Posts Tagged Jose Manuel Barroso

ENERJİ SAVAŞINI KİM KAZANDI?

Türkmenistan gazını Avrupa’ya taşıyacak Nabucco Projesi’ne, en başından beri ölü bir proje olarak bakıyoruz.

Proje, ABD Avrasya Enerji Kaynakları Özel Temsilcisi Richard Morningstar ile senatör Richard Lugar’ın koordinatörlüğünde Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Avusturya başbakanları ile AB Komisyonu Balkanı Jose Manuel Barroso tarafından 13 Temmuz 2009’da imzalandı. İlginçtir, anlaşmaya gazı olan hiçbir ülke katılmamıştı!

Başbakan Erdoğan törende “Türkiye’yi doğalgazda 4. büyük ana arter yapacağız” demiş ve Türkmenistan ile birlikte Azerbaycan, Irak ve Mısır’ı da projeye katılmaya davet etmişti!

Oysa hem Türkmenistan hem de Azerbaycan, o sırada Rusya ile yeni anlaşmalar imzalıyorlardı!

OBAMA, BİZZAT GÜL’DEN İSTEDİ

Türkiye’nin projeye katılmasını Washington istemiş ve bizzat ABD Başkanı Obama Nisan 2009’daki Ankara ziyaretinde Gül’e iletmişti. Ardından konu Mayıs ayında Prag Zirvesi’nde netleşmişti.

AB gazeteleri gelişmeyi “Türk gaz anlaşması Rus boyunduruğunu kırdı”, “Avrupa ve dünya dengelerini değiştirecek proje için Türkiye ikna edildi” diye duyurmuştu. İngiliz Guardian gazetesi, “Türkiye’nin Avrupa enerjisine bekçilik yapacağını” yazmıştı.

NABUCCO BARZANİSTAN PETROLÜ MÜ TAŞIYACAK?

Ancak proje bir türlü hayata geçmedi. 8 milyar avro olarak hesaplanan maliyet, proje başlamadan 15 milyar avroya kadar çıktı. Üstelik gerekli tedarikçiler de bulunamadı.

Bu süreç içerisinde Nabucco’nun Barzanistan’ın petrollerini taşıyabileceği bile gündeme geldi.

Nabucco’nun tam karşısında yer alan Rusya’nın Güney Akım projesi ise beklenenden hızlı ilerledi. Dahası, AKP hükümeti bile Güney Akım’a katılmak durumunda kaldı. Enerji Bakanı Taner Yıldız, sağlık sorunları nedeniyle Moskova’ya gidemeyen Erdoğan’ın yerine, Putin’le imzaladı anlaşmayı!

MACARİSTAN NABUCCO’DAN ÇEKİLDİ

Tüm bu gelişmeler yaşanırken, ortaklardan birinin çekilmesi Nabucco’ya ağır darbe vurdu. Nabucco’nun altı ortağından biri olan Macaristan, geçen hafta ortaklıktan ayrılma kararı aldığını duyurdu! Macaristan’ın gerekçesi ise projenin finansman ve doğal gaz kaynaklarının hâlâ belirsiz olması…

Alman Frakfurter Allgemeine Zeitung gazetesine göre AB şimdi projenin daha küçük bir kapasiteyle hayata geçirilmesinin mümkün olup olmadığını inceliyor. Gazeteye göre çöken Nabucco projesinin yerine Bulgaristan – Türkiye sınırından Avusturya’ya uzanan bir doğalgaz boru hattı üzerinde düşünülüyor.

ABD KAYBETTİ, RUSYA VE İRAN KAZANDI

31 milyar metreküp kapasiteli 4 bin kilometrelik Nabucco boru hattının inşasına gelecek yıl başlanması ve 2017 yılında gaz pompalanması hedefleniyordu.

Peki, Nabucco çökerken bölgede hangi projeler ilerledi?

1.) Rusya’nın 63 milyar metreküp kapasiteli Güney Akım projesi hızlandı. Türkiye’nin de sonunda dâhil olduğu projenin 2015 yılında faaliyete geçeceği belirtiliyor. Rusya’nın İtalya ile başlattığı projeye 2011’de Fransa ve Almanya katılmıştı. Ortaklıkta Rusya’nın payı yüzde 50.

2.) İran, Irak, Suriye ve Lübnan ile 5600 kilometrelik bir boru hattı anlaşması imzaladı.

3.) Azerbaycan’dan Avrupa’ya yeni bir doğalgaz boru hattı yapılması için imzalar atıldı. Projeye BP öncülük ediyor.

Yani bölgedeki enerji savaşlarını, bu aşamada Amerika kaybetti, Rusya ve İran kazandı.

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
30 Nisan 2012

, , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum bırakın

AB, ÇİN’DE ‘KÖŞEYİ DÖNDÜ’

Başlıktaki sözler, AB Konseyi Başkanı Herman van Rompuy’a ait; AB Konseyi Başkanı’na göre Pekin, AB’nin sadece virajı almasını sağlamadı, aynı zamanda köşeyi de dönmesine yardım etti.

Bu sözlerdeki kuvvetli anlamı incelemek için başa dönelim en iyisi…

KRİZE TEK ÇARE: ÇİN

AB, Avro bölgesindeki mali krizi bir türlü aşamıyor. Benzer ekonomik sıkıntılar içindeki ABD’nin de AB’ye ciddi bir yardımı söz konusu değil.

AB yöneticilerinin de tespit ettiği gibi, tek çare Çin’dePekin’in 3 trilyon doları bulan döviz rezervinin, dünyayı bu gidişattan kurtarabileceği belirtiliyor.

AB’nin lider ülkesi Almanya’nın başbakanı Angela Merkel, işte bu konuda yardım istemek üzere, bu aybaşında Pekin’i ziyaret etmiş ve mevkidaşı Wen Jiabao’yla görüşmüştü.

Ancak Wen Jiabao, “avroyu kurtarma operasyonuna katılma ihtimalini değerlendireceklerini” söylemekle yetinmiş ve Merkel’e “borç krizinin Avrupa’nın öz gayretiyle atlatılabileceği” öğüdünü vermişti.

AVRUPA, ASYA’YA BAĞIMLI

Pekin’de yapılan 14. Çin – AB Zirvesi, bu konuda Avrupa’nın yeniden Çin’in kapısını çalmasına vesile oldu: Zirve’nin gündemini beklendiği gibi, Avro bölgesindeki şiddetli kriz oluşturdu.

Çin Başbakan Wen Jiabao, AB Konseyi Başkanı Herman van Rompuy ve Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ile yaptığı görüşme sonrasında düzenlenen ortak basın toplantısında, Brüksel’i rahatlattı: “Çin, AB’nin borç sorununun çözümü çabalarında katılımını artırmaya hazırdır.

Wen Jiabao’nun AB’yi büyük oranda rahatlatan bu sözlerinin ardından, AB Konseyi Başkanı Herman van Rompuy’un, başlığa aldığımız memnuniyeti geldi. Çin’in Avro Bölgesi’nde mali istikrarın güvenceye alınmasında işbirliğine hazır olmasını memnuniyetle karşıladıklarını belirten van Rompuy, “Sadece önemli bir virajı geçmekle kalmadık, aynı zamanda bir köşeyi de dönmüş olduk” diye konuştu.

Van Rompuy’un şu sözleri ise Atlantik bölgesinin geldiği yeri göstermesi bakımından anlamlı: “AB ile Çin artık kesinlikle bir karşılıklı bağımlılık dönemine girmiştir. Hedefimiz bu giderek büyüyen karşılıklı bağımlılığı ortak fırsatlara dönüştürmeye devam etmektir.”

Çin’in AB’ye bağımlı olmasını gerektirecek bir durum söz konusu olmadığına göre, van Rompuy bu sözleriyle aslında, Avrupa’nın Asya’ya bağımlılığını ilan ediyordu…

ÇİN, ÇİFTE KAZANÇLI

Derin kriz içindeki AB, Pekin’in kararıyla, elbette önemli bir ilaca kavuşmuş oldu. Ancak Çin’in toplamda kazancı daha büyük gibi görünüyor…

Meselenin ekonomik ayağında şu kazanım var: Pekin yönetimi uzun zamandır AB’ye ihracat ve yatırımdaki bazı engelleri kaldıracak olan statünün kendisine tanınması için bastırıyordu. Avrupa ise buna direniyordu.

14. Çin – AB Zirvesi’nin sonuç bildirgesinde de görüldüğü gibi, Avrupa Çin’e artık bu statüyü verdi: “İki tarafın, Çin’in AB içinde ‘tam piyasa ekonomisi’ statüsüne kavuşma çabalarını hızlandırma konusunda hemfikir olduğu…”

Ya siyasi kazanım?

Aslında Çin, o kazanımı daha Zirve başlamadan sağlamıştı!

AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton’un yaptığı çağrı, oldukça anlamlıydı. Ashton’un, BRICS ülkelerine (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Amerika) yaptığı “ekonomik gücünüzü, siyasi güce çevirin” çağrısı, dünyanın yeni dönemine işaret ediyor.

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
16 Şubat 2012

, , , , , ,

Yorum bırakın

%d blogcu bunu beğendi: