Posts Tagged Hazar

Hazar’da ortak cephe olasılığı

Yinelemek pahasına şu iki saptamayla başlayalım: 

1) ABD’nin İran’a saldırısı, “ana strateji” düzleminde, ABD’nin Asya’yı ve Çin’i hedef almasının aşamasıdır.

2) Ankara’daki NATO zirvesi ve 6 maddelik sonuç bildirisi, NATO üyelerine Rusya’ya ve İran’a karşı konumlanma görevi yüklemektedir. 

Ankara’daki NATO zirvesinin önemi

ABD’nin NATO aracılığıyla müttefiklerine dayattığı bu planlama haliyle en çok Türkiye’yi etkileyecektir. Türkiye Ukrayna-Rusya savaşında “aktif tarafsızlık” izledi, ABD-İran savaşında ise dört füze kışkırtmasına rağmen ABD’ye üslerini ve hava sahasını kullandırmadı ve savaşın dışında kalabildi. 

Ancak NATO’nun 7-8 Temmuz tarihli Ankara zirvesi bu açıdan bir değişiklik dayattı. İstanbul Boğazı’ndaki yeni deniz komutanlığı Ukrayna ile, Adana’daki yeni NATO kolordu karargâhı da Doğu Akdeniz-Ortadoğu ile ilgilidir. Haliyle ABD ve İngiltere’nin Türkiye’yi Rusya ve İran’a karşı pozisyonlamasıyla ilgilidir.

Netanyahu ve Zelenski’nin hedefleri

İsrail Başbakanı Netanyahu ile Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’nin peşi sıra Washington’da bulunmaları elbette bir planlamayla ilgili. Her iki isim taktik düzeyde ABD’den destek almanın ve stratejik düzeyde ABD’ye eklemlenmenin peşinde: 

– Netanyahu taktik düzeyde ABD-İran anlaşmasını önleyebilmenin yolunu ararken, stratejik düzeyde ABD’ye eklemlenerek Ortadoğu’da genişlemek ve merkez ülke olmak istemektedir. 

– Zelenski ise taktik düzeyde Trump yönetiminden yeniden almaya başladığı desteği artırmanın ve stratejik düzeyde Ukrayna’yı NATO’ya bağlamanın peşindedir.

Ukrayna Hazar’da İran gemisini neden vurdu?

Ukrayna’nın Hazar Denizi’nde İran gemisini vurmasının anlamı işte buradadır. Zelenski, taktik düzeyde Rusya-İran tedarik hattına saldırarak iki ülkenin silah sevkiyatına müdahale edebileceğini ve buradan hareketle Trump’a “Rusya-İran askeri ortaklığını” hedef alabileceğini göstermek istedi. 

Zelenski’nin “iki savaşı birleştirme” amacı elbette öncelikle Washington’un desteğini artırmak istemesiyle ilgili ve Trump yönetiminin şu ana kadar “iki savaşı ayrı ele alma” şeklinde götürdüğü planlamaya da uymuyor. Ancak Trump yönetiminin son birkaç aydır Ukrayna-Rusya savaşı konusunda yeniden söylem değiştirmesi, Alaska’da bir anlaşma yapmadıklarını belirtmesi ve daha önemlisi Pentagon’un yeniden Ukrayna’ya askeri destek vermeye başlaması bir durum değişikliğine işaret ediyor. NATO zirvesi kısa sonuç bildirisinden “Rusya’ya karşı Ukrayna’ya ve İran’a karşı ABD’ye (ve elbette İsrail’e) destek” çıkması da bir strateji değişikliğine işaret ediyor. 

Dolayısıyla ABD açısından “Asya’ya karşı geniş cephe” stratejisi, koşullarını bulabilirse, hayata geçirilmek istenecektir. 

ABD’nin Hazar’daki taktik hamleleri

Kaldı ki ABD bu stratejinin kimi taktik hamlelerini zaten başlattı: 1) ABD, Esad’ı devirme operasyonu üzerinden Astana Platformu’nu, Türkiye-Rusya-İran ortaklığını rafa kaldırdı. 2) ABD, Azerbaycan-Ermenistan arasındaki Zengezur Koridoru’nu 99 yıllığına Trump Koridoru’na çevirerek Güney Kafkasya’ya, Türkiye-İran-Rusya arasına, kama gibi girmeye çalışıyor. 3) ABD, Gürcistan-Rusya ilişkilerini bozmaya, Gürcistan’ı NATO üyesi yapmaya, Gürcistan’ın Karadeniz kıyısından ABD/NATO üssü elde etmeye çalışıyor. 4) ABD Büyükelçisi Barrack, mevcut tablo hiç öyle göstermese de ısrarla “göreceksiniz, Türkiye ve İsrail, Hazar’dan Akdeniz’e işbirliği yapacak” diyor. 

Dolayısıyla ABD’nin bu “ana/büyük stratejisi”, Türkiye’yi Karadeniz, Hazar, Doğu Akdeniz ve Basra (Fars) Körfezi çerçevesi içerisinde İran ve Rusya ile sıkıntıya sokma riski içermektedir.

İç politik mücadele ve onunla bağlantılı operasyon-gözaltı trafiği ise siyasetin ve kamuoyunun bu esas tehdide dikkat kesilmesini engellemektedir.

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
30 Temmuz 2026

, , , , , , , , , , , ,

Yorum bırakın

Trump’ın hediyesinin karşılığı ne?

CNN Türk’ün Washington Temsilcisi Yunus Paksoy, Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump’a sormuş: “Sayın Başkan, Türkiye F-110 jet motorlarını ve F-35 savaş uçaklarını istiyor. Türkiye’ye büyük bir hediye çantasıyla mı gidiyorsunuz?” Trump da “Evet, muhtemelen onu (Erdoğan’ı) çok mutlu edecek bir şey yapacağım” demiş. 

İlk akla gelen, 80 motorun, Türkiye’ye NATO’da verilen yeni iki görevin, yani Adana’daki yeni NATO Kolordu Karargâhı’nın ve İstanbul Boğazı’ndaki Deniz Unsur Komutanlığı’nın karşılığı olduğudur. 

Ancak Adana’daki ve Boğaz’daki yapılar kesinleşti, 80 motor ise kesin değil. Hem Dışişleri Hakan Fidan hem de Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler aylar önce açıklamıştı. Türkiye’nin KAAN için istediği 80 motor talebi ABD Kongresi’nde bekletiliyordu. Yani Trump’ın hediye olarak belirttiği konu yeni değil. Üstelik Kongre’nin itirazları da sürüyor.

Trump Erdoğan’dan “ne yapmamasını” istedi?

Trump’ın Beyaz Saray’daki basın toplantısında dikkat çeken başka sözleri de vardı: “O (Erdoğan) benim bir dostum ve savaşın dışında kaldı. Biliyorsunuz, İran’la yaşanan savaşa dahil olabilecek en güçlü adaylardan biriydi. Hatta belki de İran’ın tarafında yer alabilirdi. Çünkü bildiğiniz gibi İsrail’in büyük bir hayranı değil. Ben de ondan savaşın dışında kalmasını istedim. O da öyle yaptı.”

Trump’ın bu sözlerinin ilk kısmı elbette palavra. İktidarın İsrail karşıtlığı üzerinden ABD-İsrail’e karşı İran’ın yanında savaşa girebilmesi, bir olasılık problemi bile değil!

Trump’ın sözlerinin devamı ise başka bir şeyi örtüyor: “Ben ondan savaşın dışında kalmasını istedim. O da öyle yaptı.” Oysa Ankara’dan savaşın dışında kalmasını istemiş değiller, tersine İran’ın Türkiye’ye 4 kere füze attığını iddia ederek Ankara’yı İran’a karşı pozisyon almaya zorlayan kışkırtma eylemi düzenlediler. 

Bu örtülü açıklamayı anlayabilmek için Trump’ın bu konudaki bir başka sözünü anımsamamız gerekiyor. Trump, 27 Mart 2026’da, İran’la süren savaş konusunda yaptığı konuşmada şöyle demişti: “Bence Türkiye harikaydı, gerçekten harikaydı; onlardan uzak durmalarını istediğimiz konuların dışında kaldılar.”

Evet, mesele “ne yapılmasını istediler de yapıldı” konusu değildir, “ne yapılmasını istemediler de yapılmadı” konusudur.

Hazar-Akdeniz hattı

Trump bir işadamı. Ülkesini şirket, kendisini de CEO gibi görüyor. Dolayısıyla “karşılıksız hediye” vermesi olası değil.

Anımsayın, Trump’ın yakın arkadaşı ABD Büyükelçisi Tom Barrack, hem de bir kaç kez söyledi: “Göreceksiniz, yakında Türkiye ve İsrail Hazar’dan Akdeniz’e işbirliği yapacak.”

Hazar bölgesinde, Güney Kafkasya’da ABD için kritik konu Çin’in Kuşak ve Yol’unu düğümleyebilmek. Trump’ın Azerbaycan ve Ermenistan’la anlaşarak Zengezur Koridoru’nu Trump Koridoru’na çevirmesi bu açıdan önemli. Yine ABD’nin Ermenistan’a askeri destek içeren açılımları önemli. Gürcistan üzerinden Doğu Karadeniz’de bir liman/üs edinme amacı da önemli.

Doğu Akdeniz’de ise kritik konu Kıbrıs. Daha doğrusu KKTC’nin AB tarafından “yutulması” üzerinden İsrail-Kıbrıs-Yunanistan (Avrupa) ekseni inşa edilmesi. İşte tam da bu süreçte BM Kıbrıs Özel temsilcisi Maria Angela Holguin’in Kıbrıs planı ortaya çıktı: “Maraş ve Güzelyurt Rumlara bırakılacak. Karşılığında Türk tarafına, ülke yönetiminde dönüşümlü başkanlık ve federal konsey, AB’ye katılım, ambargoların kaldırılması, doğrudan ticaret, temas ve uçuş vadediliyor. Akdeniz gazı da KKTC kullanımına açılıyor.” (Sözcü, 25.6.2026)

Sonuç olarak Trump yönetimi NATO’yu dönüştürürken Hazar-Akdeniz ekseni üzerindeki hedeflerine ulaşmaya çalışıyor. Trump’ın Ankara’dan yapmasını değil, yapmamasını istediği şeyler, işte bu eksendeki gelişmelerle ilgili.

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
27 Haziran 2026

, , , , , , , , , , ,

Yorum bırakın

Barrack Türkiye’ye tezgah kuruyor

ABD Büyükelçisi Tom Barrack, sadece Türkiye’nin içişlerine değil, dışişlerine, savunma ve güvenliğine de müdahale ediyor. Bir diplomat değil de adeta bir vasal ülke valisi gibi davranıyor.

Barrack son olarak Abu Dabi’den Türkiye’nin savunma ve güvenlik meseleleri konusunda kabul edilemez nitelikte açıklamar yaptı:

– Barrack, “Türkiye’nin F-35 alımını kilitleyen S-400 engeli dört ila altı ay içinde aşılabilecek” dedi.

– Barrack, “Türkiye Rus yapımı sistemi elden çıkarmaya yaklaştı mı” sorusuna “evet” yanıtını verdi.

– Barrack “S-400 sistemi kullanılmadığı için işletilebilirlik sorunu çözüldü ancak füzelerin elde tutulması Washington’da rahatsızlık yaratıyor” dedi. (Sözcü, 5.12.2025)

Barrack’ın hedefinde ulus-devlet var

Barrack, geçen hafta da Yunan Kathimerini gazetesine yaptığı açıklamalarla, Türk dış politikasına adeta yön çizmeye kalktı. Ayrıntılı şekilde kendi kişisel Youtube kanalımda inceledim. Barrack o söyleşide ABD’nin Hazar-Akdeniz planını ortaya koydu. 

  • Barrack, “İpek Yolu, Doğu’yu Batı’ya üç veya dört farklı güzergâhtan bağlıyordu. Tekrar olabilir, ancak 1919’dan beri ulus devletler tarafından engelleniyoruz.” dedi. 

Daha önce de “İsrail bölgede güçlü ulus-devlet istemiyor” diyen Barrack, 1919 vurgusuyla açıkça Türkiye Cumhuriyeti’ni hedef alıyor.

  • Barrack devamında Kathimerini’ye “Akdeniz’e açılan çok sayıda fosil yakıt kaynağının bulunduğu Hazar Denizi’miz var ve Yunanistan ile Türkiye buraya bir kapı” dedi. 

Hazar Denizi’nden “denizimiz” diye bahseden Barrack, açık ki Zengezur Koridoru’nun Trump Koridoru’na dönüşmesi kararıyla birlikte, artık Güney Kafkasya’yı kendi coğrafyası gibi görmeye başlamış!

  • Barrack, Kathimerini’nin “Kıbrıs bu sorunların çözümü için önemli mi” sorusuna da, “Evet. Sağlıklı bir vücudun ortasında apse olamaz. Vücudun her bir parçasının iyileştirilmesi gerekir” diyor. 

Açıkça Kıbrıs’ı, aslında daha doğrusu KKTC’yi “apse” olarak gören Barrack, ABD’nin önümüzdeki dönemde Kıbrıs için de yeni bir planı devreye sokacağının işaretlerini veriyor. 

Hazar’dan Akdeniz’e Türkiye-İsrail işbirliği

Barrack Hazar-Akdeniz planını daha önce de parçalı olarak gündeme getirmişti. Tepkisizliği ölçen Barrack, planlamalarını böyle adım adım ilerleterek ortaya koyuyor. 

Barrack, geçen ay, Bahreyn’de yaptığı konuşmada, “Türkiye ile İsrail arasında Hazar Denizi’nden Akdeniz’e kadar işbirliği göreceksiniz” demişti. (AA, 1.11.2025)

Türkiye İsrail ile pek çok cephede karşı karşıya değil mi? Nereden çıkmıştı bu peki? Geriye dönük mesajlarına bakılırsa, Barrack’ın bir Amerikan Planını ince ince ördüğü görülür. 

Örneğin ilk olarak Barrack’ın gündeme getirdiği Zengezur Koridoru’nu 100 yıllığına ABD’li şirketin işletmesi projesi, ne yazık ki bir anlaşmaya dönüştü. ABD Başkanı Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Peşinyan’ın Beyaz Saray’da imzaladığı 7 maddelik metnin 3. maddesine göre Zengezur Koridoru, 99 yıllığına Trump Koridoru oldu. ABD’nin paralı askerleriyle birlikte bölgeye yerleşmesi, Güney Kafkasya için kama, Azerbaycan ve Ermenistan için kelepçe anlamına gelmektedir. 

Örneğin Barrack bir kaç ay önce şöyle demişti: “Türkiye, İsrail, Körfez, Suriye, Lübnan, Irak, Ürdün, kuzeye çıkın Azerbaycan, Ermenistan… Bunları birleştirdiğinizde dünyanın en güçlü bölgesi ortaya çıkar.” (Haber Türk, 30.7.2025). Yani Barrack, İran’ın ve Mısır’ın olmadığı bir harita çizdi ki bu bir nevi Trump’ın yeni BOP haritasıydı.

İktidar neden tepki göstermiyor? 

Açık ki Barrack, ABD’nin bölge valisi gibi davranarak küresel ve bölgesel boyutları olan bir planı hayata geçirmeye çalışıyor. Planın küresel boyutu, Çin’in liderlik ettiği Kuşak ve Yol’u bölgede düğümlemeyi içeriyor. Planın bölgesel boyutu ise İran’a karşı Türkiye-İsrail cephesi inşa etmeyi hedefliyor.

Mesele şu ki, ABD’nin bu planı, son tahlilde Türkiye için tezgah kurulması anlamına geliyor. O nedenle de Barrack’ın hemen her açıklaması, onun “istenmeyen adam” ilan edilmesini gerektiriyor. Ancak iktidar Barrack’a tepki göstermiyor. Peki iktidarın diplomasinin dışına çıkan bu işadamına “had bildirmemesi”, Barrack’ın işaret ettiği bu planın ve politikaların Beyaz Saray’daki Trump-Erdoğan görüşmesinde ele alındığı anlamına mı geliyor?

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
6 Aralık 2025 

, , , , , , ,

Yorum bırakın

ABD’nin yeni orta koridor planı

ABD açısından uluslararası ilişkilerde esas olan paranın, boru hattının, koridorun yönüdür; demokrasi, insan hakları, şeffaflık gibi konular “ilkesel” değildir, ülkeleri istenilen yöne sokmakta kullandığı sopalardır. 

Örneğin ABD Kafkasya’da Rusya’yı baypas ederek neden bir Azerbaycan-Ermenistan anlaşması arıyor? Örneğin ABD Gürcistan’ı “yabancı acenteler yasası” çıkarmaması konusunda neden tehdit etti? Yasa çıkınca ABD ve AB neden Gürcistan’la ilişkilerini soğumaya aldı? 

Yakın zamanda “ABD’nin Karadeniz-Kafkasya planı” başlığıyla inceledik: ABD, Washington’daki NATO zirvesi etkinliklerine Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan’ı davet etti. Pentagon Ermenistan Savunma Bakanlığında temsilci bulunduracak. Çünkü ABD Rusya’ya karşı Güney Cephesi oluşturmaya ve Türkiye-Rusya-İran üçgeninin arasına kama gibi girmeye çalışıyor. Bitti mi? Anlatalım:

ABD’nin Özbekistan ve Kazakistan’a teklifi

İki ay önce ABD Ticaret Temsilcisi Kathleen Tai, Kazakistan ve Özbekistan’ı ziyaret etti. Tai’nin çantasında “alternatif bir orta koridor” dosyası vardı. Tai, Orta Asya’yı Kafkasya ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayan yeni bir ticaret koridoru öneriyordu. Özetle Washington, Özbekistan ve Kazakistan’a, Çin ve Rusya’yı baypas etmeyi teklif ediyordu. 

Çünkü ABD, Çin’in liderlik ettiği Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ni çeşitli bölgelerden kesebilmeyi stratejik hedef ilan etmiş durumda. Anımsayın, geçen yıl da Kuşak ve Yol’a karşı ABD sponsorlu “Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru” projesi açıklanmıştı. Hindistan’dan denizyoluyla Birleşik Arap Emirlikleri’ne, oradan karayoluyla Suudi Arabistan ve Ürdün üzerinden İsrail’e, oradan da tekrar denizyoluyla Yunanistan’a uzanacak rota, 7 Ekim Aksa Tufanı ile rafa kalktı. 

ABD şimdi genel olarak Kuşak ve Yol’a karşı, özel olarak da Türkiye ile Çin işbirliğini sıçratacak Orta Koridor’a karşı Orta Asya-Kafkasya-Avrupa koridoru planlıyor.

Orta Koridor’da Çin-Türkiye-Gürcistan işbirliği

Geçen hafta ABD Senatosunda “Avrupa’nın Geleceği” konulu bir oturum vardı. ABD’nin Avrupa ve Avrasya’dan Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı James O’Brien, oturumda yaptığı konuşmada, bu planı açıkladı. O’Brien Orta Asya’dan başlayıp, Ermenistan ve Azerbaycan toprakları üzerinden ilerleyip, Avrupa’ya ulaşacak ticaret koridorunu anlattı. 

O’Brien’ın açıklamasında Gürcistan yoktu ve ABD’li yetkili “Bakü ile Erivan arasında sınır belirleme süreci üzerinde anlaştıklarını” söylüyordu. Önceki açıklamalarla kıyaslanınca, ABD bu koridor için Gürcistan’ın yerini Ermenistan’la doldurmaya çalışıyor.

Peki ticaret koridorunda Gürcistan neden yoktu? ABD Gürcistan medyası ile sivil toplum kuruluşlarını neden fonlanmak istiyor? Gürcistan hükümeti fonlamaya karşı neden “yabancı acenteler yasası” ile direndi?

Çünkü mevcut hükümet ABD’nin Rusya’ya güney cephe açmasına ve Karadeniz planlarına karşı çıkıyor, hatta Karadeniz’de Çin’le işbirliği yapıyor. Çin, mevcut Orta Koridor kapsamında, 600 milyon dolarlık yatırımla, Gürcistan’da Anaklia deniz limanını inşa ediyor. 

Fidan’ın Çin’deki o mesajı

Gelelim meselenin Türkiye’yi ilgilendiren boyutuna… Anımsayacaksınız, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan haziran başında Çin’i ziyaret etmiş ve orada Türkiye’deki Atlantik cephesini çok rahatsız eden mesajlar vermişti. Öyle ki Fidan’ın mesajlarını haber yapmayan AKP medyası, tersine Çin’i suçlayan manşetler atmıştı.

İşte o önemli mesajlardan biri de şuydu: “Bu dönemde Kuşak ve Yol Girişimi ile Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor girişimimiz daha da büyük önem kazanmıştır. Kuşak ve Yol Girişimi ile Orta Koridor’un uyumlaştırılması, diğer bazı ulaştırma koridorları ile entegrasyonu için örneğin Irak’taki Kalkınma Yolu gibi somut adımlar atmayı hedefliyoruz.” (AA, 4.6.2024)

Yani ABD, alternatif bir Orta Koridor ile aynı zamanda Türkiye-Çin işbirliğini sabote etmeyi hedefliyor. 

Bitirirken anımsatmalıyım: ABD’nin SSCB dağıldıktan sonra Türkiye üzerinden Orta Asya’ya uzanabilmekte kullandığı ve büyüttüğü aktör FETÖ’ydü!

Mehmet Ali Güller
Cumhuriyet Gazetesi
5 Ağustos 2024

, , , , , , , , , , , , , , , ,

1 Yorum

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın