Posts Tagged Panama Kanalı

Amerikan mandası

ABD Başkanı Donald Trump Kongre konuşmasında açıkladı: Zelenski kendisine bir mektup göndermişti. 

Trump’ın kürsüden bir kısmını okuduğu mektuba göre Zelenski iki geri adım attı: 1) Rusya’yla barış için müzakere masasına oturmayı ve 2) ABD ile nadir elementler için anlaşma imzalamayı kabul ediyordu.

Üç günde değişen bu durum nedeniyle mektubu “Zelenski’nin Trump’a teslimiyeti mektubu” olarak niteleyebiliriz.

Sorun şu ki Zelenski şimdi öncekinden de ağır bir anlaşma imzalamak zorunda kalacak ve bir piyon olarak ülkesini “Amerikan mandası” haline getirecek.

Zelenski’ye darbe tehdidi

Zelenski’nin bu kadar hızlı teslim olmasını sağlayan iki temel faktör var: Darbe sopası ve İngiltere’nin rolü.

Önce darbe sopasına bakalım: 1) Ukrayna Parlamentosu, resmi bir açıklama yaparak, ABD’nin barış girişimini ve nadir element anlaşmasını kabul ettiklerini ilan etti. Böylece Zelenski’nin tutumunun aksine bir pozisyon belirlemiş oldu. 2) Bazı Ukrayna milletvekilleri, ABD’nin desteğini kaybettiği için Zelenski’nin azlini (görevden alınmasını) istedi. 3) Emperyalist ABD’nin görevlisi Elon Musk, barışı kabul etmesi şartıyla Zelenski’ye üçüncü bir ülkede af/sürgün/sığınma teklif etti. 3) ABD liderliği Zelenski’yi seçim yapmadığı için meşru olmamakla, mali yardımları harcama şekli nedeniyle yolsuzlukla ve yüzde 4’e düşen oyuna rağmen diktatörlükle suçladı.

İngiltere’nin ise daha “inceltilmiş” yöntemlerle konuyu ele aldığı anlaşılıyor. The Times’a konuşan üst düzey bir İngiliz yetkilisine göre Londra Zelenski’den 1) Kurallara göre oynamasını, 2) Trump’a saygı göstermesini ve 3) müzakere masasına oturmasını istedi.

Sonuç olarak Zelenski üç gün önce reddettiği iki talebi de yerine getireceğine söz verdiği bir teslimiyet mektubu yazdı. Kuşkusuz sonucu ne acı ki artık Ukrayna halkı için daha ağır olacak.

Trump’ın saldırganlığı

Trump, Kongre’deki uzun konuşmasında Zelenski’nin teslimiyet mektubu nedeniyle keyifliydi. Emperyalist ABD’yi haraç toplayarak ve zorla sınırlarını genişleterek büyüteceğini açık açık ortaya koydu konuşmasında.

Trump, Grönland‘a hem ABD’nin ulusal güvenliği nedeniyle hem de uluslararası güvenlik nedeniyle ihtiyaçları olduğunu iddia ederek, “öyle ya da böyle Grönland’ı bir şekilde alacağız” dedi. Kızılderilileri katlederek topraklarına el koyanların torunları, emperyalist iştahlarıyla aynı kötülükleri sergileme peşindeler yani.

Grönland Başbakanı Mute Bourup Egede ise Trump’ın sözlerine yine tepki gösterdi ve “biz satılık değiliz” dedi.

Trump ayrıca “Geçmişte biz yapmıştık, o nedenle Panama Kanalı’nı geri alacağız” diyerek Güney Amerika’ya saldırganlığını sürdürdü. Kuzeyindeki Kanada’yı ise zaten 51. eyaleti sayıyor ve Kanada Başbakanı Trudeau’ya ABD’nin valisi muamelesi yapıyor.

İngiltere’nin çabası

Trump konuşmasından önce Çin, Kanada ve Meksika’ya tarife arttırarak, ticaret savaşını da yükseltmişti. Üç ülke de aynı şekilde ABD’ye yanıt verecek. 

Trump’ın, ABD’nin en önemli müttefiklerini Çin’le yan yana getiren bu uygulamalarının Avrupa’ya da sıçramış olması, İngiltere’yi harekete geçmeye zorlamış görünüyor. 

Yukarıda özetlediğimiz İngiltere’nin girişiminin Zelenski’yi “ikna” etmekle sınırlı olmadığı, Londra’nın Atlantik sistemini kurtarmak için çaba sarfettiği, bu amaçla Washington ile Brüksel arasında arabuluculuk yaptığı anlaşılıyor. 

Trump ile Avrupa sağının bir tarafta, ABD’nin diğer yarısı ile Avrupa’nın büyük kısmının diğer tarafta cepheleştiği bu tablo hem her iki kıtayı kendi içinde bölüyor hem de iki kıtayı karşı karşıya getiriyor.

Küresel Güney için memnuniyet verici bir durum elbette…

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
6 Mart 2025

, , , , , , , , ,

Yorum bırakın

Gazze’yi alan, California’yı verir

ABD Başkanı Donald Trump el yükseltti: Daha önce Filistinlileri Gazze’den sürme niyetini açıklayan Trump, İsrail Başbakanı Netanyahu’yla ortak basın toplantısında “ABD Gazze’yi devralacak, oraya sahip olacağız” dedi.

Ama baştan belirtelim: Gazze’yi almaya kalkan, California’yı verir! Çünkü:

Yayılmacı Trump

Evet, Trump “Filistinlileri Gazze’den Mısır ve Ürdün’e sürme” hedefini ilan etti; Netanyahu “Ortadoğu’da Trump’la yeni harita çizeceklerini” söyledi; Trump Netanyahu’ya hak verdi, “masası Ortadoğu büyüklüğünde ise kaleminin İsrail küçüklüğünde olduğunu” belirtti; ardından Trump “ABD’nin Gazze’ye sahip olacağını” açıkladı; Netanyahu bunun “tarihi değiştirecek” önemde bulduğunu belirtti.

Böylece Trump “Amerika’yı yeniden büyük yapma” programının yayılmacı içeriğine Grönland, Kanada ve Panama Kanalı’ndan sonra Gazze’yi de ekledi. Yayılmacı Trump’ın söylemesiyle Google Harita, Meksika Körfezinin adını Amerika Körfezi diye değiştirdi bile…

USAID’ı yayılmacı programa uyarlama

Trump koltuğa oturmasının üzerinden daha 15 gün geçmeden, ABD’yi dört uluslararası organizasyondan çekti: Çin ve Küresel Güney’e tepki nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü ve Paris İklim Anlaşması’ndan; Filistin’e destek verdiği için BM İnsan Hakları Konseyi ile BM Yakındoğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındılık Ajansı’ndan (UNRWA) çekildi.

Trump ayrıca “İran’a azami baskı” politikası için bir başkanlık kararnamesi imzaladı. 

Trump ve Devlet Verimlilik Dairesi’nin (DOGE) başına atadığı Elon Musk’ın ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı‘na (USAID) karşı yaptığı hamleler ise kirli geçmişe sahip bu örgütü yok etmek için değil, bu örgütü daha kirli bir şekilde kullanabilmek içindir. 

Evet, emperyalist ABD’nin yumuşak güç aygıtlarından USAİD özellikle 90’larda Doğu Avrupa’daki antikomünist dönüşümde, sonrasında çeşitli renkli darbelerde görev aldıysa da, son yıllarda daha çok kültürel konularda çalışmaktaydı. Bunu yetersiz göre Trump ve Musk’a göre USAID bütçesinin hakkını vermiyor, ağırlıkla LGBT’lileri destekliyor! 

Sonuç olarak Trump ve ekibi, USAID’i Dışişleri Bakanlığı’na bağlayıp (belki adı dahil) yeniden dönüştürerek, yayılmacı programa uygun bir şekilde kullanmak istiyor. Musk’ın USAID’i -öyle olmadığı halde- “ABD’den nefret eden radikal solcu Marksistlerden oluşan bir yılan yuvası” diye nitelemesi ise işte bu dönüşüm için gerekli olan neo-McCarthy’ciliktir.

Dijital/tekno-neoliberalizm

Trump ve ekibi, esas olarak neoliberal programdan daha ötesini temsil ediyor. Trump’ın orkestra şefliğindeki yeni iktidar, ağırlıkla sosyal medya devleri, yeni teknoloji şirketleri, kripto paracılar, yeni finans kapital şirketlerinin doğrudan ya da dolaylı temsilcilerinden oluşuyor. (Bu sermaye ve programı için yeni bir kavramsallaştırma şart; örneğin Yanis Varoufakis’in “tekno feodalizm”i dar kalıyor bu “dijital/tekno-neoliberalizm” için.)

Son 20 yılda adım adım semirerek ABD’nin en büyük sermaye grubu haline gelen ve bugün Trump’ın arkasına dizilen bu kesim, Amerikan devlet aygıtını kendi çıkarlarına göre yeniden biçimlendirmeye çalışıyor. Trump-Musk sağcılığı üzerinde şekillenen bu girişim ise kaçınılmaz olarak ABD içindeki güç mücadelesini sertleştirecektir.

Bu mücadelenin sertleşmesi ise hem bazı eyaletlerin (aslında devletlerin) Amerika Birleşik Devletleri’nden ayrılma eğilimini hem de iç savaş riskini artıracaktır. O nedenle Gazze’yi almaya kalkan, California’yı vermek zorunda kalacaktır.

15 gün içinde Grönland nedeniyle müttefiki AB ile ve Gazze nedeniyle müttefiki Körfez ile gerilen ABD, asıl içeride gerilecek sorunlara gebedir.

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
6 Şubat 2025

, , , , , , , , , , ,

Yorum bırakın

Trump’ın Panama ve Grönland saldırganlığı

Donald Trump, daha koltuğa oturmadan emperyalist ABD’ye özgü iki saldırgan ve yayılmacı politika açıkladı. 

İlki Panama Kanalı ile ilgiliydi. Trump, Panama’yı kanaldan yüksek ücret istemekle suçladı ve düzgün yönetilmediği takdirde ABD’ye geri verilmesini isteyebileceğini söyledi. 

Trump’ın ikinci küstahlığı ise Grönland’la ilgiliydi: “Ulusal güvenlik ve dünya genelinde özgürlük için ABD, Grönland’ın mülkiyet ve kontrolünün mutlak bir zorunluluk olduğunu düşünüyor.”

Arktik Okyanusu’nun önemi

1914 yılında emperyalist ABD’nin çıkarları için kanlı bir şekilde açılan Panama Kanalı’nın mülkiyeti, 1977 yılında yapılan anlaşmayla Panama’ya geçmiş ve kanal 1999’da bu ülkeye devredilmişti.

Gönland, Danimarka’ya bağlı özerk bir bölge. Eski ABD Başkanı Harry Truman 1946’da Grönland’ı satın almak için Danimarka’ya 100 milyon dolarlık altın teklif etmişti. ABD’nin Grönland’a sahip olma isteğinin gerekçesi zengin uranyum, altın, petrol ve gaz rezervlerinin bulunmasıydı. 

73 yıl sonra bir başka ABD Başkanı Donald Trump da Grönland’ı satın almak istemişti. Washington’un gerekçesi artık farklıydı: Arktik Okyanusu’nun stratejik önemi. Konu ABD ile Danimarka arasında diplomatik krize neden olmuştu. Trump açıklamasıyla, başkanlığının ikinci döneminde de bu emperyalist politikasını sürdürereceğini göstermiş oldu. 

ABD topraklarını nasıl genişletti?

ABD, kurulduğundan bu yana yayılmacı ve genişlemeci bir ülkedir. Trump’ın açıklamaları, ABD’nin doyumsuzluğunu ve fırsat bulduğunda yeni yerlere genişleme peşinde olduğunu ortaya koymaktadır. Üstelik ABD bu yayılmacılığını, Trump’ın açıklamasında da olduğu gibi, “dünya genelinde özgürlük sağlanması” diye açıklıyor. Tersine özgürlük, emperyalist boyunduruktan kurtulmaktır!

ABD’nin şu andaki yüzölçümü 9.5 milyon kilometre karedir. Oysa kurulduğunda, Mississippi Nehrinin doğusundaydı ve arada Kızılderili bölgesi de vardı. Önce onları katletti, sürdü ve topraklarını genişletti; ardından yeni katliamlarla kıtanın diğer bölgelerine doğru yayıldı.

1803 yılında 1 milyon 425 bin km karelik Lousiana’yı, 1819’da 96 bin km karelik Florida’yı, 1845’te 625 bin km karelik Texas’ı Meksika’dan kopararak, 1846’da 460 bin km karelik Oregon’u, 1867’de Alaska’yı Rusya’dan 7 milyon 200 bin dolara satın alarak, 1848’de 660 bin km karelik California’yı, 1857’de Pasifik’te Howland ve Baker adalarını, 1867’de Pasifik’te Midway adalarını, Hawai’yi, Filipinleri topraklarına kattı. 

ABD’nin genişlemesinin ayrıntılarını anlatmaya bu köşe yetmez. Özetlersek, ABD, yaklaşık 100 yıl boyunca savaş ve saldırganlıkla Meksika’nın topraklarını adımı adım kendine kattı; Pasifik’teki saldırganlığıyla pek çok adayı topraklarına kattı; neredeyse bütün Latin Amerika ülkelerine müdahale etti ve ekonomilerini sömürdü.

ABD en son 1976’da genişledi: Kuzey Mariana Adaları “siyasi yapıya dahil olmadan ABD dış bölgesi” yani sömürgesi haline geldi. 

ABD Kolombiya’yı bölerek kanal açtı

ABD’nin, daha kısa mesafede daha kârlı deniz ticaret için bir kanal açmak istemesi süreci de çok kanlı oldu. ABD kanalı açmak istediği Kolombiya topraklarını ele geçirmek için çeşitli şirket operasyonları yaptı. Sonra Kolombiya’da 1855’te bir demiryolu kurdu. Demiryolu hattına saldırıları bahane ederek bölgeye altı kez askeri müdahalede bulundu. 

Ancak her şeye rağmen Kolombiya ABD’ye toprak vermeyi reddetti. ABD bunun üzerine kanalı planladığı bölgede 1903 yılında bir ayaklanma çıkarttı. Ayaklananlar Kolombiya Cumhuriyeti’nden ayrılarak Panama Cumhuriyeti’ni kurduklarını ilan ettiler. ABD hemen bu yeni ülkeyi tanıdı ve “Panama’nın bağımsızlığını korumayı” üstlenen bir anlaşma imzaladı. Elbette bir de 10 mil derinlikte bir koridoru ABD’ye bırakan bir anlaşma yaptı!

Kanal 1914’te tamamlandı. Yapımı sırasında 28 bin işçi öldü! ABD kanal dışında Panama Körfezi’ndeki beş adayı da aldı. 

ABD sonraki yıllarda kanalı elinde tutabilmek için Panama’ya silahlı müdahalelerde bulundu, darbeler yaptırdı ve iktidarlar değiştirdi.

ABD müttefiklerine de saldırgan

Özetle, ABD milyonları katlederek, milyon kilometre kareleri gaspederek, zenginliklerine el koyarak büyüdü. Hâlâ da “dünya genelinde özgürlük sağlamak” yalanı üzerinden toprak ele geçirmeye çalışıyor. 

Demokrasi diyerek başka ülkeleri işgal eden, özgürlük diyerek başka ülkeleri bölen, insan hakları diyerek başka ülkelerde ayaklanma kışkırtan emperyalist ABD, tüm dünyanın baş düşmanıdır. 

Üstelik gittikçe müttefiklerine karşı da saldırganlaşan, onlara yaptırım uygulayan, hatta 51. eyalet yapma tehdidi savuran bir ABD var çünkü…

Emperyalist ABD’ye karşı kesin tutum almak ve onu dizginlemek için işbirlikleri yapmak bugün dünya açısından en önemli ihtiyaçtır.

Mehmet Ali Güller
CGTN Türk
24 Aralık 2024

, , , ,

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın