Posts Tagged Müzakere
Çıkış arayışı mı, tuzak mı?
Posted by Mehmet Ali Güller in CGTN Türk, Politika Yazıları on 25/03/2026
Önce şu haberlere bakalım:
– ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nı açması için İran’a 48 saat süre verdi ama zaman dolarken, “beş gün erteleme” duyurusu yaptı.
– Trump, ABD ve İran’ın anlaşma istediğini, hatta 15 noktada anlaştıklarını ve Mücteba Hamaney’in öldürülmesini istemediğini söyledi.
– ABD basınına göre Türkiye, Mısır ve Pakistan, taraflar arasında mesaj trafiği yürütüyor.
– Trump İran’a saldırı kararı konusunda ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’e şöyle seslendi: “Pete, bence ilk konuşan sendin. ‘Hadi yapalım’ dedin.”
Haliyle bu açıklamalar Trump’ın “çıkış arayışı” olarak yorumlandı.
Ancak hem bir sözü bir sözünü tutmayan Trump’ın sözleri üzerinden sağlıklı bir analiz yapılamayacağı için ama hem de iki kere müzakere masasında İran’a saldıran ABD’ye güvenilemeyeceği için, “çıkış arayışı” değerlendirmesine ihtiyatlı yaklaşmak gerekir.
Washington’un mayın korkusu
Asıl gerçek şu: İran, ABD’ye geri adım attırıyor.
Evet, Trump, 48 saat dolarken “İran enerji altyapısına saldırıyı beş gün erteleme talimatı verdim” dedi, çünkü İran Devrim Muhafızları Washington’u şu kararlılıkla uyardı: “Hastanelerimizi vurdunuz, aynısını yapmadık. Acil durum merkezlerimizi vurdunuz aynısını yapmadık. Okullarımızı vurdunuz , aynısını yapmadık. Ama elektrik santrallerimizi vurursanız aynısını yaparız!”
Evet, Trump, 48 saat dolarken “beş gün erteleme” açıkladı çünkü İran bu tehdit karşısında Arap-Fars Körfezi’ni mayınlama kozunu “ilk kez resmi olarak” ilan etti.
Hürmüz Boğazı’nı kendi gücüyle açamayan, müttefiklerinden de destek alamayan ABD yönetimi, bir de mayın problemiyle karşılaşırsa bu Atlantik dünyası için çok ciddi bir ekonomik kriz demektir. Çünkü mayınların temizlenebilmesi için ABD’nin önce İran engelini ardından da temizlik için gereken zaman engelini aşması gerekir.
Tahran sağlam dayanak istiyor
Trump İran’la müzakere ettiğini açıklıyor ama Tahran yönetimi bunu yalanladı. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ABD’yle doğrudan ya da dolaylı bir müzakerenin olmadığını açıkladılar.
ABD’yle müzakere konusunda iki kere aldatılmış Tahran yönetimi, belli ki müzakereyi bu kez sağlam bir dayanağa bağlamak istiyor. Örneğin İran askeri yetkililerinin ateşkes için Washington’a sunduğu şartlar, o dayanağa işaret ediyor.
ABD’nin lojistik sorunu
Öte yandan Trump’ın “beş gün erteleme” açıklaması, pekala zaman kazanmaya yönelik bir tuzak da olabilir. Zira İran’ı kısa zamanda “yeneceğini” varsayan ABD, gerekli lojistik hazırlık yapmadan saldırıya geçmişti. İran direndikçe ve etkili yanıt verdikçe, ABD mühimmat sorunu yaşamaya başladı. Buna tamir için Girit’e çekmek zorunda kaldığı uçak gemisi gibi olguları da eklediğinizde, Pentagon’un bir “ara zamana ihtiyacı olduğu” görülür.
Nitekim beş bin kadar ABD deniz piyadesinin bölgeye gönderildiğini geçen hafta ABD basını yazmıştı ve henüz ulaşmış değiller. ABD bir kara harekatıyla Hark adasını ele geçirip, Arap-Fars Körfezi için “köprübaşı” tutmak istiyor.
Bunun ise tersine ABD için hem daha çok kayıp hem de girdaba daha çok girme riski barındırdığı ortada.
ABD’nin çıkışı, İsrail’in felaketi
Diğer yandan ABD için çıkış, İsrail için felaket demek. İsrail bu nedenle, Trump’ın “beş gün erteleme” kararına rağmen, sonrasında İran’a füze fırlatmaya devam etti. Yahudi lobisi de dahil İsrail, Beyaz Saray’ı içeride tutmak için her türlü baskıyı yapıyor.
ABD’nin İsrail’in güvenliğini garantiye alamadan İran savaşından çıkması, İsrail’in sonu demek olur. Çünkü İran bu savaşta çok ağır kayıplar vermiş olsa bile büyük bir siyasi kazançla çıkacak. Bu İsrail’in bölgede hegemonya kurarak sınırsız genişlemeye geçme planının çökmesi demek.
İran bölgeyi savunuyor
Olaya sadece bu yönüyle bakıldığında bile İran’ın kendisini savunarak, aslında bölge ülkelerini de savunduğu görülecektir. Zira İsrail açık açık “kutsal kitaba göre bu toprakları bana Tanrı vaat etti, alacağım” diyerek bölgedeki beş altı ülkenin birden topraklarını hedef almaktadır. Üstelik bunu en yetkili ağızlardan dile getirmektedir.
O nedenle ABD ve İsrail saldırganlığına karşı topraklarını savunan İran halkı, fiilen bölge ülkelerinin topraklarını da savunmaktadır.
Mehmet Ali Güller
CGTN Türk
24 Mart 2026
Trump’ın ‘ara güç’ taktiği mi?
Posted by Mehmet Ali Güller in Cumhuriyet Gazetesi, Politika Yazıları on 14/04/2025
ABD aynı anda hem Rusya’yla hem İran’la müzakere yürütüyor. Bu iki müzakere sorunlara gerçekten çözüm arama amaçlı mı yoksa Washington’un baş rakibinin müttefiklerini “ara güç yapma” hamlesi mi?
ABD’nin asıl hedefi, baş rakibi Çin sonuçta. Bunu yaparken de Çin’in müttefiklerini azaltmak istediği elbette düşünülebilir. Nitekim AB’yi dışlamak pahasına Rusya’yla başlattığı normalleşme, çoğunlukla “tersine Kissinger stratejisi” olarak yorumlandı.
Trump’ın hem Doğu Avrupa’daki hem Ortadoğu’daki temel meseleleri iyi-kötü bir çözüme bağlayarak Çin’e karşı daha net harekete geçmek istediği anlaşılıyor.
Rusya ve İran Çin’e sırtını dönmez
Peki Moskova ve Tahran, Çin’e arkasını döner mi? İşte Washington’un yürüttüğü stratejinin açmazı burada: Putin ve Hamaney, ABD’yle “normalleşmek” pahasına Çin’e sırtını dönmez ama Trump’ın bu çabasından fazlasıyla yararlanırlar.
Öte yandan Trump’ın izlediği çizgi, Çin’in müttefiklerini ara güç yapmaya çalışırken, ABD’nin müttefiklerini ara güce dönüştürebilme olasılığı da taşıyor. Transatlantik bir çatlaktan bahsedebiliriz; bu çatlağın AB’yi özellikle ABD’nin başlattığı küresel ticaret savaşı nedeniyle Çin’le daha yakın olmaya itebileceğini söyleyebiliriz.
Kısacası süreçler karmaşık ve öngörülemez nitelikte. Çünkü yeni bir düzenin doğum sancılarını yaşıyoruz.
ABD’nin Rusya ve İran’la müzakereleri
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Wittfof geçen hafta önce Moskova’da Vladimir Putin’le görüştü ardında da Umman’da İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile…
Her iki görüşme de olumlu nitelendi:
Kremlin, Moskova’daki 4 saatlik Putin-Witkoff görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada “Ukrayna krizinin çözümü, çeşitli yönleriyle ele alındı” dedi. Beyaz Saray ise görüşmeyi “Ukrayna’da ateşkes ve nihai barışa yönelik müzakerede yeni bir adım” diye değerlendirdi.
Umman’daki ABD-İran “dolaylı” görüşmesi için Tahran “iki taraf da kabul edilebilir bir anlaşmaya doğru ilerlemekte istekli” derken, Beyaz Saray “görüşmeler çok pozitif ve yapıcı geçti” dedi.
Güzel. Ukrayna’da barış ve İran’la normalleşme, elbette Türkiye’nin de çıkarına.
Neden Witkoff?
”Müzakereci” açısından bu görüşmelerde bir tuhaflık vardı. Tamam, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witfoff, İran’la “nükleer meseleleri ve yaptırımları” konuşacak en doğru kişi. Adı üstünde, görevi ABD’nin Ortadoğu işleri…
Ama Witkoff’un aynı zamanda Putin’le müzakere eden kişi de olması tuhaf değil mi? Rusya’yla neden ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi görüşür? Kaldı ki ABD’nin “Ukrayna ve Rusya Özel Temsilcisi” sıfatını taşıyan görevlisi var: Keith Kellogg.
Ama nedense Washington, Rusya’yla ilgili görevlisi yerine Ortadoğu’yla ilgili görevlisi üzerinden Moskova’yla müzakere etti.
Kellogg’un çok tartışılan ve sonradan ”sözlerim çarpıtıldı” dediği “The Times röportajı” mı nedeni? Sanmıyorum. O röportaj gazete tarafından “Ukrayna, savaş sonrası Berlin gibi bölünebilir” başlığıyla verildi ve haliyle tepki gördü. Ama aslında Kellogg bir gerçeğe, olası bir sonuca işaret ediyordu röportajında: “Ukrayna’nın batısına ‘güvence gücü’ olarak İngiltere-Fransa yerleşecek, doğusunu Rusya kontrol edecek. Ukrayna ve Rusya askerleri karşılıklı 15 km geri çekelecek ve ortada 30 km genişliğinde bir tampon bölge oluşturulacak.”
Trump’ın tercihi değil zorunluluğu
Sonuç olarak Washington’un Moskova ve Tahran’la müzakerelerinin olumlu sonuçlanıp sonuçlanmayacağı net değil ama ABD’nin muhataplarını müzakere masasına oturtan değil müzakere masasına kendi oturan olması önemli.
Rusya’da ABD açısından sürdürülemez bir durum vardı, Biden’ın “uzun savaş” stratejisi Rusya’yı caydırmaktan uzaktı. Trump için Putin’le barış aramak bir tercih değil zorunluluktu.
Aynısı Tahran için de geçerli. Trump İran’ı müzakere masasına önce şartlı oturtmak istedi, ama tehdit dolu mektubu reddedildi. Ardından “doğrudan müzakere” dedi ama Tahran’ın “doğrudan değil, dolaylı müzakere”sini kabul etmek zorunda kaldı.
Tablo, çok kutuplu dünya inşasında inisiyatifin Küresel Güney’e geçtiğini göstermektedir. Kuşkusuz süreç uzun ve inişli çıkışlı olacak, ileri ve geri adımlar atılacak, zikzaklar yaşanacak ama 500 yıllık bir dönemin kapanmakta olduğunu net bir şekilde söyleyebiliriz.
Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
14 Nisan 2025