Posts Tagged Berat Albayrak

Ankara’da ABD-İngiltere çatışması senaryosu

Anımsayacaksınız, Kemal Kılıçdaroğlu’nun 45 yıllık arkadaşı Bülent Kuşoğlu “Erdoğan sonrası için hazırlık yapılıyor, devlet aklı bir şeyler kurguluyor” demişti. 

Meğer böyle düşünen sadece Bülent Kuşoğlu değilmiş. Ankara’da Türk milliyetçilerinden muhafazakarlara, Kürt milliyetçilerinden sosyal demokratlara, geniş bir siyasi çevrede böyle düşünenler var.

İşin ilginç yanı dışişleri ve özellikle güvenlik bürokrasi içerisinde de böyle düşünen azımsanmayacak bir kesim var. 

Siyasi hazırlığın nedeni

Tam bir komploculuk! Sınıf, halk, ekonomi, hatta siyasi partileri bile aşağıda tutarak, yukarıda yapılan bir üst akıl planlaması! Dışarıdaki ana aktörlerden içerideki aktörlere uzanan ekipler çatışması!

Bu tezleri dile getirenlerin ortak yaklaşımı şu: Siyasette bugün yaşananların tamamı, açılımdan yeni anayasa hazırlığına, CHP’ye operasyondan yeni koalisyon hazırlıklarına kadar, her şey ama her şey ABD ile İngiltere’nin çatışmasıymış! Hatta 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO zirvesini de bu çatışma sürecinin yeni bir aşaması olarak dile getiriyorlar.

Evet böyle diyorlar, meselenin esasının yeni dönemde Ankara’da ABD’nin mi İngiltere’nin mi hakim olacağının kavgası olduğunu iddia ediyorlar!

Ankara’da bağımsızlıkçılık erozyonu

Bu tezi dile getirenler açısından en vahimi şu: Ankara’da “bağımsızlıkçılık” büyük erozyona uğramış. Kendilerini Washington ile Londra’nın bilek güreşinde bir alet durumuna indirgeyenler, bu senaryoları savunmakta hiçbir sakınca görmüyorlar ne yazık ki… 

Geçen yüzyılın başında “İngiliz işgalini de ABD mandasını da” reddeden ve “ya istiklal ya ölüm” diyerek Ankara’yı “bağımsız başkent” yapanların yerini, yıllar içerisinde adım adım “ya ABD ya İngiltere” diyenler doldurmuş durumda özetle… 

Bakınız sadece bu değişim bile Türkiye’nin neden NATO’dan çıkması gerektiğini resmediyor aslında: Çünkü Ankara’da böyle düşünebilme “aklını” inşa eden Amerikancılıktır, Atlantikçiliktir, NATO’culuktur.

Hep söyleriz: Türk bağımsızlıkçılığı ve antiemperyalizmi Atlantik’te boğuldu.

Londracıların tasfiyesi iddiası

Peki bu tezi dile getirenlere göre ABD-İngiltere çatışmasının siyasi izdüşümü ne? Özel-İmamoğlu ekibi ile AKP içindeki Gül, Arınç ve benzerleri İngiltereciymiş. Haliyle karşısındakiler de Amerikancı oluyor. Ama bu Amerikancılığı “Türkiyeci bir Amerikancılık” diye savunuyorlar! 

AKP, MHP, Kılıçdaroğlu’nun CHP’si ve “Türkiyeci bir yapıya” dönüştürülecek DEM ve diğer bazı partileri “Türkiyeci Amerikancılık” cephesi olarak resmediyorlar ve bu dört partideki tasfiyeleri “Londracıların temizliği” diye değerlendiriyorlar. (Halbuki İngiltereci Gül, Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adayıydı!)

Peki son günlerde artan “AKP’de kim ikinci adam olmalı” tartışmaları da bu eksende mi? İzliyorsunuzdur; “Berat Albayrak Erdoğan’ın sağ kolu olsun” diyenler, “Bilal Erdoğan AKP’nin başına geçmeli” diyenler, “Esas güçlü aday Berat Albayrak” diyenler, “Hakan Fidan devletin adayıdır” diyenler…  

Komplo neyi örtüyor? 

Bu senaryolar gerçekçi değil. Dahası olanın üzerini örtmeyi amaçlar nitelikte. 

Türkiye’de kökleri Osmanlı’dan ve Cumhuriyetin ilk yıllarından kalma bir “İngiliz aklı” efsanesi var. Bunlara göre dünyada her şeyi İngilizler planlar. Evet, İngiltere küresel liderken bu doğruydu ama 1945’ten sonra tablo değişti, İngiltere’nin yerini ABD aldı. İngiltere’nin ABD’yle bir ülkenin başkentinde iktidar yarışına girecek bir konumu yok. Bir kere bu çapta ekonomisi yok. Bugün sistem açısından aslında İngiltere bile Amerikancı! Dolayısıyla Londracılık da aslında Washingtonculuktur.

Olanı ABD-İngiltere çatışması diye sunanlar, aslında kendi Amerikancılıklarını kamufle etmeye çalışıyorlar. ABD’ye dayanarak iktidarlarını sürdürebilmek için rakipleriyle mücadelelerini “Londracıların tasfiyesi” diye propaganda etmeye çalışıyorlar. 

Maliye Bakanı İngiltere vatandaşı olan bir iktidarın Londracılarla mücadele ettiğinin propaganda edilmesi, aynı zamanda senaristlerin zor durumuna işaret ediyor.

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
18 Haziran 2026

, , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum bırakın

Fidan neden hedef?

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan açılımı sabote mi ediyor? DEM Partili Cengiz Çandar bu gerekçeyle Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı ağır sözlerle hedef aldı. Çandar TBMM’deki konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenerek, “Dışişleri Bakanınıza ayar verin” dedi!

Çandar, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın “Tekrar askeri yollara başvurmak istemiyoruz ancak SDG, ilgili aktörlerin sabrının tükenmekte olduğunu anlamalıdır” sözlerini anımsatarak, bunun Erdoğan ve Bahçeli’nin çizgisine aykırı olduğunu savundu. (Cumhuriyet, 19.12.2025) 

Ensarioğlu da Fidan’ı hedef aldı

Erdoğan-Bahçeli ile Fidan’ın açılım tutumları bu denli farklı olabilir mi? Bu iki tutum farkı, iktidarın siyaset yapma tarzı ya da müzakere yürütme yöntemi olamaz mı? Genel kanaat Fidan’ın elbette Erdoğan’ın tutumuna rağmen farklı bir tutum alamayacağı şeklinde.

Peki o zaman DEM’liler gibi kimi AKP’lilerden de Fidan’a benzer tepki gelmesi ne anlama geliyor? 

Örneğin AKP Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu’nun Hakan Fidan’a gösterdiği tepkinin düzeyi, DEM’li Çandar’ınkinden aşağı kalır değil. Ensarioğlu, Rudaw TV’deki programda, Fidan’ın SDG’yi hedef alan sözlerine tepki göstererek, “Cumhurbaşkanı’nın iradesine aykırı tavır gösteren kişi ya görevi bırakır ya da görevden alınır” dedi. (Cumhuriyet, 21.12.2025)

Yaşar Güler’e neden sessizler?

DEM’li Cengiz Çandar Erdoğan’dan Fidan’a ayar vermesini, AKP’li Galip Ensarioğlu da Fidan’ın ya istifa etmesini ya da görevden alınmasını istiyor. 

DEM’li ve AKP’li iki isimden gelen bu sert tepkiler, ikilinin “açılım sürecini koruma” isteğinden mi? Elbette böyle düşünülebilir. Ama aynı ikili en az Hakan Fidan kadar SDG konusunda sert açıklamalar yapan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler için neden benzer şeyler söylemiyorlar? 

Örneğin Yeni Şafak, Yaşar Güler’in SDG’yi hedef alan sözlerini “Bakan Güler’den SDG’ye net mesaj: Kimseye sormaz gerekeni yaparız” başlığıyla dün birinci sayfadan öne çıkardı.

Güler’in sözleri Fidan’ınkinden daha mı hafif? Neden Çandar-Ensarioğlu ikilisi Güler’i değil de Fidan’ı hedef alıyor? Eski Genelkurmay Başkanı da olan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in etkisinin Fidan’ınkinden daha mı zayıf olduğunu düşünüyorlar? Güler’in sözlerinin ağırlığının Fidan’ınkinden daha hafif olduğunu mu değerlendiriyorlar?

AKP içinde klikler çarpışması mı? 

Anadolu halkı “Osmanlı’da oyun çok” derdi. Yavuz-Kürt İdris ittifakının modern versiyonunun sahnelendiği şu süreçte, benzer değerlendirmeyi yapabiliriz. Zira iktidarın açılım politikası ile iktidar içindeki güç merkezlerinin birbiriyle mücadelesi iç içe yürüyor gibi. Ankara kulislerinde “Erdoğan sonrası” için güç çarpışması yaşandığı konuşuluyor. 

Örneğin Fidan’ın medya ve sosyal medya üzerinden parlatma ve öne çıkma çalışması yaptığı iddia ediliyor. Bu nedenle Fidan’a “TikTokçu” diyenler bile var. 

Diğer yandan Bilal Erdoğan’ın son bir iki aydır öne çıkmasına ve yaptığı açıklamaların alt mesajlarına önemle dikkat çekiliyor. 

En ilginci de şu: Merkezinde Haber Türk’ün olduğu medya-sanat dünyasına yapılan operasyonların bayraktarlığını Sabah gazetesi yürütüyor. Muhafazakar mahalleye sıçrayan, dolayısıyla iktidara da bir ölçüde zarar veren bu operasyonlarda Sabah neden bayraktarlık yapıyor? Yoksa bu operasyonların aynı zamanda AKP içindeki “hedef” bir güç merkezini zayıflatacağı mı hesaplanıyor? Sabah grubu Haber Türk grubunu hedef alarak aslında Damat Berat Albayrak’a alan açmaya mı çalışıyor? 

Ankara kulislerine yansıyan bu değerlendirmeler, oyun içinde oyun olduğuna işaret ediyor. Mesele bazı muhalif kesimlerin iddia ettiği gibi “İBB kumpas davasını kamuoyunun gündeminden düşürmek için medya-sanat dünyasına uyuşturucu operasyonu yapıyorlar” basitliğinde ele alınmamalıdır. Tersine muhalefet bu operasyonlar ile klikler çarpışması arasında bir bağ olup olmadığının üzerinde önemle durmalıdır.

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
22 Aralık 2025 

, , , , , , , , , , ,

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın