washington, Bağdat’ı dikkate almayan adımlar atamıyor.
Maliki yönetimi, Irak’ı bir milli devlet olarak yeniden inşa ediyor. Hatta diyebiliriz ki, Irak şimdi ikinci milli devlet olma hamlesi yapıyor. Bağdat’ın hedefi “Iraklı” kimliği yaratmak!
Burada Karzai ve Maliki’nin sınıfsal konumu da önem kazanıyor.
Maliki’yi, kendinden önceki başbakanlar Allavi ve Caferi’den daha farklı kılan öncelikle sınıfsal konumudur. Allavi ve Caferi Irak’ın burjuvasıyken, Maliki, orta sınıftan.
Hatta Maliki, şimdiki siyasal rakipleriyle de sınıfsal konumu bakımından ayrı düşmektedir. Örneğin Musul’un önemli bir Sünni Arap ailesine mensup olan Meclis Başkanı Usame Nuceyfi, 24 milyar dolara hükmediyor!
Kuşkusuz Karzai’yi, Afganistan içinde varlıklı olarak değerlendirebiliriz. Ancak feodal bir ülke olan yani üretim ilişkilerinin kapitalizm öncesine dayandığı bir ülkede, hele de Gayri Safi Milli Hasılası 7,5 milyar dolar seviyesinde olan bir ülkede, Karzai’nin varlığını, Nuceyfi’yle kıyas bile demeyiz!
2. MODEL LİDERLER
ABD’yle ilişkileri bakımından ikinci modelin en önemli aktörü ise Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’dır.
Siyaseten Erdoğan, işgal edilmemiş bir ülkenin başbakanı olmasına rağmen, ABD’ye işgal edilmiş ülkelerin başbakanlarından daha bağımlıdır.
Burada ayrımı ortaya koyan belirleyici faktörlerin başında kuşkusuz Erdoğan’ın da sınıfsal kimliği gelmektedir. Her ne kadar Başbakan Erdoğan kendisini “zenci Türk” diye nitelese de, ekonomik varlığı onu bal gibi “Beyaz-Türk-Sünni” (BTS) yapmaktadır.
Amerikan hâkim sınıflarının temsilcileri bildiğiniz gibi “White (beyaz), Anglo-Sakson (Irk), Protestan (mezhep)” kelimelerinin baş harfi olan WASP’a mensupturlar. Erdoğan da bir BTS olarak son tahlilde Koç ve Sabancı’nın temsil ettiği sınıfın önde gelenlerindendir.
Kuyumculuktan başbayiliğe ve gemi sahipliğine uzanan ekonomik varlığı, Erdoğan’ı en zenginler sınıfına sokmaktadır.
Erdoğan’la paralellik gösteren diğer iki lider ise Mısır Cumhurbaşkanı Mursi ve Tunus Cumhurbaşkanı Gannuşi’dir. Üçü de Müslüman Kardeş olan bu isimler, ülkelerindeki ekonomik piramidin en tepesindedirler.
Erdoğan’ı ayrıca “ülkeyi pazarlamak” alt başlığı içinde İtalya Başbakanı Berlusconi ile aynı kefeye, ancak bindiği şeyden düşmek kategorisi içinde de ABD Başkanı Bush ile aynı kefeye koyabiliriz!
Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
15 Mart 2013