Posts Tagged Öcalan

‘BÜYÜK KÜRDİSTAN’ BULUŞMALARI

Mesud Barzani Kemal Burkay‘la, Erdoğan da Leyla Zana‘yla buluşuyor… Daha doğrusu ABD’nin “Büyük Kürdistan” projesinde rol alanlar, Washington’un yol haritasını uygulayabilmek için müzakere ediyorlar.

AKP’NİN BÖLÜCÜSÜ

AKP’nin davetiyle 30 yıl sonra Türkiye’ye gelen Kemal Burkay son bir haftada iki önemli iş yaptı. İlki, Suriye’nin Türk keşif uçağını düşürmesiyle ortaya çıkan kriz ortamında yaptığı şu açıklamaydı: “Suriye sorunu bundan böyle, ancak üç bölgeli federatif bir sistemle çözülür. Sünni Arap bölgesi, Nusayri Arap bölgesi ve Kürt bölgesi…”

Her soruna “bölelim” kafasıyla yaklaşan Kemal Burkay’ın bu tavrı, kuşkusuz ona “AKP’nin bölücüsü” sıfatını takanlara haklılık kazandırıyor. Ancak Kemal Burkay’ı sadece AKP’nin bölücüsü saymak, Y-CHP’ye haksızlık olur. Zaten Burkay, Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmesinde, CHP’den de AKP gibi hamleler beklediğini söyleyerek, partiler üstü konumlanmıştı!

Uzatmayalım, Burkay, 40 yıldır Türkiye’ye çözüm diye sadece “federasyon” öneren biridir ve rolü bu çerçeve içindedir!

BARZANİ – BURKAY BULUŞMASI

Kemal Burkay, hafta içinde de Mesud Barzani’yle görüştü. Kuzey Irak’ta, Erbil’in Selahattin kasabasında basına kapalı görüşme yapan ikili, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin resmi açıklamasına göre “Türkiye’deki siyasi açılımları” konuşmuş!

Bu sözlerden herhalde en çok yıllarca Barzani‘ye “aşiret lideri” deyip de sonra kırmızı halı serip, onu hazırolda bekleyenler utanmıştır!

Aşiret lideri dedikleri Barzani, artık karargahına davet ettiği isimlerle Türkiye’yi konuşmaktadır!

ZANA VE BURKAY AKİL ADAM MI?

“Büyük Kürdistan” projesi doğrultusunda bugün de Erdoğan ile Zana biraraya geliyor. Zana “Kürt sorununu Erdoğan‘ın çözeceğine inandığını” söylemiş, Erdoğan da “talep gelirse kendisiyle görüşmekten kaçmam” diyerek buluşma sinyali vermişti.

İki ismin buluşmasında da, tıpkı Barzani – Burkay görüşmesinde olduğu gibi “Türkiye’deki siyasi açılımlar” konuşulacaktır, eminiz…

Nitekim Erdoğan ile Kemal Kılıçdaroğlu da buluşmuş, Y-CHP lideri Başbakan’a “Öcalan‘ın akil adamalar önerisini” çözüm paketi olarak sunmuştu. Yoksa Zana ve Burkay akil adam mı?

2. AÇILIM SURİYE’YE TAKILDI!

Bu alt kademedeki “Büyük Kürdistan” buluşmalarını anlayabilmek için, üst kademedeki temasları da anımsamalıyız: ABD çeşitli başkentlerde, G-20’lerde, BM toplantılarında AKP’yle, Washington’da Y-CHP heyetleriyle ve İncirlik’te “Kürt liderlerle” görüşüyor; herbirine ayrı ayrı yol haritalarını veriyor…

Sonra AKP’liler, CHP’liler ve PKK/BDP ile diğer Kürt kesimler, ellerindeki yol haritalarına uygun olarak periyodik buluşmalara geçiyorlar, müzakere ediyorlar… Buradan da “Kürt sorununa çözüm” adı altında 2. Açılım paketi çıkacak ve 1. Açılım’ı güya ilerletecek!?

1. Açılım, Türkiye’nin Kuzey Irak’ı himaye etmesi girişimiydi; 2. Açılım ise bu yapının Suriye’nin kuzeyinden Akdeniz’e açılması ve Türkiye’nin Güneydoğusu’yla bütünleşmesi içindir.

Ancak, keşif uçağımızın 22 Haziran’da NATO yemi yapılması sonrasında yaşananlar, ABD’nin “Büyük Kürdistan” projesini uygulayamayacağını gösteriyor! Projede rol alanlar, Asya’nın galibiyetiyle sonuçlanan bu bir haftalık Atlantik – Asya savaşını iyi incelesinler!

Mehmet Ali Güller
Ayd
ınlık Gazetesi
30 Haziran 2012

, , , , , ,

Yorum bırakın

2. AÇILIM ŞEHİTLERİ

1. Açılım, ABD’nin Irak’tan çekilmeye hazırlandığı süreçte, Barzanistan’ı Türkiye’ye himaye ettirmek ve kuzeye büyütmek içindi. 2. Açılım ise Türkiye’nin himaye ettiği bu yapıyı, Suriye’nin kuzeyinden Akdeniz’e açmak ve “Büyük Kürdistan” yapmak içindir.

O nedenle, Dağlıca’da şehit düşen 8 askerimiz, 2. Açılım şehitleridir!

2. AÇILIM’IN YOL HARİTASI

AKP’nin sesi olan Yeni Şafak, ABD’nin 2. Açılım’ını madde madde şöyle duyurmuştu 27 Şubat 2012’de, özetliyoruz:

1. Öcalan kenarda tutulup, sürece sonra eklenecek.

2. İsrail’in arka kapı diplomasi merkezi olan Oslo – Norveç değiştirilecek.

3. Barzani sürece dâhil edilecek. Ancak Barzani, TSK’nin de kendisini kabul etmesini şart koşuyor.

4.  Türkiye, “Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartı”na koyduğu şerhi kaldıracak.

5. Anadilde eğitim, seçmeli ders olacak.

6. Af.

Aslında 4 ay önce ilan edilen bu 6 madde bile, son 10 günde AKCHP diye ortaya çıkan gerçeği anlatmaya tek başına yetiyor. Dikkat ederseniz 6 maddenin sorumluluğu ve yerine getirilmesi, AKP ve CHP tarafından paylaşılmış durumda…

AKCHP’NİN GÖREVLERİ

Gelin bu 6 madde konusunda AKCHP’nin neler yaptığına bakalım:

1. Öcalan fiilen kenarda, 11 aydır basın açıklaması yaptırılmıyor! İlginçtir, Öcalan, avukatları üzerinden yaptığı son açıklamalarda, zaman zaman PKK ve BDP’yi kendisini anlamamakla eleştirmiş ve “artık karışmam” yollu ifadeler kullanmıştı.

2. Şu anda Oslo yerine Washington ve İncirlik’te buluşuluyor. AKP, BDP ve CHP sırasıyla heyetler halinde Washington’a gidip, genel yol haritalarıyla dönüyorlar. ABD’nin bölge diplomatları ise İncirlik’te “Kürt zirveleri” düzenleyerek, genel yol haritasına uygun politik adımları attırıyor.

3. Barzani sürece dâhil oldu ve iki ay önce “PKK’ye silah bırakma çağrısı” yaptı. Karşılığında Barzanistan, Türkiye tarafından resmen tanındı: Ankara, Bağdat’a rağmen Erbil’le boru hattı anlaşması imzaladı.

Barzanistan’la yeni sınır kapıları açılıyor. Daha da önemlisi bu sınır kapılarının çevresi serbest bölge ilan ediliyor. Bu fiilen sınırın da değişmesi demek. ABD 2003’te “Irak’ın kuzeyi ile Türkiye’nin güneydoğusu tek bir ekonomik bölge” olmalı demiş ve 2009’da da “Nitelikli Sanayi Bölgesi” kurulmasını istemişti. AKP buna uygun resmi düzenlemeleri aşama aşama yerine getirdi.

Ve bu gelişmeyle bağlantılı olarak AKP Hükümeti “Sınır Güvenliği Teşkilatı” için düğmeye bastı. Sınır güvenliği de TSK’den alınmış olacak! (Hürriyet, 11 Mayıs 2012)

4. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, daha bir yıl önce Hakkâri’de “Avrupa’da kabul edilen yerel yönetimler özerklik şartını aynen kabul edeceğiz” diyerek “yol haritası” görevine başlamıştı!

5. 4+4+4’lük eğitim sistemiyle, Kürtçe artık seçmeli ders oldu. Ancak CHP “yetmez ama evet” diyor. Nitekim Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a sunduğu 10 maddelik pakette “Talep eden yurttaşlarımıza anadil öğrenimi olanağı sağlayacağız” diyor.

6. Önce Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç konuştu ve “PKK silah bırakırsa Öcalan’a ev hapsi değerlendirilir” dedi. Ardından CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu “dörtlü uzlaşma olursa, Öcalan’a ev hapsi olabilir” dedi. Üçü uzlaşmıştı, yanlarına MHP’yi de istiyorlardı!

ERDOĞAN’IN SURİYE GÖREVİ

AKP’nin sesi gibi yayın yapan gazeteler, Erdoğan ile Obama görüşmesine şu başlığı atmışlar: “İki lider, Suriye’de, akan kanı durduracak.”

Aynı saatlerde Kuzey Irak’tan sınırımıza giren 300 PKK’li, Türkiye’de kan akıtıyor ve 8 askerimizi şehit ediyordu…

Tekrar vurgulayalım: 1. Açılım’la Türkiye’ye himaye ettirilen ve kuzeye büyüyen Barzanistan, 2. Açılım’la Suriye’nin kuzeyinde Akdeniz’e açılmak ve “Büyük Kürdistan” yapılmak isteniyor. Dağlıca’da 8 şehit vermemiz, bundandır!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
21 Haziran 2012

, , , , , ,

Yorum bırakın

4 MADDELİK ÇÖZÜM PLANI

Dağlıca’da 8 askerimiz şehit oldu… Malum çevreler yine “tam barış geliyordu, bozdular” demeye başladı. Yazıya oturduğumuzda, henüz “Ergenekon”u işaret eden olmamıştı!

Ancak bir kısım akılsız ve vicdansız, terörü, terörist saldırıyı “provokasyon” diye yorumlamaya başlamıştı bile. PKK’nin içine sızan provokatörlerden şikâyet edebilmek ancak Açılımcılara yakışır zaten! Sanırsın PKK, silahlı bir örgüt değil de kanarya sevenler derneği! Artık Karayılan’la oturur, PKK’deki provokatörlere yönelik soruşturma başlatırlar!

ANKARA’NIN YOL HARİTASI

Babasını 1,5 yaşındayken teröre kurban vermiş 19 yaşındaki bir kardeşimiz dün haykırıyordu telefonda, “çözümü yaz” diyordu. Akil adamsız, Açılımsız ve Oslo’suz çözümü yazalım:

1. Türk devleti, Irak’ın kuzeyindeki yapıya, PKK yöneticilerini teslim etmesi ve kampları boşaltması için 72 saat süre tanıdığını dünyaya ilan etmeli ve gereğini yapmalıdır!

2. Türkiye, ABD’nin Kürt planını bozmak için İran, Irak ve Suriye ile bu temelde bir ittifak kurmalı ve ortak askeri çözümle, “ikinci İsrail”i yıkmalıdır!

3. Dört ülke, ABD’nin “Büyük Kürdistan” planını bozduktan sonra, bölgede bir Türk – Kürt – Arap – Fars kardeşliği oluşturmak için bölgesel bir birliktelik kurmalıdır! Türk – Kürt, Arap – Kürt ve Fars – Kürt sorunları üzerinde emperyalist müdahalelerin bir daha yaşanmaması için birlik temelli eşitlikçi siyasal çözüm uygulanmalıdır!

AKP ÇÖZÜM DEĞİL SORUNDUR!

Bu üç aşamalı yolun ilk iki aşaması geçmiş dönemlerde asgari seviyede uygulandı ve başarı da kazandı. Örneğin Türk Ordusu 1995’te bölgeye düzenlediği Çelik Harekâtı’yla ABD’nin kukla yapısını dağıttı, CIA peşmergeleri Guam’a taşınmak zorunda kaldı. Örneğin 1998’de İran ile güvenlik anlaşmaları imzalanarak, PKK’ye karşı ortak mücadele verildi vs.

Ancak bugün, kimin hangi iradeyle yapabileceği meselenin düğümlendiği noktadır. O da çözüm planının 4. ve en önemli maddesidir.

Zira Türkiye’yi yöneten AKP hükümeti, Barzani’ye bu ültimatomu verecek siyasi pozisyonda değildir; tersine Barzani ile birlikte Maliki’ye düşmanlık yapmaktadır! AKP hükümeti, değil Suriye ile ittifak kurmak, tersine Suriye rejiminin yıkılması için çalışmaktadır. AKP hükümeti, İran ile ittifak bir yana, tersine İran’ı hedef alan Atlantik planlarında rol almakta, İsrail’e kalkan olacak ABD radarlarına ev sahipliği yapmaktadır.

Ve en önemlisi AKP hükümeti, ABD’nin stratejik piyonları PKK ve Barzani’yle mücadele edemez, zira kendisi de ABD’nin Ortadoğu’daki bir diğer taşeronudur!

ÇÖZÜMÜN ADRESİ İŞÇİ PARTİSİ

Hiç lafı dolandırmadan belirtelim: Türkiye AKP hükümetinden kurtulmadıkça ve Türk milleti AKP hükümetini yıkmadıkça daha çok şehit veririz. Ankara’dan değil de Washington’dan yönetilmenin sonuçları ortadadır. Bin yıldır birlikte yaşayan Türk ile Kürt’ü birbirinden tamamen koparacak Açılım’lara son vermenin yolu önce Ankara’yı yeniden iktidar yapmaktır!

Tıpkı Cumhuriyet gibi CHP de yıkılmıştır; AKCHP ve F tipi CHP olmuştur. Öcalan’a ev hapsi isteyen, Öcalan’ın akil adamlarını çözüm sanan bir CHP’nin millete bir hayrı artık yoktur.

Tek yol, Cumhuriyet’i yeniden kurmak, Atatürk’ün altı okunu yeniden iktidar yapmaktır. Bu program, birikim ve siyasal irade bugün Türkiye’de sadece İşçi Partisi’nde vardır.

Kılıçdaroğlu’nu Atatürkçü yapmaya enerji harcayan yurtsever CHP’li milletvekilleri, bu enerjilerini artık Kuvvayı Milliye ruhunun olduğu yeri büyütmeye harcamalıdır.

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
20 Haziran 2012

, , , , , , ,

1 Yorum

AKP – PKK ARASINA CEMAAT Mİ GİRDİ?

Başbakan Erdoğan’ın “PKK silah bırakırsa, operasyonları durdururuz” demesinin ardından, son 10 güne damga vuran şu gelişmeler yaşandı: CHP genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, içinde Öcalan’ın akil adamlar önerisinin de yer aldığı “çözüm” paketini Başbakan Erdoğan’a sundu. Leyla Zana, “Ben Erdoğan’ın bu işi çözeceğine inanıyorum” dedi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç “PKK silah bırakırsa, Öcalan’ın ev hapsi gündeme gelebilir” müjdesi verdi. Erdoğan, Fethullah Gülen’i “gel de gör” dercesine yurda çağırdı. Gülen, “Türkiye emin ve güvenilir değil” diyerek, dönmeyeceğini söyledi.

Son olarak da Kürt Açılımı sürecinin “akil adamlarından” eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş, uluslararası bir uyarıda bulundu: “Erdoğan, Kürt sorununu çözemezse Türkiye parçalanır. Ama ülkeden önce parçalanacak olan kendi partisi olacaktır!”

Bu açıklamaların toplamı her şeyden önce şu gerçeği ortaya koyuyor. Mesele, Türkiye’nin değil ABD’nin ihtiyaçları düzleminde ele alınıyor ve yürütülüyor! Taraflar arasındaki ittifakların da, sürtüşmelerin de kaynağı ve nedeni, ABD’nin ihtiyaçlarıdır!

OSLO’YU KİM HANÇERLEDİ?

Radikal yazarı Avni Özgürel’in PKK’nin 2. adamı Murat Karayılan’la yaptığı ancak gazetesinin yayınlamadığı röportaj bu nedenle önem kazandı. Karayılan, 2012 bitmeden meselenin çözülmesi gerektiğini vurguladığı röportajın satır aralarında dikkat çeken suçlamalar ve tespitler yapıyor.

Karayılan açıkça cemaati suçluyor ve AKP ile PKK’nin arasına cemaatin girdiğini belirtiyor: “Bir güç aramıza girdi. Aslında sivil toplum kuruluşudur. Orayı çok açmayayım. Açsam herhalde bazı çevreler rahatsız olabilir. Yani Oslo’dan bahsediyorum.”

Karayılan, Oslo sürecinin 1 değil 3 yıl olduğunu ve karşılıklı saygı temelinde sürdürüldüğünü de özellikle belirtiyor; sürecin “Başbakan Erdoğan’ın kararıyla Milli Güvenlik Kurulu çerçevesinde yapılmış müzakereye dayandığını” vurguluyor.

Karayılan “sürecin başlamasıyla birlikte KCK davasının ortaya atılmış olması ise tam bir hançerlemeydi” diyor.

OSLO KASETLERİNİ KİM ÇALDI?

Oslo kayıtlarının ortaya çıkması, Hakan Fidan’ın “Başbakan’ın özel temsilcisi” sıfatıyla masada bulunduğunu PKK’lilere belirtmesi, dahası Erdoğan ile Öcalan’ın yüzde 95 anlaştıklarını müjdelemesi, haliyle en çok Erdoğan’ı zor durumda bırakmıştı.

O dönemde kasetin PKK tarafından sızdırıldığı da iddia edilmişti. Karayılan kendilerinin sızdırmadığını bir kez daha belirtiyor: “Biz o kuruma (MİT) gerekli bilgileri verdik. Yani bundan kesinkes emin olabilirsiniz ki, burada sızma söz konusu değildir, bizim tarafımızdan ifşa edilmemiştir.”

Hatta Karayılan, MİT’e “gelin soruşturun” da demiş: “İsterseniz gelin soruşturun… Onlar da dediler ki, ‘biz sizin bu sarf ettiğiniz, belirttiğiniz şeyleri, biz samimi gördük’ dediler.” Nitekim Karayılan, Oslo süreci başlarken uyarıldıklarını, bu nedenle süreci sadece 11 kişinin bildiğini belirtiyor.

CIA – CEMAAT OPERASYONU MU?

Peki, o zaman konuşmalar nasıl sızdı? Karayılan, PKK – MİT istişaresinden sonra ortaya çıkan sonucu şöyle özetliyor: “Ama nihayetinde anlaşıldı ki, aslında devletin kendi içinde farklı eğilimdeki grupların işidir. Yani aslında MİT’ten bir biçimde çalınmıştır.”

Karayılan bu operasyonu anlatırken dikkat çekici ayrıntılardan bahsediyor: “O noktada uluslararası bir organizasyon işe karışmış olabilir mi onu bilemem. Benim tahminimi sorsanız bence oradan bir şekilde alındı. Özellikle polisin bizi işaret etmesi… Bu bizdeki kanaati kesinleştirdi ki o zaman bunlar ya MİT’ten almış ya da uluslararası bir kurumdan almış, dedik.”

STRATEJİK PİYONLUĞUN SONUÇLARI

AKP ve PKK’nin CIA koordinatörlüğünde (ABD – İngiltere) müzakere etmesi, CIA’nın kaseti cemaat üzerinden sızdırması, PKK’nin MİT’e “gel bizi soruştur” demesi, PKK ile MİT’in “samimi ilişkileri”, AKP’nin cemaati “devlet içinde devlet” diye nitelemesi…

Tüm bu pespayelik, tarafların ABD’nin stratejik piyonluğunu kabul etmesindendir! Ve ABD de, piyonlarını kimi zaman masaya oturtarak, kimi zaman tokuşturarak, bazen havuç bazen sopa olarak kullanarak, hedefine ilerliyor!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
19 Haziran 2012

, , , , , , , , , ,

Yorum bırakın

DİYARBAKIR MUTABAKATI

Leyla Zana’nın Hürriyet’e “Ben Erdoğan’ın bu işi çözeceğine inanıyorum. Buna dair umudumu da, inancımı da asla yitirmedim.” demesi, Oslo mutabakatının genişletilmesi hamlesidir!

Erdoğan ile Öcalan arasındaki yüzde 95’lik mutabakat, geçen hafta Kemal Kılıçdaroğlu’nun Öcalan’ın önerilerini bir çözüm paketi yapıp AKP’ye sunmasıyla, Ankara mutabakatına dönüşmüştü. Şimdi Diyarbakır’a uzatılmaya çalışılıyor.

Çünkü Oslo mutabakatı, Ankara’da AKP – CHP mutabakatına, Diyarbakır’da da AKP – BDP mutabakatına dönüştüğü oranda hayata geçecektir.

BOP DENKLEMİ

Peki, Leyla Zana nezdinde Başbakan Erdoğan’ı umut yapan nedir? Erdoğan hangi işi çözecektir?

O iş, her iki tarafın da önüne konulan “Diyarbakır’ı merkez yapma” işidir! Başbakan Erdoğan’ın daha 14 Şubat 2004’te Kanal D ekranından ilan ettiği “ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi içinde, Diyarbakır’ı bir merkez yapma” görevidir!

Meselenin bu esasını görmeyip, Leyla Zana’nın sözlerine AKP’den destek, BDP’den eleştiri gelmesine dikkat kesilenlere anımsatalım.

Bakın Zana ne diyor Hürriyet’e: “AK Parti’deki Kürt milletvekilleri duyguda Kürt, düşüncede Kürt değildir. BDP’dekiler ise düşüncede Kürt, duyguda değil. İkisi de olaya yarım yarım bakıyor.” Yani Zana, Diyarbakır’ı merkez yapmak için AKP artı BDP formülüne dikkat çekiyor.

Tıpkı 12 Eylül halkoylamasındaki gibi… Anımsayalım: AKP anayasa değişikliğine “evet” diyor, BDP ise “boykot” ediyordu…  BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ise AKP’yle sert tartışmalara rağmen, evet ile boykotun toplamının “çözüm” olduğunu belirtiyordu: “Diyarbakır’dan çıkacak olan ağırlıklı boykot ve evettir. Her ikisin toplamının anlamı ise ‘Kürt sorununa çözümü istiyoruz’dur. Başka anlam çıkmaz.” (Milliyet, 7 Eylül 2012)

Yani AKP + PKK/BDP + CHP = BOP içinde Diyarbakır’ı merkez yapmak!

TÜRKİYE HİMAYESİNDE KÜRDİSTAN

Leyla Zana’nın “Başbakan’da bu cesaret var. Mesela Öcalan İmralı’dan alınıp bazı kesimlerle temas edebileceği bir ev hapsine alınabilir” demesi ve “5 yıl daha niye bekleyelim” şeklinde sorması, onu artık Kılıçdaroğlu’nun akil adamı yapmaktadır.

Ama daha önemlisi, bu mesajların Oslo’daki koordinatör ülkeye ait olmasıdı. Nitekim Zana’nın Hürriyet mesajından iki gün önce ABD’li diplomatlarla görüştüğü ve ABD’nin Zana’ya iki mesaj verdiği belirlendi. (Vatan, 15 Haziran 2012)

Bu acelenin, hızla bir araya gelmelerin ve mutabakatların nedeni ise ABD’nin genel bölge planlamasıdır: “Irak’ın kuzeyindeki yapıyı Ankara himaye edecek, bu yapı bir yandan Suriye’nin kuzeyinden Akdeniz’e açılacak, diğer yandan da Diyarbakır’a genişleyecek.”

İran’dan petrol almaması karşılığında önüne Kuzey Irak petrolleri havucu konulan Türkiye’nin 2012 yılında toplam 900 şirketle Kuzey Irak’ta bulunması, ki bu bölgedeki tüm şirketlerin yarısıdır, ve toplam ihracatının yüzde 7’sini buraya yapması, “Irak’ın kuzeyi ile Türkiye’nin güneydoğusu tek bir bölgedir” diye dayatılan projeyle ilgilidir.

Ankara’nın geçen ay Bağdat’a rağmen Erbil’le yaptığı boru hattı anlaşmasıyla ilgili Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın söyledikleri meseleyi özetlemektedir: “Türkiye, Bölgesel Kürt Yönetimi’nin Batıya açılan kapısı olarak görülmelidir.” (Akşam, 21 Mayıs 2012)

TÜRK’SÜZ HÜRRİYET VE ANAYASA

Leyla Zana’ya bu açıklamaların Hürriyet’ten yaptırılması, bu büyük mutabakata TÜSİAD’ın da dâhil edildiğini göstermektedir.

Zana’nın Enis Berberoğlu’na “Hürriyet kendine yakışan bir şekilde Hürriyetçi bir mantıkla logosunu artık değiştirmeli ve ‘Türkiye Türklerindir’ yerine ‘Türkiye Türkiyelilerindir’ deme büyüklüğü göstermeli” demesi o nedenledir.

Ki bu değişiklik önce Hürriyet’te yapılmalı, ardından da Yeni Anayasa’da!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
16 Haziran 2012

, , , , , , , ,

Yorum bırakın

OSLO’DAN ANKARA MUTABAKATINA

Erdoğan ile Öcalan arasındaki Oslo mutabakatı, Kılıçdaroğlu’yla üçlü mutabakata dönüştürülmüştü. Şimdi sırada mutabakatı Bahçeli ile büyütmek var! Bakın Oslo mutabakatı 5 adımda nasıl genişletildi?

ERDOĞAN – ÖCALAN MUTABAKATI

1.) AKP ile PKK arasında yapılan müzakereler, “koordinatör ülke” gözetimindeki 5. Oslo görüşmesinde mutabakatla sonuçlanmıştı. Masada bizzat Başbakan Erdoğan’ın özel temsilcisi sıfatıyla bulunduğunu belirten MİT Müsteşarı Hakan Fidan, PKK yöneticilerine Öcalan ile Erdoğan’ın “yüzde 95 anlaştığını” müjdeliyordu. (AKP’nin ve geçmiş hükümetlerin PKK ile müzakereleri için lütfen Kaynak Yayınları’ndan çıkan “Hükümet – PKK görüşmeleri” isimli kitabımızı inceleyiniz.)

UZLAŞMA KOMİSYONU

2.) Oslo mutabakatının merkezinde “bölünme anayasası” vardı! “Koordinatör ülke”nin AKP ile PKK’yi mutabık kılarak Türkiye’ye dayattığı “yeni Anayasa” için artık TBMM görevlendirilmeliydi. “Erdoğan – Öcalan anayasası” CHP ve MHP yoluyla milletin meclisine benimsetilmeliydi!

TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in başkanlığında AKP, CHP, MHP ve BDP’den üçer milletvekilinin dâhil edildiği bir “uzlaşma komisyonu” kuruldu. 12 milletvekili, sanki anayasa yapıyorlarmış gibi toplandılar aylarca… Oysa “bölünme anayasası” hazır ve Başbakanlıkta bekletiliyordu!

“Türk olmayan yeni anayasa” gerçeği anlaşıldıkça, CHP ve MHP içinden itirazlar yükseldi. “Koordinatör ülke” çözümü anında buldu: Masadan ilk kalkanın ebe olacağı bir oyun başladı böylece…

ERDOĞAN – ÖCALAN – KILIÇDAROĞLU MUTABAKATI

3.) Sürecin belli bir aşamasında “yeni anayasa” gereği ülkenin yönetiminin de değişeceğinden hareketle “başkanlık sistemi” meselesi gündeme getirildi… Tam başkanlık, yarı başkanlık, partili Cumhurbaşkanı gibi modellerle kamuoyu ısıtıldı, alıştırıldı!

4.) Artık Erdoğan ile Öcalan arasındaki Oslo mutabakatına CHP de bütün gövdesiyle dâhil edilmeliydi. Gerçi Kılıçdaroğlu, “Yeni CHP” Genel Başkanı olarak çoktan mutabıktı! Ancak görmek istemeyenler ile sürece direnen CHP’liler de vardı. Kılıçdaroğlu artık daha açık hamlelere geçecekti.

Kılıçdaroğlu, Öcalan’ın 2007’de ortaya attığı “akil adamlar” ve “hakikatleri araştırma komisyonu” gibi önerileri dosyasına koyup, Erdoğan’a çıktı! Artık Erdoğan – Öcalan mutabakatı, Kılıçdaroğlu’yla genişlemiş ve üçlü mutabakat oluşmuştu!

ERDOĞAN: ÖNCE MHP’Yİ İKNA EDİN

5.) Kuşkusuz “koordinatör ülke” projelerinde Erdoğan daha deneyimliydi. Erdoğan, Öcalan’ın fikirleriyle kendisine gelen Kılıçdaroğlu’na “önce MHP’yi ikna edin” dedi!

Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’na söylediği şu sözleri CHP ve MHP tabanı sorgulamalıdır: “BDP başlattığınız süreci olumladığını açıkladı. MHP Genel Başkanı ise önerdiğiniz konuya katkı vermeyeceği açıklaması yaptı. Oysa TBMM’de ‘toplumsal mutabakat komisyonu’nun kurulması için MHP’nin ikna edilmesi gerekiyor. Eğer temaslarınız MHP’nin iknasıyla sonuçlanırsa biz de komisyonun parçası oluruz.” (Hürriyet, 7 Haziran 2012)

ANKARA MUTABAKATI

“Toplumsal mutabakat komisyonu” dedikleri, Oslo mutabakatıdır! AKP önce PKK/BDP ile anlaşmış, ardından da “yeni CHP” bu mutabakata dâhil edilmiştir! Sırada MHP vardır! Bahçeli’nin en kritik zamanlarda aldığı tutum göz önünde bulundurulursa, “yeni MHP” de mutabıktır! (Emcet Olcaytu’nun Kaynak Yayınları’ndan çıkan “Devlet Bahçeli’nin dokuz sabıkası” kitabını inceleyiniz)

Erdoğan ile Öcalan arasındaki Oslo mutabakatı, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli ile Ankara mutabakatına dönüştürülüyor…

Ancak, bakalım Türk milleti mutabık mı?

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
8 Haziran 2012

, , , , , , ,

Yorum bırakın

KİM, KİMİN AKİL ADAMI?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, içinde “mutabakat komisyonu” ve “akil adamlar grubu” gibi önerilerin de olduğu 10 maddelik “teröre çözüm” paketini, bugün başbakan Erdoğan’a sunuyor. Böylece Kılıçdaroğlu, din ve darbe meselelerinden sonra, Kürt meselesinde de AKP’nin kozlarını elinden almış olacak!

Anımsarsınız, Kılıçdaroğlu, din konusundaki hamlesiyle turbanın ilköğretim okullarına kadar girmesini sağlamış, darbe konusundaki hamleleriyle de AKP’nin TSK karşıtlığını bile aratır olmuştu! Bakalım, Kılıçdaroğlu’nun Kürt meselesine el atması, neyle sonuçlanacak?

ÖCALAN-ERDOĞAN-KILIÇDAROĞLU MUTABAKATI

Aslında bu “akil adamlar grubu” önerisi, Oslo’da ortaya çıkan mutabakatın genişlediğini gösteriyor. Oslo’da Erdoğan ile Öcalan yüzde 95 anlaşmıştı. Şimdi mutabakata Kılıçdaroğlu’nun da dâhil edildiği anlaşılıyor…

Nereden mi çıkardık? Gelin şu “akil adamlar grubu” meselesinin aslına bakalım:

Öncelikle “akil adamlar” konusunun, Kılıçdaroğlu tarafından daha önce de gündeme getirildiğini anımsatalım. Başbakan Erdoğan’ın özel temsilcisi olan MİT’çilerle PKK yetkililerinin Oslo’da görüştükleri ortaya çıktığında ilginç bir şey olmuştu… Normalde ana muhalefet partisi liderinin, suçüstü yakaladığı Başbakan’ın üzerine gitmesi, onu köşeye sıkıştırması gerekirdi.

Ama Kılıçdaroğlu karşı çıkıyormuş gibi yapıp, Erdoğan’a can simidi uzatmıştı! Kılıçdaroğlu, Fatih Altaylı’ya, PKK’yle MİT’in değil “akil adamların” görüşmesi gerektiğini söylemişti. (HaberTürk TV, 7 Haziran 2011)

AKİL ADAMLAR, ÖCALAN’IN ESERİ

Tabi işin tuhaflığı şuydu: “Akil adamlar” fikrinin asıl sahibi Öcalan’dı. Kılıçdaroğlu da, Öcalan’ın önerdiği akil adamların, Öcalan’la görüşmesini istemiş oluyordu!

Öcalan bu “akil adamlar” fikrini Aralık 2007’de ortaya atmıştı: “Akil adamlar komisyonu kurulmalıdır. Bu akil adamların kimlerden oluşacağı çok önemli… Ben sadece biz seçelim, bizim seçtiğimiz insanlardan oluşsun demiyorum. Devletin de seçeceği kişilerden oluşan bir komisyon olur. Örneğin İlter Türkmen olabilir. Bu komisyona Aahtisari gibi, ki özellikle onu öneriyorum, insanlar bulunmalı. Bunlar gelip benimle de görüşürler.”

KOORDİNATÖR ÜLKE TEMSİLCİLERİ

Öcalan’ın “akil adamlar” için özellikle önerdiği Marti Aahtisari, sonradan Türkiye’ye gelmiş ve Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile bu konuyu görüşmüştü!

Peki, “akil adamlar grubu” Aahtisari ile İlter Türkmen dışında kimlerden oluşacaktı? Bu ikisi Öcalan’ın kontenjanıydı… Ya AKP’nin, CHP’nin, Gül’ün akil adamları kimlerdi?

O dönemde, gündeme başka isimler de geldi… Örneğin Cengiz Çandar, Hasan Cemal ve Sezgin Tanrıkulu…

Murat Karayılan’la görüşmelerinin Cumhurbaşkanı temsilcisi sıfatıyla yapıldığı konuşulan Hasan Cemal, kuşkusuz Gül’ün akil adamıydı… Çandar, muhtemelen üçüncü tarafın, yani Oslo’daki adıyla “koordinatör ülkenin” temsilcisi olacaktı.

Ya Sezgin Tanrıkulu? Şimdilerde CHP Genel Başkan Yardımcısı da olan Tanrıkulu’nun elbette CHP’nin akil adamı olduğu düşünülür… Ancak Tanrıkulu’nun, Wikileaks’in yayımladığı belgelere göre “gölge CIA” olan Stratfor’un TR705 nolu kaynağı olması, onun da “koordinatör ülke” temsilcisi olduğunu düşündürüyor.

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
6 Haziran 2012

, , , , , , , , ,

Yorum bırakın

ULUDERE İSTİHBARATINI KÜRTAJCI DOKTORLAR VERDİ

Başbakan Erdoğan’ın “her kürtaj bir Uludere’dir” sözleri büyük ilgi çekti. Başbakan Erdoğan’ın sezaryene karşı çıkmasını yerinde buluyoruz ancak kürtaj ile Uludere arasında bağ kurmasını, en iyimser ifadeyle, İdris Naim Şahin’e verilmiş, “her alanda en iyi benim” mesajı olarak anlıyoruz!

Yalnız mesele kürtaj ile Uludere bağı kurularak kapanmayacak gibi anlaşılıyor. Zira Uludere’yi Suriye’ye, kürtajı da Ergenekon’a bağlamaları yakındır!

KÜRT SORUNU BİTMİŞ!

Erdoğan’ın o konuşması, haliyle bu tarihe geçecek saptaması üzerinden konuşuldu hep. Ancak o konuşmada bizi daha çok ilgilendiren, Erdoğan’ın “Kürt sorunu bitmiştir” demesiydi.

Oysa PKK’nin saldırılarını, üstelik yeni bir tarzla tırmandırması, Erdoğan’ın iddiasıyla çelişiyor. Ya da Hakan Fidan’ın Oslo müzakerelerinde belirttiği üzere, Erdoğan ile Öcalan yüzde 95 mutabıktır ve Başbakan buna dayanaraktan kesin konuşmaktadır.

CIA – MOSSAD TARZI

PKK’nin Kayseri Pınarbaşı Emniyet Müdürlüğü’nde patlattığı bomba, kuşkusuz yeni bir saldırı tarzına işaret ediyor. Nitekim Mehmet Faraç 10 gün önce uyarmış ve bu yeniliğe dikkat çekmişti.

PKK’nin Muş – Varto’da bir astsubayı sırtından vurması, Hakkâri’de işçi öldürmesi bu tarz değişikliğinin başka işaretleridir. Öte yandan PKK, devlet görevlilerini hatta AKP’li yöneticileri de kaçırmaktadır.

Öncelikle saptayalım: Bu tip eylemler, CIA – MOSSAD tarzıdır!

Ve hem PKK’yi kimin kontrol ettiğini ortaya koymaktadır hem de bu eylemlerle asıl neyin amaçlandığını…

MÜZAKEREDE EL GÜÇLENDİRME HAMLESİ

PKK’nin bu yeni tarzı ile saldırılarını yükseltmesi zamanlaması bakımından önemlidir ve öncelikle “acaba PKK hükümeti yeniden masaya mı oturtmaya çalışıyor?” diye düşündürtmektedir.

Ancak birincisi Başbakan Erdoğan’ın son dönemde sık sık “terörle mücadele, siyasetle müzakere” mesajı vermesi, ikincisi bir AKP’li milletvekili üzerinden “PKK’ye genel af meselesinin” gündeme getirilerek kamuoyu tepkisinin ölçülmesi ve üçüncüsü de hükümete yakın kimi kalemlerin iki aydır PKK’yle müzakerenin yeniden başladığını belirtmeleri, bu saldırılara başka bir anlam yüklüyor.

Açık ki, PKK müzakere masasında elini bu saldırılarla güçlü tutmaya çalışıyor! Yeni Anayasa’da, Yeni Türkiye’de yer istiyor.

ABD BU İŞİN NERESİNDE?

Ancak hükümet PKK saldırılarını başka türlü görmek istiyor, daha doğrusu başka türlü yorumlanmasını istiyor. Örneğin İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Kayseri’deki bombalı saldırıyı düzenleyen teröristlerin Suriye’den giriş yaptığını, sınır ötesi bağlantıları tespit ettiklerini açıkladı.

Sanki PKK bugüne kadar Kayseri’de ikamet ediyordu da, sınır dışından giriş yapması o yüzden şaşırttı! Şahin’in açıklamalarının “canlı bombalar Suriye’den” başlığıyla verilmesi, zaten asıl niyeti ortaya koyuyor.

PKK Kandil’de, Kandil Kuzey Irak’ta, Kuzey Irak Barzani kontrolünde, Barzani Ankara’da, Gül ve Erdoğan’ın kanatları altında, Ankara Washington kontrolünde… Ama Suriye’ye saldırmak isteyenler, PKK’yi Beşar Esad’ın yönettiğinde ısrarlı!

O nedenle elbette “her kürtaj bir Uludere’dir!”

Ki zaten Uludere istihbaratını da kürtajcı doktorlar vermiştir!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
28 Mayıs 2012

, , , , , , , , , ,

Yorum bırakın

NEVRUZ RESTLEŞMESİNİN NEDENİ

Daha düne kadar, koluna bir de asker takarak lastikten atlayan AKP, bugün neden Nevruz yasakçılığına soyundu?

PKK ile masaya oturan, Öcalan’la protokol müzakeresi yapan, Habur’dan giren PKK’lilere selam duran, askerinin sınır ötesi operasyonuna engel olan AKP’nin bu yılki Nevruz takıntısı, haliyle kafalarda soru işareti yarattı.

AKP – PKK İÇİN “BARIŞ” MASASI

Doğrudan söyleyelim: Taraflar, “barış masasına” oturmak için, önce kavga ediyorlar!

“Barış masası”ndan kastımız, ABD’nin “yeni Türkiye”yi taraflara bölüştürme masasıdır. Ve o masada “barış” yapılabilmesi için kavganın büyük olması gerekir; daha doğrusu, kamuoyunun buna ikna edilmesi istenmektedir.

Masada “yeni Türkiye” için “yeni anayasa” vardır, başkanlık sistemi vardır, 2. Açılım vardır, demokratik özerklik vardır, KCK’lilere ve hatta Öcalan’a af vardır…

İşte bu yıl ki Nevruz, AKP – PKK görüşmelerine yeniden başlayabilmek için kullanılmıştır.

Hem de göstere göstere…

Anımsayalım:

KARŞILIKLI PASLAŞMALAR

PKK’nin iki numarası Murat Karayılan 13 Mart’ta yaptığı açıklamada Nevruz’u “isyanın zafere ulaştığı gün” olarak nitelemişti. Öyle olması için de önce kitleselleşmesi gerekliydi. Kitleselleşmesi için de Kürtlerin tahrik edilmesi ve bayramın yasaklanması gerekirdi…

Oysa geçen yıllarda Nevruz kavgasız, gürültüsüz, üstelik 21 Mart dışındaki günlerde de kutlanmıştı.

Ancak AKP bu kez yasakladı! Hem de örneğin valiliğin önceden izin verdiği kimi illerde doğrudan İçişleri Bakanlığı’nın talimatıyla…

Böylece AKP, tam da PKK’nin istediği ortamı sağlamış oldu. Üç gündür izliyoruz o sahneleri…

Bir yanda yumruklanan Ahmet Türk, bir yanda öldürülen Polis! Tam da Türk ve Kürt’ü karşı karşıya getirecek, düşmanlık yaratacak sahneler…

Nitekim Karayılan önceki gün yaptığı açıklamada AKP’nin pasına gol vuruşu denedi: “Halkımız Nevruz’u çıkışın başlangıcı yapmalı. Onların sistemini reddediyoruz. Askere gitmeyi, Türkçe konuşmayı, vergi vermeyi artık sonlandırmalıyız.”

İşte “barış masası” bu pazarlıkların yeri olacak!

PKK’NİN NEVRUZ KARTI

PKK elbette Nevruz’u kullanacaktır, Nevruz’dan “bahar hamlesi” yaratmaya çalışacaktır. Ancak bu hamlenin yanıtı, Nevruz’u kitlelere yasaklamak olamaz. Bu yasağın, tersine PKK’ye koz verdiği ortadadır.

Sadece PKK’nin değil, Barzani’nin de o kitleden yararlanmaya çalıştığını anımsayınız. Öyle ki, geçen yıllarda kimi Nevruz’larda Barzani posteri, Öcalan posterinden daha fazlaydı!

Ve elbette PKK’nin etkilediği kimi kesimlerin bugün “Türk ve Kürt birliğinin” tam karşısında konumlandığı da ortadadır. Derdi birlik olan siyasetçi, Nevruz kadar, Afganistan’da şehit düşen askerlerimizin töreninde de saf tutardı! O askerlerimizin neden ABD taşeronu olarak Afganistan’a gönderildiğinin hesabı da, en iyi böyle sorulur zaten.

TÜRK ve KÜRT’ÜN SORUMLULUĞU

Türk’ü Kürt’ten, Kürt’ü Türk’ten ayırmaya yönelik hamleler daha da artacak. Şu üç günlük Nevruz olayları sonrasında kafalarda nasıl bölünüldüğü, gelen mesajlardan bile görülmektedir.

Ankara, Bağdat’ın hatasını yapmamalı. Bağdat Kürt’ü kaybettiği gün aslında ABD’ye yenilmişti.

Elbette Kürt Türk’e sırtını dönmemelidir. Ama daha önemlisi Kürt Türk’e sırtını dönüp gitmeye kalksa bile, Türk Kürt’ü omzundan tutup, “gidemezsin” demelidir.

Mustafa Kemal ve Diyap Ağa olma sorumluluğu, sırtımızdadır!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
22 Mart 2012

, , , , , ,

Yorum bırakın

KOD ADI: AKİL ADAM

Yeni CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Oslo sürecinin devam ettiğini, görüşmelerin ve pazarlıkların sürdüğünü açıkladı. (HaberTürk, Köşke bizim adayımız seçilir, 11 Mart 2012)

Kılıçdaroğlu’nun sürecin ilerletilmesine bir itirazı yok. Ancak pazarlıklarda kimin rol alacağına ilişkin başka bir önerisi var. Kılıçdaroğlu, PKK ile MİT yerine akil adamların görüşmesini istiyor.

Aslında Kılıçdaroğlu’nun bu önerisi yeni değil. Kılıçdaroğlu, Haziran 2011’de Fatih Altaylı’nın “Öcalan’la da görüşülebilir mi?” sorusuna şu yanıtı vermişti: “Sorunun çözümü Öcalan ile görüşmekse, gitsin görüşsün bu akil adamlar.”

Peki, nereden çıktı ve kimdir bu akil adamlar?

ÖCALAN ÖNERDİ, KILIÇDAROĞLUSAHİP ÇIKTI

Önerinin asıl sahibi Abdullah Öcalan.

Kemal Kılıçdaroğlu ise Öcalan’ın önerdiği akil adamların, Öcalan’la görüşmesini istiyor!

Öcalan Aralık 2007 ve Ocak 2008’de, avukatlarıyla yaptığı görüşmelerde ortaya atmıştı bu akil adamlar önerisini: “Akil adamlar komisyonu kurulmalıdır. Bu akil adamların kimlerden oluşacağı çok önemli. Ben sadece biz seçelim, bizim seçtiğimiz insanlardan oluşsun demiyorum. Devletin de seçeceği kişilerden oluşan bir komisyon olur. Örneğin İlter Türkmen olabilir. Demokratik ilkeler çerçevesinde silahlar bırakılabilir. Bu komisyonun belirleyeceği esaslar çerçevesinde gerekli adımlar atılır. Bu komisyona Aahtisari gibi, ki özellikle onu öneriyorum, insanlar bulunmalı. Bunlar gelip benimle de görüşürler.”

Öcalan’ın önerdiği kişilerden Finlandiya eski Başbakanı Martti Aahtisari’nin daha sonra Türkiye’ye geldiğini ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den başlayarak iktidar ve muhalefet liderleriyle görüştüğünü anımsatalım.

ÖCALAN’IN AKİL ADAMLARI

Öcalan’ın ardından PKK’nin iki numarası Murat Karayılan da “akil adamlar” meselesini AKP’nin önüne getirdi. Karayılan, Kürt Açılımı’nın aktörlerine Hasan Cemal üzerinden içinde “akil adamalar komisyonunun” kurulmasının da yer aldığı dört şart öne sürdü. Kandil, AKP’ye isim de önerdi: İlter Türkmen!

Sonraki süreçte Ahmet Türk ve Selahattin Demirtaş tarafından öneri daha da somutlaştırıldı ve kamuoyuna sunuldu. Bu esnada Aahtisari ve İlter Türkmen dışında “akil adamlar komisyonu” için ismi konuşulan kişiler arasında Hasan Cemal, Cengiz Çandar ve Sezgin Tanrıkulu da vardı…

TR705 KODLU SEZGİN TANRIKULU

12 Eylül döneminin Dışişleri Bakanı olan eski büyükelçi İlter Türkmen’in isminin “akil adamlar komisyonu”nda geçmesi anlamlı. Zira Türkmen, Dışişleri Bakanlığı’nın en Atlantikçi büyükelçisi diye bilinir. Türkmen’in kimliği nedeniyle bir heyetimizin Moskova ziyaretinde başına gelenler, Dışişleri’nin belleğindedir!

Üstelik İlter Türkmen’in babası Behçet Türkmen de, 1953 – 1957 yılları arasında Milli Amale Hizmetleri Reisliği yapmış ve MİT – CIA ilişkisinin temellerini atmıştı.

Bir diğer “akil adam” Sezgin Tanrıkulu ise her ne kadar 12 Eylül referandumu sırasında açıkça CHP’nin karşısında olmuşsa da, Kemal Kılıçdaroğlu tarafından Yeni CHP’de görevlendirilmiş ve hem milletvekili hem de CHP Genel Başkan Yardımcısı katına çıkartılmıştı.

İsmi o dönemde “akil adam” adayları arasında geçen Sezgin Tanrıkulu bugünlerde yeniden gündemde. Wikileaks’in yayımladığı belgelere göre, meğer Sezgin Tanrıkulu, “gölge CIA” olan Stratfor’un  TR705 kodlu kaynağıymış!

YENİ TÜRKİYE’NİN AKTÖRLERİ

ABD “Yeni Türkiye” planı yapıyor. AKP o plana göre PKK ile masaya oturuyor. Öcalan, hakem olarak “akil adamlar” öneriyor. Kılıçdaroğlu o akil adamların bazılarını CHP’ye monte ediyor. Sonra hep birlikte “akil adamları” masaya çağırıyorlar!

Bir yandan da “uzlaşma komisyonlarında” buluşup, “yeni Türkiye”ye, “yeni Anayasa” yapmaya çalışıyorlar!

Kimi dostlar ise hâlâ Cumhuriyet’in korunabileceğini ve CHP’nin kurtarılabileceğini umut ediyorlar. Cumhuriyet, ne kadar yeniden kurulmak zorundaysa, CHP’liler de o kadar “Kılıçdaroğlu’nu kazanmak” yerine, 6 ok programı hangi partideyse, orayı büyütmek zorundadırlar!

Mehmet Ali Güller
Aydınlık Gazetesi
16 Mart 2012

, , , , , , , , , ,

1 Yorum

WordPress.com'da ücretsiz olarak kendi web sitenizi oluşturun.Kendi web sitenizi oluşturun
Ücretsiz başlayın