Posts Tagged Sezgin Tanrıkulu

BDP’NİN İŞARET ETTİĞİ ÇÖZÜM

Haziran Halk Hareketi’nin ortaya koyduğu gerçeklerden en önemlisi, AKP ile BDP’nin nesnel olarak aynı cephede olduğu gerçeğiydi.

ATLANTİK MÜTTEFİKLERİ: AKP-BDP

Gezi Erdoğan’ı silkelemeye başlayınca, Öcalan “Taksim’i ulusalcılara bırakmayın” talimatı vererek PKK-BDP’yi alanlara yönlendirmiş, PKK de Öcalan posterlerini Türk bayraklarının içine sokmaya çalışmıştı.

Erdoğan da İmralı’nın yaptığı bu yardımı değerlendirmek üzere her gün ekranlara çıkmış ve “bölücü örgüt bayraklarıyla Türk bayrağını yan yana getirmeyi nasıl içinize sindirdiniz” diyerek, kamuoyunu yanıltmaya çalışmıştı. Öcalan’la müzakere yürüten, tabelalardan TC’yi, gönderden bayrağı indirmeye çalışan Erdoğan’ın Taksim’deki “orantısız zekâyı” aşamayan bu psikolojik savaş malzemesi, haliyle başbakanlığın elinde patladı!

AKP ile BDP’nin aynı cephede olduğunun son kanıtı ise Sırrı Süreyya Önder’in açıkça “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni CHP kazanacağına, AKP kazansın” deme noktasına gelmiş olmasıdır! (Ahmet Hakan, Hürriyet, 20 Ekim 2013)

Cephe o kadar belirginleşmiştir ki, PKK her gün yurdun bir köşesinde şehitlik açarken, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da artık PKK-PYD’ye taziyede bulunabilmektedir. (Taraf, 20 Ekim 2013)

BDP: CHP, MHP, İP AYNI TARAFTA

AKP ile BDP’nin aynı cephede bulunduğu gerçeği, bağımsızlık mücadelesinin yönünü ve bileşenlerini saptamak bakımından hayatidir. Nitekim Atlantik Cephesi’nin AKP ve BDP kuvvetleri, o bileşenleri saptamaktadır!

Örneğin Almanya-Köln’de düzenlenen “Taksim ve Sonrası” konferansında konuşan BDP Eş Başkan Yardımcısı Meral Danış BeştaşCHP, MHP ve İşçi Partisi ile aynı tarafta yer alıyor” diyor. (ANF, 20 Ekim 2013)

Üstelik Beştaş bu sözleri konferansın bir diğer konuşmacısı olan CHP’li Sezgin Tanrıkulu’nun kendi partisini eleştirmesine katkı olarak yapıyor. Zira Tanrıkulu CHP’ye yeni bir kimlik kazandırma çabasında olduklarını, ancak bunu becerip beceremeyeceklerini henüz bilmediklerini söyleyerek, üstü kapalı şekilde CHP’deki ulusalcılığı yok etmeye çalıştıklarını dile getirmiş oluyor.

BDP’NİN IRKÇILIĞI

Ama Tanrıkulu ve benzerlerinin CHP’yi dönüştürmesi bile BDP’ye yetmiyor ve Köln’deki konferansta ona şöyle soruyorlar: “CHP’nin Türkiye dış politikasının ulusal güvenlik çerçevesinde ele alınmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?”

Her tarafından cehalet ve kör bir ırkçılık akan bu sorunun sahipleri, üstelik CHP’nin MHP ve İşçi Partisi ile aynı tarafta olduğunu saptadıktan sonra “biz ırkçılarla yan yana olmayız” diyebiliyorlar.

Ancak bunu diyen BDP Eş Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş’ın asıl kendisi öyle bir Türk karşıtı ırkçılık anlayışına saplanmış ki, Erdoğan’ı konuşmasında ısrarla “Türk Başbakanı Erdoğan” diye nitelemektedir! Trajik olan ise Erdoğan’ın ulusalcı kesimlerin tepkisine rağmen ısrarla kendisini Türk diye nitelememesidir.

BDP’de ırkçılık öyle bir boyuta gelmiş ki, Türkiye’nin Atlantikçi yönetimler altında fiilen 20 yıldır Kuzey Irak’taki otonom yapıyı inşa etmesi bile Beştaş’ın kafasında “Türkiye Güney Kürdistan’ı (Kuzey Irak’ı) ekonomik olarak işgal etmiştir” şekline bürünebilmiştir!

ATLANTİK CEPHESİ, TÜRKİYE CEPHESİ

BDP Eş Başkan Yardımcısı’nın ırkçılıklarıyla köşeyi doldurmadan artık esasa gelelim.

Danış’ın kabaca yaptığı saptamayı, Erdoğan daha inceltilmiş olarak ve bileşenleri birbirine düşürmek amaçlı yapmaktadır sık sık: İşçi Partisi’nin sol parmağıyla CHP’yi, sağ parmağıyla MHP’yi idare ettiğini söylemektedir.

Türkiye’nin yurt savunması cephesindeki kuvvetlerinin parmak hesabı yapacak durumu yoktur. Nesnel olarak artık iki cephe vardır: Atlantik kuvvetleri olarak AKP-BDP cephesi ile Türkiye kuvvetleri olarak CHP-MHP-İşçi Partisi cephesi.

Ağır bir mücadeleyle geçecek 2014 yılında, herkes bu gerçeğe göre konumlanmak zorundadır! Aksi, bölünmüş Türkiye sonucudur!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
21 Ekim 2013

, , , , , , , ,

Yorum bırakın

BAŞKANIN TÜM ADAMLARI

Öcalan’ın “çekilme” şartlarından biri de Akil Adamlar heyeti…

Ancak önerinin yeni olmadığını, Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’nun da bu öneride mutabık kaldığını önemle vurgulamalıyım.

Öcalan bu önerisini Aralık 2007’de ortaya atmıştı: “Akil adamlar komisyonu kurulmalıdır. Bu akil adamların kimlerden oluşacağı çok önemli… Ben sadece biz seçelim, bizim seçtiğimiz insanlardan oluşsun demiyorum. Devletin de seçeceği kişilerden oluşan bir komisyon olur. Örneğin İlter Türkmen olabilir. Bu komisyona Aahtisari gibi, ki özellikle onu öneriyorum, insanlar bulunmalı. Bunlar gelip benimle de görüşürler.”

Ardından Kılıçdaroğlu, Öcalan’ın Akil Adamlarını, bir Y-CHP önerisi olarak gündeme getirdi. Hatta daha da ileri gitti ve PKK’yle MİT’in değil, Akil Adamların görüşmesi gerektiğini savundu. (Haber Türk TV, 7 Haziran 2011)

ÖCALAN’IN VE DEVLETİN AKİL ADAMI: AAHTİSARİ

Marti Aahtisari, Öcalan tarafından Akil Adam olarak önerildikten sonra AKP ve CHP tarafından Türkiye’ye davet edildi.

Aahtisari Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve Ana Muhalefet lideri Kılıçdaroğlu’yla görüşerek sadece Öcalan’ın değil, devletin de Baş Akil Adamı kabulü gördü.

KANDİL’İN AKİL ADAMI: İLTER TÜRKMEN

Ardından Murat Karayılan, Cumhurbaşkanı Gül adına röportaja gelen Hasan Cemal’e Kandil’in Akil Adamı’nı açıkladı: İlter Türkmen!

MİT’i CIA’ya bağlayan General Behçet Türkmen’in oğlu İlter Türkmen, 12 Eylül rejiminin Dışişleri Bakanı yapılmıştı. Türkmen’in kimliği Türk heyetinin bir Moskova ziyaretinde de gündeme gelmişti

Yıl 1974. Yer Kremlin. Sovyetler Birliği Yüksek Prezidyum başkanı Potgorni, TBMM Başkanı Kemal Güven’e İlter Türkmen’i parmağı ile işaret ederek, “sizin bu büyükelçiniz Amerikan casusudur” diye bağırır. Heyette yer alan milletvekillerinden Necdet Evliyagil, yanında oturan Türkmen’e “Bu nasıl iş? Cevap ver” der.

Ancak Türkmen’in vereceği bir cevabı yoktur!

BDP’NİN AKİL ADAMI CHP’DE: TANRIKULU

Sonra BDP’nin Cengiz Çadar, Hasan Cemal, Sezgin Tanrıkulu gibi Akil Adam önerileri oldu.

“Gölge CIA” olan Stratfor’un TR705 kodlu istihbarat kaynağı Sezgin Tanrıkulu, bilahare Akil Adam kontenjanından CHP’ye girdi, milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı oldu.

AKP’NİN AKİL ADAMI: HİLMİ ÖZKÖK

AKP’nin en önemli Akil Adamı ise Hilmi Özkök’tü. Gerçi Özkök, Erdoğan’a bağlılığının sürekliliği nedeniyle pozisyonunu şöyle tanımlıyordu: “Akil değil makul adamım!”

Böylece Özkök, karşı devrimdeki rolü nedeniyle aslında AKP için “makul” olduğunu sergilemiş oluyordu!

İSRAİL’İN AKİL ADAMI: HİSARCIKLIOĞLU

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ismi önce İmralı sürecinin Akil Adamı olarak gündeme geldi.

Ancak İsrail’in özrü sırasında ortaya çıktı ki, 17 Mart’ta Kudüs Tahkim Merkezi’nin Eş Başkanı ilan edilen Hisarcıklıoğlu meğer Suriye’ye karşı İsrail-Türkiye cephesi kurulmasında da Tel Aviv’in Akil Adamı olarak görev almış!

AB’NİN AKİL ADAMI: BEJAN MATUR

Eski Zaman yazarı Bejan Matur ise Alman Der Spiegel’e yazdığı bir makalede PKK’ye akıl vererek, Akil Adam olduğunu göstermiş oldu.

Matur AKP’nin her an çark edebileceği uyarısı yaparak sürece, örneğin AB gibi bir garantör gücün yetkili olmasının şart olduğunu savunuyor.

ABD’NİN AKİLADAMI: EGE CANSEN

Hürriyet yazarı Ege Cansen ise “ihanet önerileri” listesinde üst sıralar için yarışacak şu öneriyi yaptı: “PKK değil, bölgedeki (Güneydoğu’daki) güvenlik güçleri geri çekilsin!” (Hürriyet, 27 Mart 2013)

Tüm okurlarını şaşırtan Cansen, bu dudak uçuklatan önerisiyle kendiliğinden Atlantik’in Akil Adamlığına terfi etti.

AKP’NİN AKİL ADAMI: YALÇIN AKDOĞAN

Başbakan Erdoğan’ın danışmanı Yalçın Akdoğan ise bu karşı devrim sürecinin nasıl tamamlanacağını belirtiyor: “Tarihle, geçmişle hesaplaşmadan, sorgulamadan, yüzleşmeden kronik meseleler aşılamaz.” (Yeni Şafak, 27 Mart 2013)

Akdoğan’ın tarih dediği Atatürk’tür, Cumhuriyet’tir, Kurtuluş Savaşı’dır, Kemalist Devrim’dir; kökleri kazınmadan, milletin hücrelerinden sökülüp atılmadan nihayete erilmez!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
28 Mart 2013

, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

1 Yorum

CHP’DE İKİNCİ ADAM SORUNU

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanlığı’nda 2. yılını doldurdu. CHP ise Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığında iki yılda tam dört kurultay yaptı! Ve iki yılda CHP’de pek çok defa PM ve MYK değişti! Artık kimin görevi neydi, akılda bile tutamıyoruz…

34. Kurultay tamamlanırken, kulislerde Adnan Keskin’in ikinci adam olacağı konuşuluyor. Bu “ikinci adam” meselesi önemli, zira Kılıçdaroğlu iki yılda CHP’yi Y-CHP’ye çevirirken, hep ikinci adamlara dayandı. İlginç olanı ise Kemal Kılıçdaroğlu’nun topu topu iki yılda altı “ikinci adama” sahip olmasıydı.

“İkinci adam” bazen örgütlerden sorulu genel başkan yardımcısı oldu, bazen de genel sekreter… Anımsayalım:

Deniz Baykal’ın bel altı operasyonla CHP’den, daha doğrusu siyasetten tasfiye edildiği kaset olayı sırasında, genel başkanlıkta gözü olmadığını belirten ancak bir gün sonra Önder Sav’la anlaşarak CHP’nin başı olmaya soyunan Kemal Kılıçdaroğlu, çok iyi bir “hesap uzmanı” oluğunu geçen iki yılda kanıtladı!

Önce Önder Sav’ı ikinci adam yapıp, Baykal’ın koltuğuna oturdu. Sonra Gürsel Tekin’i ikinci adam yapıp Önder Sav’dan kurtuldu. Ardından Erdoğan Toprak’a ve Sezgin Tanrıkulu’na dayanarak Gürsel Tekin’i etkisiz hale getirdi. Sonra Nihat Matkap’ı “ikinci adam” yaptı. Sırada altıncı “ikinci adam” olarak Adnan Keskin var!

KILIÇDAROĞLU’NUN “TEK ADAM” İLANI

Kemal Kılıçdaroğlu, operasyonunu CHP’ye yutturabilmek için de yeni bir tez attı ortaya: “Artık ikinci adamlık dönemi bitti. Kimse kendini ikinci adam görmesin, ikinci adamı halk seçer.

İkinci adamlara dayanarak birinci adam olan Kemal Kılıçdaroğlu, artık birinci değil, tek adam olduğunu ilan ediyor şu sözleriyle: “Genel sekreterlik, eski genel sekreterlik değildir, genel başkan yardımcılarından sonra gelen bir pozisyon. Örgütlerden sorumlu olan kişi, aslında ikinci adam değildir, belki 3., 4., 5. adamdır. 2. adam kendini halka çok sevdiren, halkta karşılığı olan adamdır. Bu MYK üyesi de olabilir, PM üyesi de, grup başkanvekili de olabilir, düz milletvekili de olabilir.”

Son iki yıldaki örneklere bakılırsa, ikinci adamın CHP’li olması şartı bile aslında gerekmiyor!

ÖRÜGÜTTEN SORUMLU ADAM, ADAM DEĞİL!

Kemal Kılıçdaroğlu, ikinci adamlığı tasfiye edip tek adam olduğunu ilan ederken, CHP’yi ve örgüt anlayışını da bitiriyor. Kılıçdaroğlu’nun şu sözleri bir dönemin kapandığını gösteriyor: “Ben örgüte bakıyorum, 2. adamım. Hayır değil, neden değil, artık atamayla örgüt belirlemiyoruz, bitti o. Seçimle geliyor artık. Burada örgütten sorumlu olan kişi, işsiz kişidir aslında, işi çok fazla değildir. Örgüt seçimle gelmiştir, işi bitmiştir.”

Kılıçdaroğlu’nun örgütten sorumlu adamdan ne anladığı sorununa hiç girmiyoruz ama şu acı gerçeğe dikkat çekiyoruz: Örgütten sorumlu adamın adam sayılmadığı partide, yakında örgüte de gerek kalmaz!

KILIÇDAROĞLU’NUN 10 KİTABI

Yakın gelecekte öyle olacağı da görünüyor…

Kılıçdaroğlu, geçenlerde gündeme gelen “masasındaki 10 sosyal demokrasi kitabı” ile ilgili şimdi görev veriyor CHP’lilere: “Sosyaldemokrasi konusunda 10 önemli kitap. Bunu partili gençler okuyacak. Özet çıkaracak, konferans verecekler. Bunu yaparken de ben gidip dinleyeceğim onları.

Devrimci ve halkçı Mustafa Kemal’in koltuğunda sosyaldemokrasiye sevdalı bir genel başkanın oturduğu parti, elbette Altı Ok programından vazgeçer, “sosyal liberal” tezlere sahip çıkar!

Kılıçdaroğlu’na değil ama CHP’li gençlere Teori Dergisi’nin, “Türkiye’de ve dünyada sosyaldemokrasi” dosyasını mutlaka okumalarını öneriyoruz.

Ve bitirirken belirtiyoruz: Sosyaldemokrasi iyi bir şey olsaydı, önce Mustafa Kemal sosyaldemokrat olurdu! Büyük devrimci, sosyaldemokrasinin emperyalizmin sol eli olduğunu vatanını cephelerde savunurken gördü. Zira savaştığı emperyalist devletler, sosyaldemokrat partiler tarafından yönetiliyordu!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
21 Temmuz 2012

, , , , , , , , , , , ,

Yorum bırakın

CHP, HENRİ BARKEY’LE NE GÖRÜŞTÜ?

Faruk Loğoğlu’nun, CHP’nin Dış ilişkilerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olmasına rağmen, Sezgin Tanrıkulu ile birlikte özellikle Kürt meselesine yoğunlaşması ilginç…

Erdoğan ile Öcalan arasındaki Oslo mutabakatının, Kılıçdaroğlu’nun da dâhil edildiği bir Ankara mutabakatına dönüştürülmesinde, Loğoğlu ile Tanrıkulu’nun temasları, özellikle de ABD temasları etkili olmuş görünüyor.

MUTABAKAT HEYETİ

Kılıçdaroğlu, Öcalan’ın önerilerinin yer aldığı Kürt meselesine çözüm paketini, 6 Haziran günü Tayyip Erdoğan’a sunduğunda, yanında Loğoğlu ve Tanrıkulu vardı! Loğoğlu ve Tanrıkulu, aynı paketi 31 Mayıs’ta da TBMM Başkanı Cemil Çiçek’e sunmuştu!

Faruk Loğoğlu’nun ABD temaslarına geleceğiz ama dikkat çeken bir olguyu daha anımsatalım. Loğoğlu, 10 Nisan’da Hüriyet Daily News’a İngilizce “Kürt Sorunu: Bölgesel boyutunun derinleşmesi ve hızının ilerlemesi” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Loğoğlu, yazısını şu sözlerle bitiriyordu: “Türkiye, çok geç olmadan, Kürt sorununa demokratik ve geniş kapsamlı çözüm bulmak için hareket etmeli ve etkili adımlar atmalı.”

Acaba “çok geç” olmasından kasıt neydi?

CHP: ANTİ-AMERİKANCI DEĞİLİZ

CHP’nin Oslo mutabakatına dâhil olmasının izi Faruk Loğoğlu’nun başkanlık ettiği parti heyetinin Aralık 2011’deki ABD ziyaretinde gizlidir!

Ziyaret, Loğoğlu’nun 12 Aralık günü, ABD’ye ayak basar basmaz, “CHP’nin anti-Amerikancı olmadığını” ilan etmesiyle başlamıştı!

Faruk Loğoğlu düzenlediği basın toplantısında Türkiye – ABD ilişkilerini “balayı” seviyesinde nitelemiş ve iki ülke iyi ilişkilerinin Suriye’ye yönelik “örtüşen politikalardan” kaynaklandığını belirtmişti. CHP Genel Başkan Yardımcısı Loğoğlu, kendilerinin de “Suriye’de daha demokratik bir yönetim” konusunda AKP’yle benzer düşündüklerini açıklamıştı!

Faruk Loğoğlu Kürecik radarıyla İsrail’in korunmasına itirazları olmadıklarını da vurgulamıştı!

Loğoğlu, Washington temaslarının sonunda da “ABD başkentinde AKP’den duyulan bir rahatsızlık ve hayal kırıklığı olduğunu” belirtmiş ve “herkeste bunun işaretlerini gördük” demişti. (18 Aralık 2011 tarihli gazeteler)

KÜRDİSTAN’IN MİMARIYLA RANDEVU

Faruk Loğoğlu’nun başında bulunduğu CHP heyetinin Pentagon ve ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle yaptığı görüşmelerden daha dikkat çekici olanı ise Woodrow Wilson Center’da Henri Barkey ile basına kapalı toplantı yapmaları olmuştu.

Kimdir Henri Barkey? Türk basını ondan “Türkiye uzmanı” diye söz ediyor. Ama Henri Barkey, Graham Fuller’le birlikte Kürdistan’ın mimarıdır!

İPLERİ ABD’NİN ELİNDE

Loğoğlu’nun ABD temasları ve CHP’nin AKP’yle Oslo mutabakatını genişletmesi ve yerelleştirmesi, kuşkusuz BDP’nin ABD ziyareti sonrası açıklamalarıyla birlikte düşünülmeli!

BDP Eşbaşkanı Gülten Kışanak ABD dönüşü, Obama yönetiminden rol istediklerini açık açık söyledi! (Radikal, 3 Mayıs 2012) Aysel Tuğluk ise rol talep ettikleri ABD’nin dizayn hedefini müjdeledi: “Obama yönetimi yeniden seçilirse, Türkiye’yi ve AKP’yi masaya yatıracak! Bakın oturtacak demiyorum, masaya yatıracak! Bu, bir dizayn olacak.” (Özgür Gündem, 31 Mayıs 2012)

İlginçtir, CIA direktörü Graham Fuller ise geçenlerde yine ortaya çıkmış ve  “Türkiye’nin daha çok sola ihtiyacı var” demişti. (Yeni Şafak, 6 Nisan 2012)

Kuşkusuz CHP için yeşil ışık görüntülü bu açıklamalar, daha çok AKP’ye sopadır! Zira ABD bu türden açıklamalarla her iki partiyi de kritik zamanlarda “istenilen kıvamda” tutmaktadır!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
9 Haziran 2012

, , , , , , , , , ,

Yorum bırakın

KİM, KİMİN AKİL ADAMI?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, içinde “mutabakat komisyonu” ve “akil adamlar grubu” gibi önerilerin de olduğu 10 maddelik “teröre çözüm” paketini, bugün başbakan Erdoğan’a sunuyor. Böylece Kılıçdaroğlu, din ve darbe meselelerinden sonra, Kürt meselesinde de AKP’nin kozlarını elinden almış olacak!

Anımsarsınız, Kılıçdaroğlu, din konusundaki hamlesiyle turbanın ilköğretim okullarına kadar girmesini sağlamış, darbe konusundaki hamleleriyle de AKP’nin TSK karşıtlığını bile aratır olmuştu! Bakalım, Kılıçdaroğlu’nun Kürt meselesine el atması, neyle sonuçlanacak?

ÖCALAN-ERDOĞAN-KILIÇDAROĞLU MUTABAKATI

Aslında bu “akil adamlar grubu” önerisi, Oslo’da ortaya çıkan mutabakatın genişlediğini gösteriyor. Oslo’da Erdoğan ile Öcalan yüzde 95 anlaşmıştı. Şimdi mutabakata Kılıçdaroğlu’nun da dâhil edildiği anlaşılıyor…

Nereden mi çıkardık? Gelin şu “akil adamlar grubu” meselesinin aslına bakalım:

Öncelikle “akil adamlar” konusunun, Kılıçdaroğlu tarafından daha önce de gündeme getirildiğini anımsatalım. Başbakan Erdoğan’ın özel temsilcisi olan MİT’çilerle PKK yetkililerinin Oslo’da görüştükleri ortaya çıktığında ilginç bir şey olmuştu… Normalde ana muhalefet partisi liderinin, suçüstü yakaladığı Başbakan’ın üzerine gitmesi, onu köşeye sıkıştırması gerekirdi.

Ama Kılıçdaroğlu karşı çıkıyormuş gibi yapıp, Erdoğan’a can simidi uzatmıştı! Kılıçdaroğlu, Fatih Altaylı’ya, PKK’yle MİT’in değil “akil adamların” görüşmesi gerektiğini söylemişti. (HaberTürk TV, 7 Haziran 2011)

AKİL ADAMLAR, ÖCALAN’IN ESERİ

Tabi işin tuhaflığı şuydu: “Akil adamlar” fikrinin asıl sahibi Öcalan’dı. Kılıçdaroğlu da, Öcalan’ın önerdiği akil adamların, Öcalan’la görüşmesini istemiş oluyordu!

Öcalan bu “akil adamlar” fikrini Aralık 2007’de ortaya atmıştı: “Akil adamlar komisyonu kurulmalıdır. Bu akil adamların kimlerden oluşacağı çok önemli… Ben sadece biz seçelim, bizim seçtiğimiz insanlardan oluşsun demiyorum. Devletin de seçeceği kişilerden oluşan bir komisyon olur. Örneğin İlter Türkmen olabilir. Bu komisyona Aahtisari gibi, ki özellikle onu öneriyorum, insanlar bulunmalı. Bunlar gelip benimle de görüşürler.”

KOORDİNATÖR ÜLKE TEMSİLCİLERİ

Öcalan’ın “akil adamlar” için özellikle önerdiği Marti Aahtisari, sonradan Türkiye’ye gelmiş ve Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile bu konuyu görüşmüştü!

Peki, “akil adamlar grubu” Aahtisari ile İlter Türkmen dışında kimlerden oluşacaktı? Bu ikisi Öcalan’ın kontenjanıydı… Ya AKP’nin, CHP’nin, Gül’ün akil adamları kimlerdi?

O dönemde, gündeme başka isimler de geldi… Örneğin Cengiz Çandar, Hasan Cemal ve Sezgin Tanrıkulu

Murat Karayılan’la görüşmelerinin Cumhurbaşkanı temsilcisi sıfatıyla yapıldığı konuşulan Hasan Cemal, kuşkusuz Gül’ün akil adamıydı… Çandar, muhtemelen üçüncü tarafın, yani Oslo’daki adıyla “koordinatör ülkenin” temsilcisi olacaktı.

Ya Sezgin Tanrıkulu? Şimdilerde CHP Genel Başkan Yardımcısı da olan Tanrıkulu’nun elbette CHP’nin akil adamı olduğu düşünülür… Ancak Tanrıkulu’nun, Wikileaks’in yayımladığı belgelere göre “gölge CIA” olan Stratfor’un TR705 nolu kaynağı olması, onun da “koordinatör ülke” temsilcisi olduğunu düşündürüyor.

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
6 Haziran 2012

, , , , , , , , ,

Yorum bırakın

KOD ADI: AKİL ADAM

Yeni CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Oslo sürecinin devam ettiğini, görüşmelerin ve pazarlıkların sürdüğünü açıkladı. (HaberTürk, Köşke bizim adayımız seçilir, 11 Mart 2012)

Kılıçdaroğlu’nun sürecin ilerletilmesine bir itirazı yok. Ancak pazarlıklarda kimin rol alacağına ilişkin başka bir önerisi var. Kılıçdaroğlu, PKK ile MİT yerine akil adamların görüşmesini istiyor.

Aslında Kılıçdaroğlu’nun bu önerisi yeni değil. Kılıçdaroğlu, Haziran 2011’de Fatih Altaylı’nın “Öcalan’la da görüşülebilir mi?” sorusuna şu yanıtı vermişti: “Sorunun çözümü Öcalan ile görüşmekse, gitsin görüşsün bu akil adamlar.”

Peki, nereden çıktı ve kimdir bu akil adamlar?

ÖCALAN ÖNERDİ, KILIÇDAROĞLUSAHİP ÇIKTI

Önerinin asıl sahibi Abdullah Öcalan.

Kemal Kılıçdaroğlu ise Öcalan’ın önerdiği akil adamların, Öcalan’la görüşmesini istiyor!

Öcalan Aralık 2007 ve Ocak 2008’de, avukatlarıyla yaptığı görüşmelerde ortaya atmıştı bu akil adamlar önerisini: “Akil adamlar komisyonu kurulmalıdır. Bu akil adamların kimlerden oluşacağı çok önemli. Ben sadece biz seçelim, bizim seçtiğimiz insanlardan oluşsun demiyorum. Devletin de seçeceği kişilerden oluşan bir komisyon olur. Örneğin İlter Türkmen olabilir. Demokratik ilkeler çerçevesinde silahlar bırakılabilir. Bu komisyonun belirleyeceği esaslar çerçevesinde gerekli adımlar atılır. Bu komisyona Aahtisari gibi, ki özellikle onu öneriyorum, insanlar bulunmalı. Bunlar gelip benimle de görüşürler.”

Öcalan’ın önerdiği kişilerden Finlandiya eski Başbakanı Martti Aahtisari’nin daha sonra Türkiye’ye geldiğini ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den başlayarak iktidar ve muhalefet liderleriyle görüştüğünü anımsatalım.

ÖCALAN’IN AKİL ADAMLARI

Öcalan’ın ardından PKK’nin iki numarası Murat Karayılan da “akil adamlar” meselesini AKP’nin önüne getirdi. Karayılan, Kürt Açılımı’nın aktörlerine Hasan Cemal üzerinden içinde “akil adamalar komisyonunun” kurulmasının da yer aldığı dört şart öne sürdü. Kandil, AKP’ye isim de önerdi: İlter Türkmen!

Sonraki süreçte Ahmet Türk ve Selahattin Demirtaş tarafından öneri daha da somutlaştırıldı ve kamuoyuna sunuldu. Bu esnada Aahtisari ve İlter Türkmen dışında akil adamlar komisyonu” için ismi konuşulan kişiler arasında Hasan Cemal, Cengiz Çandar ve Sezgin Tanrıkulu da vardı…

TR705 KODLU SEZGİN TANRIKULU

12 Eylül döneminin Dışişleri Bakanı olan eski büyükelçi İlter Türkmen’in isminin “akil adamlar komisyonu”nda geçmesi anlamlı. Zira Türkmen, Dışişleri Bakanlığı’nın en Atlantikçi büyükelçisi diye bilinir. Türkmen’in kimliği nedeniyle bir heyetimizin Moskova ziyaretinde başına gelenler, Dışişleri’nin belleğindedir!

Üstelik İlter Türkmen’in babası Behçet Türkmen de, 1953 – 1957 yılları arasında Milli Amale Hizmetleri Reisliği yapmış ve MİT – CIA ilişkisinin temellerini atmıştı.

Bir diğer “akil adam” Sezgin Tanrıkulu ise her ne kadar 12 Eylül referandumu sırasında açıkça CHP’nin karşısında olmuşsa da, Kemal Kılıçdaroğlu tarafından Yeni CHP’de görevlendirilmiş ve hem milletvekili hem de CHP Genel Başkan Yardımcısı katına çıkartılmıştı.

İsmi o dönemde “akil adam” adayları arasında geçen Sezgin Tanrıkulu bugünlerde yeniden gündemde. Wikileaks’in yayımladığı belgelere göre, meğer Sezgin Tanrıkulu, “gölge CIA” olan Stratfor’un  TR705 kodlu kaynağıymış!

YENİ TÜRKİYE’NİN AKTÖRLERİ

ABD “Yeni Türkiye” planı yapıyor. AKP o plana göre PKK ile masaya oturuyor. Öcalan, hakem olarak “akil adamlar” öneriyor. Kılıçdaroğlu o akil adamların bazılarını CHP’ye monte ediyor. Sonra hep birlikte “akil adamları” masaya çağırıyorlar!

Bir yandan da “uzlaşma komisyonlarında” buluşup, “yeni Türkiye”ye, “yeni Anayasa” yapmaya çalışıyorlar!

Kimi dostlar ise hâlâ Cumhuriyet’in korunabileceğini ve CHP’nin kurtarılabileceğini umut ediyorlar. Cumhuriyet, ne kadar yeniden kurulmak zorundaysa, CHP’liler de o kadar “Kılıçdaroğlu’nu kazanmak” yerine, 6 ok programı hangi partideyse, orayı büyütmek zorundadırlar!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
16 Mart 2012

, , , , , , , , , ,

1 Yorum

%d blogcu bunu beğendi: